ZALİM YAHUDİLER Mİ MÜNAFIK MÜSLÜMANLAR MI DAHA KÖTÜ !?

DİKKAT ! Hz. Peygamber (asm) şu ifadeleriyle insanlık alemindeki ihtilaf gerçeğine işaret eder: "Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya. Ümmetim ise 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan fırka benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir."

(Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17; Ebu Davud, Sünne, 1)

         Ey Dünyalılar ! (Ben de dünyalıyım J) Geçenlerde “Evrenin derinliklerinden gelen kükreme sesi bilim adamlarını şaşkına çevirmiş. Şimdiye kadar evrenden kaydedilen tüm seslerden 6 kat daha kuvvetli olduğu açıklandı. Kaynağının ne olabileceği konusunda tüm olasılıklar gözden geçirildi ama hiç birine uymadı. Bilim adamları, evrenin derinliklerinden gelen bu ses karşısında şaşkınlıklarını gizlemedi.”
(
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10744359.asp ;09.01.2009 )

            Kanaatime göre bu uyarı sesi, Dünya düdüklü tenceresinin kaynadığını algılayan Marduklulardan, Sirius’tan, bir görüşe göre bir gezegene hapsedildiği bildirilen Ye’cüc-Me’cüc veya başka bir Gayb Aleminden Dünyalılara ihtardır!

         Dünyadaki ülkelerin ve milletlerin anormalleştiği, maskeli canavar olduğu  birçok hareket, davranış ve sözlerinden belli olmuyor mu? En pis ve korkunç işleri yapanlar bile kendilerinin “iyi iş” yaptığını, barış ve demokrasi için binlerce insanın parçalanıp ölmesinin kaçınılmaz olduğunu, üzülerek söylemek gerekirse istenmeyen bazı kurbanların olduğunu kibar bir şekilde ifade ediyorlar.

         * Birkaç olaya değineceğim ki masum insanlar ne kadar sinsi, maskeli ve korkunç bir dünyada yaşadığını anlasınlar ! Birkaç yıl önce bir Türk gazetecinin İsrail Cumhurbaşkanıyla röportajını izledim. İsrail Cumhurbaşkanı diyor ki: “1948’te İsrail kurulduğundan beri bir gün bile rahat uyku uyumadık!” Valla, 400 nükleer silah ve diğer modern silahlara, en zengin şirketlere, dünyaca ünlü  eğlence sektörlerine vb. imkanlara sahip olduğu halde mülteci kamplarındaki sivilleri, çocukları bile topluca katlederken uyuyamamaları doğal ! Ölenlerin çığlıkları kâbus oluyordur! İsrail’in Gazze’de BM Okulunu ve sivil vatandaşların sığındığı binayı bile bilerek vururken Dünyayı ve insanlığı umursamadığı ve hiçe saydığı açıkça anlaşılmaktadır!

         * ABD’de gizli egemen güçler , Afganistan ve Irak’ı işgal etmek için bahane olarak 11 Eylül 2001’de yıkılması planlanan gökdelenlerde o gün işe gelmeyen 4000 Yahudi hariç kendi vatandaşları da dahil 66 ülkeden yaklaşık 3000 kişiyi kurban ettiler ! Buna, çoğunluğun mutluluğu için azınlığın feda edilmesi, deniyor!

            Sözde Müslümanların Birbirlerini Yok Etme Planları

*11 Eylül`den iki gün önce Afganistan`ın en önemli lideri Şah Mesud intihar saldırısıyla öldürüldü.

