Latest Entries »

 

600X913_Jpg_Devlet icindeki Cetenin-Paralel Yapının İftira ve Tuzak Kurmada Nasıl Çalıştığı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2014-03-31-JPG_600X800_Sinsi ve Tehlikeli Gülen Cemaatinin Kötülükleri

 

 

 

TÜRKİYE’DEKİ RESMİ VE ÖZEL KURUMLARIN DİKKATİNE ! (SARI ALARM!)

SOSYAL,HUKUKİ,SİYASİ DÜZENİ BATAKLIĞA DÖNÜŞMÜŞ KAVİMLERİN HELAKI YAKLAŞMIŞTIR!

Ağustos 2013 tarihi itibariyle Dünya’daki bir çok ülke yanardağ gibi kaynıyor! Nedeni, çoğu ülkede adaletli sistemlerin değil zulmün egemen olmasıdır. Zulümler mazlumları ölümcül dövüşü göze alacak hale getirmiştir!

Örnek olarak 2001 yılından beri 27 zulme uğrayan Konya’da Özcan Ailesi bunları internet sitesine kaydetmiştir; Orada 55 kadar yolsuzluk kanıtlarıyla açıklanmıştır, hiç adalet var mı? http://gercekleryokolmaz.wordpress.com sitesindeki olayları inceleyenler insanlık ve adaletin olmadığını anlayacaklardır!

Bir ülkede milletvekillerinin 750 küsur suçları dokunulmazlık nedeniyle affedilirse orta düzey bürokratlar da kendi menfaat gruplarını kurarlar ve birbirlerinin yolsuzluklarına arka çıkarlarsa ve kanunlar sadece masum sade vatandaşlara acımasızca ve çarpıtılmış olarak uygulanırsa o ülke zalim ve lanetlidir!

Neredeyse her kurum kurnaz, zalim bir derebeyliği olmuş, bunlara kanun işlememektedir! Orta düzey bürokratlar yani genellikle kurum müdürleri, hem sade vatandaşları hem kaymakam ve valileri kandırmaya çalışmaktadırlar! Şimdi size en önemli bazı olayları açıklayarak zalim münafıkların karakterlerini haykıracağız! Mazlum vatandaşları korumak için adlarını baş harfleriyle vereceğiz:

   2012-05-29-Uçurum Kenarında Piknik Yapanlar

1-1990 Ağustosunda Konya’da bir delikanlı mahalle karakoluna giderek,”Şu kadın bela çıkaracak, gelin!” dediğinde komiser, “Git, o kadını …, ondan sonra gel!” diyerek görevini yapmamış, sonra çıkan kavgada şikayet eden oğlanın babası Y.A. bıçaklanarak öldürülmüştür!

2- 2003-2006 yılları arasında Yunak’ta çalışan öğretmen M.B., Konya Milli Eğitim Müdürlüğünde ziyarette iken eski atama şube müdürü yeni müdüre, “Hocam, bu işler şöyle yapılır; yeni atananı bir hafta beklet, arayan soran yoksa ver Yunak’a” (Uzak ve zorlu bir yer) diyerek torpil yaptırmayana işine gelen zulmü yap, demek istemiştir!

3- 2008 Aralık ‘ta Konya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne 3 sayfalık ahlaki öğüt verici faks yollayan öğretmen M.Ö.’a, eski müdür Halil Şahin, müfettişler Ali Osman Kaplan ve Adil Korkmazı piyon gibi kullanarak 2 disiplin cezası verdirmiştir! (Halbuki Anayasanın 26.maddesinde ifade özgürlüğü var.) Üstelik Adil Korkmaz,önce öğretmenin raporunu okuyunca, ”Herkes sizin gibi hakkını arasa!” deyip hak verdiği halde sonradan iki yüzlülük yapmıştır! Döneklik onlar için işin gereği bir şeydir!

4- 2009 yılında Konya’da İl Milli Eğitim Müdür Yrd.Nadi Soylu, mağdur olduğu bir davayı kazanan okul müdür yardımcısı İ.Ç. için, Selçuklu ME Müdürlüğünde şube müdürü Hüseyin Güngör’e, “Mahkemeyi kazanınca (okuluna) geri dönmesin, soruşturma açtırırım!” diyerek tehdit etmiş; yapılan ön incelemede yandaşlar Sabit Çalık, İbrahim Adalmaz tarafından aklanmış, iddia sübut bulmamıştır!

5- 2009 Ocak ayında kamu görevlileri M.Ö ve A.E. Konya MEM teftiş kurulu yardımcısı Ercan Bey’le görüşürken, bir kaymakam Ercan Bey’e telefonla bir şey sormuş, kapattıktan sonra, “Şuna bak, kaymakam olmuş, bir şey anladığı yok!” tarzında dalga geçmiş, kendilerinin kibirli olduğu buradan anlaşılıyor. M.Ö. “Kim o?” diye sorunca, “Yook, bizde söylemek yok !” demiştir.

6- Meram’da görevli öğretmen V.K., geçmişte yaşadığı bir tayin haksızlığından dolayı Konya eski Milli Eğitim müdürü Halil Şahin’e,” Hakkımı helal etmiyorum!” dediği ve bu olay internette yayınlandığı için, Halil Şahin, okul müdürlüğünün öğretmene vereceği iki ayrı “aylıkla ödüllendirme”ye engel olup zulmetmiştir! (2010-2011)

7- 26.08.2010’da kalp krizi nedeniyle Konya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümüne yatırılan hasta Adil Özcan hakkında 5 tane ölümcül ihmal ve kusur vardır. Hasta 30.08.2010 sabahı vefat etmiştir. Bu durum BİMER’ e 04.04.2012 tarihinde 179301 sayılı müracaatla bildirilmiştir. Hukuken ne yapıldığına dair hiçbir şey haber verilmemiştir. Ama masumlara iftiralara gelince şeytani bir zevkle işlem yapılmaktadır.

8- 2011 yılında okul idareciliğini mahkeme kararıyla kazanan öğretmen R.K’ a eski Konya İl Milli Eğitim Md.Yrd.Mevlüt Kuntoğlu,”Öyleyse dilekçeni yaz”,demiş. Öğretmen dilekçesini vermiş.Bir hafta-10 gün sonra dilekçesinin kayıttan çıkarıldığını görmüş;en kötüsü de Mevlüt Kuntoğlu kendisine,”Avukatın (idareciliğini) istemedi.” Demiş. Müvekkilinin davası için uğraşan bir avukat hiç öyle bir şey söyler mi? Avukatın adına bile yalan söyleyecek kadar utanmazlar!

9- 2012 Eylül ayında Konya MEM müfettişleri Zafer Özer ve Nadir Öztaş, öğretmen M.Ö. hakkında, müdür Savaş Varlık’ın tuzağını kurduğu iddiaların (güya sınıfta kaba sözler kullanmak,şiddet uygulamak, 20 dk. dua okutmak) ön incelemesinde, öğretmene “Biz seni biliyoruz,bunlardan bir şey çıkmaz!” deyip tasdikledikleri halde sonra sözünden dönerek ,münafıklık yaparak arkadan 10.12.2012 tarihli ve 260 sayılı raporda 2 iftira cezaya onay vermişlerdir! Öğretmen iftiraları en az 10 maddeyle ispatlamıştır ama onlar A’raf Süresi 179.ayetteki gibiler!..Münafık Savaş Varlık,2012 ilkbaharında öğretmene uzaktan laf çarptırarak BİMER ve Cumhurbaşkanlığının gücüyle de dalga geçmiştir!

