ACİL VE KIRMIZI ALARM 

BAŞBAKANLIK VE CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMINA

ANKARA

HASTANIN VÜCUDU KLONLANACAK;

AŞIKLARA VE GARİPLERE YAPILAN YALANLAMA VE TUZAK, GERİYE DÖNEN BİR NÜKLEER FÜZE GİBİ İLAHİ FELAKETTİR !


Ey gecenin zifiri karanlığında kalmış, şafağa hasret kahraman aslanlar! Çağrımız sizedir, zalimlere ve münafıklara İlahi Adalet er ya da geç karşılığını vermektedir!

Türk Devletleri ve Kurumları Nasıl Ölümcül Hata Yapıyor !!!

1- Osmanlı Devleti Zamanında 1889’da Japonya’ya giden Ertuğrul Gemisi’nin İnatla Ölüme Gönderilmesi:

Japonya ile ilişkilerin geliştirilmesi için 609 mürettebatla Ertuğrul Gemisi İstanbul’dan 14 Temmuz 1889’da yola çıkmıştı.

Ahşap bir gemi olan Ertuğrul Fırkateyni 25 yaşındaydı. Yaklaşık 1 yıl önce ahşap kısımları tamir görmüştü. Ancak, makine ve kazanların alt bölümüne dokunulmamıştı. Bazı görevliler, bu geminin okyanusta yolculuk için yetersiz ve bakımsız olduğunu belirtmişlerdi. Yine de yola çıkmıştı. Kafile Başkanı Albay Osman Bey, gemi komutanı da Yarbay Ali Bey’di.

Yola çıkılacağı gün Japon Bahriyesinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanından ayrıldı. Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Firkateyni 16 Eylül 1890da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti. Dönüşte tam sayı belli olmasa da 580’den fazla kişi şehit olmuştur!

2- Hastanın Vücudu Klonlanacak;

Aşıklara ve Gariplere Yapılan Yalanlama ve Tuzak, Geriye Dönen Bir Nükleer Füze Gibi İlahi Felakettir !

Anadolu adının geldiği “Ana doldur!” gerçeğindeki analar artık yok. Ana ölü, baba ölü, her şey ölü!.. Yani Zombie Land.

İnsan vücudu gibi ülkelerin de sosyal yapısı hasta olur. Bir halkın ve devletin hastalığına mikrop da denen bakteri ve virüs tipli insanların çoğalması sebep olur.

Toplumdaki aslan karakterli antikor sayısı yaklaşık % 5’tir. Bu yüzden ülke bünyesindeki hastalığı yenemiyorlar!

Doktorlar, savcı ve hakimlerdir, adalet sistemidir. Doktorlar iyi bir antibiyotikle antikorlara yardımcı olmuyorlar. Onların da bünyesi hasta olduğundan tedavi edemeyip, vücudu daha da zehirliyorlar, salgın hastalığı artırıyorlar!

Antikorlar, Batakistan’da yalnız başına savaşıyorlar.

Devletin merkezi, başkenti kalptir. Kalp te yorgun ve hasta olduğundan vücuda düzenli kan pompalayamıyor,dolayısıyla temiz oksijen dağıtılmadığından hücreler canlanmıyor. Yıpranmış ve yorulmuş olarak çöküşe doğru yol alıyorlar.

Sinir sisteminde de bozukluk var. Beyindeki ilgili merkez hücrelerin acılarını algılamıyor veya algılıyorlar da göz,kulak,el, ayak gibi temel organları sakat bırakıldığından bir şey yapamıyor! Parmaklar beynin komutunu yerine getirmiyor, parmaklar normal parmaklar değil, anormal parmaklar.

Üçüncü bin yılın 10. yılında, ilkbaharın son ayında 38°Kuzey- 32,5 °Doğudan, 40°Kuzey-33 °Doğuya bir S.O.S. sinyali gitti. İnsanların haklarını
sağlayacak olan muhafız yönleri şaşırdığından Kurtlar Vadisindeki Yaralı
aslanların yani hücrelerin adresini hasta vücutta egemen olan ve cirit atan %
5’i oluşturan kurtlara yani virüslere teslim etti! Yamyamların taşeronluğu diye
buna denir!

Batıl Güneş Tanrısı’nın (Riyanın efendisi Nefsi Emmare) ,  politik
hasadını bereketli kılması için, denizde boğulurken secde eden Firavun’un
kovaladığı halkın liderlerine sandalda yolladığı 9 kurbanın bereket
getirmemesinden sonra yeşil kubbeli diyardaki yaralı aslanları kurtlara
bırakmak, sonun başlangıcı oluyor!

Elektrik kurumu bile ikinci faturayı ödemedikten sonra elektriği kesiyor. Şimdi ülke olarak Karanlıklar Ülkesi’ndeyiz. Çünkü çok büyük ölümcül hatalar yapılmıştır!

Atomlardaki Başlıca Kanunlar:Çekirdeğin etrafındaki elektronlar biraz yavaş dönse veya elektronlar dağılıp gitse, atom çekirdeğiyle beraber evren müthiş bir gürültü ile infılak edip yok olacaktır. En iyisi, konumumuzun gereğini yerine getirmektir.

Münafıkların ve zalimlerin kalpleri hasta ve kör, kulakları gerçekleri anlayıp kabul etmeye karşı sağır, itiraf etmede de dilsiz oldukları için onların dünya hayatındaki icraatları boşa giden ve gariplere füze atan kör adama benziyor. Ama İlahi Sistem, füzelerin hedefini “Ğayb Alemi” nde kendilerine yöneltiyor.