ABD ve Butto için Mesud bir tehditti

AB`den siyasi destek alan, ekonomik ve askeri destek sözü alan Mesud`a aynı zamanda Rusya da askeri yardım yapmaya başladı. Taliban`ı devirmek için Hindistan`ın başkenti Yeni Delhi`de bir toplantı bile yapıldı. 27 Kasım`da öldürülen Benazir Butto da, Şah Mesud`un Hindistan`a yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyordu. Ne de olsa Benazir Butto, ABD politikalarına uygun olarak Taliban`ın mimarları arasında yer alıyordu. Mesud`un ölümünü hazırlayan politikalar içinde yer aldı Butto. Kaderin cilvesine bakın ki, aynı politika altı yıl sonra Butto`nun da canını alacaktı! Çünkü Butto`nun öldürülmesi, aynı senaryo için aynı bölgede işlenen ikinci cinayetti. Afganistan bir liderini kurban vermişti. Şimdi Pakistan da bir liderini kurban veriyordu. Hesap aynıydı!

(Yeni Şafak Gazetesi; 28.03.2008)

         * Arap liderlerin İsrail’den şok isteği

"Arap liderler neden suskun?" sorusuna tüm dünya cevap ararken, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, "Arap liderler, özel konuşmalarımızda bize (Hamas’ı sona erdirin) diyor" dedi.

85 yaşındaki İsrail Cumhurbaşkanı Peres, Katalan gazetesi La Vanguardia’da bugün yayımlanan röportajında, Lübnan’da Hizbullah ve Gazze’de Hamas‘ı "İran’ın uyduları" olarak niteleyip, "Hizbullah ve Hamas, Arap dünyasının en büyük düşmanları. 350 milyonluk Arap dünyası var. Onlarca milyonluk İranlı, Ortadoğu’ya hükmetmek istiyor. Bu Arapların hoşuna gitmiyor, bunu istemiyorlar" diye konuştu.

( http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10746516.asp?gid=229 ; 09.01.2009)

        

        * “KALE İÇTEN YIKILIR !” VECİZESİNİ YANSITAN ACI VE İHANET OLAYLARINA ÖRNEK:

HAMAS İsrail işbirlikçilerini idam etti

İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’nde başlattığı katliam kampanyası devam ederken, İsrail uçaklarına HAMAS’ın karargahları konusunda bilgi veren birçok altıdan fazla kişinin idam edildiği bildirildi.

İSRAİL UÇAKLARINA BİLGİ VERİYORLARDI

İsrail uçaklarına hedefler konusunda bilgi verdiği bildirilen en az 6 kişi HAMAS tarafından idam edildi. Cep telefonlarının çalışmadığı Gazze’de İsrail ile işbirliği yapan üç kardeşin cep telefonuyla konuşmalarından şüphelendikten sonra yakalandığı, birinin yakalanmadan önce kullandığı SIM kartını yuttuğu bildirildi.

KIZ KARDEŞLERİNİN HUZURUNDA İTİRAF ETTİLER

Filistin güvenlik kaynaklarının bildirdiğine göre, İsrail’e bilgi sağlayan kardeşlerin, bu durumu kız kardeşlerinin huzurunda itiraf ettiği ve kız kardeşlerinin de kamuoyuna açıklama yaparak, işbirlikçi kardeşlerini reddettiği kaydedildi.

HAPİSHANENİN BOMBALANMASINDAN SONRA KAÇTILAR

Aynı aileden bir diğer kişinin ise işbirliği suçundan tutuklu bulunduğu hapishanenin bombalanmasından sonra kaçtığı, ancak daha sonra tutuklanarak idam edildiği kaydedildi. Hapishaneden kaçtıktan sonra idam edilen dördüncü kişinin Filistin Halk Kurtuluş Cehpesi liderlerinden Amar Karmut’un öldürülmesinde rol oynadığı belirtildi.

İsrail’in bombaladığı hapishanede işbirlikçilik suçundan tutuklu bulunan ve daha sonra yakalanan diğer üç kişinin de idam edildiği kaydedildi.