10- Müslüman değil Şeytanın hizmetkarı ve görünüşte Gülen Cemaatinden olan acemi müdür Savaş Varlık’ın planını kendi kurduğu, masum velileri Haziran 2012’de alet ederek attığı iftiraların (güya 6 öğrencinin e-okulda notları öğretmen gitmeden 1 gün önce 31.05.2013’te değiştirilmiş) 1 yıl sonra işleme konulması sonucundaki ön incelemede bütün milli eğitim camiasının nasıl tuzak kurucu olduğunu öğretmen M.Ö.nın ispatladığı delillerden sadece 10.madde yüzlerine çarpıyor! Meram Milli Eğitim Müdürlüğü 15 Temmuz 2013 tarihli savunma istemi yazısında müfettişler Bahattin Çıtak ve Erdal Ayar’ın hazırladığı raporun 24 Haziran 2013 tarihli ve 23 sayılı olduğunu bildirmişti, kanıtı var! Halbuki müfettişler, rapor geçen ay bittiği halde üstelik mübarek Ramazan ayında öğretmeni 17 Temmuz 2013’te tekrar bir ifadeye çağırmışlar; herhalde yeni bilgi veya belgeler var mı, diye! Bu iş kanunsuz; onların oyun oynadığını gösteriyor! Öğretmen 07.08.2013’te Meram Milli Eğitim Müdürlüğüne bu hilekarlığı savunma yazısında bildirince, hemen Konya MEM Eğitim Denetmenleri Başkanlığı raporun tarihini değiştirmiş 31.07.2013 tarihli yapmışlar ! Buyrun, münafıklıklara ve tuzaklara bakın! Meram Kaymakamlığını bile kötü emellerine nasıl alet ediyorlar! Üstelik hile üstüne bir hile de, Meram Kaymakamlığı Hukuk İşleri Şefliği’nin 2013/24 sayılı kararında Konya Milli Eğitim Müdürlüğünün ön inceleme raporunun sayısı yok!!! Eee, 13 Ağustos 2013’te postaya verilen, geçmiş tarih içinde ise 37 gün ileriye götürülen bir rapora sayı vermek te zor olur, yani rapor da münafıktır! 55.Yolsuzluğun 10.Kanıtının dalavereleri bitmiyor; öğretmen M.Ö., Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’ne savunmayı 7 Ağustos 2013’te yazmış; ama Konya Milli Eğitim Müdürlüğü 2 Ağustos 2013’te Meram Kaymakamlığı’na rapor bildirmiş! Yani bunlar öğretmenin işlerine gelmeyen insan haklarından olan savunmasını da yok etmişler !!!

İşte insanlık ve adaletin bittiği dönemdeyiz! Bakalım alemlerin Rabbi Allahü Teala, böyle halklara hangi musibeti verecek !? Arz ederiz. 02.09.2013

ONAYLAYANLAR: Çetin Özcan, Aynur Özdemir, Hatice Özcan, Muhammet Özdemir, Esmehan Özcan, Memduh Özcan, Hilmi Serin, Yusuf Öz, Seçkin Sevensoy, Gülşen Yılmaz

P.K. 269 Devri Cedid Mah. Vatan Cad. 42001 Nalçacı, KONYA

EK VE KANIT 1: Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 15 Temmuz 2013 tarihli savunma istemi yazısı (Burada ön inceleme raporunun tarihi 24.06.2013 ve 23 sayılı olarak açıkça bildirilmiş; dolayısıyla öğretmen Memduh Özcan’ın 17.07.2013 tarihinde müfettişlere verdiği üçüncü ifade işlerine gelmediği için yok edilmiş !)

EK VE KANIT 2 : Öğretmen Memduh Özcan’ın Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’ne hitaben verdiği 07.08.2013 tarihli savunma yazısı (Bu yok sayılmış, yok edilmiş ! )

EK VE KANIT 3 : Meram Kaymakamlığı Hukuk İşleri Şefliği’nin, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 02.08.2013 tarihli yazısına istinaden 02.08.2013 tarihli ve 2013/24 sayılı soruşturma izni verilmesine dair kararı; Meram Kaymakamlığı ve vatandaş tuzağa düşürülüyor! )

TÜRK DEVLETİ  VE BÜTÜN DÜNYA! GERÇEK ADALETİ SAĞLAMAK İÇİN YALANCI ŞAHİTLERE VE İFTİRA ATANLARA 25 YIL HAPİS VERMELİSİNİZ Kİ 2 KERE İFTİRA ATAN, YALANCI ŞAHİTLİK YAPAN 50 YIL HAPİSTE ÇÜRÜSÜN; BAK ÜLKE NASIL DÜZELİYOR! BİR ALLAH’IN SİSTEMİNE BAKIN, BİR DE ÜLKELERİN BATIL KANUNLARINA BAKIN!

   2013-03-PNG_Hansel-and-gretel-witch-hunters-Adları Yazılı-01

YALAN VE YALANCI ŞAHİTLİK HAKKINDA AYET VE HADİSLER

Yalan, doğru olanın veya doğru bildiğinin aksini söylemektir. Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Yalancılık, insanlar arasında da sevilmeyen çok çirkin bir huydur.

İnsanlar topluluk halinde yaşayabilmek için birbirlerinin yardımlarına ve doğru sözlerine muhtaçtırlar. Yalancı olan insanlar arasında yardımlaşma, geçim ve itimat olmaz. Aile fertleri yalancı olunca, ailede sevgi, saygı ve birbirlerine karşı itimat kalmaz. Böyle bir ailede ne iyi bir geçim, ne de huzurlu bir hayat mümkün olur. Aileleri böyle olan cemiyet de yıkılmaya mahkûm olur.

1- Yalan, aynı zamanda kalblerin kararmasına sebep olur. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde (Yalandan çok sakınınız! O, fücurla (kötülükle) beraber bulunur. Bu ikisi ise Cehennemdedir.) buyurdu. Buradan anlaşılıyor ki, günah ve kötülüğün esası yalandır. Bunun için yalan, Allahü teâlânın ve Peygamber Efendimizin sevmediği bir huy oldu.

 2- Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Yalan, nifak kapılarından bir azaptır).

3- (Allahü teâlâ kıyamette üç kişi ile konuşmaz ve onlara bakmaz: Verdiğini başa kakan, tacirin yemini ile<I> </I>mal veren, kibirli elbisesi giyen).

 4- Bir defasında Sevgili Peygamberimize şöyle soruldu.

– Yâ Resûlallah, mü’min korkak olur mu?

– Evet olabilir.

– Mü’min, cimri olabilir mi?

– Evet, olabilir.

– Mü’min yalancı olur mu?

– Hayır olamaz, buyurdu.

 5- Yalanın en kötü ve çirkin olanı, yalan yere yemin ve şahitlik etmektedir. Yalan yere yemin eden dünyada ve âhırette felâkete uğrar. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Âli İmran sûresi 77. âyetinde buyuruyor ki: (Allahın ahdini (kitaplarındaki Peygamberlere îmân sözünü) ve kendi yeminlerini birkaç paraya satan kimseler (var ya), işte onların âhırette hiçbir nasibi yoktur. Allah, onlara kelâmıyla hitap etmeyecek ve kıyamet günü onlara merhamet nazarıyla bakmayacak ve kendilerini temize çıkarmayacaktır. Onlar için çok acıklı bir azap vardır). Yalan yere yemin edenin malının bereketi kalkar, ömrünün saadeti yok olur, evi barkı viran olur. Hayatı zindan olur. Kısaca maddeten ve manen büyük belâlara duçar olur.

