SİMURG (ANKA KUŞU) KAF DAĞI’NDA…

       

                           

 
     

SİMURG (ANKA KUŞU) KAF DAĞI’NDA…

Maddi varlığını yok etmeyince (insana) bu dünyada rahat yoktur.

Simurga (Anka Kuşuna) baksana; ne tuzak ne de avcı (korkusu) var. (Râgıb Paşa)

 

Kaf Dağı “kanaat” tir aslında. Simurg, insanın ruhunu simgeler. Simurg, dünyaya tenezzül etmeyip Kaf Dağı’nda kanaati seçtiğinden rahattır.

Si-murg, “otuz kuş” demektir. Otuz ayrı kuşun rengini veya özelliğini taşıdığı için böyle isimlendirildiği söylenir. Yani Simurg aynı anda hem otuz kuştur, hem tek bir kuştur. Bu sebeple tasavvufta “kesrette vahdet” (çoklukta birlik) anlayışını temsil eder.

*       *       *       *       *       *       *

         Anka Kuşu, Dubai Kulesi’nden daha yükseklerde uçar ! J

                           

NEFSİN SIFAT VE MERTEBELERİ

 

        Nefsin bir çok mana ve sıfatları vardır. Nefs, insanın zatı anlamına gelir. Ayrıca ruh, hayat, can gibi manaları da vardır. Ayrıca, Emir âleminden olup yeri iki kaşın arası olan ve diğer latifelerle birlikte üzerinde zikir çekilen manevi sıfata da nefs denmiştir. İnsanın ruhu olan manevi cevhere “Nefs-i Nâtıka” da denir.

        İnsandaki bu nefs, varlık olarak bir tane olmakla birlikte sıfatları itibariyle bir çok ismi vardır. Nefsin bu sıfatları ve isimleri şunlardır:

 

1-   Nefs-i Emmare: Devamlı kötü işleri emreden nefis

demektir. Bu nefsin sıfatı, hep kötü işleri istemektir. Kötü işleri güzel görür, kalbi devamlı o tarafa çeker.Ahiret derdi, ölüm düşüncesi, hesap korkusu, azap kaygısı yoktur. Sadece keyfini, şehvetini, rahatını düşünür. Buna ulaşmak için helal haram diye bir sınır tanımaz; her yolu kullanmak ister. Kur’an-ı Hakim’de:

“Hiç şüphesiz nefis devamlı kötülüğü emreder. Rabbimin

acıyıp korudukları müstesna” (Yusuf 12/53) Âyeti, bu sınıftaki nefsi tanıtmaktadır.

        Kafirlerin, münafıkların ve devamlı günaha dalan kimselerin nefsi bu sıfattadır. Bunun tedavisi, samimi tövbe ve terbiyedir.

 

2-   Nefs-i Levvâme: Kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan

nefis demektir. Tövbe ve terbiye ile bir derece uyanan nefis, bu merhalede kendi işlediği kötülükleri önce zevk alıp yapsa da peşinden pişman olur, kendisini kınar, yapmamak için karar verir. Ancak günah önüne gelince, duramaz, yine içine düşer. Sonra yine pişman olur. İyilik ve kötülükler arasında bocalar durur. Eğer nefs, ilahi rahmet ve manevi bir feyiz ile desteklenirse, bu halden kurtulur. Kur’an-ı Hakim’de:

“Kıyamet gününe ve devamlı kendini kınayan nefse yemin

ederim ki…” (Kıyame 75/1-2) ayeti, bu sıfattaki nefse işaret etmektedir.

 

3-   Nefs-i Mülhime: İlham, feyiz ve keşfe ulaşan ve hayırda kalbe

yoldaş olan nefis demektir. Nefis tövbe ile günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulup itaate yönelirse, ilham ve feyiz almaya kabiliyet kazanır. Artık, haramdan kaçar, hayırlara koşar. İbadet ve zikirden lezzet alır. Kalbin ilahi aşk ateşi parlamaya başlar. Bu nur ile iyi ve kötüyü seçer. Ancak şeytan kalbine girmeye yol arar. Peşini bırakmaz. Günah ile kandıramazsa, ibadetleri içinde kandırmaya çalışır. Kendini beğendirir, insanları küçük ve değersiz gösterir. İçine azaptan emniyet hissi verir, Haktan koparmaya uğraşır. Bu mertebedeki Hak yolcusuna kamil bir mürşid nezaret ve yardım ederse, tehlikelerden kurtulur. Yoksa, gizli yollarla tehlikeli hallere düşme ihtimali mevcuttur.

