1. HZ.MUHAMMED (A.S.)’ I GÖRMEK VE HZ.GAVSLARI, MÜRŞİDLERİ ZİYARET

         Bizim bölgede Gavs Hazretleri’nin sofisi bir Binbaşı vardı. O başından geçen bir olayı şöyle anlattı:

“Benim yaşlı bir annem var. Kendisi çok küçük yastan beri Kadiri dersi çekmekteydi. Hatta zikir çekerken, ‘Seher vaktinde kuslar geliyor, onlarla beraber zikir çekiyorum,’ derdi. Ben kendisine: “Anneciğim, zamanın Gavsı Abdülhakim ElHüseyni Hazretleri’dir. Gel ona intisap edelim,” derdim. Benim teklifimi reddederdi. Bir gün beraber hacca gittik. Hac vazifemizi ifa ediyorduk. Arafat’ta vakfeye durduğumuzda annem yaşadığı bir hâli anlattı:

"Oğlum; yakaza (uyku ile uyanıklık arası bir hâl) ben bir hâl yaşadım. Peygamber Efendimiz (sav) Arafat’a gelmiş. Bütün hacılar sıraya geçip elini öpmeye başladı. Ben de sıraya geçtim ve sıra bana geldi. Tam Peygamber Efendimiz (sav)’in elini öpecektim ki bana şöyle dedi: “Kızım Zehra, benim elim Adıyaman Menzil’de bulunan oğlum Seyyid Muhammed Raşit’in elinin üzerindedir. Git, elimi orda ziyaret et!” dedi.
Ben heyecanlanmıştım. Hac vazifesini yaptıktan sonra memlekete döndük. Annem bu gördüğü hâli unutmuştu. Aradan hayli zaman geçti. Bir gün annem beni çağırdı ve gördüğü rüyayı anlattı: “Gece teheccüd namazından sonra uyumuşum. Rasulullah (sav) Efendimiz’i gördüm. Bana: ‘Arafat’ta sana ne emir buyurmuştum? Hala gitmedin mi?’ dedi, ‘sabahleyin unutmayasın sana bir işaret veriyorum.” Mübarek şehadet parmağını iki kaşımın arasına bastırdı. Sabahleyin kalktığımda aynaya baktığımda iki kaşımın arasında parmak izini gördüm. Oğlum, beni mürşidinin yanına götür!” deyince çok sevinmiştim.

Beraberce Menzil’e gittik. Seydâ Hazretleri hiçbir kadına elini öptürmezdi. Annem çok yaşlıydı. Arabadan inince Seydâ Hazretleri karşımızdan geldi ve şöyle dedi:

“ Biz hiçbir kadına elimizi vermiyoruz, ama emir büyük yerden geldi!” Elini uzattı. Benim gördüğüm manzarayı annem de görmüştü ağlayarak mübareğin elini öpmüş. Seydâ Hazretleri’nin elinin üzerinde Peygamber Efendimiz (sav)’in elini gördük ve Seyda Hazretleri anneme buyurdu: “Şimdiden sonra bizim vekilemizsin. Dadı talimatını versin.”

Binbaşının anlatacakları bu kadar.

 

(Gönderen "sevgi_yolu0234@hotmail.com" adres sahibi arkadaşa teşekkürle beraber, selamlar ve iyi dilekler! )

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla,

2. GAYB ALEMİ VE ÜST SİSTEM

         Kıymetli Kardeşler ve Okuyucular,

"İnanmak, görünmeyen aleme inanmaktır; mükafatı ise görülmeyeni görmektir!" vecizesinde de belirtildiği gibi  tarih boyunca semavi dinlerde hep Gayba inanmaya önem verildiği halde, günümüz dünyasında müminlerin, Alemlerin Yaratıcısı Allah’ın Üst Sistemine ve Kainatı muhteşem adaletiyle yönetimine dair inançları zayıftır!

