(Korku veya Cesaret)

YARGITAY BAŞSAVCISI ABDURRAHMAN YALÇINKAYA’NIN ATTIĞI HAVAİ FİŞEK VE UYKUDAN UYANIŞ

İlkbahar geldi de gördüğünüz gibi Dünya’daki ilk aile Hz.Adem a.s.’ın ailesindeki Kabil-Habil kavgasından beri kavga hiç bitmedi! Çünkü Dünya imtihan dünyasıydı ve inançsız azgın nefs ile inançlı kalp ve pozitif ruh arasındaki çatışma hep sürerdi…

            Kötü evlat Kabil, kendi hakkına düşen kızı almak istememiş, kardeşinin evlenmesi gereken güzel kadını hırsla istemiş ve bu nedenle Allah’ın emrine ve babası Hz.Adem’e karşı gelmiştir! Yapılan kurban adama sonunda da sonuca tahammül edememiş; kardeşini kıskanarak, pusu kurarak öldürmek istemiştir!

            Sonuçta kardeşini şehid etmiş, lanetlenmiş, kovulmuş ve alarak kaçtığı kadınla da gittiği diyarda mutlu olamamıştır ! Bir gün neslinden, evlatlarından biri, “Kardeşini öldüren dedemiz şu değil mi !” diyerek bir taş alarak Kabil’e atmış, değişmeyen ilahi takdirle “Eden, bulur !” hükmüyle ölerek “Kâinatın En Büyük, İlâhi Mahkemesi” ne sevk edilmiştir!   

            Günümüze dönersek; Türkiye’de 2007 seçiminde yaklaşık % 50’ye yakın oy alarak 1. parti olarak iktidar olan AK Parti hakkında kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı, birçok basında müstakil bir konu olarak bulunmayan ve göze çarpmayan kayıp bir cevherin ortaya çıkmasına vesile olmuştur! O da dünyada İslam karşıtlarının cesareti ve gelişen teknolojisi; Müslümanların ise korkaklık ve gaflet içinde olduğu…Dikkat çekici gizli gerçeklere başlamadan önce bazen icap eden argo üslubu bağışlayın!… Vicdansızlar her türlü ahlaksızlığı yaparken biraz tokat gibi tepkiler ve hakaretler, azgın atlara kırbaç gibi etki yapar…

            “Nasıl oluyor?” sorusunun cevapları şöyledir:

            * Başsavcı havaya bir havai fişek atarak gaflet içinde uyuyan Müslümanların uyanmasına sebep olmuştur !

* Başsavcı, ülkedeki en çok oy alan ve neredeyse seçmenlerin yarısını oluşturan bir çoğunluğa mecburen de olsa cesaretle meydan okumuştur! Cesareti, tehlikeli ormanda yakılan, kısa süre yanan aydınlatma fişeğine benziyor; bundan başka, suçlamalar da bir gayri müslimin bakış açısına göre suç ! Bu, bana çoçukluğumda izlediğim bir savaş filmindeki ustanın çoğunluğa taş atan birine: “Duydum ki rüzgara karşı işediğinden üzerini ıslatmışsın!” lafını hatırlattı!

* Ülkedeki kadınların % 70’inin başörtüsü taktığı, takmadığı halde  % 10 inanan da eklendiğinde % 80’inin benimsediği  “başörtüsü” nün üniversitelerde serbestliğini içine sindiremeyerek takanları küçümseyerek, hakaret ederek bunu yapmıştır!

* 170 sayfa iddianame hazırlayarak, “Bakın dindarlar! Biz her zaman yaptıklarınızı ve söylediklerinizi izliyoruz; barış zamanında normal göründüğümüze ve gülümsediğimize bakmayın! “Su uyur, düşman uyumaz.” Atasözünü unutmayın!

* Gafil İslam Dünyasındaki Müslümanların 2 seçeneği vardır: 1-Ya inandığı gibi onurlu yaşamak, cesur ve kahramanca mücadele etmek ! 2- Ya da korkarak, zamana ve mekana göre, menfaate göre hayat tarzını ayarlayarak münafıkça yaşayarak ölüp Cehennem’i boylamak! 