6- Yalancı şahitlik de çok büyük günahlardandır. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki: (Müslümanlara yalan yere şahitlik yapanı kıyamet günü dilinden asarlar. Sonra onu, münafıklarla beraber, Cehennemin en dibine sürerler. Bildiği, gördüğü halde şahitlik yapmayan veya söylemeyen için Allahü teâlâ kıyamette vücudunun etlerini parça parça edilip halkın önünde ona yedirilmesini ve Cehenneme atılmasını buyurur. O dili yer, kemirir ve parça parça eder.)

7- Resûlullah   Efendimiz   buyurdu   ki,   (Tüccarın, pazarcıların çoğu fâcirdir). Sebebini sorduklarında, (Alış-verişleri helâl olmaz. Çünkü çok yemin ederek günaha girerler ve yalan söylerler) buyurdu.

8- Bir hadîs-i şerifte, (Yalan yere yemin ederek, birinin malını alan kimse, kıyamet günü, Allahü teâlâyı gazaplı görecektir.) Bir hadîs-i şerifte (İmân sahibi, her kabahati yapabilir. Fakat, hiyanet yapamaz ve yalan söyleyemez) ve

9- Bir hadîs-i şerifte de, (Yalan, üç yerde caiz olur; Birincisi, Harpte (ve Her zaman din düşmanlarının zararından korunmakveya müslümanları korumak için), ikincisi, iki müslümanı barıştırmak için, birinden diğerine iyi laf getirmek. Üçüncüsü, zevcelerini idare etmek için) buyuruldu. Zalimden, bir müslümanın bulunduğu yeri, malını, günahını saklamak caizdir. İki müslümanın, kadın ile erkeğin arası açılmasını önlemek için, malını korumak için, müslümanın sırrı, aybı meydana çıkmamak için ve bunlar gibi haramları önlemek için, yalan söylenebilir. Ölmemek için leş yemeye benzer.

10- Sevgili Peygamberimiz (Yalan yere yemin, büyük günahtır) buyurdu. Bir hadîs-i şerifte de, (Yalan yemin ederek bir müslümanın hakkını alan kimsenin gideceği yer, Cehennemdir) buyurdu. Doğru olarak çok yemin etmek, Allahü teâlânın ismine ve yemine kıymet vermemek olur. Bunlara kıymet vermiyerek yemin etmek çok çirkindir. Şarkılarda, temsillerde, eğlencelerde yemin etmek böyledir.

http://www.bizimsahife.org/Rehberilmihali/Rehberilmihali/04-Ahlak/rehil_yalan_ve_yalanci_sahitlik.htm ,

11- Yalancı şahit kıyamet gününde dili ateş yalar vaziyette diriltilir. (Hadis)

KAYNAK: http://www.islamkent.org/showthread.php?t=8149

   2013-PNG_Hansel-and-gretel-witch-hunters-Adları Yazılı-03

İFTİRA HAKKINDA KURANDAN AYETLER               

12

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.

(Kur’an: 24/23)

        13- Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

  (Kur’an: 33/58)

ADALET KOMİSYONU KARARI: Yalancı şahitlik yapan ve iftira atanlardan (ve münafıklardan)  intikam alınacaktır! 

26.04.2013

bismillah@radiostar.com

HANSEL VE GRETEL: CADI AVCILARI FİLMİNİN

FRAGMANI:

1001 ÇEŞİT YALAN VE HİLE İLE MÜNAFIK VE ZALİMLERİN DÜNYASI

İŞ HAYATINA BAŞLAMAK İSTEYENLERE KORKUNÇ GERÇEKLER !

Bizim mesajımız kurtuluşa ermek isteyen mümin insanlığadır…

Görsel

Soru 1: Resmi veya Özel Kurumların temel politik prensipleri nelerdir?

Cevap 1: Neredeyse bütün kurum idarecileri işlerini yürütmek için şu huylara sahiptir: Yalan, hile, sahtekarlık, hırsızlık, rüşvet, zulüm….

*       *        *        *        *

Soru 2: Dünyadaki devletlerin üst mevkilerdeki yöneticilerinin çoğu kendi ilan ettikleri kanunlara uyarlar mı?

Cevap 2: Dünyanın her tarafında üst yöneticiler, kendi ilan ettikleri kanunlara uymazlar; kendi suçlarını örtbas ederler, işçi, çiftçi, memurlara, gariplere  kanunları uygularlar!

*       *        *        *        *

Soru 3: Zalim bürokratların zulüm güçlerinin sade vatandaşlara yettiğinin unutulmaz canlı bir örneğini verir misiniz?

Cevap 3: 2000-2004 arasında Konya’da Milli Eğitim Müdürlüğü atama şubesinde, tecrübeli bir bürokrat yeni atama şube müdürünün yanına gelerek, “Hocam bu işler şöyle yapılır; yeni tayin olanı 1 hafta beklet, arayan soran yoksa, gönder Yunak’a!” demiş. İşte bunların sade vatandaşa neden zulmettiklerinin sebebi! Arkasında torpil yaptıran veya üst mevkide bürokrat yoksa en zor ,en uzak yere gönder! Yakalandılar! Ömür boyu bu tür kötülükleri unutmayın!

*        *        *        *        *

Soru 4:  İdareci bürokratlar ve politikacılar ne kadar zamanda bozuluyor? Yaşanmış bir örnek verir misiniz?

Cevap 4: İdareci bürokratların çoğu 1 yıl içinde bozulur; Salih kalabilen % 5’i geçmez! Onlar da nasıl bulunacak? İster özel sektörde ister resmi kurumda yönetici yakınınız varsa, büyük ihtimalle bozulmuştur ve siz onu çok kibar ve iyi olarak görmeye devam ediyorsunuz… İçyüzünü öğrendiğinizde tiksinirsiniz! Canlı bir örnek: 2004 Eylülünde haksızlığa uğramış bir öğretmen, Konya Milli Eğitim Müdürlüğü eski atama şubesi müdürü Halil Şahin ile görüşmeye gitmiş ve haksızlık yapıldığını sitem etmiş. O da, “1 yıldır bu görevdeyim, bir yıldır yapılan atamalardan vicdanen rahatım; ama son aydaki yapılan görevlendirilmelerden rahatsızım, bizim gücümüzü aşan şeyler var!” diye sitem etmiş. İşte açıkça anlaşıldığı gibi bir bürokrat 1 yıl dürüst kalabiliyor çünkü devamlı baskı yapıyorlar! Yapan da yine üst düzey yöneticiler ve zengin iş adamları… Onların yüzünden devamlı sade ve garip vatandaşlar mağdur oluyorlar! Hesabı Kıyamette ödenecek!

( Nur cemaatinden bir idareci, Eski Konya Milli Eğitim Müdürü Halil Şahin’i göreve cemaatin getirdiğini itiraf etmiş! Kullanabildikleri kadar yöneticileri kullanıyorlar!)

*        *        *        *        *

Soru 5: Sade vatandaşlar, genel müdür, başkan ,vali, devlet bakanı gibi üst düzey yöneticilerle ne kadar görüşebiliyor ve görüştürmemek için yalan taktik uyguluyorlar mı?

Cevap 5: Genellikle üst yöneticiler, işleri çok olduğundan ve onlar da kendilerinden üst mevkidekilere ve meşhur sanatçılara, zengin işadamlarına itibar ettiklerinden pek sıradan vatandaşa zaman ayıramıyor veya değer vermiyorlar! Ünvanını duyduklarında hakir görüyorlar. Baştan savmak için çeşitli taktik ve metotlar uyguluyorlar. “Şu an makamında yok!”, “Müdür Bey toplantıdalar…”  “Telefona ulaşılamama veya meşgul sinyali verdirme…” gibi  taktikler.

*        *        *        *        *

Soru 6: Politikacılar hangi nefs derecesindedir?