      Az da olsa sadık rüyalar, kerametler, metafizik olaylar, olağanüstü gerçeklere ilgisi ve aşinalığı olmayan kişilere böyle olayları anlatmak, onların dar görüşle itiraz edip tartışmalarına, kıskançlıklarına ve nefrete yol açıyor ! Sadece beş duyuyla ve materyalist bilimsel sonuçlara göre gerçekleri değerlendirenlerin normal ötesi olaylar yaşayanların halini anlaması beklenemez !

      Bir zamanlar, İstanbul’da bulunan UFO S.U.A. Merkezi Başkanı Haktan Bey, bir UFO olayını net şekilde videoya kaydeden vatandaşın yaşadığı olayı televizyonda konu alan açık oturuma katılmıştı. Dünyanın çeşitli yerlerinde yıllardan beri binlerce insan UFO lara tanık olup kayıtları, belgeleri olduğu halde programa katılan bilim adamı, "Nedense bunları hep köylüler görüyor!" diyor. Yani kendisi böyle bir şey yaşamadığı için, mesleki ünvanı da yüksek olduğu için küçümsüyor! Ya ben evden izlerken sinirlendim; ülke çapındaki böyle programlara geniş görüşlü, ‘hayatta her şey olabilir…’ geniş bakış açısına sahip insanları çıkarsınlar!  Ama Nasreddin Hoca’nın işaret ettiği gibi, "Ye kürküm ye!" aldatıcı görünüşe aldanma devam ediyor!..

      Evrendeki gizemli varlıklar, zaman ve mekan yolcuları sadece Allah’ın sırrına ermek ve hikmetleri öğrenmek isteyenleri bulup geliyorlar! Bendeniz yarı dindar yarı günahkar olduğum halde, Bişr-i Hafi Hazretleri gibi Allah’ın adını ve O’nun Sistemini yüceltmeyi sevdiğim için ve iyi niyetten dolayı evliyalar, azizler gerektiğinde bu fakir gezgini bulmuşlardır ! Bazılarının imtihanı düşüncesinden olmaktadır; yani imamlar,öğretmenler, yazarlar,alimler, yöneticiler vb. bakış açılarından ve düşüncelerinden imtihan edilmektedir!.. Çoğu kimsede az veya çok kendini beğenme, kibir, başkasını bazı günahları veya hatalarından dolayı hakir görme, hased gibi gizli kötü huyları vardır. Bu da kötülük olarak yetmektedir. Bu yüzden farkında olarak veya olmayarak günümüz Müslümanlarının inancı zayıftır ! Yani çoğu kimse,insana değer vermeyişi ve gafletiyle beraber yalanla, hileyle,sahtekarlıkla işlerin yürüyeceğine, böylelikle başarı ve mutluluğa ereceğine inanmaktadır!.. Dürüst kişilikle nasıl kazançlı çıkacağına ve başarıya ulaşacağına aslında inanmamaktadırlar !

         Bu çağda dünyada egemen, zalim emperyalist ülkeler, milyonlarca insanı yalanla ve hileyle kandırmaktadırlar! Allah c.c. onları, gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar ertelemektedir ! Bazılarının cezasını da bu dünyada vermektedir.

         Yüce Rabb, bir işi yapmak dilerse örneğin saniyenin binde biri bir zamanda bütün Kainatı durdurur, sadece “Ol!” demekle, o iş olur! Hani çok sevdiğimiz dizeler vardır takdir ile ilgili:

“Rast giderse kişinin işi,

Mermeri keser dişi;

Rast gitmezse eğer kişinin işi,

Muhallebi yerken kırılır dişi!”

Mesela değerli bir eşyanız kayboldu; içtenlikle dua ederseniz ve hak ediyorsanız, o şey Allah c.c. tarafından doğrudan veya görevli melekleriyle, cinleriyle, himmet sahibi evliyalarıyla gelir…

         Kanuni Sultan Süleyman zamanında, kendisi, Yahya Efendi ve kayıkta bulunan Hızır a.s. yolculuk yaparlarken padişah bir ara elini suya daldırdığında yüzüğünü denize düşürür, üzülür. İskeleye yaklaşırken, Kanuni’nin Hızır a.s. olduğunu bile fark etmediği genç zat, elini suya daldırarak yüzüğü çıkarır, ona verir.