* 100 yıldır Türkiye’de hep dürüst ve çalışkan bilim adamları, dindar alimler ya öldürülüyor, ya gıyabi tevkif çıkarılarak ülke dışına kovuluyor! ABD ise her yıl bütün Dünya’daki 55.000 kişiye vatandaşlık vaad ederek inancı, şekli ne olursa olsun menfaat için bile olsa, “Şanslı kişisiniz; Buyur, gel ülkemize !” diyor! İşleri bitene kadar olsa da 20-25 yıl iyi yaşama şansınız var!  Eee, ABD bilim, teknoloji, uzay araştırmaları  yönünden neden bu kadar gelişmiş, anlaşılıyor! Ne kadar acı gerçek, değil mi? Türkiye’de ise gâfil ve hilekar adamlar, yetenekli ve mucit kişilerden daha rahat ve uzun yaşıyor! Vay haline  Türk halkının!

Size Müslümanların çoğunun korkak olduğuna dair yaşadığım ve şahit olduğum birçok olaydan sadece bir tanesini aktaracağım; diğerlerini bahsetmeye gerek kalmayacak! Büyük şehirde çalışmadan yıllar önce bir köy okulunda çalışırken, çocuklara belgesel programlar izletmek için, hepsi Kültür Bakanlığı’ndan onaylı “Fatih Sultan Mehmet, Nasreddin Hoca, Alparslan, Bir Öğrencim İçin (Not One Less; 1999 Venedik En İyi Altın Aslan Ödüllü Eğitim Filmi)  vb. tarihi ve eğitim kahramanlarının VCD lerini kutuyla sınıfa götürüp, dolabın üstüne koymuştum.O günlerde müfettişlerin gelme zamanlarıydı. İbadet ehli, hatta dini bir gruba bağlı olduğu anlaşılan genç müdür arkadaş ta, önceden sınıfa gelip, sakıncalı bir şey var mı, diye kontrol ederken, 3 boyutlu resme güzel bir örnek olan, içinde küçük boyutta Kabe ve Medine’deki Peygamber Camisi resmi de olan  duvardaki 20×25 cm boyutlarındaki levhayı göstererek, “Benim için değil de senin için sakıncası olabilir!” diye belirtmişti.  Bunu ipucu olarak verdim. VCD kabındaki Nasreddin Hoca’nın resmini bilirsiniz; Kavuklu, cüppeli resmi vardı. Her yerde aynı resim olur. Bir de kapak resminin  iç tarafında Nasreddin Hoca’nın küçük resmi vardı. Mesai bitiminde kapısı açık bırakıldığından bir gün sınıfa girilerek VCD ön yüzündeki, zaten 12×13 cm boyunda olan resim dikkat çekmesin diye korkudan ters çevrilerek daha küçük 4×6 cm.’lik resim olan arka yüzü üste getirilmiş! Dikkatli, ölçülü,tedbirli olmayı biz de biliriz kardeşim de, atalarımızın elbisesini, bıyığını, sakalını, Anadolu kadınının geleneksel elbisesini kitaplardan, arşivlerden, resimden soyacak kadar korkaklık ta ancak fare ve tavşan karakterlilerde bulunur! Eee, böylesine korkan bir halk Yunanistan, Rusya, Ermenistan, İsrail ve benzeri ülkelere karşı nasıl cesur yürekli görünüp itibarlı olabilir ki ! Bugün ülkemizde solcuların inançsızları başta, bazı sanatseverler çıplak kadın resmi veya figürü yapıp cesurca sergilerken, dindar görünenler yiğit atalarının resmini saklıyorsa yuh onlara ! Tarihte de Cengiz Han’ın cellatları, korkudan camiye sığınıp teslim olan Müslümanları bir kılıç darbesiyle uçurmuş! Rusya ise yıllarca savaştıkları   kahraman Şeyh Şamil’e saygı duymuşlar! İşte aradaki fark bu!