Cevap 6: Politikacıların % 97’si kötülüğü emreden nefs derecesi olan “Nefs-i emmare”dedir. 2.derece nefsi levvame (doğruyu-yanlışı ayırt eden, günah işlediğinde kendini kınayan) , 3.derece nefsi mülhime (İlham alan nefs) ve üst derecede olan çok az siyasetçi vardır. Bunlar arasında Sultan 2.Abdülhamid, Merhum Turgut Özal, Merhum Recep Yazıcıoğlu ve Muhsin Yazıcıoğlu sayılabilir.

*        *        *        *        *

Soru 7: Münafık politikacılar ve idareciler, doğru konuşan, gerçekleri anlatana nasıl davranırlar?

Cevap 7: Doğru konuşanı, acı gerçekleri anlatanı hiç sevmezler. Kendileri gibi münafık personeli severler. Münafık idareciler o kadar basit karakterli ve dönek insanlardır ki dürüst bir kişi  kendilerinin veya sorumlu oldukları kurumun bir zulmünü tenkit ettiklerinde hemen küçük hatalarını büyük suçmuş gibi göstererek veya suçlama yetersiz olursa yalancı şahitlerle iftira atarak şerefsizlik ve alçaklık karakterlerini gösterirler.

*        *        *        *        *

Soru 8: Bir toplumun çoğunluğu bozuksa bazı kurumların çoğunluğu dürüst ve adaletli olabilir mi? Yaygın gerçek nedir?

Cevap 8: Bir toplum yoldan çıkmış fasık ise o toplumdaki kurumların çoğu da paralel olarak bozuktur. İstisna kurum olabilir; bu, mürşid bir velinin dergahı, toplumdan tecrit edilmiş bağımsız bir kurum olabilir. Bunlar da yok denecek kadar azdır. 29 harfin birbirleriyle bağlantısı gibi hepsi birbirinden etkilenir. Kötü ahlak ve zulümler salgın hastalık gibidir.

*        *        *        *        *

Soru 9: Kötü niyetli yöneticiler, hoşlanmadıkları, işlerine gelmeyen, dürüst, adaletli insanlara karşı hangi metotları uygulayıp düşmanlık yapıyorlar?

Cevap 9: Bu metotlar Türkiye’de bir gazetede de yayımlandı. “Ya biat edeceksin; ya susacaksın; ya cezalandırılacaksın (Cezalandırmanın çeşitleri şunlar: kınama, para cezası, kıdem tenzili vb, ya sürgün edileceksin, ya hapsedileceksin, ya şehid edileceksin! ) Türkiye’de Allah yolunda giden tebliğci Cüppeli Ahmet Hoca’ya yapılan komplo ve iftiralar, politikaya bulaşan nur cemaatinin ve polisin de içinde olduğu sivil-resmi birçok kurumun ortaklaşa düzenlediği şeytani bir tuzaktır! Fazla sevinmesinler yakın gelecekteki büyük felaketler ve Kıyamet Savaşı’nda Şeytan çarpmışa dönecekler; ne binalar, ne şehirler, ne uygarlıklar, ne de yapay itibarları kalacak !…

(Cüppelinin Fişini Çektiren Konuşması’ nın Videosu; 5.43 Dk.

10 Aralık 2011’de YouTube Sitesine Yüklenmiş, kesinlikle herkes izlesin!

http://www.youtube.com/watch?v=X5ATn5ccLeE

         *        *        *        *        *

Soru 10: Bu münafıklık alametleri olan yani yalan söyleyen, söz verdiğinde sözünü tutmayan, emanete hıyanet eden, hoşlanmadığı bir insanın küçük hatalarına karşı düşmanlıkta aşırı giden, iftira atan, hile yapan bu münafıkların lakabı nedir?

Cevap 10: “Şeytanın hizmetkarı” dır.

*        *        *        *        *

Soru 11: Günahlardan arınmak ve bozuk toplumdan korunmak için ne yapmak lazımdır?

Cevap 11: Önce helal rızık kazanmak gereklidir. Büyük günahlardan uzak durmak lazım. İbadete ve duaya devam edip zalimlerden, münafıklardan, kötülük ve ahlaksızlık içeren kurumlardan uzak durmak gerekir! Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim’in hallerini hatırlamak lazım!  Allahü Teala çok zor durumlarda ya Hızır a.s.’ı gönderiyor ya da bir mucize yaratıyor salih kullarına…

EDİTÖRÜN EK NOTU:

Soru 12: Bir olayda haklı bir insan veya tebliğci, defalarca hem açıklamalarla hem kanıtlarla gerçeği bildirdiği halde, muhatap olan kişi veya kurum duymamazlıktan, anlamamazlıktan geliyorsa, Kutsal Kitap Kur’an’da bunları tarif eden ayet var mıdır?

Cevap 12: Kur’an-ı Kerim A’raf Süresi 179. Ayet tam bunları anlatıyor:

Andolsun ki, cin ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. onların kalpleri vardır, onunla gerçeği anlamazlar, gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha aşağıdırlar. İşte bunlar hep o gafillerdir!

(Kur’an-ı Kerim, A’raf Süresi 179.ayet)

SONSÖZ: Kıyametin ilk büyük alameti Kurtarıcı Mehdi (a.s.) çıkana kadar, bilhassa Müslümanlar ve bütün diğer insanlar dürüst ve adaletli yönetimlerden yoksun, bu yüzden mahzunlar ve dertleri büyük! İnşaallah Allah’ın lütfu ve evliyanın himmeti mazlumlara yetişsin!  Allah’a emanet olunuz müminler!

Özgür Radyo

Görsel

İŞÇİLERİN DÜNYASI: YANLIŞ UYGULAMALARLA SÖMÜRÜLEN ZAVALLI İŞÇİLER VE ZULME RAZI GAFİL, KORKAK HALK…

   işçi

Mübarek Ramazan ayında hayırlı işler dileyerek size sosyal hayattaki tespitlerimizi ve iş yasasına dair bazı uygulanmayan maddeleri belirteceğiz.

ÖNSÖZ: "Kolay olan yanlışı değil, zor olan doğruyu yapmalıyız!"

İŞ HAYATI VE SOSYAL HAYATTAKİ GERÇEKLER:

*Günümüz Türkiyesi’nde devlet memurları günde 8 saatten ayda 22 iş gününde 176 saat çalışmaktadır; fakat işçiler ise genellikle cumartesi de çalışarak eğer günde 9 saat çalışıyorsa 26 işgününde 234 saat, 11 saat çalışıyorsa 286 saat çalışmaktadır.

* Bir memur ile işçinin çalışma saatleri arasındaki fark 100 saatten fazla olmaktadır. İki sınıf ta aynı tür insan olmasına rağmen bu özel sektörün, mağdur ve zor durumda olan halkı kötüye kullanmasıdır!

* Memurların çoğu lise mezunu, işçilerin de önemli bir yüzdesi lise mezunu olmasına rağmen memur ayda yaklaşık 1700 TL.; asgari ücretle çalışan işçi ise 740 TL. almaktadır. Aradaki fark yaklaşık 1000 Tl.dir. Bu gerçekten adalet açısından zulüm demektir. İlgili komisyonların insana değer vermediği ortadadır! Öbür dünyada karşılarına kul hakkı olarak çıkacaktır!

