HAYATTAKİ EN KARIŞIK, EN TEHLİKELİ, EN NEFRET EDİLEN KONU: POLİTİKA VE BENAZİR BUTTO’NUN ÖLDÜRÜLMESİ

         Selam, hidayete tâbi olanların üzerine olsun! Neden böyle selamla başladım? Çünkü 20. ve 21. yüzyılda olaylar, savaşlar, entrikalar, yalanlar, hileler, sahtekarlıklar öylesine çoğaldı ki artık insanlar rahat ve güvenli bir hayat yaşayamıyor! Son iki asırda hayatın bütün alanlarındaki gelişme, çeşitlilik ve sorunların artışıyla beraber gerek insanların, gerek şirket ve kurumların politikaları, sinsi planları öylesine çoğaldı ve karışık hale geldi ki artık  “kim ne niyetle yaklaşıyor ve ilgi gösteriyor; hangi şirket neden bu kadar hediye dağıtıyor ve reklam yağmuruna tutuyor, ürünlerinde hangi zararlı maddeleri kullanıyor?”  anlamak zor!”

         Bazıları kendi ailesine, kendi şehrine, kendi partisine, kendi ülkesine güvenip hep yabancıları düşman olarak görebilir! Ne var ki umulmadık bir şekilde yakınlarından ihanete uğrayan ve trajik olay yaşayan bir çok insanın daha iyi anlayabileceği gibi, insan kendi kardeşinden, ailesinden, şehrinden ve ülkesinden bile nankörlük ve ihanete uğrayabiliyor! Zaten en korkunç olanı da, en umulmayan ve ani olan döneklik ve düşmanlıkla karşılaşmak oluyor!

         Aslında Allah c.c. ve evliyalar dışında insanın güvenebileceği pek dostu bulunmaz; çünkü tanıdığınızı zannettiklerinizin tehlikeli durumda ve hayati anlarda ne yapacağını tahmin edemezsiniz!

         Tarihten iki örnek vereyim: * Bir veli öğrencileriyle giderken, dağdan yuvarlanan bir taş üzerlerine geliyormuş, sadece bir öğrenci hocasının önüne geçerek hayatını kurtarmak istemiş!

         * Diğer bir olay da duymuşsunuzdur; Hacı Bayram Veli zamanında padişah kendisine “Gerçekte kaç müridin var?” diye haber yollamış. O da “Sizi kurban edeceğim!”, diye imtiham etmek istemiş! Tabii ham talebeler, “Bir hikmeti vardır!” diye düşünmeden kaçmışlar. Sonuçta sadece bir erkek ile bir kadın talebesi kalmış!

         Velilerin bile zor günde dostu birkaç kişi çıkarken, politikacıların hayatının iplerini eline verebileceği kaç dostu çıkar !? 

         Hz. Muhammed a.s.: “Aldatan bizden değildir!” diye bildirmiş. Günümüzde kendi ülkemizde kendi şehrimizde o kadar çok kişi yalan söylüyor ve hile yapıyor ki, kendi halkımıza güvenemiyoruz! Bakkalından pazar manavcısına, esnafından şirketlere ve kurumlara kadar herkes birbirini kandırmaya çalışıyor! Tarihi kahramanlık ve pembe hikayelere bakarak niye çoğu yalancı ve hilekar bir halk sevilsin ki ve onlar için fedakarlıkta bulunulsun !

         Siz 25 yıl, 50 yıl biriyle arkadaşlık yapsanız ve yeterli düzeyde tanıdığınızı zannetseniz, ve onun mayasında bozukluk varsa; sizin en zor ve hayati öneme haiz anınızda sizi harcayabiliyor!

         Uzun yıllar önce bir haber okumuştum; bir ülkenin istihbarat kurumu başkanı 20 küsur yıldır karşı devlet hesabına çalışan biriymiş! Düşünebiliyor musun; senin hayati tehlikelere girdiğin olaylarda bile aslında satranç tahtasındaki piyon gibisin ve ortadan kaldırılabilirsin ! 

         Pakistan eski başbakanı Benazir Butto’nun 27 Aralık 2007’de suikastle öldürülmesi olayı hakkındaki çeşitli ve karışık haberleri ve tespitleri inceleyince, kafanız karışacak ve kendinizi labirentte hissedeceksiniz! Bunca; hatta binlerce gazeteler, televizyonlar ve haber ajanslarına rağmen, 2007 itibariyle 6,5 milyar insanın yaşadığı Dünyanın ve olayların tam anlaşılamayacağına ve sırlarla dolu olduğuna inancınız artacak!