Yine geçen ay gerçekleşen bir tespiti esefle belirtmek istiyorum. Bazı yayıncı arkadaşlar beğendikleri mesaj ve makalelerimizi sitelerinde yayınlıyorlar. Kendim  hiçbiri için talepte bulunmadım ; yalnız 15.02.2008 tarihli “Pentagon’da Ezan ve İftar, Mars’ta Müslümanlar ve Türkiye’de Münafıklar” başlıklı makalenin özellikle  yayınlanmasını istedim. Arama motorlarıyla araştırdım, bu sefer kimse tarafından yayınlanmamış olduğu görüldü ! İşte korkaklık bu! Neden korkuldu haa? “Münafık” kelimesinden mi, “Mars’ta Müslümanlar” ifadesinden mi, yoksa “Cumhurbaşkanıyla ilgili bir anı”dan mı? Acı gerçekleri sindirmek zor mu geliyor? İnsan neden korkarsa o başına gelirmiş! Duymuşsunuzdur! Bendeniz cumhurbaşkanıyla ilgili bir anımı belirtmişsem onda bir hikmet vardır! O,  hem ona hem ülkemize faydalıdır! Herkesin hayatında başkalarına ibret olan anılar vardır! Bakın ! Türkiye’de bozgunculardan bahsettikten sonra başsavcının iddianamesi nasıl şimşek etkisi yaptı; nasıl panik, öfke ve hakaretler yayıldı!…Yalan mı imiş ?! Eski liderlerin çoğu , hikmetten, sırdan anlayan, özeleştiri yapabilen insanlardı!.. Günümüzde az da olsa hâlâ vardır!  Alemlerin Rabbi c.c., Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve diğer Sâlih liderlerin yolunu aydınlatsın! Abdullah Bey’in, manevi yönden merhum Turgut Özal’ı andırdığını hissediyorum. 

Partizanlık olarak anlaşılmasın ; zaten tarzımı hissedenler farkına varmıştır. Gün gelir Bill Gates’den örnek verilir; gün gelir Jacky Chan’dan…Bazen Rachel Corrie’den, bazen Julia Roberts’dan…Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın 15 Mart 2008 günü kendilerine yapılan, hep dini demeç ve eylemle ilgili suç iddialarına A’raf Süresi’nden süper etkili bir ayetle cesur bir şekilde karşılık vermesi çok hoşuma gitti! İşte inancını cesur bir şekilde savunmak budur!

Yine Bülent Arınç’ın, “Adım geçmese üzülürdüm; şeref duydum!” diye düşüncelerini cesur bir şekilde belirtmesi takdire şayan! Bir materyalistin asla anlayamadığı Allah’ın izniyle görünmez muhafızlar onları korusun !

Saçma suçlamalardan birine bakın yaa, Allah aşkına: “2003 yılı Mayıs ayında Malezya’ya yapmış olduğu gezide bu ülkede yayımlanan ‘News Straits Times’ adlı gazeteye demeç veren Başbakan Erdoğan “Modern bir İslam devleti olarak Türkiye, medeniyetlerin uyumuna örnek olabilir” dedi.  Anlaşılan buradaki “İslam devleti” ifadesi suç ! Bu suçlama iki şık taşır:Birincisi, “Türkiye İslâmi devlet değildir, yalan söylüyorsun!”; ikincisi, Türkiye İslami devlettir, fakat sen bu gerçeği söyleme, gizle! “demektir. Peki gerçek olan nedir? Gerçek şudur: Türkiye yarı İslâmi devlettir! Bu ifadeyi Türkiye’de kaç yazılı basında bulabilirsiniz, merak ediyorum, bu tarihten önceki tarihli bir yazıya rastlarsanız bana da bildirirseniz sevinirim,çünkü ruh ikizime rastlamış olurum! Zaten hayatta çoğu tartışma ve kavga bu “yarım” meselesi yüzünden olmuyor mu? Türkiye tam laik yani din ile devlet işlerinin ayrı olduğu bir devlet olsaydı, 77.777 caminin (Ocak 2007) bağlı olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı diye resmi bir kurum olmazdı. Yine o kadar sayıda imam resmi devlet memuru olmazdı. 5210’u aktif, toplam 7866 (2007 itibariyle)  Kur’an kursu ve görevlileri yine devlete bağlı olmazdı. Ve yine Türk Hava Kurumu adlı resmi kurum dini bayram Kurban Bayramı’nda kurban derisi ve Ramazan ayında dini iş olan zekat ve fitreyi resmi dairelerde toplamazdı !!! Bu bir hava tahmin raporu değil, Güneş kadar âşikar gerçek, değil mi? Az önce aklıma “Ying Yang” sembolü geldi. Yani Türkiye ne tam beyaz, ne tam siyah; bütünün yarısı olan beyaz içinde siyah nokta var, diğer yarısı siyah içinde beyaz nokta var! Evet, YİNG YANG !..  