* Haftanın 6 günü çalışan bir işçi, bir de çoğu zaman fazla mesai yapıyorsa, ne ailesine, ne ibadetine, ne okumaya, ne ebeveyn ve akraba ziyaretine, ne bakım-tamirata ne de başka gerekli işlere zaman ayırabilmektedir! Bunlar sağlığını, yaşama sevincini, aile huzurunu kaybetmektedirler! Dünya malı, hırsı ve şöhret yüzünden bu kadar yanlışlığa ve zulme son vermek lazımdır! Dünya kime kalmış? Zalim Nemrudlar, ilahlık taslayan Firavunlar, çok zengin Karunlar, bütün dünyayı ele geçirmek isteyen Hitler gibiler …hepsi zavallı bir şekilde ölüp gitmişler!..Bu nedenle kul hakkının, mahşerde Allah’ın affetmediği 3 günahtan biri olduğunu hep hatırda tutmak gerekiyor!

   2011-10-Time Machine-05_Orada sığır sürüsü gibi durmayın_Bana cevap verin

4857 SAYILI İŞ YASASINDA HANGİ HÜKÜMLER VAR VE HAKLI TALEPLER:

Çalışma Süresi: İş Yasasının 63. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haftalık çalışma süresi 45 saattir. 45 saatlik çalışma süresi aksi kararlaştırılmamışsa haftanın günlerine eşit olarak bölünmelidir. Örneğin bu uygulama hafta içi 8 saatten 5 gün, cumartesi yarım gün şeklinde olabileceği gibi, hafta içi 9 saat üzerinden de 45 saat tamamlanabilir.

Mola, Dinlenme Süresi: İşçilere, 4 saate kadar olan işlerde 15 dakika, 4 saatten fazla 7,5 saatten az süren işlerde yarım saat, 7,5 saatten fazla süren işlerde 1 saat ara dinlenmesi verilmesi, ayrıca bu sürelerin bölünmeden işçiye kullandırılması gerekmektedir. Kullanılan bu ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.

Deneme Süresi ve Sigorta:Yasalar deneme süresini hem işçiye hem de işverene tanımaktadır. Bu süre en çok iki aydır. Fakat toplu sözleşmelerle bu sürenin 4 aya kadar uzatılabileceği belirtilmektedir. Deneme süresi, işçiye ve işverene bu süre sonunda bildirimde bulunmadan (tazminatsız) iş ilişkisini bitirme (fesih) hakkını vermektedir. Ancak işçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer tüm hakları verilmek zorundadır.

İşçi işe başladığından itibaren sigortası yapılmak zorundadır.

İş Sözleşmesi:Yine işçinin iş sözleşmesi bir yıl ve üzerindeyse işçinin çalışma koşulları, ücreti vb. konuları içeren sözleşme yazılı olarak yapılmak zorundadır. Ancak böyle bir sözleşme yapılmadan işe başlayan işçiye, işveren en geç iki ay içinde, çalışma koşullarını, ücret ve diğer ödemeleri, çalışma süresi belliyse süreyi vb. belirten bir belge vermekle yükümlüdür.

Haklı Talep: Hafta içi günde 9 saat çalışan işçiler haftalık 45 saati doldurmaktadır. Cumartesinin tatil olması acil isteği, hem sağlık hem aile huzuru açısından gereklidir!

SONSÖZ: “Kötülüğün egemen olması için gereken tek şey,iyilerin hiçbir şey yapmamasıdır!” Bu nedenle biz zor olsa da daima iyi şeyler yapmaya devam edelim.Selamlarımızla.

31.07.2012

Library Snowdrop Universal Discoveries,

California Branch,USA

DJINNS (ENGLISH) !.. AND TURKISH

     magic lamp_sihirli lamba

Throughout the centuries, long before the time of pharaohs and kings, djinns were the ruler of universe! They are the earliest inhabitants of universe. God created them before humans. When one of their tribe jinn shaitan disobeyed god,

they had thrown out of heaven to earth.
Djinn used to know all about to be happened in universe as they used to hear from angels. Djinn are magical beings

whereas most mortals were formed by the creator from earth mixed with other elements they were formed from smoke and fire and in the distant past,the different tribes had a lot of interaction with mortals and jinn were known to take them as slaves, teachers, students, lovers, worshippers, and food.

There are six major tribes of djinn. Jinn are the most common, and often interact with mortals. Djinn are also called commonly as jinnat, jinn, jinni and genie.

Jinn in islam are mentioned in Quran and majority of them converted to islam. Jann often make their homes in oases in the desert.

Marid are few in number, But very powerful. They

tend to live near the coast.

Ifrit are more common, and tend to be violently opposed to mortals. Their allies the shaitan live in the mountains and underground. The ghul are the most base and depraved of the djinn,and prey on both the living and the dead. Ifrit are among

the most powerful of the tribes and they are extremely violent towards mortals they make their homes in abandoned or desolate places, and will attack any Who disturb them without hesitation? Iblis was a great leader of the ifrit who was corrupted by a demon.
Today they are still the tribe that interacts most with infernal powers. Ifrit can appear as a dog, a great tornado of dust, A magical camel made of sand, or a giant scorpion or serpent spitting fire. Only the most experienced of mortals has any chance of surviving an encounter with an ifriti. They are vulnerable to iron.

Jann are allies of the jinn, though they are more conservative and have fewer interactions With mortals than the jinn. They are more individualistic, but as a whole have aided mortals more than not. They were among the first djinn with whom Mortals Came Into Contact, for many of those live in oases. Caravans could prosper or become lost and die at their whim.They can take the form of a white camel or a whirlwind of

sand.

Their greatest enemies are the ghul. They are vulnerable to copper. Like the ifrit, ghul are wholly corrupted by the infernal powers. Though they are very intelligent, they are entirely driven by a crazed lust to feed. They stalk the wastes between cities, preying on both living people and dead bodies. Many seek out grave sites to devour the newly fallen. However they are very superstitious, and may be tricked because of this. Ghul often appear as pilgrims in order to join caravans.
But will openly attack individuals or small groups. They may also appear as whirlwinds or as vultures. Almost all ghul are female. They are vulnerable to iron.

The marid tribe is the smallest among them, but it is also the oldest and its members the strongest. They usually live near the coast, and are masters at controlling the weather.
Sailors do well not to anger these spirits. Some are partial to

mortals, while others react violently to them. However they are

not on friendly terms with the ifrit. Many centuries ago the

marid saved the jinn from being destroyed by the ifrit and the shaitan. And the ifrit have born a grudge since then. A marid djinn can take the form of a waterspout traveling across the water, or of a porpoise, horse, or old man as they are vulnerable to both copper and iron.

On the other hand shaitan are the second oldest tribe and allied with the ifrit and ghul they are master deceivers who delight in manipulating mortals and other to their own ends. However they are also very proud, and this can be used against them. Many had human worshippers in ages past. Shaitan makes their homes in the mountains and deep underground. They can take the form of a cloud of smoke, a jackal, or a black camel. They can also appear as beautiful women, though always with some part of An animal somewhere on their bodies. They often use disease as a weapon.
Read more about Djinn and about invocation Click here

http://www.djinnnames.com/
Article Source: http://EzineArticles.com/?expert=Nisar_Akhtar
Read more:

http://criticalbelievers.proboards.com/ index.cgi?board=legends&action=display&thread=7017#ixzz1yxVJYlqY

Posted by Zahra Rania

***********************************************************************

CİNLER (TURKISH)!..

  amazing creature_Is it genie

Yüzyıllar boyunca, Firavunlar ve krallar döneminden çok önce cinler,evrenin hakimiydi! Onlar,evrenin ilk sakinleridir. Tanrı onları insanlardan once yarattı. Onların kabilesi cinden olan şeytan Tanrı’ya itaatsizlik etti, onlar Cennetten yeryüzüne kovuldu.