(habervaktim.com – Dış Haberler; 08.01.2009)

http://habervaktim.com/haber/50892/hamas_israil_isbirlikcilerini_idam_etti.html )

* Şimdi de masa başı kurnazlığı

         Saldırının başlangıcında kullanılan taktik ise insanları kitlesel halde katletmek suretiyle yıldırmak, korkutmak ve teslim olmaya zorlamaktı. İşgalcinin ilk saldırıda özellikle polis okulu mezuniyet törenini, öğrencilerin çıkış saatlerine denk getirerek okul çıkışlarını hedef alması ve çoğu çocuk 200 kişiyi bir çırpıda katletmesi bunun içindi. Gerçi bu taktiğini saldırının başından itibaren hiç terk etmiş değil. Ama kara saldırısında tıkandığını anlaması üzerine de BM’ye bağlı UNRWA’ya ait okulu hedef alarak 43 insanı bir çırpıda katletmesi, 45 insanı da yaralaması söz konusu taktiği daha etkin bir şekilde devreye sokma amacına yönelikti.

Bu kadar çok sayıda insanı bir çırpıda katledebilmesine ise BM’nin vurdumduymazlığı, aldırmazlığı imkân sağlamıştır. Çünkü normalde söz konusu okulun aynı zamanda BM’nin güvenli noktası olarak kullanılması gerekiyordu. Zaten bu özelliğinden dolayı insanlar canlarını kurtarma amacıyla oraya sığınmışlardı. BM yetkilileri de İsrail askeri yetkililerine okulun bütün koordinatlarını verdiklerini dile getirdiler.

Okulun koordinatlarının verilmesinin amacı normalde buranın güvenli nokta olarak bilinmesi ve vurulmaması içindir. Dolayısıyla koordinatları tespit edilmiş ve saldıran tarafa bildirilmiş güvenli nokta hedef alındıysa bunda kesinlikle kasıt vardır. BM yetkililerinin açıklaması da böyle bir kasıt olduğunu ortaya koymaktadır.
İşgal güçleri ise BM yetkililerinin okulun koordinatlarını kendilerine vermelerini yeni bir katliam gerçekleştirmek ve saldırının başlangıcında başvurdukları taktiği daha etkili bir şekilde devreye sokabilmek amacıyla değerlendirmişlerdir.
Tıpkı Kana katliamında yaptıkları gibi. Bu durumda işgal devleti birkaç savaş suçunu birden işlemiş olmaktadır.
         …………………

         Ne yazık ki aynı aymazlık Avrupa Birliği’ne, Arap Birliği’ne, İslâm Konferansı Teşkilatı’na ve daha başka uluslararası teşkilatlara da hâkimdir. İşte bundan dolayı Filistin halkı ümmetin yetim çocuğudur.

(http://www.habervaktim.com/yazar/10578/simdi_de_masa_basi_kurnazligi.html; 10.01.2009)

        

ŞEYTANİ KİBİR, ŞÖHRET, MEVKİ VE MENFAAT İÇİN ZAVALLI İNSANLAR ÜZERİNDE KUMAR OYNAYAN CANAVARLAR !…

* Gazze Saldırılarının Perde Arkası ve Başbakan Erdoğan’ın Gezisi

         Geçtiğimiz Cuma günü, İsrail’in üç önde gelen lideri bir araya geldi, İsrail hükümet sözcüsünün dün akşamüstü yaptığı açıklamaya göre.

Hedefler seçilmişti.

Savaş uçakları hazırdı.

Gazze üzerinde bulutsuz bir gökyüzü bekleniyordu.

Saatler sonra da İsrail saldırısı başladı.

İsrail saldırısını bir tek komutan yönetmiyor. Üçlü bi sacayağı var. Seçimlere bir ay kala, bu üç kişiden ikisi İsrail Başbakanlığı’na hazırlanıyor.

Bunlardan biri Ehud Barak, Savunma Bakanı. Diğeri Tzipi Livni Dışişleri Bakanı. Bunların ikisi de, önceleri Filistin’le barış sağlamak için çalışıyormuş gibi yaptı, şimdilerdeyse Gazze’de taş taş üstüne koymayarak İsrailliler’in oylarını almayı tasarlıyor.

