Kurban aynı, ihanet aynı, alçaklık aynı…

     

 30 Aralık 2008 Salı

Kurban aynı, ihanet aynı, alçaklık aynı…

Bir hatırlatma önce: Yüzlerce insan katledildi, binlerce insan elleri ve gözleri bağlanarak toplama kamplarına götürüldü, binlerce kadın ve çocuk evlerinden kovuldu, genç kızlar ve kadınlar işkence altında tutuldu, yüzlerce ev yerle bir edildi, hastaneler çalışamaz hale getirildi, elektrik ve su kesildi, sokaklarda çürüyen cesetlerin gömülmesine ve yaralıların tedavisine izin verilmedi, ambulanslar askeri hedef gibi ateş altına alındı, kuşatma altındaki insanlara ilaç ve yiyecek yardımları engellendi, sokağa çıkana ateş açıldı, evlere baskın yapılıp insanlar kurşunlandı, esir alınanlar kurşuna dizildi, doğum yapan kadınların hastaneye götürülmesine izin verilmedi, evlerin/hastanelerin bahçelerine mezarlar kazıldı.

Üç yüz tank ve zırhlı araçla, binlerce asker bir kasabayı kuşattı. Bir kilometrekarelik mülteci kampına yüzlerce füze atıldı, sadece bir saatte 50 füze fırlatıldı, F-16 savaş uçakları ve Apache helikopterleriyle durmaksızın bombalandı. Silahlı-silahsız, kadın-erkek, çocuk-ihtiyar ayırımı yapmadan insanların evleri başlarına yakıldı, bölge toplu mezara dönüştürüldü, bir halkın özgürlük ruhu, yaşama hakkı ve mahremiyeti ayaklar altına alındı. Camiler, yollar, dükkanlar, evler, devlet daireleri, Filistin halkının ekonomik değerleri yok edildi. Cinayet, yıkım, vandalizm, yağma ve terör dehşetine, katledilen kadın ve çocukların cesetlerinin buldozerlerle toplu mezarlara sürüklenmesine karşı bütün dünya sustu, susturuldu.

Tarih; 3-15 Nisan 2002, yer; Cenin’di… Bugün Gazze’de olanlar… Altı yıl oldu, ne değişti! Düşman aynı, kurban aynı, yöntem aynı, ihanet aynı, ikiyüzlülük aynı, alçaklık aynı, kan üzerinden hesap aynı, çirkinlik aynı…

Arap dünyası o zaman da kan üzerinden siyaset yapıyordu. Dünya o zaman da İsrail’in dokunulmazlığına esir olup kalmıştı. Böyle kaç olay var yaşadığımız, acısını hissettiğimiz, öfkesini büyüttüğümüz. Ürdün Kralı, 20. yüzyılın en büyük insanlık suçlularından Ariel Şaron’un çiftliğini gizlice ziyaret ediyor ardından Şeyh Ahmed Yasin füzelerle şehid ediliyordu. Elli yıl öncesine gitmeye gerek yok. Altı yılda olanlar bile; bir devletin yeryüzünü nasıl fesada sürüklediğini, insan ırkına bakışının ne kadar sapkınca olduğunu, bu devletin kontrolsüzlüğü üzerinden komşularının nasıl ucuz hesaplar yaptığını, kan üzerine nasıl da iki yüzlü davranabildiğini, bir yandan ağlarken diğer yandan katillerle gizli pazarlıklar yürüttüğünü daha kaç kez anlatacak bize.

Ortada güvenlik kaygısı yok, siyaset yok, varoluş mücadelesi yok, yaşama hakkını garantiye alma yok, ekonomik sebep yok, etnik mesele bile yok. Ortada bir toplumun sapkın anlayışı var, ırkçı bakışı var, sadece Filistinlilere değil bütün insanlığa bakışındaki sakatlık var.

İsrail Türkiye’ye yalan söylemiş!

Birkaç gündür Gazze’de olanlar; yüzlerce bombardıman, hiçbir hesaba sığmayan ölçüsüz saldırganlık, insan ırkına duyulan nefretten başka bir şeyle açıklanamayacak hınç, dünya ile alay edercesine bir azgınlık, Hitler zulmünün hesabını sorarcasına bir ahlaksızlık, kendi mutsuzluğunu şiddet olarak ihraç eden bir ülke.