Cinler, evrende olacak her şeyi meleklerden duydukları için bilirlerdi. Cinler sihirli varlıklardır, halbuki birçok ölümlü yaratık, Yaratıcı tarafından, diğer elementlerle karışık yeryüzünden oluşturulmuştur. Onlar dumandan ve ateşten yaratılmışlardır ve çok eskiden farklı kabilelerin insanoğlu ile bir çok etkileşimi vardı ve cinlerin onları köleler, öğretmenler, öğrenciler, aşıklar, ibadet edenler ve yiyecek olarak götürdükleri bilinmektedir.

Cinlerin başlıca 6 kabilesi vardır. Cinler en yaygın olanlardır, ve insanoğlu ile etkileşirler. Cinler üstelik yaygın olarak cinnet, cin,cinni ve genie olarak ta adlandırılmaktadır.

İslam’da cinler Kuran’da bahsedilir. Ve onların çoğunluğu İslam’a geçmiştir. Canlar çoğu zaman evlerini vahalarda ve çöllerde kurarlar.

Maridler sayıca azdır; fakat çok güçlüdürler. Onlar kıyılara yakın yaşamaya eğilimlidirler.

İfritler çok yaygın olanlardır ve ölümlü yaratıklar olan insanoğluna karşı sert şekilde muhalif olmaya eğilimlidirler.
Onların müttefikleri şeytanlar dağlarda ve yeraltında yaşarlar. Gulyabaniler (mezar hırsızları) en alt kısmıdırlar ve cinlerden bozulmuş olanlardır, ve hem canlılar hem de ölüleri avlarlar.

İfritler kabilelerin en güçlü olanları arasındadır ve onlar ölümlülere karşı son derece şiddetlidir,onlar evlerini terkedilmiş ve ıssız yerlerde kurarlar, ve kendilerini rahatsız edenlere karşı tereddütsüz saldıracaklardır. İblis bir şeytandan yozlaşmış ifritlerin büyük bir lideriydi.

Bugün onlar hala birbirini şeytani güçlerle çok etkileyen bir kabiledir. İfritler bir köpek, büyük bir toz kasırgası, kumdan yaılmış büyülü bir deve, dev bir akrep veya (ateşi körükleyen iri yılan olarak görünebilir. Sadece ölümlülerin en deneyimli olanlarının bir ifritle karşılaşmaya hayatta kalma şansı vardır.

Onlar saldırıya açıktırlar.

Canlar cinlerin müttefikleridir,yine de insanlara çok ılımlı ve cinlerden daha az etkileşimleri vardır. Daha ferdiyetçidirler, fakat bir bütün olarak hiç olmaktansa fanilere yardım etmişlerdir. Onlar vahalarda yaşayanlar için, fani insanoğlunun temas kurduğu ilk cinler arasındaydı. Kervanlar onların kaprisiyle zenginleşebilir veya kaybolabilir ve ölebilir.
Onlar beyaz bir deve veya kum kasırgası şeklini alabilir.

Onların en büyük düşmanı gulyabanilerdir. Onlar işbirliği yapmak için zayıf savunmasızdır.İfritler gibi, gulyabanilerin de tamamen korkunç güçlerle ayarları bozulmuştur. Herşeye ragmen onlar çok zekidirler , tamamen çılgın bir beslenme arzusuyla güdülenirler. Onlar şehirler arasındaki atıklarda hem canlı bedenler hem de ölü bedenler üzerinde avlanarak sessizce hareket ederler. Yeni yerleştirilmiş olanları hırsla yemek için mezar yerleri arayıp bulurlar.Bununla beraber onlar çok batıl inançlıdır, ve bu yüzden oyuna getirilebilirler. Gulyabaniler çoğu zaman kervanlara katılmak için hacılar olarak görünürler. Fakat açıkça bireylere veya küçük gruplara saldırırlar. Üstelik kasırgalar veya akbabalar olarak ortaya çıkarlar. Neredeyse bütün gulyabaniler dişidir. Saldırıya açıktırlar.

Marid Kabilesi onlar içinde en küçükleridir, ama aynı zamanda en yaşlılarıdır ve üyeleri en güçlü olanlardır. Onlar genellikle kıyılarda yaşarlar ve havayı kontrol etmede ustadırlar. Denizciler bu hayaletleri kızdırmamak için iyi davranırlar. Bazıları insanlığa düşkün iken, bazıları da onlara şiddetle tepki gösterirler. Bununla birlikte ifritlerle dostça ilişkide değildirler. Asırlar once Maridler, cinleri ifritler ve şeytan tarafından yok edilmekten kurtarmışlardır. Ve o zamandan beri ifritlerin bir kini olmuştur. Bir marid cini, onlar hem işbirliğine hem de saldırıya açık olduğundan suyun karşısına geçen bir su hortumu veya yunus benzeri bir balık, at veya ihtiyar adam şekli oluşturabilirler.

Diğer yanda şeytan ikinci en eski kabiledir ve

ifritler ve gulyabanilerle müttefiktirler. Fanileri ve diğerlerini kendi amacı doğrultusunda yönlendirmekten zevk alan baş aldatıcılardır. Bununla birlikte üstelik çok gururludurlar ve bu

onlara karşı kullanılabilir. Geçmiş çağlarda birçoğu, tapınan insanlara sahipti. Şeytan onların evlerini dağlarda ve derin yer altında yapmaktadır. Bir duman bulutu, bir çakal veya siyah bir deve şekline girebilirler. Aynı zamanda, genellikle vücutlarının bir yerinde bir hayvanın bazı parçasıyla birlikte güzel kadınlar olarak ta görünebilirler.

Onlar çoğu kez bir silah olarak hastalık kullanırlar.

Cinler ve konuya atıf hakkında daha fazla okumak için buraya tıklayın (click here)

http://www.djinnnames.com/
Article Source: http://EzineArticles.com/?expert=Nisar_Akhtar

Read more: http://criticalbelievers.proboards.com/index.cgi?board=legends&action=display&thread=7017#ixzz1yxVJYlqY

Gönderen: Zahra Rania

                KARINCALARIN MUHTEŞEM DÜNYASI VE SOSYAL SİSTEMİ

     Karıncalar-1

* Çoğu karınca türü sıcak iklimlerde yaşar.
* Yaklaşık 9.500 karınca türü bilinmektedir. Bilim adamları bunun yaklaşık iki katının henüz keşfedilmeyi beklediğine inanmaktadır. Tüm böcekler arasında en büyük beyin karıncanınkidir. (Bizim sonsuz fikirlere sahip büyük insan beynimiz aslında memeliler arasında en büyük beyin değildir. Örneğin, bir balinanın beyni insan beyninin altı katıdır.)
*Bir karıncanın ortalama ömrü 45 ila 60 gündür.

*Bir karıncanın beyninde yaklaşık 250 bin beyin hücresi bulunur. (Bir insanın beyninde 10 bin milyon beyin hücresi mevcuttur. Dolayısıyla, 40 bin karıncalık bir koloninin toplam beyin hücresi toplamı bir insanınkine denktir. )
*Bazı karıncalar günde yedi saat uyur. (Normal bir insan günde ortalama sekiz saat uyur.)
*Bir karıncanın dışı sert kabuktandır, buna dış iskelet adı da verilir. (İnsanların ve başka bazı hayvanların iç iskeleti vardır.)

*En büyük karıncanın uzunluğu 2,54 santimdir. ‘Pekin-Çin’de 2.40’lık bir adam dünyanın en uzun boylu insanı olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir.)
*En küçük karınca bir milimin onda biri uzunluğundadır.
*Bir karınca kolonisinin nüfusu yüz binlerden milyarlara varabilir. (Dünyanın en kalabalık nüfusu toplam 1.306,313.812 insanla Çin’dedir.)
*Karıncalar sadece dokunmak değil, koku almak için de antenlerini kullanırlar.

