ZALİM DEREBEYLİKLERİNİN ZULÜM FIRTINALARI SAVAŞ KASIRGASIYLA YOK EDİLİR !…

ERMENİ SOYKIRIMI TASARISININ KABULÜNÜN HİKMETİ…

       

Sayın Vatandaşlarımız,

Türkiye’de
ilkbahar mevsimine girdik ama dünyanın her tarafında olduğu gibi
ülkemizde de zulüm fırtınaları bitmiyor! Mazlumlar çığlık atarken biz
nasıl eğlenebiliriz ! Dürüst ve masum bir Müslüman Türk, Kürt kardeşin
derdi, dürüst ve barışçı Hıristiyan bir arkadaşımıza yapılan zulüm veya
iftira bizi ilgilendirir, biz kardelenler buna razı olmayız !

Biz
asla “Kaçamadığın tecavüzden zevk almaya bak!.” gibi iyice sapıklaşmış
ve korkudan tavşan gibi kaçan kimseler gibi olamayız! Olanlara yazıklar
olsun!

Yaşanan
ve duyulan binlerce haberlerden anlıyorsunuz ki toplumlarda en kötü
olan yerler, gruplar, içki bayileri, kumarhaneler, gece kulüpleri
değil;
vatandaşı
hor gören, çiftçiyi, işçiyi,memuru,öğrenciyi ezen, hakimlerin bile
bıktığı orta düzey münafık, zalim bürokratlardır! Onlara karşı savaş
ilan ediyoruz !

Bülent
Arınç, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül gibi dürüst ve kibar siyasetçilere
canımız feda olsun; fakat bir grup adil siyasetçilerle ülke
kurtulmuyor! Zalim münafıklar Deccal’ın prototipleridir; biz de Mehdi
(a.s) dahil Kıyametin 3 Kahramanı’nın öncü birlikleriyiz! Onlar zulüm
fırtınalarıyla şımarıp gururlanıyorlarsa, biz de adalet savaşçıları ve
kasırgasıyız !

Biz
tekelin ürettiği içkiyi, sigarayı savunmuyoruz ama hiçbir parti, dernek
adına slogan atmadıkları, kötü bir pankart taşıyıp küfür vb.
etmedikleri halde yakınları işçiler için gösteri yaptıklarından dolayı
uydurma suç isnat edilerek İstanbul’da 24 lise öğrencisinin okuldan
atılması zulümdür! Türkiye’de bir dönem okula gelmeyen nice öğrenci
sınıfı geçiyor. Gençlerin dersleri boykotla bir ilgilerinin olmadığını
en kıt akıllı vatandaş bile anlar! Mevki sahibi nice kimselerin
yakınları değil okullardaki görevine, hastaneler, kışlalardaki görevine
çoğu zaman gelmediğinde kim ceza işlemi yapıyor! Biraz yürek ister !
Ülkemizdeki zalim idarecilerin güç gösterisi, kahramanlığı
memura,işçiye, öğrenciye uygulanıyor! Çıkın milyonların önünde açık
oturuma, meydan savaşına, insanlığınızı, erkekliğinizi görelim !

Taraf
Gazetesi’nin 19 Mart 2010 tarihli sayısından mağdur lise öğrencilerine
atılan iftiraya bakalım! Bu ülkede bazı beldelerde sağlık ocağındaki
görevine hiç gelmeden şehirde yaşayarak maaş alan torpilli doktorlar
tespit ettik ! Kışlasına uzun zaman uğramayan iltimaslı subaylar yok
mu? Onlara hesap soruluyor mu? Darbe planındaki imzası gerçek çıkan
Albay Dursun Çiçek’in suçlanmasından bugüne süre neredeyse 1 yıla
yaklaşacak, ordu bir ceza veriyor mu? Tam bir ırkçı kabileci huyları
var! Kusurlarını kabul edip içine sindirebiliyorlar mı?

