ISPARTA’DA UÇAK KAZASINDAKİ SIRLAR VE MUHTEMEL MADDİ MANEVİ SEBEPLER…(30 KASIM 2007; 01.36)

 

Yüzümde buruk bir ifadeyle  “Merhaba!” diyorum gecenin karanlığında… Çünkü altıncı hisle içimize doğan bazı sezgiler ve duygular bazen gerçek oluyor! Geçen gün 29 Kasım 2007 Akşamı saat 22.41’de Avrupa’da yaşayan genç bir üniversite öğrencisinin “Spaces.live.com” daki web alanına cevap yazmak  zorunda kaldım. Çünkü mesaj grubuna gayretli bir müslümandan gelen “bir olay davetiyesi” nin yanıt sonuçlarına bakıyordum.  Avrupa’da yaşayan üniversiteli Türk arkadaş, ona hakaretler etmiş! Bu bana şimşek etkisi yaptı! Bendeniz de düşündürücü ve etkili olabilecek bir cevap yazdım; önce mesajın ibret alınacak bölümünü aktarayım sonra bir açıklama yapacağım:

“… Rüzgar eken fırtına biçermiş! Sen rüzgar ekmişsin! Öyleyse ben fırtına olarak geliyorum! Bir müslümanın davetine hakaretle cevap yazmışsın!

“Namaz Kılmak” , Kainatın Yaratıcısı Allah’ı saygıyla anmak, ona şükretmektir! Namaz kılmamak nankörlüktür. Bunca nimetleri verene nankörlük eden, arkadaşına, sevgilisine daha çok nankörlük eder! Sen 30 Kasım 2007 Cuma günü hemen namaza başla! Kimin ne kadar vakti kaldığı bilinmez! (Final Destination)

            “Öğrenmek isteyen öğrenir, inanmak isteyen inanır!” İnsanların çoğunun inanmamasının sebebi, dar görüşle, önyargıyla ve alışkanlıktan kaynaklanan inatla inanmak istememesi ve ilahi felaketin ansızın başlarına gelmesini beklemeleridir !!!

İyi geceler, hoşça kal!… Şimdi ellerimde hüznü ve sırları ifade eden “mor gül” var, aramızda dostluk ve sevgi oluşursa “beyaz ve kırmızı güllerle” yine gelirim…Ateşe düşmemen için elini uzatan “Gizemli Süvari”…29 Kasım 2007 ; 22.41

1. Paragrafın sonundaki “Kimin ne kadar vakti kaldığı bilinmez! (Final Destination) “ ifadesi nerden çıktı geldi, diyebilir bir kimse! Final Destination-1 Filminde Ölüm, bazen  “Geliyorum…”diye işaret verir, bazılarını ikaz ederek sırasını atlar, (Sadakanın kazayı ve belayı def etmesi gibi), sonra yine gelir. Şimdi püf nokta şu: O gece içimden dedim ki “Bu arkadaşa 29 Kasımda mı 30 Kasımda mı namaza başla!” desem; şimdi vakit geç oldu, mesaja bakamaz, yarını yazayım” diye düşündüm. Aslında acil görevlerin ve fırsatların ilk önce yerine getirilmesi taraftarıyım. Ve o gece “Final Destination” daki gibi uçak kazası oldu; 3 saat sonra, 01.36 sularında…  Ve uçağa binemeyen bir kişi kurtuldu !.. Allah sadece ona mühlet verdi!

Kimsenin yarına sağ çıkmaya garantisi yoktur! Kainattaki her olayın maddi, manevi sebepleri, hikmetleri vardır. 3 Gazeteden uçak kazasına dair alıntı yaptığım haberlerde, kazayı etkileyebilecek ve doğrudan sebep olabilecek etkenlerden maddi olanları maviyle, manevi olanları yeşille yazdım. Artık onları toplayıp sonuç çıkarmak sizi kaşif yapar!…

         Yalnız aşağıda bulunmayan bir vecizeyi aktarmam lazım, konuyla paralel! “Uçmak için iki kanat lazımdır: Biri ibadet, diğeri aşk!” (Yaman Dede)

            Merhum bilim adamlarının çalışmalarından biri yüksek enerji fiziği ile ilgiliymiş: “İki protonu çarpıştırarak anti madde denilen sonsuz bir enerji kaynağı elde etmeye çalışıyorlarmış…” Anti madde, insan ruhudur! Bedenden ayrılınca sonsuz enerji olarak yaşar! Yalnız rengi iki türlüdür: Cennetin anahtarına sahipse , yeşildir! Tersiyse kırmızı olarak kalır ve azap çeker!