         Bir diğer keramet anısı da Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri zamanından.

Birgün de “Sultan Ahmet” bazı sevdikleriyle,
Gitti bir koruluğa, gezinmek gayesiyle.


Bir yerde oturarak, istirahat ederken,
Hizmetçiler bir koyun kestiler ona hemen.


Kızartıp padişaha eylediler onu arz,
O, elini uzatıp, kopardı etten biraz.


Tam yiyecek idi ki, elindeki lokmayı,
Birden beliriverdi, “Aziz Mahmud Hüdâyi”,


Ve ona buyurdu ki; (Padişahım dikkat et,
Sakın onu yeme ki, zehirli zira o et.)


Bu ikaz üzerine, yemedi onu sultan,
“Hüdayi”de bir anda, gaib oldu ortadan.


O etten biraz kesip, bir köpeğe verdiler,
Hayvanın onu yiyip öldüğünü gördüler.


Zamanın padişahı, bir gün vezirlerinden,
Birini azl ederek, mührü aldı elinden.


Yerine başkasını vezir tayin ederek,
“Mührü” ona gönderdi, bir kimseye vererek.


Üsküdar yakasında, otururdu o ise,
Bu yüzden bir kayığa gidip bindi o kimse.


Ve lâkin götürdü o mühürü elinden,
Denize düşürünce, geriye döndü hemen.


Padişah o kimseyi “Yüzüğü bulsun” diye,
Gönderdi Üsküdar’da, “Hazreti Hüdayi’ye.

O gelip arz edince, sultanın dileğini,
Seccadenin altına soktu hemen elini.


O mühürü çıkarıp, koydu onun avucuna,
Suları damlıyordu, çok şaşırdı o buna.


İşte bu mübarek zat, vefat etmeden önce,
Bütün sevdikleriyle helallaştı güzelce.


Vasiyetini yazıp, söyledi şehadeti,
Sonra “Allah” diyerek, ruhunu teslim etti.


Türbesi Üsküdar’da, kendi dergahındadır,
Ziyaret eyleyenler, çok faydalanmaktadır.

 

         İşte böyle; yaşayanların daha iyi anladığı gibi, “Evliyanın himmeti yaydan çıkan oku geri çevirir!” Günümüzde bir mermiyi, bir roketi vs. Tabii Allah’ın dilemesi ve izniyle.

         Evliyalar, gerçek evren gezginleridir! Dünyanın ham kralları ise, topa sahip olmak için tartışıp kavga eden çocuklara benzerler. Çünkü onlar topu kucağında tutmak ve sahip olmak isterken, azizler toplar üstünde, alemler arasında uçarak yolculuk yaparlar!  

         Bu mesajımı gönül dostu Yunus Emre’nin dizeleriyle bitirmek istiyorum. Sizi Allah’a emanet eder, erenler kervanına katılmanızı gönülden dilerim! Allah’ın lütfu, evliyanın himmetiyle bu haftaki kahve sohbeti de tamamlandı. Allah c.c.’a hamd olsun; son peygamber Hz. Muhammed (a.s)’a salat ve selam olsun!

         Mimoza33; 16.01.2009 Cuma

AŞIK MI DİYEM
Erenlerin gönlünde ol sultan dükkan açtı
Nice bizim gibiler anda konuban geçti

Cümle erenler uçtu dağlar yazılar geçti
Aşk kazanına düştü kaynayıbanı pişti

Bu dünyanın meseli benzer murdar gövdeye
İtler gövdeye düştü Hak dostu kodu geçti

Aşıkmı diyem ona can terkini urmadı
Aşık ona diyeler kim melamete düştü

Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görelden
Meğer onun gölünden bir cur’a şerbet içti
                               Yunus Emre

E-Posta Adresleri:

* kardelenkutuphane_library@hotmail.com,

* mimoza33m@yahoo.com,

* morgul33f@yahoo.com