 

4-   Nefs-i Mutmainne: Huzur bulmuş, sakin olmuş, rahatlamış,

ızdırabı dinmiş, şek ve şüphesi gitmiş nefis demektir. Bu mertebe, Yüce Allah’a dostluk yani velayet mertebesidir. Bu merhalede nefis, kalple birlikte bütün ilahi emirlere sevgi ile uyar. Şek ve şüphesi kalmaz. Izdıraplardan kurtulur. Manevi tecellilere ulaşır; feyizlenir, tatlanır, artık her işte Yüce Allah’ın rızasını hedefe alır. O’na teslim olur. İtaat süreklidir. Kur’an-ı Hakim’de:

“Ey mutmain olmuş (Allah ile huzur ve sükûna ulaşmış ) nefs!

Sen O’ndan razı, O da senden râzı olarak Rabbine dön. Gir salih kullarımın arasına, gir cennetime.” (Fecr 89/27) Ayetiyle anlatılan nefis, Allahu Teâlâ’nın aşkı ve zikri ile mutmain olmuş nefistir. Yine bu ayette aşağıdaki üç makama işaret edilmektedir.

 

5-   Nefs-i Râdiye: Allah’tan razı olan, O’ndan gayri her şeyi

gözünden silip atan ve sadece Rabbine nazar eden nefis demektir. Bu sıfata ulaşan nefis, kendi iradesini Yüce Allah’ın iradesine teslim eder. O’nun için sever, O’nun için kızar, O’nun için yaşar. Acı tatlı her şeyde ilahi rızayı arar, edebi korur. Herkese rahmet olur, kimseye sıkıntı vermez. Bütün insanlara şefkat gözü ile bakar.

 

6-   Nefs-i Merdiyye: Yüce Allah’ın kendisinden razı olduğu

nefistir. Bu nefis sahibi öyle terbiye olmuştur ki, ne yapsa Allah rızasına uygun olur. Günahları unutur; ilahi aşk denizinde yüzer, her şeyi ile âleme rahmet olur. Ona keşif ve keramet olarak ne verilse, o Allah rızasından başka bir şeye iltifat etmez. Bu makam büyük velilerin, ariflerin, kamil insanların makamıdır.

 

7-   Nefs-i Kâmile: Kamil, olgun, tertemiz, sâfi nefis demektir.

Bu makamdaki nefis sahipleri , Allahu Teala’nın en seçkin, en has kullarıdır. Onlar, ilahi aşkı ve edebi en üst düzeyde temsil eden kutup insanlardır. Onlar, Allah’ın yeryüzündeki delili ve gerçek peygamber varisidirler. Halkı irşad ile görevlidirler. Bütün güzel ahlakları bünyelerinde toplamışlardır. Gavs, kutup diye anılan zatlar bu makamdadır.

Onlar Yüce Hakkı sever; halk da onları sever. Onlar Allah’tan

korkar, halk da onlardan korkar. Onlar Yüce Allah’a hizmet eder; bütün âlem de onlara hizmet eder. Onlar, Yüce Allah’tan razıdır; kafir ve gafiller hariç, cümle âlem de onlardan razıdır.

         İşte tasavvuf terbiyesinin hedefi, bu kamil insanla buluşup kamil insan olmaktır. Bu yola giren ve kamil insanı kendisine rehber eden herkes, derece derece nefsini terbiye edip Yüce Allah’a yakın olur. Ebedi saadeti bulur. Bunun için ne yapılsa, ne kadar emek verilse azdır.

 

KAYNAK: Arifler Yolunun Edepleri, S.Muhammed Saki Haşimi,

Semerkand Yayınları, İstanbul, 2003

 

                                                                                  Kardelenx2012,

                                                                               (Gizem Bayraktar)

                                                                                      07.01.2010

           

                  KARDELEN KÜTÜPHANE LEVHASI

·        Sonra biz Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. (Kur’an:Meryem S.,72)

·        Kendilerine hidayet geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey sadece, öncekilerin başına gelenlerin  kendi başlarına da gelmesini yahut azabın ansızın kendilerini enselemesini beklemeleridir! (Kur’an:Kehf S.,55 )

·        Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah azizdir, hakimdir. (Kur’an, Fetih S.,7)

 

·        Dikkat edin,uyanık olun; kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur

       bulur !

       (Kur’an, Ra’d S.: 28)

                                 

About these ads