Gazze’deki vahşeti izlerken, en az o kadar nefret edici bir gerçek daha vardı. Filistin Kurtuluş Örgütü temsilcisi, “İsrail Gazze’de Hamas’ı devirdiği anda orayı kontrol etmeye hazırlanıyoruz. Tabii bu İsrail’in Hamas’ı devirip deviremeyeceğine bağlı” diyordu. Arafat’ın zehirlenmesinde bile parmağı olan Mahmud Abbas, o sonradan görme tüccar, İsrail silahlarıyla iç savaş başlatan ABD/İsrail ataması Devlet Başkanı, Batı Şeria’da ve Gazze’de ABD/İsrail istihbaratıyla birlikte savaş veren kukla, Gazze’ye yönelik son saldırının da içinde. Bakmayın kınamasına, bakmayın görüşmeleri askıya almasına, bu işte İsrail’le ortak hareket ediyor. Kendi halkının kanı üzerinden, bir trajedi üzerinden, yok oluşu yaşayan bir halkın acısı üzerinden iktidar sağlamaya çalışıyor. Bütün mesele seçimleri kaybetmemek. “Hamas’ı tefsiye edeceğiz” diyen İsrail’in amacıyla Abbas’ın amacı aynı. Arap rejimleriyle Abbas rejimi İsrail’in bu cürümlerinden muaf olabilir mi?

Şu işe bakın. Bir devlet, altı ay barış görüşmeleri yapıyor. Kahire’de, Ankara’da barış sürecini tartışıyor. Türkiye’ye ve daha bir çok ülkeye taahhütlerde bulunuyor. Sonra bakıyorsunuz ki, bu saldırı altı ay önce planlanmış. Ateşkes istihbarat toplamak için kullanılmış. Bu ülkeler üzerinden Gazze’ye saldırmayacağı güvencesini verirken aynı zamanda bile bu hazırlıkları yapıyormuş. Böyle bir devlet nasıl güven verebilir. Türkiye dahil, her ülkeyi aldatmış, devlet değil adeta bir çete yönetimin.

Şimdi, ABD’nin Bağdat’ı bombaladığı gibi Gazze’yi bombalıyor. Dün Lübnan’a atılan füzeleri kutsayan hahamlar bugün Filistinli çocukları katleden bombaları, füzeleri, tankları Tevrat okuyarak kutsuyor. Yarın Gazze’ye girdiklerinde daha feci sonuçlarla karşılaşacağız. Belki Lübnan’a yeniden saldıracaklar, 2006’daki senaryoyu yeniden yaşayacağız. Ama ne Hizbullah’ı ne de Hamas’ı tasfiye edebilecekler. ABD de, İsrail de, Mahmud Abbas da avucunu yalayacak.

İ.Karagül ;Yenişafak Gazetesi;

30.12.2008

*          *          *          *          *

İsrail, Türkiye ve Mısır’ı avladı

         Sürprizin iki sazanı
         Türkiye ve Mısır Dışişleri bakanları Ankara’da "acil" toplantı yapıp İsrail’e "saldırıları acilen durdurması" için çağrı yaptı.
Sabah şerifleri…
Ben baktım, acaba iki "öfkeli" bakanın yüzlerinde biraz kızarma var mıydı diye, pek seçemedim.
Oysa her ikisi de, hükümetleri ve devletleriyle birlikte, maalesef, "İsrail’in kanlı sürprizi"nin iki önemli ayağı olmuştu.
         Dün bütün dünyanın da öğrendiği gibi, "Bu saldırı için İsrail’in 6 aylık planları ve çalışması" mevcuttu. Hadi o bir yana, 19 Aralık’ta İsrail kabinesi 5 saatlik toplantıda "kesin kararı" vermişti.
         İsrail Başbakanı bundan sonra, 22 Aralık Pazartesi Ankara’ya geldi.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüştü.
"Ne dedi, ne demedi" meçhul.
         İsrail’in muhtemel müstakbel başbakanı, şimdiki Dışişleri Bakanı da izleyen perşembe günü Mısır’a gitti. Yani saldırı kararı almışlarken, saldırıya birkaç gün kala, biri Ankara’yı, biri Mısır’ı işletti!
         İşletti, çünkü İsrail büyük saldırının büyük sürpriz olabilmesi için, Hamas’ı, Filistinlileri, bu durumda çocukları, kadınları, yaşlıları gafil avlayabilmesi için büyük bir kandırmaca stratejisi hazırlamıştı.
         Birincisi; hiçbir haber sızdırılmadı.
         İkincisi; saldırı günü olarak İsrail’in asla saldırmayacağının düşünüldüğü kutsal günü seçildi.
         Üçüncüsü; uzun süredir abluka altında inleyen Gazze’ye biraz yardım girebilmesi için İsrail saldırıdan bir gün önce kapıları gevşetti.
         Dördüncüsü; bir sonraki kabine toplantısında durumun görüşüleceği söylenip durdu. Ve en esaslısı; bölgede önemli iki ülke, üst düzeyde ziyaret edilerek, böyle bir saldırının gündemde olmadığı havası verildi. Kısacası, bomba, füze, katliam yağdırmak için İsrail; Türkiye ve Mısır’ı da kullandı.