Öğrencilerin Tekel isyanı

Biz okulu boykot etmedik

Gökhan’ı
en çok üzen ise okuldan atılma gerekçesi olmuş. “Ders boykotu diyorlar.
Biz teneffüsü bekledik. Ayrıca bizim devamsızlık hakkımız da var. Dersi
neden boykot edelim. Öğretmenlerimizle hiçbir sorunumuz yok. Onları
seviyoruz” diyerek şaşkınlığını dile getiriyor.

Okulu bitirmesine bir yılının kaldığını söyleyen Gökhan, ayrılırken son
sözü “Her şeye rağmen liseyi bitireceğim, üniversiteyi kazanıp gazeteci
olacağım” oluyor.” (1)

  1. (Helin ALP, Taraf Gazetesi, 19 Mart 2010)

     Bugün 21 Mart 2010’da Türkiye’de TNT televizyonda gösterilen, merhum  Kemal Sunal’ ın “Koltuk Belası” filmi çok ibret vericiydi. TNT televizyonuna bu değerli filmi arşivlerden bulup insanlığın ibretine sunduğu için gönülden teşekkür ediyoruz!
Yani bir vatandaş, siyasal bilgiler okumadan ahlaksız bir topluma
dürüst bir yönetici olmanın da ne kadar çıldırtıcı olduğunu
anlayabiliyor! Halk mı çok münafık, yöneticiler mi daha münafık?
Cevabı, “Ne halde iseniz öyle yönetilirsiniz!”

Şimdi
zengin ve mevki sahibi kişilerin çoğunun sıradan vatandaşı nasıl hakir
gördüğünü yansıtan, “Koltuk Belası” filminden bir konuşma bölümüne
bakalım. Gerçek hayatta da aynı böyledir
;
politika gereği yüzüne karşı ağır hakaretler yapmazlar ama gizli
toplantılarda, perde arkasında bakış açıları genellikle halk tabakasını
hor görmektir.

* * * * *

İş
adamı Selim Bey, kanuna aykırı inşaat işlerini onaylaması için imar
iskan müdür yardımcısı Zühtü Bey’e (Kemal Sunal) 250 milyon rüşvet
teklif ettikten sonra, kendi otomobilinden inerken, “Ben iniyorum,
araba da sizin!” diyor.

Zühtü Bey:

Şoför? (diyerek şoförün kimin hizmetinde çalışacağını soruyor.)

Selim Bey:

Şoför de sizin!

Zühtü Bey:

Ne yapıyım ben bu adamı?

Selim Bey:

Döv, söv, ne istersen yap! Maaşını ben vereceğim. İt gibi kullan!

Zühtü Bey:

Bana bak it oğlu it ! Al paranı çek git! Bir daha da sakın karşıma çıkma!

                                   * * * * *

 Son sözümüz, bir halkın % 60’ı bozuk ise İlahi musibet gelir!

      SARI ALARM ! : “Yıllardır kabul edilmeyen Ermeni Soykırımı tasarısının şimdi kabul edilmesinin manevi hikmeti nedir?” diye hiç düşündünüz mü?

Söyleyelim:
İlahi adalet şöyle işler: Kendi dürüst vatandaşlarına iftira atılan,
zulmedilen ve sonra adalet adına hiç bir şey yapılmayan bir topluma ve
ülkeye de başka zalimler aynısını yapar ! Bunu anlayan ariftir ! Siz
yetkililer, mazlumların hakkını verin, haksızlığı düzeltin, “Acil” veya
“Kırmızı Alarm” başlıklı mesajların gereğini yapın; bakın işler nasıl
düzeliyor ! İlahi adalet muhteşem ve kusursuz !

Selam, hidayete tabi olanlara olsun ! 21 Mart 2010

Özlü Sözler:

* Düşman karınca ise de hor bakma ! ;

* Düşman ne kadar zayıf olursa olsun küçümsenmemelidir !

 http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com