            Kim gariplerin, yetimlerin, mazlumların duasını alırsa o koruyucu kalkanlardan birini edinmiş olur! Vesselam….Gizemli Süvari; 01.12.2007 21.53

 

Kayıp bir dakikanın sırrı karakutuda saklı

Atlasjet’in World Focus Havayolları’ndan kiraladığı KK4203 sefer sayılı MD – 83 tipi yolcu uçağı İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan gece saat 00:51’de Isparta’ya gitmek üzere havalandı. Piriştina’dan geç geldiği için İstanbul’dan 1.5 saat rötarlı kalkan uçak, Süleyman Demirel Havalimanı’na doğru alçalmaya başladı. Pilotun saat 01.35’te kuleye ‘Pisti gördüm’ demesinin hemen ardından uçak saat 01:36’da esrarengiz biçimde radardan kayboldu.

Düştüğü yer geçiş hattında değildi

Isparta Valisi Şemsettin Uzun kazayla ilgili şunları söyledi: “Uçağın düştüğü bölge geçiş noktası değil. Uçak oraya nasıl indi anlamak mümkün değil. Sırtın öbür tarafına düşmüş. Ağaçlık ve biraz kayalık bir bölge. O bölge uçağın geçiş alanında değil. Uçağı kuleden görmüşler. Hatta hava raporlarını vermişler. Burdur üzerinden dönüş yapacaktı. Orada bir irtibatsızlık oldu. Gövde var, kanatlar pek yok. Yarım gövde. Böyle bir şey görmedim.”

 

Kaynak: www.aksam.com.tr; 01.12.2007

 

Ölüm uçağında süper fizikçiler

KANSERİ YENMİŞTİ

İki yıl önce yakalandığı meme kanserini atlatan, yaşam azmi ve meslek hevesiyle öğrencilerine fiziği sevdiren Arık’ın profesör eşi Metin Arık, sinir krizleri geçirdi. Prof. Engin Arık, Cern’de yürütülen Atlas deneyine gözlemci sıfatıyla katılan Türk ekibin başındaydı. Prof. Arık. aynı zamanda ‘karanlık madde’ arayan ve evrenin oluşmasının sırrını çözmeye çalışan CAST isimli deneye de katılmıştı. Deneylerde evrendeki her maddenin bir kütleye sahip olmasını sağlayan ve varlığı kanıtlanamayan ‘madde’yi ulaşmayı amaçlayan dünyanın en pahalı projesinde Türkiye’yi temsil ediyordu.

Bürokrasi yaşamını kurtardı

Geç işleyen bürokrasi, Atlas Grubu’nda yer alan B.Ü.’nde doktora öğrencisi Bora Işıdak’ın hayatını kurtardı. Bürokratik işlemleri tamamlayamadığı için Isparta’ya gidemeyen Işıdak, “İşlemlerimi tamamlayamadığım için hayattayım ama çok üzgünüm” dedi.

Melekler ve Şeytanlar’daki laboratuvardaydı

Prof. Dr. Engin Arık, Dan Brown’ın özellikle Melekler ve Şeytanlar isimli kitabında ismi geçen CERN (European Organization for Nuclear Research) labaratuvarlarında uluslararası bir beyin takımıyla birlikte anti madde deneyleri yapıyordu. Cenevre’deki laboratuvarlar, tıpkı kitaptaki gibi yerin 100 metre altında 10 katlı bir binada çalışmalarını yapıyordu. Çukurova Üniversitesi’nden Gülsen Önengüt ile birlikte çalışan iki Türk’ten biri olan Arık, burada ATLAS isimli deneyin başında görev yapıyordu.

