Bağışlayan ve Esirgeyen Allahın Adıyla

ALLAH: EVRENİN HAKİMİ

İnsanlığın bıraktığı kalıntılara göre 35000 yıllık hayat yolculuğunda doğum ve ölüm kaçınılmaz gerçek olarak devam etmektedir.

Çoğu insan, zaman zaman nereden geldiğini, niçin yaşadığını ve nereye gideceğini düşünmektedir! Fakat bir kimsede gerçekleri merak ve araştırma duygusu uyandığında, geleneksel inanç ve çevrenin büyük etkisi ve nefs ile Şeytanın da vesvesesiyle yarı yolda pes ederek alıştığı inanç ve yaşantıya mağlup olmaktadır.

Konfüçyüse göre, Gerçeğin yolu geniş bir caddeye benzer, bulunması güç değildir; güçlük, insanların onu aramamasından kaynaklanmaktadır.

Alemlerin Yaratıcısı ve  Hakimler Hakimi Allah c.c., ezelden sonsuzluğa kadar var olan bir Varlıktır. Yüce Mevla yaratılmış hiçbir varlığa benzemez. Bu konuda insanlık yanılgıdan kurtulamamış; Onu çeşitli şekillerdeki yaşamış bir varlığa benzetenler veya hayalinde, zihninde canlandırmaya çalışanlar çok bulunmaktadır.

İslama göre Allahın 99 sıfatı vardır; onları bilmek ve anlamak gerekir. Hz.Muhammed a.s. Allahın zatı hakkında düşünmemeyi emir buyurmuştur, çünkü bizim aklımız ve gücümüz Onun zatını kavramaya yetmez. Biz Allah’ın varlığını, gücünü, muhteşem sanatını yarattığı sayısız mükemmel varlıklardan hissediyor ve anlıyoruz! Bununla beraber Yüce Rabbi, Cennet’te görmek mümkün olacaktır ! Yaratıcı’yı görmenin sonsuz sevinci, Kainattaki her mutlu şeyin ötesinde insan aklının ve hayalinin alabileceği her şeyin ötesinde bir mutluluktur!

Canlı cansız bütün varlıkların, alemlerin, hayatın niçin yaratıldığını  Yüce Mevla şöyle açıklamaktadır: "Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi murad ettim. Beni bilsinler diye mahlûkatı yarattım." (Keşfu`l-Hafa, C.2-5-132, H.No: 2016)

20. yüzyılda Rus yazarı Soljenitsin’in insan ve Tanrı ilişkisi hakkındaki şu tespiti ne kadar dikkat çekicidir: “İnsanlar Tanrı’yı unuttu!”  Hakikaten 20. yüzyıl maddi alanda icatların çok olduğu, materyalizmin insanları çok etkilediği, para,mal ve eğlence düşkünlüğünün zirveye çıktığı bir yüzyıldır. Çoğu ülkelerde halk, yoğun hayatın koşturucu rüzgarında , bitmek tükenmek bilmeyen işler içinde, müzik, sinema,internet ve diğer oyun tutkuları içinde Allah’ı az hatırlar olmuş, düzenli olarak zikretmez olmuş; O’na olan ibadet ve şükran borcunu ödemeyen, gafil, duyarsız ve nankörler topluluğu haline gelmiştir. İnsan, Dünya’ya Yaratıcı’nın şerefli bir halifesi olarak gönderildiğinden ve bu insanın elinde olmadığından, kulluk borcundan kaçmak veya umursamamak onu kurtarmaz! Bu dünyada kibirlenerek veya gafletle namaz kılmayanların öbür dünyada ateşte secde ettirileceği bildirilmiştir!

Bütün alemlerin ve varlıkların Yaratıcı’ya göre nasıl olduğunu, O’nun varlığından eksilir mi gibi düşünceleri en güzel tarif eden bir açıklamaya yıllar önce bir tasavvuf kitabında rastladım. “Bütün varlıkları bir gölge gibi düşünün; gölgelerin az veya çok görünmesi, O varlığın zatından bir şey eksiltmez!” İşte Kur’an’da İhlas Süresinde  anlatılan da Allah’ın zatını açıklar: “ De ki: O, Allah birdir. Allah, Sameddir (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendisine muhtaç olan). O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” 

Bütün varlıkların imtihan gereği cüzi iradesiyle hareket edebilmesi de Allah’ın dilemesi ve iznine tabidir. Sihir bile helak edici 7 büyük günahtan biri olduğu halde, Allah dilerse tutar, dilemezse tutmaz! “Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvir Süresi, 29.Ayet)” Müthiş bir örnek olarak, Kıyametin büyük alametlerinden olan Ye’cüc ve Me’cüc istilası gösterilebilir. Onlar, Kıyamet’e yakın, devamlı kazdıkları sed için, “İnşaallah yarın çıkarız!” diyecekleri için İlahi hikmet gereği kurtulacaklar ve Dünyayı istila edecekler!