         Bilirsiniz hukuk kanıtlara göre hüküm verir ve muamele eder; ama ne var ki dünyanın sinsi ve karanlık güçleri bunu iyi bildiğinden artık birçok kanıt ve işaretler de gerçeği yansıtmada yeterli olmuyor! Çünkü sinsi emperyalistler, insanların nasıl zannetmesini ve düşünmesini istiyorlarsa, onu sağlayacak şekilde senaryolar uyguluyorlar ! GERÇEKLER, BAZEN SİSLER ARDINDADIR; belki 11 yaşında bir kız çocuğunun sezgisinde, belki ormanda kulübede yaşayan saf kalpli 70’lik bir ihtiyarın hikmet dolu sözlerinde, belki yolda uçuşan basit bir ip ucunda…

         Hong Konglu bir güvenlik şefi de hayattaki olayların karışıklığı konusunda duygu ve düşüncelerini şöyle dile getiriyor: “5 yıl boyunca geceleri rahat uyuyamıyorum.  Dünyayı anlamaya çalıştım; ne kadar anlamaya çalışırsam, aklım o kadar çok karışıyor!”

         Fitne ve panik zamanlarında, insanlara doğruları ve gerçekleri göstermek ve anlatabilmek zordur, tehlikelidir! Bir kenara çekilmek ve bulanık suyun durulmasını beklemek iyidir! Mecazi olarak deniz  kenarındaydık; berrak suda balıkları, midyeleri, deniz yıldızlarını izlerken, nehirden bulanık sular geldi! Durulmasını beklerken, dinlendik ve düşündük!

         Politikanın sevimsiz, zor, tehlikeli ve ölümcül bir iş olması şuradan kaynaklanıyor:

         Her mesleğin bir konusu ve malzemesi vardır. Örneğin; bir manav, sebze ve meyvelerle ilgilenir ve onları satar. Bir makine mühendisi, makinelerle ilgilenir; üretir,bakımını yapar, satar vs. Bir doktor, hastalarla ilgilenir,tedavi etmeye çalışır. Bir öğretmen, öğrenmek isteyen öğrencilere bilgiler öğretmeye, uygun metotla ve verimli şekilde sunulmasına gayret eder.

         Bir politikacı ise, insanlarla ilgilenir; onların hakkını verir veya haksızlık eder. Tayinlerini yapar; bazılarına kraliyet tacı giydirir, bazılarını ortadan kaldırır! Yani kısacası; “insan kumarı” oynar, bu nedenle ölümcül oyun oynar!

          Dürüst ve adil bir yöneticiden genelde halkın çoğu memnun olur; az da olsa hiç memnun edilemeyen çıkar grupları olur. Ama kral zalim olursa, halkın çoğu isyan eder, ayaklanır veya sonları hüsranla biter! Tıpkı Mussolini, Hitler, Saddam vb. örneklerinde olduğu gibi.

         Dürüst siyasetçilerin, hilekar bir politikacıya dönüşmemesi için unutmaması ve inanması gereken birkaç prensip şunlardır:

·         Eden bulur!

·         Ne ekersen, onu biçersin!

·         Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkalarına yapma!

·         Başkalarını (özellikle zenginleri ve güçlüleri) memnun etmek için kendini yontanlar, sonunda tükenip giderler!

·         Bir kişiye, Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi kötülük olarak yeter!

Bugüne kadar yaşadığımız tecrübeler ışığında, kim ne yaparsa yapsın, yaptıklarının karşılığını er ya da geç “ilahi takdir” tarafından bulduğuna şahit olduk! Kainattaki “Üst Sistem”, milimetrik, saliselik en küçük bir ölçü hatasız, işleri ayarlıyor! Kimsenin işlediği pis iş, yanına kar kâlmıyor!

         Zulmeden Amerika İmparatorluğu sular altında boğularak ilahi yönden cezalandırılacak! Kötü niyetli Siyonist Yahudileri de Kıyamet Savaşı’nda her ağaç ve taş, “Arkamda Yahudi var!…” diyerek onların aleyhine şahitlik edecek ve zafer başta Kıyametin “Üç Atlısı” Hz.Mehdi (a.s.), Hz.İsa (a.s.), ve Hz.Hızır (a.s.) yönetimindeki Mü’minlerin zaferiyle sonuçlanacak!

         Kıyamet Savaşları’nı sâde Müslüman ve Hıristiyan vatandaşlar değil, Siyonist Yahudi politikacılar ile Haçlı Hıristiyan politikacılar 1990’da Saddam Hüseyin’i tuzağa düşürerek Kuveyt’i işgal ettirerek, sonra da Irak’ı işgal ederek başlattılar!  

                  Müslüman Türkler, Kürtler, Araplar,Pakistanlılar ve diğer milletler! Vakit, hemşehricilik, kabilecilik, partizanlık yapma zamanı değildir! Vakit, başta kuzeyden ve kuzeybatıdan gelecek füzelere karşı “füze kalkanı” oluşturma, Doğu’ya doğru uzanan “Güvenlik Koridoru” kurma vaktidir !!! Zor yıllar için “Hazırlık Yapma Vakti” dir!

          “Akıllılar önceden feryat ederler!” özdeyişi gereğince felaket ve savaş yıllarından önce ilk yardım malzemeleri, yeterli erzak, su, ilaç, ateş, akaryakıt vb. hazır bulundurmakta fayda var!