Deney yüksek enerji fiziği ile ilgili bir çalışmaydı. İki protonu çarpıştırarak anti madde denilen sonsuz bir enerji kaynağı elde etmeyi amaçlıyorlardı. Bu çalışmanın başarılı olması halinde elde edilecek anti madde askeriyeden teknolojiye kadar 232 ayrı alanda kullanılabilecek aynı zamanda evreni oluşturan büyük patlama yani Big Bang’in laboratuvar ortamında tekrarlanmasını sağlayacaktı. Arık, verdiği röportajlardan birinde Dan Browne’ın Melekler ve Şeytanlar isimli kitabını çok beğendiğini söylemişti.

…..
Kaynak: www.aksam.com.tr ; 01 Aralık 2007 Cumartesi

Albümlerde kalan mutluluk

KORKUNÇ kazadan geriye dramatik öyküler kaldı. Kaptan pilot Serhat Özdemir, ABD vatandaşıydı. 11 Eylül’den sonra ‘Muhammet’ olan ön ismini sildirmişti. Hostes Mana Topçu ise birkaç hafta önce doğum gününü kutlamıştı.

Kaynak: www.aksam.com.tr ; 01.12.2007

 

Düşen uçak MD 80’lere yakın plan

……

İstanbul-Isparta seferini yapan Atlasjet uçağı Isparta’da düştü. World Focus Havayolları’ndan kiralanan MD 80 model uçaklar bugün dünyanın başka havayolu şirketleri tarafından da kullanılıyor. Bazı şirketlerse, ortaya çıkan sorunlar nedeniyle bu uçakları kullanmıyor.

…….

Kaynak: www.yenisafak.com.tr  ; 01.12.2007

 

*       *       *       *       *

‘Pisti gördüm’ dedi dağa çakıldı

UÇAK ENKAZI ÜÇ PARÇA
……

Ankara’dan gelen kaza kırım ekibi de olayı aydınlatacak uçağın karatusunu buldu. Uçak ABD üretimi olduğu için karakutu deşifre için bu ülkeye gönderilecek. Deşifrenin 1 ay kadar süreceği belirtiliyor.

Ay ışığı mı yansıdı

        
BİR iddiaya göre uçağın konumu ve su üzerine yansıyan ay ışığı Burdur Gölü’nün üzerinde tam bir pist yansıması oluşturdu. Isparta’ya ilk kez uçan pilotta mehtabın yarattığı bu algı yanılsaması gölü pist zannetmesine neden oldu. ‘İn-bound olduk’ dedi.

……

Kaynak: http://www.stargazete.com.tr/index.asp?haberID=39630 ; 01.12.2007

 

AKŞAM muhabiri en acı sefere tanıklık etti!

Aynı ekip 8 saatte 5 uçuş yapmış

Atlasjet CEO’su Tuncay Doğaner, kaza yapan uçağın Kosova’nın Priştine kentinden İstanbul’a geldikten sonra 40-50 dakika süren bir hazırlığın ardından ekip değişikliği yapılarak Isparta için havalandığını söyledi. Doğaner, 23.20’de yapılması gereken Isparta seferi için yaşanan rötarın ise uçağın Priştine’den kötü hava şartlarından dolayı geç kalkmasından kaynaklandığını bildirdi.

AKŞAM muhabirinin ulaştığı kayıtlar ise Doğaner’in sözleriyle çelişiyor.

Çünkü iddia edildiği gibi uçak gece yarısı değil, saat 15.35’te Priştine’den kalkıp saat 17.05’te İstanbul Atatürk Havalimanı’na iniş yaptı. Uçak burada uçuş ekibini değiştirdikten sonra iç hatlarda 4 sefer daha yaptı.

Bu seferlerin saatleri ve rotaları şöyle:

17.47: İstanbul – Ankara,

19.50: Ankara – İstanbul,

21.42: İstanbul – İzmir,

23.10: İzmir – İstanbul.

Uçak 00.05’te İstanbul’a iniş yaptıktan sonra Isparta seferini yapmak üzere saat 00.52’de Atatürk Havalimanı’ndan havalandı. Bu durumda Isparta seferinde yaşanan rötar, uçağın Priştine’den geç kalkmasından değil yurtiçindeki seferlerinden kaynaklandı.

Atlasjet’in Basın Halkla İlişkiler yetkilisi ise, uçağın Priştine’den geldikten sonra iç hatlarda Isparta öncesi 4 sefer yaptığını kabul etti. Ancak uçuş ekibinin ise Isparta seferi öncesinde değiştiğini iddia etti.