Dost ve Yardımcı edinme konusunda daima ilk aranan ve yöneleceğimiz şanı yüce olan Allah’tır. Sonra vesile ve araç olacak diğer varlıklarla dayanışma ve yardımlaşma da caizdir. Fatiha Süresi’nde, “İyyake na’büdü ve iyyake nesteın…” deriz yani “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz…” Bu biz insanların, ağır bir kutuyu, eşyayı götürürken arkadaşımızdan yardım istemeyeceğimiz anlamına gelmemelidir. Hatta Allah-ü Teala, kendi rızası için birbirlerini sevenleri, istişare edenleri, dayanışma içinde olanları beğenmektedir.

Yüce Mevla bazen peygamberlerini, evliyalarını, salihleri çeşitli metotlarla imtihan etmektedir. Hz.İbrahim a.s. ateşe atılırken Melek Cebrail a.s., yardıma gelmiş, isterse yardım edebileceğini bildirmiştir. Fakat İbrahim a.s. işin hikmetini ve sırrını anlayarak, “Allah bana yeter! “ diyerek cevaplamıştır.

Nüfusu 1 milyar olan ülkede yaşasak, doğru ve haklı olduğumuz bir konuda 999 milyon 999 bin 999 kişiden kimse bize inanmasa ve destek olmasa bile, Allah’ın bize yeteceği Kur’an-ı Kerim’de Hz.Muhammed as.’a hitaben bütün mü’minlere şöyle bildirilmektedir: (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter!. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe Süresi, 129.Ayet)

         İnsanların genelinde yanlış bir zan vardır; sanki Allah c.c. uzakta, onu algılamıyor, duymuyor, görmüyor ve tehlike anında O’na yetişemeyecekmiş gibi… Yüce Rabb, hiç vasıtasız, araçsız anında “Ol !” demekle bir şeyi yaratabileceği gibi, bazen de zaman ve mekan yolcusu Hızır a.s.’ı darda kalanlara  yardımcı olarak göndermektedir. Ayrıca yine evliyaların manevi yardımı Allah’ın dilemesi ve izniyle olabilmektedir. Bunca iyiliksever varlık var iken inancı zayıf ve korkak insanların Hakk ve hakikatlerin tebliğinde mücadeleden kaçmalarına şaşmamak elde değil !

Alemlerin Rabbi’nin gücünü tam tanıyamamış, O’ndan değil de yaratılmış varlıklardan korkanlar her devirde vardır; onlar cesur, adaletli bir süvari olmayı değil, korkak bir fare ,tavşan vb. olmayı telkin etmektedirler. İsrail zulmüne karşı Filistinli çocukların hakkı için cesurca mücadele etmiş barış eylemcisi, aslan yürekli kız Amerikalı Rachel Corrie gibilere bakarak gıpta ediyor; duyarsız ve korkak çoğu  Müslümana baktığımda da utanç verici hallerini hissediyorum! Onun resmi ‘Kardelenler Albümü’ nde vardır.

Korkak olmayı ve haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmayı telkin edenler Kur’an’da şöyle açıklanır:

“Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter !. O ne güzel vekîldir !" dediler. (Al-i İmran Süresi,173.Ayet)

Kardelen ruhlu insanlar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, merhum şair Mehmet Akif Ersoy, merhum cumhurbaşkanı Turgut Özal, merhum vali Recep Yazıcıoğlu, eski başbakan Prof.Dr.Necmeddin Erbakan, erdem süvarileri sunucu Defne Samyeli, yazar Selahaddin Çakırgil  ve bendeniz gibi garip yolculara, gizemli süvarilere rağmen bir ülkede adalet sağlanamıyor, zulüm devam ediyor ve büyük günahlar (yalan, hile, sahtekarlık, faiz, zina vd…) da yaygınsa aşağıdaki ayet şimşek olsun ! Görevini yapan her dürüst, adaletli, çalışkan ve cesur insan, sorumluluğunu yerine getirmiştir. 33 yıl adaletle sultanlık yapan merhum II. Abdulhamit Han, zamanı gelince tahtı bırakmak zorunda kalmıştır. Bir halk, neye layıksa öyle yönetiliyor ve başına gelecekler onların yaptıklarının ve yaşantılarının karşılığı oluyor! Birkaç yıl sonra Koca İmparatorluk 1. Dünya Savaşı’na sokulmuş, Kurtuluş Savaşı’na kadar 8 yıl boyunca memleket ve insanlar nice felaket ve musibetler yaşamıştır! Az sayıdaki iyi insanın adaleti sağlayamadığı ve zalimlerin cirit attığı toplumlarda onları Hakimler Hakimi, göklerin ve yerin orduları kendisinin olan Allah’a havale edelim !

* Elçilerimiz İbrahim’e (iki oğul ihsan edeceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: ‘Biz bu memleket halkını helâk edeceğiz. Çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.’ (Kur’an, Ankebut Süresi, 31.Ayet)

* Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir. Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O’na döneceksiniz. (Yasin Süresi, 82-83.Ayet)

Niyet iyiyse, akibet iyidir ! Allah c.c. yar ve yardımcınız olsun ! Allah c.c., sadıklarla beraberdir !

Elhamdü lillahi Rabbi’l alemin, vessalatü vesselamü ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeın. 08.02.2009

Mimoza33; Alacakaranlıkta Gizemli Bir Süvari