Kur’an’da Kehf Süresi 104.ayette bildirilen “Onlar dünya hayatında çabaları boşa giden ve kendilerinin iyi iş yaptığını zanneden kimselerdir.” Durumuna mazhar olanlar için ne hazin bir son vardır! İlahi Adaletin nasıl tecelli edeceğini kesinlikle görecekler!..

*         *          *          *          *

S.O.S. sinyali gönderilen yerdeki arkadaşımıza 10 yılda yapılan 20 haksızlıktan dolayı devletin 40 bin TL. tazminat borcu ödemesi gerekir. Siz kul hakkını ödeyin, zalim devletlere karşı zafer nasip
olsun !

Üst düzey devlet görevlileri bize inanıyorsa temas kursunlar ! Özel kaynaktan karşılayabilirler. Hakikaten bir çeyrek asırdır hem kamu sektörü hem özel sektör patronları mazlumların kanını emmektedir. Bu kadar vampirlik yeter artık ! Bizim hakkımızı ödemediği müddetçe devletin işleri hep ters gider, asit yağmuru yağdıran kara bulutlar hiç eksik olmaz !

3- 26 Aralık 2010 Tarihli Hürriyet Gazetesinde Üst Düzey Devlet Görevlilerinin Güya Savaş Durumunda “Gizli” Olan Sığınaklarının Cümle Aleme Duyurulup Önemli Bilginin Yayılması

Şöhret ve ilgi çekmek için böyle bir sığınağın haber yapılması yanlış değil mi? Madem savaş durumunda devlet yöneticileri korumaya alınacak, neden yaklaşık yer bilgisiyle önemli bilgiler tüm dünyaya ilan ediliyor? Bazı gelişmiş ülkeler uyduyla vb. haberi olsa bile savaşta bütün düşmanlara hedef verilmiş oldu!

Sadece tek bir örnek verelim: “Hava girişi için özel filtreler var.” Düşman hemen özel filtrelere karşı anti-taktik bulmaya başlar.

Kalp gözlerini ve altıncı hisleri perdeler kaplamış azizim perdeler! Uyanış nasib olsun!

*GÖKLERİN VE YERİN
ORDULARININ ALLAH’A AİT OLDUĞUNA TAM İNANMAYANLARA SOMUT VEYA METAFİZİK KANITLAR:

1- Konya Selçuklu’da Nisan 2008’de bir ilköğretim okulunda, hor görülen bir sınıfta 2 aydır çalışan birkaç garip kız , törene çıkartılmamış, başka zamanlar olmadığı
halde Yüce Allah törenin ortasında elektriklerini kesmiş, törenin yarısı  yapılmamıştır!

2- Konya’da garip bir aileye karşı kurt karakterli bürokratlar ortak cephe aldığından,
beddua edildikten 1-2 gün sonra 10 ve 11 Eylül 2009’da Yüce Yaratan Konya’yı 2
kez depremle uyarmıştır!

3- http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com Sitesinde ve haber grubunda 25 Aralık 2009 tarihinde yayınlanan mesajın ‘TÜRKÇE DUA’ Bölümünde , “Zalimler, kendilerinin yanlışları, zulümleri  düzeltme imkanları varken, senin gücünü ve hâkimiyetini hafife aldıklarından olsa gerek ve inanmayarak sana havale etmemizi söylediler ! Münafıklara ve zalimlere öyle bir hastalık ver ki asla sağlık ve huzur yüzü görmesinler, işleri hiç bitmesin! Çünkü onlar dürüst ve mazlum vatandaşlarla  ıstırap labirentinde oynamayı seviyorlar. Kendilerinin
güçlü ve yenilmez olduklarını zannediyorlar ! 1999’dan 2009’a 10 yıl geçti. Sapıtan çoğu kimse tekrar İlahi azabı görmek istiyor!”
diye sitem
vardı. Bu dua ve öngörü 19 gün sonra 13 Ocak 2010 tarihinde Amerika
Kıtası’nda Haiti’de depremle gerçekleşti.
230 bin kişi öldü.

Mazlumların bu siteminden kısa süre sonra bu müthiş depremin olmasında diğer hayret verici bir şey, aynı şekilde Türkiye’de vuku bulmuş 1999’daki Marmara depremine benzemesi. Bunu Amerika Deprem Araştırma Enstitüsü Başkanı açıklamıştır!

4- 2010 Yılının Sonu: İnsanoğlu ibret alıyor mu? Münafıklar ve zalimler, ilahi
işaretleri ve felaketleri anlıyor mu? Çoğu gerçekleri yalanlamaya, iftiraya,
hırsızlıklarına, kibirlerine devam ediyorlar !.. 10 ilahi musibetten anlamayan
Firavun, en sonunda denizde boğulurken, “Musa’nın Rabbine inandım!” demişti. Ama son anda imanı kabul edilmemişti, galiba işin sırrı felaket başına geldiği
zaman inanmak! Bakalım ülkemizdeki gafiller ne zaman Hak ve hakikatlere saygı
gösterip erdemli insan olabilecekler?

??????

Biz, Kıyamete kadar Hak ve hakikatler için savaşırız!

Selam doğru yola uyanlara olsun!

31 Aralık 2010 , Kardelen Kütüphane Evrensel Keşifler,

P.K. 269 Nalçacı, 42001 Konya