Muhabirimiz ise ekibin değişmediğini ve 4 uçuşun ardından 5’incisi olan Isparta için de görev aldığını belirledi.

Hava İş Sendikası yetkilileri THY’den örnek vererek, aynı ekibin günde 14 saate kadar uçuş yapabileceğini ancak peş peşe 4 seferden fazlasını yapamayacağını bildirdi. 4 sefer sınırının ise “sonrası riskli olur” düşüncesinden konulduğuna dikkat çekti.


Uçak Teknisyenleri Genel Başkanı Sefa İnan – FAZLA ALÇALIP TEPEYE Mİ ÇARPTI?

“BU uçakta gövde parçalanmadığı için sabotaj olmadığını görüyoruz. O zaman iki nokta kalıyor; Teknik ya da pilotaj hatası. Son bakımını yapan arkadaşımla konuştum. Teknik bir arızası olmadığını söyledi. Veriler pilotaj hatasını gösteriyor. Büyük bir ihtimalle normalden biraz daha fazla alçalmış. Kaptan pilotun tepeyi son anda fark ettiğini düşünüyorum.”

Kaynak: www.aksam.com.tr ; 01.12.2007

 

Pilot, 4,5 dakika kazanmak için kestirmeden gidince dağa çarptı

     
           
Türkiye’yi yasa boğan Isparta’daki uçak kazasının sebepleri netleşmeye başladı. Kaza kırım heyetinin ilk tespitlerine göre, 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan facianın sebebi pilot hatası. 4,5 dakika kazanmak için kestirme yol deneyen pilot, uçuş güzergahından çıkınca dağa çarptı. Uçağın düştüğü Türbetepe’de incelemeler yapan 6 kişilik ekip, güvenli iniş sağlayan VOR cihazının kullanılmadığını da tespit etti. Pilot, kule ile irtibata geçtikten sonra VOR cihazını dikkate almamış. Yardımsız, görerek inmeye çalışması kazayı tetiklemiş.

Uçağın iniş cihazları devre dışı bırakılmış

      Kazanın yaşandığı Türbetepe’de incelemelerde bulunan kaza kırım heyeti, ilginç bir tespitte bulundu. Buna göre, uçak 1,5 metre daha yüksekten uçsaydı facia yaşanmayacak, tepeyi aşan uçak normal inişini tamamlayacaktı. Ancak, yardımcı cihazları devre dışı bırakan pilot, hiç beklemediği çetin coğrafî şartlarla karşı karşıya kaldı ve dağa çakıldı.

http://www.milliyet.com.tr/2007/12/02/son/sontur13.asp

 

    

 

YORUM !!!

 Öğrendiğimiz bunca haber ve bilgiden sonra manevi sebepleri kişilerin kendi ferasetine bırakarak maddi etken ve sebeplerden  anlaşılan, büyük ihtimalle ortaya çıkan şok edici sonuç şu:

         Uçak 29 Kasım 2007 günü saat 15.35’te Kosova’nın başkenti Priştine’den kalktıktan sonra irtibatının kesildiği 30 Kasım 2007 saat 01.36 arasındaki 10 saat 1 dakika boyunca tam 6 sefer yapmış ! Buna can nasıl dayanır !? İnsaf! 1. Sebep, yorgunluk ve dalgınlık! Her sefer arasında da yarım saat ile 1 saat arasında bir mola olmuş! Bu mürettebat durmadan koşturmuş! Büroda masa başında çalışan bile 8 saatte  yoruluyorken onlar nasıl dikkatli ve verimli olabilsin !?

2. sebep, birinciye bağlı olarak ve ilk defa Isparta Havalimanı’na geldiği için gecenin 01.36’sında pilotun dikkatinin zayıflaması ve gölü ay ışığında pist zannetmesi ve biraz fazla alçalması beklenen bir hata olmuştur!

3. sebep, 4,5 dakika kazanmak için kestirme yol deneyen pilotun, uçuş güzergahından çıkarak dağa çarpması. Gün boyu onca yol kat eden mürettebatın neden 4,5 dk. kazanmak için uçuş güzergahından çıkması ise birinci sebebe bağlı oluyor!