Bu arada Başbakan Ehud Olmert, aday olmayacak ve büyük bir olasılıkla, yolsuzluk suçlamaları nedeniyle yargılanacak. Dahası, 2006 yılında Lübnan’da, Hizbullah’a karşı başarısız olunca, tefe konup çalmışlardı adamı.

Burada asıl önemli kişi Binyamin ‘Bibi’ Netanyahu. Ta ne zamandır, Gazze’yi yerle bir etmekten söz edip duruyordu. Eğer Gazze’den, uyduruk roketler İsrail’e atılmaya devam ederse, seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılıyordu.

Ama Gazze saldırıları başladı başlayalı, Livni Barak ikilisi, son anketlere göre, Likud Partisi Başkanı Netanyahu’yla arayı kapattı iyice.

Netanyahu şimdi, salt Gazze’yi değil Hizbullah ve İran’ı da yerle bir etmekten söz ediyor!

Filistinliler, bu saldırıları tümüyle İsrail’in iç politikadaki çekişmelerine bağlıyor. Geleneksel olarak, seçim kampanyaları sırasında şiddet, şahinlere oy akmasını sağlıyor. İşte 1996’da Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik saldırılar ve Tel Aviv’de, otobüslerde kendini ve yolcuları havaya uçuran intihar bombacıları Netanyahu’ya seçim kazandırdı. Ardından hem 2001 hem de 2003’te Ariel Sharon, ikinci Filistin ayaklanması başlayınca, seçimleri uzak ara önde bitirdi.

Gazze saldırıları başladığından bu yana, İşçi Partisi’nin, 120 kişilik parlamentoda 15 sandalye kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Daha önce ancak 9-10 milletvekili seçtirebilir deniyordu.

Gazze saldırıları Barak’ı siyasi mezardan çıkardı!

Netanyahu’ysa dün CBS televizyonuna ‘Hamas’ı… Belki şimdi değil… Ama önünde sonunda yok etmemiz gerekecek’ açıklamasını yaptı.

Bütün bunlara Bush’un yapabilecek hiçbir şey olmamasını ekleyin, Obama’nın da 20 Ocak’a kadar elinin kolunun bağlı olduğunu düşünün… Vah ki Gazze’deki garibanlara vah! Ha bu arada İsrail tanklarının Gazze sınırına geldiğini, 9 bin askerin daha İsrail’de silah altına alındığını da unutmayın!

Bütün Arap alemi, ellerini ovuşturup, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ muhabbetini sürdürürken…. Sokaktaki insandan, halklardan değil, taht taç sahibi, Sevr sonrası, İngilizce kurulan devletçiklerden, petrol trilyonlarını har vurup harman savuranlardan söz ediyorum…. Sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı İsrail’e dur demek için bölge ülkelerini, ite kaka da olsa, harekete geçirme gezisine çıktı.

( http://www.stargazete.com/gazete/yazar/aziz-ustel/gazze-saldirilarinin-perde-arkasi-ve-basbakan-erdogan-in-gezisi-159368.htm ; 02.01.2009 )

 