Bir diğer komik ve saçma suçlamalardan biri şu, ne kadar da bilim ve eğitim metotlarıyla çelişiyor!

Milli Eğitim Bakanı hakkındaki suçlamalardan biri şöyleymiş; “2005 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ‘Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’  nce din kültürü ve ahlak bilgisi ders müfredatında değişiklik yapılarak, öğrencilere ‘dinsel etkinlik programı’ hazırlandı.” Bireyler ve halklara  inançsızlık, düşüncesizlik, dar görüşlülük egemen olursa böyle olur! Yani bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı oluyor, kanunlara göre din dersi oluyor; fakat bunu uygulamalı ve etkinlikle öğretmek suç oluyor. Bütün dünyada bangır bangır deneyle ve uygulamalı öğretim daha kalıcıdır ve faydalıdır, diye ilan ediliyor! Elbette onlar da bu metodun faydalı olduğunu biliyorlar, fakat din konusunda bu işlerine gelmiyor! Yâni bile bile inkar!  “Saçmalardan Seçmeler Gösterisi” bu iddia değildir de, nedir!

Parti kapatma davasının kuvvetle muhtemel sebeplerinden birinin de; “Ergenekon Soruşturması”nı Perdeleme Amaçlı” olduğu geçenlerde açıklandı.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, asıl önemli olanın, bu iddianameyle önemli tartışmaların önünün kesilmesi olduğunu da savundu. Günay, “Bundan kastım Ergenekon soruşturmasıdır. Devletin içine sızmış bir çeteleşme ile mücadele ediyoruz. Hukuk devletini kurmak için devletin yapması gereken bu büyük hesaplaşma, gerçi bir yandan sürüyor ama kamuoyunun gözünden kaçtı. “ İddianamede yer alan iddiaların hiç birinin suç olmadığını belirten Günay “Kişilerin suçu yok. İddianamede yer alan iddiaların hiçbiri hukuki kovuşturma konusu olmadı. Hiçbiri teker teker suç oluşturmayan iddialar, alt alta konmuş, iddianame oluşturulmuş” diye konuştu.

Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya ve Deniz Baykal’ın simalarından ruhlarındaki korku hissediliyor. Zaten Allah ve Öbür Dünya inancı olmayan veya yok denecek kadar az olan kişiler ile yarım Müslümanların kalbinde “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” hep olur!… Hükümete muhalif olan bir yazar da 19 Mart 2008 tarihli politik yazısında, başsavcının kapatma davasından AK partililerin ödlerinin koptuğunu belirtmiş ! Aslında gaflete dalan halkımızın çoğu korkar ! Başsavcı ile Deniz Baykal 3 gün sessiz kalıp sonra ortaya çıktılar!..Ve başsavcının evini koruyacak güvenlik güçleri ve istihbarat görevlilerinin sayısı kat kat arttırıldı!.. Dünyanın 220 ülkesinden sadece Çeçenistan, Filistin, Afganistan, Vietnam gibi birkaç ülkede ölümcül savaşçılar görülüyor…Günümüz Türkiye’sinde Çanakkale Savaşı Kahramanlarının coşkun ruhu yok ! Baksanıza, 90 yıldır ülkemizde kardeş kardeş ile boğuşuyor! İnkılapları benimsetme uğrunda ve kendi görüşlerini egemen kılmak için ,öldürülen vatandaşlara “Ohh!” çeken hilekar zulüm grupları aynı ülkenin evlatları değil mi !?  Aslında aynı milletten olmak ve aynı dili konuşmak huzurlu bir ülke olmayı sağlamıyor! Dünya’dan örnekleri; Doğu Almanya-Batı Almanya, Kuzey-Güney Kore, Kuzey-Güney Yemen, Türkiye’de de inanç ve hayat tarzı olarak Batı-Doğu Türkiye, Laik X-vatandaşlar ve dindar Müslümanlar birbirine zıt ! “Liberaliz” diye Türk kadınlarını soyup soyup güzellik yarışmalarına, Eurovision  yarışmalarına gönderen, Akdeniz sahillerine yanaşan Amerikan gemilerinin askerlerini eğlendiren sözde Müslüman Türk kadınlarının onuru umurunda olmayanlar, sosyal ihtiyaç diye genelevi savunanlar ile dini ölçüye göre örtünmeyi savunanlar nasıl anlaşabilir veya aynı camide, aynı plajda birlikte bulunabilir ki? Kur’an’a göre “Mü’minler  kardeştir!” Yunanistan ve Rusya’nın ilk bombalayacağı yerler sahil kentleri olur herhalde … Camide ölürseniz kurtulma şansınız yüksek olabilir. Ve gafil Müslüman Türklerin, Kürtlerin, Arapların vb. asla göz önüne almadığı şey; sizin dininize,milletinize yüzyıllardır düşman olan ülkelerin gözünde laikmişsin, dindarmışsın, mezhebin A imiş, B imiş hiç önemi yok, her zaman bir zencisin! Ve kimliğinizi değiştiremeyeceksiniz !