4.sebep, bazılarının boşa çıktı, diye düşünmesine rağmen sabotaj veya önceden yapılan bir tehditten dolayı, pilotlar veya diğer mürettebat aniden güzergahını değiştirip, yardımcı/ iniş cihazlarını kapatıp intihar inişi yapmış olabilir! Kimse onların beyin ve ruh yapılarının grafiğini çıkarabilir mi !?  Öyleyse göz önüne almalısınız!

5.sebep, % 5’lik kimsenin aklına gelmeyen, gizli sebeplerdir! Bütün kanıtlar, her zaman yaklaşık % 95’lik doğruluk sağlar, bu kanaatteyim…

         Biz halk olarak hep sosyal kurallar olsun, işyerlerinde çalışma kuralları olsun genelde uymayız veya uymak zorumuza gider! Örnekler arasında: “Otobüs ve tramvaylarda arkaya ilerlememek”, “Piknik yerlerinde çöpü etrafa atmak”, “Halk tuvaletlerini kirli bırakmak”, “Üst veya alt geçitler yerine yoğun trafik olan caddede karşıya geçmek” gibi…

“Bir şey olmaz!; Aman canımmm!; Boş ver! ; Şunu da, onu da bitireyim sonra eve giderim!” gibi duygu ve düşüncelerle en tehlikeli olaylara sebep olunuyor, sonra kimse sorumlu olmamak için bin bir yalan ve mazeret uyduruluyor! “Kabahat samur kürk olsa kimse giymek istemez miş! Yukarda bazı paragrafların “kahverengi” olduğu umarım dikkatinizi çekmiştir! Genel metin yazıları siyah olduğundan yalanı ifade eden veya ortaya çıkaran kısmı “kahverengi” seçtim. Yani “İşler ……!” ülkede. Akşam Gazetesi muhabirlerini gerçeği ortaya çıkardıkları için tebrik ediyorum, Allah yardımcınız olsun! Farkında olmadığımız, gerçekleri keşfedip halkı aydınlatan diğer cesur gazetecilere de teşekkürü borç biliriz.

Son olarak aynı toplumsal hataların yapıldığını ve ibret almamız gerektiğini gösteren geçmişten birkaç olayı hatırlayalım:

Akıllı kişi başkalarının başına gelen olaydan ders alırmış; cahil kişi ise kendi başına gelince anlarmış! O zaman ülkede cahil gerçekten çok! Biz sadece büyük ve yankı uyandıran önemli olayları bahsediyoruz; bunlara benzer her gün yüzlerce, binlerce olay meydana gelmektedir! Deli danaların, gafil ve duyarsızların, kural tanımazların çok olduğu ülkemizde aslında herkes, her yerde tehlikededir! Çünkü siz kurallara uysanız bile başkalarının hatasının zararını siz de çekersiniz! Korunmak Allah’ın takdirine bağlı!  

Ülkemizde yaşanan, hatırlatılması gereken, acıklı, diğer 2 önemli kazada da zaman ve sebepler yaklaşık aynı: Zaman gece ve sabaha doğru; sebepler: uykusuzluk, yorgunluk, dalgınlık!

24 Ekim 1997’de gece 23.20’de Konya-Ereğli yolunda olan kazada 48 kişi yanarak ölmüştü. Şoförün biri uyuduğundan yanlış şeritte geliyormuş. Aniden uyanıp normal şeridine geçince, karşıdan gelmekte olan ve kendi şeridine geçmiş diğer araçla çarpışmıştı!

14 Nisan 2007 günü saat 06.00’da Konya-Aksaray yolunda geziye giden okul otobüsü kazasında 33 kişi can vermişti. Yine şoför uykusuzluğu ve kurallara uyulmayış etken olmuştu!

Bu ihmalkar, hırslı veya ölümcül hataların küçük sanılan yanlışlardan çıktığını anlayamayan umursamaz kişiler, hem kendi hayatlarını, ailelerini, hem de diğerlerinin dünyasını mahvediyorlar! Bir çivi yüzünden bir savaş kaybedildiği hikayesini bir idrak edebilseler!..

         Altın yumurtlayan tavuğun, düzenli ve rahat çalışmasına izin verilirse ve sabırsızca kesilmezse, daima altın yumurtlar ve huzur,  başarı, zenginlik devam eder!..

         Allah’a emanet olun! 02.12.2007