Bismillâhi’r Rahmâni’r Rahîm

A004-01-(Altıncı His; İrfan)

GÖNÜLDEN GÖNÜLE AÇILAN PENCERE

         Çok zengin bir adam vardı. Bu adamın selvi boylu, akıllı, yakışıklı üç oğlu vardı. Ömrü boyunca oğullarını güzel yetiştirmek için uğraşmıştı.

         Adam iyice yaşlanmıştı. Öleceğine yakın arkadaşı kadıya:

         – Ben artık öleceğim. Çocuklarım da yetiştiler. Her şeyimi onların güzel yetişmesi için harcadım. Elimde kalan mal ve altın neyim varsa oğullarımdan en akıllısınındır, diye vasiyet etti ve öldü.

         Kadı, zengin adamın çocuklarını çağırdı. Çocukların çok güzel terbiye görmüş oldukları her hallerinden belliydi. Çocuklar:

         – Ey kerem sahibi! Biz artık yetimiz. Babamızın kararından dışarı çıkmayız. O ne vasiyet etmişse ona razıyız, dediler.

         Kadı:

         – Her biriniz uyanıklığınıza ait bir hikaye anlatın. Bakalım hanginiz daha uyanık ve akıllı. Unutmayın yapacağınız laf canbazlığı kendini gösterir. Ona göre sözlerinizde yalan olmasın.

         Çocuklardan büyüğü söze başladı:

         – Ben adamın sözünden derhal anlarım. Söz söylemezse dahi üç gün içinde yine ne haldedir, nasıl adamdır, anlar, bilirim, dedi.

         Ortanca çocuk:

         -Ben söylerse anlarım, söylemezse onu söz söylemeye mecbur eder, sıkıştırırım, dedi.

Kadı, küçük oğlana dönerek:

– Ya susmakta ısrar ederse sen ne yaparsın?

En küçük oğlan:

– Ben de onun önünde susar otururum. Onunla otururken bu dünyaya ait olmayan güzel sözler gönlümden coşarsa bilirim ki söz benden değil, o kişidendir.

Çünkü gönülden gönüle pencere vardır.

         Kadı’nın bu söz çok hoşuna gitti. Bunun üzerine ölen arkadaşının vasiyet ettiği malını en küçük oğlana verdi.

 

         ÖĞÜTLER:

·         Babanın oğluna bırakacağı en güzel miras, güzel terbiyedir.

·         Ne söylediğine ve ne zaman söylediğine dikkat et. Çünkü söz, senin aklını gösterir.

·         İnsan, dilinin altında gizlidir. Nasıl bir insan olduğu konuştuğu zaman anlaşılır.

 

KAYNAK:

Mevlana’dan Hikayeler 15; Mürşide Uysal;

Uysal Kitabevi; Konya; 1996