         Şimdi iki bakan çıkmış birbirine baka baka "acil şey" istiyor.
Aslında azıcık utanmaları gerekirdi. Tabii ki öncelikle kullanıldıkları, kandırıldıkları, "sürpriz katliam"ın daha kanlı olabilmesi için sazan yerine kondukları için!
         Lakin, bir de şu var: Mesela, İsrail Başbakanı buraya gelirken, koskoca Türkiye’nin sıfır istihbaratının olması, işletilmeye, uyutulmaya müsait hale getirilmesi…
Ve daha vahimi:
         İsrail’in saldırı planının Ankara’da da, Kahire’de de çıtlatılmış olma ihtimali!
Bu sonuncu ihtimal, elbet en vahimi. Çünkü, "sazanlık"tan "kana kankalık" rezilliğine sürüklüyor sizi. Onca çocuk, onca insan can vermişken, burada bir devletin üstüne yapışmış iki ihtimal bu olur mu:
         a) Kandırılmış, kullanılmış.
         b) Kandırmış, kana kanka olmuş.
         Mısırlıları bilemeyiz ama, burası ne de olsa bir demokrasi.
Hükümet ve devlet organları bu rezaletin cevabını vermeli!
         a) mı, yoksa b) mi?
         Yarı ölüyü tam öldürmek!
         İsrail’in en gıcık olduğu uluslararası şahsiyetlerden biri Richard Falk. Princeton Üniversitesi Uluslararası Hukuk profesörü. 2001’de Birleşmiş Milletler’in Filistin topraklarından sorumlu İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak görev yaptı. Bu yıl da BM İnsan Hakları Konseyi’nin, Filistin’deki İsrail eylemlerini soruşturma sorumlusu oldu.
Yani, mesela Gazze’de olup bitenler, daha doğrusu "abluka altındaki" Gazze’de bitip olmayanlar onun konusuydu. Ama İsrail Falk’u asla oraya sokmadı. Çünkü, bırakın katliamı, daha abluka için, "Uluslararası Suç Mahkemesi"nin soruşturma yapmasını, İsrailli sivil liderler ile komutanların ablukadaki sorumluluklarının belirlenip hukuku çiğnedilerse yargılanabilmelerini talep etmişti. Çünkü, Gazze’deki çocukların yüzde 46’sının açlık, ilaçsızlık, travma yüzünden akut anemiden muzdarip olduğunu, bombalar yüzünden çocuklarda sağırlığın yaygınlaştığını, 12 yaş altındaki çocukların yarısının yaşama arzusu kalmadığını duyurmuştu.
         İsrail işte o "zaten yarı ölü" çocukları da "yüzde 100" öldürüyor!
Bu arada, unutmadan… İsrail devletinin nefret ettiği Falk, Amerikalı ama Yahudi!
         İsrail daha önce Gazze elektrik santralını imha ettiğinde "Bu savaş suçudur" diyebilen B’tselem İnsan Hakları Örgütü üyeleri de Yahudi tabii, üstelik İsrailli.
         Bazı yerlerde öylesine hemen "hain" derler, değil mi!

 

Umur Talu – Sabah Gazetesi; 2008-12-30

 

YORUM: Zalim, Siyonist İsrail Devleti, ateşler saçan bir dinozordur! Haksızlık karşısında susan ve gereken hiçbir yardım ve iyiliği yapmayan başta İslam Ülkeleri ve Müslümanlar dahil sözde medeni diğer ülkeler de “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!” Böyle bir dünyada garipler kan ağlamaz mı !? Zalimler için yaşasın Cehennem !

         Kıymetli Okurlar, bazı olayların hikmetini keşfetmek için 100 gazete veya kitap okumaya gerek yok! Son Peygamber a.s.’ın açıkladığı gibi, Kıyamete yakın Müslümanların kalbinde “dünya sevgisi ve ölüm korkusu var!”  Bu yüzden, diğer milletler zayıf ve fakir gördükleri Müslüman ülkelere devamlı saldırıyorlar ! “Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın!” düşüncesine inananlar , hakikaten aptaldır veya korkaktırlar ve  şereflerini kaybetmişlerdir! Daima huylu huyundan vazgeçmez! Yılan, sinsidir ve sokar! Tilkinin yapısı ise hile yapmaktır ! Akıllı bir Müslüman iki kere aldanmaz!

         Ölümcül dövüşte kazanmak için iyi kalpli insanlar, önce zihninde ve ruhunda korkularını yenmelidirler! (Mortal Combat)

         Ey asil kan taşıyan iyiliksever garip ve yiğit gençler! Şimdi gafletten uyanış zamanı! Gazanız mübarek olsun! Allah c.c. yar ve yardımcınız olsun!  

 Kardelen Kütüphane Mesaj grubu; 2 Muharrem 1430 (30.12.2008)