Kainat Düzeni’nde bir de şöyle bir gerçek var: Allah c.c., Dünya imtihan dünyası olduğu için her inkarcının, her zâlimin cezasını hemen vermez; geciktirir ama ihmal etmez! Özellikle Tanrılık iddiasında bulunan, Yüce Yaratan’ın hükümlerini hakir gören zalimlere uygun bir ceza verir. İslam’ın hükümleri demek olan “Şeriat” kelimesi, Türkiye’de hep “Şeriat karanlığı ve şeriat tehlikesi” diye kötüleniyor, kendileri Güneş’in Tanrısı mı oluyor acaba ! Belki de Allah c.c.  karanlıkta onları küçük düşürecek küçük bir tehlikeyle helak edecek !…

İlâhi adalet, bir zalime başka bir zalimi musallat eder! Ama insan Allah Dostu olursa, silahlar işe yaramaz! “Bunun tarihte örneği var mı?” diye merak edenlere; Bütün Asya’yı kasıp kavuran Moğol orduları Anadolu’ya geldiğinde Konya’yı işgal edememişlerdir. Moğollar, Hz. Mevlana’ya oklar atarak saldırmışlar, tesir etmeyince, “Bu Yaratkan’ın adamlarından olsa gerek!” diye ürpermişler ve kente saldırmaktan vazgeçmişlerdir! “Evliyanın himmeti yaydan çıkan oku geri çevirir!” gerçeği…

Anlattıklarım anlaşılıyorsa haz duyarım, yoksa Allah karanlık şatonun pencere ve kapılarını kasırgayla açıp  şimşekle aydınlatsın! Selam ve iyi dileklerle…Mimoza33; 20.03.2008

 

KAHRAMAN SÜVARİLERİN RÜZGARI

( Halkımıza İthaf Olunur )

Gaflet uykusuyla eğlence ve televizyona dalma,

Her işin kapısını açan ‘Bismillah’  vardır !

Korkudan mahzenlere saklanma,

Etrafı yakan Cesaret Volkanları vardır !

Partizanlıkla taraf tutarak çamur atma,

İzi kalsa da izleri yok eden kasırgalar vardır!

Müslüman kardeşine hor bakma,

Bilinmez bir sır ki ölürken su veren kahramanlar vardır!

Onurlu inancı 3 kuruşluk köleliğe satma,

Münafık bozguncuların tuzaklarına karşı Allah’ın düzeni vardır!

Düşman ne kadar güçlü olsa da aldırma,

Halis kullarına yardımcı Allah’ın melekleri vardır!

Her fāni ölürken, gaflet ve günah batağına dalma,

Bāki kalan ālemde bir Allah vardır !

                                                                       Mimoza33 (Şubat 2006)