         Manevi yönden ise mü’minler hayatının kolay geçmesini istiyorsa Allah’ı çok zikretmeli ! Çünkü bir Kur’an âyetinde açıkça belirtilir de pek umursanmaz! Herkesin neden 1001 çeşit derdi var !?

         "Kim de Beni zikretmekten yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha Suresi 124.Ayet)

        Gayri Müslimlerin hep Müslüman ülkelere saldırmasının sebebi, yine hadis-i şerife istinaden; “Müslümanların kalplerinde dünya sevgisi ve ölüm korkusu bulunması !”

         3 kuruşluk çıkarlar için kişiler, kurumlar ve ülkelerin birbiriyle kavga edip parçalanmaları yok edilmelerini kolaylaştırıyor!

         Batılı emperyalist ülkelerin halkları aşırı yemekten, fazla dans etmekten, fazla seksten ölürken; onlara göre biz 3. Dünya ülkeleri açlıktan, hilekâr ve sahtekar ortamlarda hakkımızı aramaktan; vefalı,güvenilir ve cesur dostlar bulamamaktan; bazı kurumlar ve şirketlerin yalan ve sahtekarlıkları nedeniyle yaşama sevincini ve umudunu kaybetmekten dolayı yıpranıp ölüyoruz!…

         Pakistan’daki Benazir Butto suikastı hakkında sunulan onlarca haber ve tespitleri inceleyebilirsiniz. Yalnız ibret verici olması açısından Gazeteci İbrahim Karagül Bey’in 07 Ocak 2008’deki yazı dizisinden yalnız bir paragrafı burada aktarmak istiyorum:

         11 Eylül’den iki gün önce Afganistan’ın en önemli lideri Şah Mesud intihar saldırısıyla öldürüldü. Rusya ve Hindistan’la iş tutmanın bedeliydi bu. “11 Eylül’ü haber veren suikast”, tarihin akışını değiştirecekti.

………………….

ABD ve Butto için Mesud bir tehditti

 

AB’den siyasi destek alan, ekonomik ve askeri destek sözü alan Mesud’a aynı zamanda Rusya da askeri yardım yapmaya başladı. Taliban’ı devirmek için Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de bir toplantı bile yapıldı. 27 Aralık’ta öldürülen Benazir Butto da, Şah Mesud’un Hindistan’a yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyordu. Ne de olsa Benazir Butto, ABD politikalarına uygun olarak Taliban’ın mimarları arasında yer alıyordu. Mesud’un ölümünü hazırlayan politikalar içinde yer aldı Butto. Kaderin cilvesine bakın ki, aynı politika altı yıl sonra Butto’nun da canını alacaktı! Çünkü Butto’nun öldürülmesi, aynı senaryo için aynı bölgede işlenen ikinci cinayetti. Afganistan bir liderini kurban vermişti. Şimdi Pakistan da bir liderini kurban veriyordu. Hesap aynıydı!”

*       *       *       *       *       *       *

         Politikanın nasıl bir şey olduğunu ve öylesine yalan ve hile dolu bir dünyada yaşadığımızı anlamak için kendinizi “felaket günü” yaşayanların yerine koyarak şöyle hayal edin: “11 Eylül 2001 günü sabah 08.30’da Amerika Birleşik Devletleri’nde New York’tayız. Bir grup arkadaş Dünya Ticaret Merkezi olan gökdelenlerdeki işimize gidiyoruz. Kimimiz Hıristiyan, kimimiz Müslüman, bazısı da Budist. Hava güneşli, güzel! Central Park’ta kuşlar cıvıldıyor! Modern bürolarda sabah kahvesi içmek üzereyiz…Bugün 4000 Yahudi bir yerden önemli bir haber alarak işe gelmemiş ve bunu aralarında hünerli bir şekilde sır olarak saklamayı başarmışlar!

         Sabah 08.46’da bir uçak gökdelene çarptı! Şiddetli patlamalar, alevler, çığlıklar!…15 Dakika sonra ise ikinci bir uçak, ikinci kuleye çarptı! Yangın etrafı alevlere ve dumanlara boğuyor! 30 yıllık bu binalarda bugün ölüm, kan ve gözyaşları her tarafı kaplamış!…Gün sonunda yaklaşık 3000 kişi can vermiş oluyor!

         Dünyanın en komik ve doğruluğuna inanılmayan açıklamasına göre bugün

4000 Yahudi izinli olduğundan gelmemiş! Yıllardır birlikte çalıştıkları iş arkadaşlarının hazin ölümlerini televizyonda seyrederken, herhalde “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” çağının en heyecanlı korku filmlerinden birinin çekimini, kurtulmanın yapay mutluluğuyla izlemişlerdir! İşte zulmeden politika, ırkçılık, milliyetçilik bu faciadaki gibi oluyor!

         Veda etmeden önce levhalık vecizeyi armağan etmek istiyorum:

         “Adaletin ve ahlakın olmadığı yerde, huzur ve gelişme olmaz!” (Mimoza33)

         Allah’a emanet olun! 11.01.2008

 ·         Anahtar gibi bir bilgi veya haber, hayat kurtarabilir!