BİR İSRAİLLİ İLE BİR MİKROBUN İNANILMAZ BENZERLİĞİ

        Diş ağrısını iyiden iyiye hissetmeden doktora gitmeyen, yağmurdan ıslanmadan şemsiye almayan bir topluluğuz maalesef… Acı, bir nimettir… Vücudun herhangi bir yerindeki arızayı bize önceden bildirir. Aksi halde ne böbreğimizdeki taşlardan haberimiz olurdu ne de dişimizi çürüten bakterilerden…
         Yahudileri birer mikrop olarak algılıyorum… Normal mikroplardan sadece iki farkları var. Şekil olarak insanlara benzemesi, bir de yaptıkları tahribatlardan sorumlu olmaları… Aksi halde hiçbir farkları yoktur mikroplardan…
         Bu günlerde Yahudiler, ümmete sanki şöyle sesleniyor;
Ey dünya müslümanları! Dünyayı sevmenizden ve cihadı gündeminize almayışınızdan dolayı Allah, kalplerinize korku saldı… Sizlerin amansız düşmanları olan bizler, hristiyanlarla birlikte sizleri parçalara ayırdık ve aranıza kalın duvarlar ördük… Birbirinizi tanıyamaz oldunuz…
         Bir mikrop, canlı bir hücreye nasıl acımazsa bizler de müslümanlara, özelliklede Filistinlilere öyle acımayız… Yaptıklarımıza bakıpta ‘bunu insan yapamaz!’ demeyin… Bizler insanız… Bizleri anlamanız için din değiştirmeniz lazım…
         Bizler, siz müslümanlar için çok önemliyiz… Müslümanları şehadete uğurlayan bizlerin kurşunları değil mi? Allah içinizden şehidler almak istemiyor mu? Allah hanginizin daha güzel amel işleyeceğini görmek istemiyor mu? Uğrunda cihad edenlerle oturanları ayırmak istemiyor mu?
         Can ve mal ile cihad ibadetini ifa etmeniz için bizler birer fırsatız… Varlığımız sizin bu ibadetleri tatmanız için güzel bir fırsat değil mi?
         Oruç ibadeti yılda bir ay, hac ibadeti ömürde bir kez… Kurban ibadeti yılda bir kez… Mal ve can ile cihad ibadeti ise yılın her günü… Çeçenistan’da… Afganistan’da, Irak’ta… Patani’de… Ve bizlerin başlattığı Filistin’de…
         Tüm dünya müslümanlarına cihad ayetlerini, gece namazlarını, gözyaşlarıyla süslenen içten duaları hatırlattık… Milyonlarca müslümanların, imanlarını sorgulanmalarına vesile olduk… Bunun bir bedeli olmamalı mı?
         Her ibadetin maddi ve manevi bir bedeli vardır… Cihadın da bedeli kan, gözyaşı, yetim-dul kalmalar ve yaralanmalar…
Filistine üzülmeyin! Siz sadece Filistin sorusunu çözemediğinize üzülün… Allah’ın, ölümüne takdir ettiği canları avlıyoruz biz… Allah’ın dilemediği cana kurşun atamayız… Başınıza gelen her musibet Allah’ın izniyle yazmıyor mu kutsal kitabınızda!
         İnsan vaktinde ölür… Filistin halkının ecelini öne almak gibi bir gücümüz olsaydı Fırata kadar olan bölge çoktan bizdeydi…
Filistinden sonra mutlaka size de uğrayacağız… Şimdiden düğün hazırlığınızı yapın… Sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi sanıyorsanız uyumaya devam edin…
         Sizleri meydanlarda görmek ve bizlere lanetler okumanız bizleri üzmüyor… Şeytana lanet etmeyin diyen bir peygamberin ümmetisiniz, unutmayın…
         Siz toplanan kalabalıklar bir günlük yevmiyelerinizi mal ile cihad ibadetine kullanmış olsaydınız işte o zaman bir kaşık suda boğardınız bizleri… Sizleri şimdilik kuru kalabalık olarak algılıyoruz… Ne zaman ki kalplerinizde dünya sevgisini çıkarır ve dünya müslümanı olmaya karar verirsiniz, işte o zaman zaferler kazanmanız kolay olur…
         Bizim firmaların ürünlerini almaya devam edin… Her kuruşunuzu birer kurşun olarak filistinli kardeşlerinizin göğüslerine birer fidan gibi dikmeye devam ederken, sizler de ekran karşısında bizleri ah! Vah! Diyerek izleyin…

http://www.habervaktim.com/yazar/10544/bir_israilli_ile_bir_mikrobun_inanilmaz_benzerligi.html ; 09.01.2009

 

SONUÇ: İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ, MÜSLÜMANLIĞIN KOMADA OLDUĞU OLDUĞU BİR ÇAĞDA MATRIXLER, CANAVARLARIN İÇİNE GİRMELİ !