*Karıncanın karnında iki mide vardır. Bir mide yiyeceği kendi için saklar; diğeri ise diğer karıncalarla paylaşılacak yiyecekleri depolar.
* Karıncaların akciğeri yoktur. Oksijen vücutlarına tüm bedene yayılmış küçük deliklerden girer; karbondioksit de aynı deliklerden çıkar.
*Tüm böcekler gibi, karıncaların da altı bacağı vardır.

*Karıncalar gri, kırmızı, kahverengi, sarı, mavi ya da mor olabilirler.
*Karıncanın vücudu üç bölümden oluşur: Kafa, gövde, ve metasoma (kuyruk kısmı).
* Karıncalar koloni denen büyük gruplar hâlinde yaşarlar. Her karıncanın kolonide belirli bir görevi vardır. İşçi karıncalar yuvadan çöpü alıp, dışarıya, özel çöplüğe taşımakla görevlidirler. *İşçi karıncalar dişidir.
*Koloninin çoğunluğunu dişi karıncalar oluşturur.

*Köle-Yapıcı karıncalar başka karıncaların yuvalarına saldırır ve yumurtalarını çalar. Bu yumurtalar kırılıp, yavru karıncalar çıktığında kolonide köle olarak çalışırlar. Kraliçe karıncaların doğduklarında kanatları vardır.
*Başka koloniler kurmak için uçup giderler; sonra kanatları düşer. Kraliçe karınca 15 yıla kadar yaşayabilir ve bir kez eşlemesi gerekir.
* Her karınca kolonisinin en az bir, bazen de birden fazla Kraliçe’si vardır.

        

Karıncalar-2

*Ahşap karıncaları önemli yırtıcı böceklerdir ve geniş bir koloni oldukları takdirde günde binlerce böcek toplayabilirler.
*Ahşap karıncaları düşmanını ağzını açarak tehdit edebilir.
*Normal şartlarda, Marangoz karıncalar canlı ya da ölü ağaçlarda yuva yapıp, kütükleri ya da ağaç gövdelerini çürütürler. Öte yandan, yuvalarını evlere, telefon direklerine ve diğer insan elinden çıkma ahşap yapılara da yapabilirler.
*Yaprak-kesen karıncalar yağmur yağarken yaprak kesmezler, ve keserken şiddetli yağmura maruz kalırlarsa, yaprakları genellikle yuvanın dışında bırakırlar.
*Petek karıncaları çorak mevsimlerde hayatta kalmak için kayda değer yöntemler geliştirmişlerdir.
*Yağmurlar sırasında, bu karıncalar işçilerini su ve nektarla beslerler.Bu işçiler yiyecek fazlasını sindirim sistemlerinin kursak denen bölümünde depolarlar.
*Karıncaların başlıca düşmanı insanlardır. Yuvalarını ve yaşam ortamlarını yok edip, böcek ilaçlarıyla onları öldürüyor, hatta bazı yerlerde onları yiyor.

Kaynak:http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/382100.asp

Gönderen: Meryem Kahraman

(KARDELEN KÜTÜPHANE MESAJ GRUBUNA GÖNDERİLEN 24.06.2012 TARİHLİ MESAJ)

ERDEM SAVAŞÇILARI, GÖREVE !…

DÜNYA’DA OYUN VE EĞLENCE ZAMANI ARTIK BİTİYOR !…

   2012-2015-2045-2060X

Yıllar önce biri derviş biri sufi iki gizemli süvari bana, 3.Dünya Savaşı’nın kuzeyden ve batıdan Türkiye’ye füze saldırısıyla başlayacağını ve Dünya’nın 3’te 2’sinin öleceğini söyledi. Neden bana bildirdiler; çünkü ben de gizemli bir süvariyim!

Bir ülkede haklı bir aile, insan hakları için çoğu resmi kurum olan neredeyse 100 kuruma müracaat ediyor ve bu zalim münafık kurumlar hep sade ve mazlum vatandaşları kanıtlara rağmen yalanlıyorsa, taraftarlarının suçlarını örtbas ediyorsa, alemlerin Rabbi Allah c.c., başka güçlü bir zalimi o topluma musallat eder veya musibetlerle çarpar! Bu yüzden münafık Türkiye, füze saldırısını hak ediyor !!!

Asırlardan beri dünyanın çoğu yerinde “Devlet iyidir, mutlak doğrudur!” gibi kendini Tanrı yerine koyan sapıkça bir anlayışı halka benimsetiyorlar. Ne Dünya Gezegeni’nin ne de galaksilerin Rabbi, ne ABD, ne İsrail, ne Çin, ne Rusya ne Güney Afrika ne de başka bir ülkedir! 3. Dünya Savaşı’nda nükleer radyasyon ve bulutlar yani ölüm kasırgası bütün dünyayı kaplayacak !…

Türkiye gibi bir ülkede cumhurbaşkanı ve başbakanın mümin olması halkın % 95’ini münafıklıktan kurtaramıyor! Bütün resmi ve özel, zalim münafık kurumlar çete olmuş hep sade vatandaşı yalanlıyorlar; ya da zulüm karşısında susuyorlar!.. “Onlar ki, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kur’an, Kehf Süresi 104.Ayet) “Eğer, sapık yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. Ve (onun sonu) Cehenneme atılmaktır.”(Kur’an,Vakıa Süresi: 92-94) “Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette biz intikam alacağız.”(Kur’an, Duhan Süresi,16.Ayet)

Yıl 2012; Kıyamet Savaşları başlamıştır!.. Mücahid müminlerle zalim münafıklar arasında… 2015 veya 2016 , 3.Dünya Savaşı için uygun mu ?

Karanlıktan korkma, karanlık korkuyla besleniyor !…Böyle bir mesajı çoğu gazete ve televizyon yayınlayamaz; çünkü hepsi zulüm ve korku imparatorluklarının piyonudur! Değilse, ölümcül savaşı göze alması lazım!

Münafık politikacılar ve hilekar bürokratlar, acıları öğreneceksiniz! Şeytani düzenlerinizin nasıl yıkıldığına şahit olacaksınız! Hiçbir dürüst sade vatandaş münafık politikacı ve bürokratlara, gerçekleri kabul ettiremiyor !! Onların layık oldukları metotlar bellidir… Zalim Kral Nemrud, bir sinek yüzünden helak olup kafası parçalanırken bile Gerçeği kabul edebilmiş mi? Zalim Firavun, denizde boğulana kadar Gerçeği kabul etmiş mi? Devamlı Hz.Musa’ya düşmanlık eden, iftira atan ve sonunda hazineleriyle yerin dibine batan Karun, Cehennem çukuruna gidene kadar gerçekleri kabul etmiş mi? Hitler, intihar edene kadar zulümle ve katletmekle bütün dünyayı ele geçirmeye çalışmanın faydasız bir iş olduğunu anlayabilmiş mi?

Dünyadaki en kötü hastalık, “Gerçekleri inkar ve münafıklık hastalığıdır.” Bilirsiniz münafıklar, Cehennemin en alt tabakasında sonsuza kadar azap çekeceklerdir!….. Öylesine korkunç!

Bundan sonra iki kez yalan, hile, sahtekarlık, hırsızlık, zulüm gibi suçlar işleyip te pişman olmayan ve aynı kirli işlere devam edenlere karşı savaş, her dürüst adalet savaşçısına vazife olmuştur! Kurumlar adaleti sağlayamıyor; madem hiçbir şey yapamıyorlar bostan korkuluğu gibi davranmaya veya fahişe gibi her para verenin veya güçlü zalimin altına yatma şerefsizliğine son vermek lazımdır!

Kendi onurlu savaşını verenlere karışmayın! Zalimlerin veya zalim kurumların köpekliğini yapanlar da düşman kabul edilir ve yok edilir! Ne demiş Ziya paşa: “Dünyada zalimin yardımcısı, alçak kişilerdir;

İnsafsız efendilere hizmetten zevk alan köpektir!”

“Dürüstlük ve iyilik, er ya da geç daima kazanır.” Buna inanan kurtulur!

Özgür Zülkarneyn; Gizemli Süvari, 24 Haziran 2012

Ozgur.Zulkarneyn@linuxmail.org

Resident Evil 1-03

     (KARDELEN KÜTÜPHANE GRUBUNA GÖNDERİLEN MESAJ; 17.06.2012)  

     2012-Kaplumbagaya dikkat et! Ancak...

İnsanlar artık gerçek hayatta birbirleriyle ilgilenmiyor, sevmiyor ve yardımcı olmuyor! Makineler ve robotların insanlığı esir aldığı asırdayız…Facebook bir makine programı, insanlar buna aşık!..Çoğu kimse gerçek hayatta birbirini tanımıyor,kimlik yok, resim yok, mekan belli değil! Yardım istesen, o profil senin imdadına yetişir mi? Hayır!

İster tanı ister tanıma, 3-5 kişiye arkadaşlık daveti gönderdiğinde,birkaç kişi kabul etmediğinde, “Tanımadığın kişilere arkadaşlık daveti gönderdiğinize dair şikayetler aldık!” diyor. Hadi benim hiç arkadaşım yoksa, bir yerde mahsur kalmışsam, yardım istiyorsam, arkadaşa ihtiyacım varsa; bana hemen engel koyuyorsun salak program !… Ajan program!…

İnsanların çoğu Tanrı’ya şükredip ibadetini yapıyor mu? Allah’ı yeteri kadar hatırlayıp O’nu anıyor mu? Ailesiyle ilgileniyor mu? Çevresine duyarlı mı? Mazlumların ve zavallıların çığlıklarını duyuyorlar mı? Yoksa uyuşturucu madde gibi sanal fantastik ve eğlenceli programlarla uyuşmuş ta biraz tenkit edilince veya bilgisayarı ellerinden alınınca kuduruyorlar mı?

Peki bu kumarhanede insanlar veya uzaylılar ne kazanıyor? Asli görevlerini yapmayıp saatlerce meşgul olanlar, nefsi emmarelerini mutlu ediyorlar, acı olan gerçek hayatta bulamadıklarını tatlı, yalan ve eğlenceli bu yapay dünyada buluyorlar!

Biz de, epey zaman önce insanlığın öldüğünü tespit edince, aşağılık münafık ve zalim yaratıklara karşı Robot moduna geçtik! 2012’den sonra Dünyada çok şey değişecek! Ayrıca gerçekten temiz kalpli olanlara ve yardım isteyenlere Yüce Yaratıcı, Hızır a.s. gibi bir iyilik perisi veya gizemli mücahid gönderir, biz buna şahit oluyoruz!..

    Avuç içinde parlayan güneş daima bir umut oldugunu gösterir

Hey yolcu! Bana inanıyor ve güveniyor musun ? Makineye ayırdığın ilgi ve sevginin birazını kederli ve gözü yaşlı bana gösterdin mi? Ben bir “Tanrı Misafiri”yim, hiç benim gibilerle ilgilendin mi? Aslında hep kendini gösterip beğenilmekle ve iltifatlarla nefsini doyuruyorsun, kendi fotoğraflarını yaymakla ilgi odağı olmak ve alkışlanmaktan hoşlanıyorsun, her gün kimler seni beğenmiş, kaç kişi ilgi göstermiş onları saymakla meşgulsun! Fakat en azından günde 5000 kere kalbin Allah’ı anıyor mu? Yılda kaç kez Dünyadaki yoksullara yardım ettin? Yılda kaç kez hastayı ziyaret edip yardım ettin? Bir yılda menfaat beklemeden kaç iyilik yaptın? Yılda kaç kez haksızlığa karşı mücadele ettin? Anne babana meşru işlerde itaat edip iyilik ediyor musun?

Kaplumbağa kadar bile cesareti olmayan ve manevi yol kat edemeyenler, internette veya gösteriş törenlerinde güzel laflar ile 1000 çeşit öğüt verip romantik tablo çiziyorlar ! Peki öyle yapan sen, Allah’ın neden cihad ayetlerini haykırmıyorsun? Veya Hz.Ali’nin, “Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!” sözünü halka haykırmıyorsun?

Haydi bir oto kontrol yapalım! Bu yalan dünya seni tılsımlı iple bağlamış ikiz kardeşindir; cadı olan sevgilindir; ipi kes, özgürlüğüne kavuş!..Her birinde yaklaşık 200 milyar yıldız bulunan 200 milyar galaksinin ve nice bilinmeyen alemlerin Rabbi Allah ne yücedir! Alemlerin Rabbi Allah, ilahi hakikatlere inanmayanları, iyi işler yapmayanları ve çeşitli kirli işleri yapıp ta kendini iyi zanneden ve Cennete gideceğini sanan bütün münafıkları kesinlikle hesaba çekecek ve intikam alacaktır! Doğrular nedir; yanlışlar nedir?

Hoşça kal!

Gönderen: Özgür Zülkarneyn; Gizemli Süvari

17 Haziran 2012

            TEŞEKKÜR VE İYİ DİLEKLER…

   Görsel

Herkese merhaba! Uluslar arası haberleşmede bir şey dikkat çekici; Çoğu kimse hep sunum yapmayı,kendi fotoğraflarını göstermeyi ve kendisine ilgi gösterilmesini istiyor; ama kendisi başkalarına ilgi göstermiyor,bu bencilliğin ta kendisidir!

Biz daima insanlığı sevdik ve onların kurtuluşu için çabaladık! Bize ilgi gösteren, bilgi ve öğüt veren, yardım eden ve insanlığa iyiliksever olanlara şimdi içtenlikle teşekkür ediyoruz. İyilikleri unutmayacağız. Biz, sizin özel öğüdünüzü dinlemeye hazırız…

Gerçekler, önyargısız ve 360 derece bakış açısıyla öğrenilir. Bir partinin, grubun, mezhebin vb. fanatikleri gerçekleri öğrenemez ve ispatlansa bile gerçekleri kabul etmezler!

Birisi bize, “30 yıl Kainatı ve olayları incelediniz.Dünyada en değerli şey nedir?” diye sorarsa, “Mümin ve iyiliksever bir insanın kalbidir!” deriz.

Neden bu Dünyaya geldiğimizi düşünerek  öğrenmeye meraklı olarak herkesin kurtuluşa ermesini diliyoruz.Selamlar,

Kardelen Kütüphane Takımı, 20 Mayıs 2012

                THANKSGIVING AND GOOD WISHES…

   Görsel

Hello everybody! There is something attracting attention on International communication; Most people like to make presentations, to show their photos and to be held in reputation; but oneself  doesn’t get interested in others, this is lump of selfishness!

We always loved humankind and made efforts for their salvation. We sincerely thank to those who showed interest in us, given information and advice , helped and those who are benevolent to mankind! We will never forget the kindnesses. We are ready to hear for your special advice.

The facts are discovered by the point of view unprejudiced and of 360 degrees. Fanatics of a party, group, a sect or etc. can’t  discover the truth and they don’t acknowledge the facts even if they are proved!

If someone asks us, “You have discovered the cosmos and events for 30 years. What is the most precious thing in the world?”  We reply that it is the heart of faithful and benevolent human.”

Wishing everybody who are curious in learning reach the salvation while considering why have we come to this world ! Kind regards.  

Library Snowdrop Team, May 20, 2012