(İNTERNETTE HABERLEŞME VE METAFİZİK BİR HATIRA)

UYUŞTURMANIN ADI PAYLAŞIM OLMUŞ

                 2007-08-09-Sırlı İnsan Yüzü

       Bugün yaşı 50-60 olanlar söze “eskiden..” diye başlayınca, 70’li, 80’li yılları anlatınca, bir çağdan bir başka çağa geçmiş gibi oluyoruz.
     İyi oldu, kötü oldu demeden soruyorum:
Eskiden sadece devlet televizyonu ve radyosu vardı. Bir de gazete ve dergiler. Dünyaya bu üç kanaldan bakabiliyorduk. Ağrısız başımız aşıcık aşımız misali rahattık.
     90 sonrasını takip edemez hâle geldik. Özel radyolar, özel kanallar..
Ardından hızla yayılan internet, moda olan haber portalları.. Ardından sosyal paylaşım siteleri.. Salgın gibi.. Affedersiniz biz neyi paylaşıyor? Gecenin köründe, sabah kalkar kalmaz, dışarıdaysak elimizdeki küçük bilgisayarda oraya buraya laf yetiştirirken ne yapmış oluyoruz?
     Yapıyoruz, ediyoruz derken kendimi işin içine katmıyorum, bunu bir hastalık sayıyor, bağımlısı olmadığım için, kontrollü ve lazım olduğu kadarı ile kullanabildiğim için azıcık seviniyorum.
     Elektronik posta kullandın, tamam. Kendine göre önemli saydığın haber sitelerini, belli aralıklarla dolaştın, tamam. Bir araştırma yapacağın zaman önüne açılan kapılardan geçerek bir yere vardın, o da tamam. Bankaydı, abonelikti, faturaydı, havaleydi.. Onları bağımlılıktan saymıyorum. 24 saat aralıksız sanal ortamda dolaşanların, paylaşanların, oradan oraya koşuşturanların ruh halini merak ediyorum.
       80’lerin ortasında amatör telsiz furyası başlamıştı, herkesin elinde bir telsiz.. Allahtan kısa sürmüştü. Bu furya onun gibi belli bir doyum noktasından sonra azalacağa ya da kesileceğe benzemiyor. Hastalık gittikçe yayılıyor. Herkes herkese bir şey gönderiyor, aklınca paylaşıyor. Gönderilenler bir müddet sonra kanıksanıyor, anlamsız hale geliyor.. Eğrisi, doğrusu, eksiği çarpıtılmışı birbirine karışıyor.
İnsanların nefes alabilecekleri alan kalmadı. Bana sanki soluk soluğa koşarken okuyormuşuz, paylaşıyormuşuz, konuşuyormuşuz gibi geliyor.
       Bir kere daha soruyorum: Neyi paylaşıyorsunuz?
Paylaştıklarınızdan ne kadarı size ait, yüzde kaçı kimi ne işine yarıyor, yarından itibaren paylaşmayı durdursanız kimin neyi eksik kalır?
       Dünyanın her köşesinden her an haberdarsınız.. Bana kalırsa güya haberdarsınız.. Habersiz kalmakla işinize yaramayacak binlerce konudan haberdar olmak arasında ne fark var.
       En başa dönersek ikinci olarak şunu soracaktım:
Bugün yaşı 15-20 olanlar, 30 sene sonra, “eskiden..” diyerek söze başlayacakları yaşa geldiklerinde insanlar ne halde olacak?
       Melih Gökçek yıllar önce böyle sanatın içine tükürürüm demişti.. Ben de böyle sosyal paylaşımın içine tükürmek istiyorum.
Kusura bakmayın.
       Kafanızı duvara vurup bir kere daha düşünün.

Ahmet Sağırlı,Türkiye Gazetesi,

26 Ocak 2011

       supernatural-Truth hurts

 ÖZGÜR RADYO’NUN EK NOTU:

       Ahmet Bey’in yerinde tespitlerine teşekkür ediyoruz. Biz de birkaç önemli hususu eklemek istedik.

Haber portallerinde, sosyal paylaşım sitelerinde, anlık haberleşme programlarında günde bir-iki kere girip kontrol etmek te bazı meslek sahipleri için ihtiyaç olabilir. Ne var ki 5 vakit namaz gibi hatta daha fazla internete girip saatlerce kalarak asli işini yapmayan, ailesiyle gerektiği gibi ilgilenmeyen, Yaratan’a karşı ibadetini yapmayan, çevresiyle az da olsa ilgilenmeyen internet koliklerinin doğal yaşama ve huzura, sağlıklı olmaya ihtiyaçları vardır… Özellikle bazı kadınlar, ister dindar olsun ister liberal öyle gösterişi seviyorlar ki, 100,200, 300 fotoğrafını yayınlayarak adeta halkın beğenisi ve iltifatlarıyla besleniyorlar. Bir kere başta evli barklı kadınların ve genç kızların , evinde yok şu pozda, yok bu pozda nasıl çıkmışım edasıyla her şeyini sunmaları doğru değildir! Kardeşim, hırsızı var,sapığı var, katili var vs. vs. Birkaç ciddi fotoğraf koy, yeter! Ateş başına düşmeden bazıları gerçekleri anlamak istemiyor!

       Bir de çocukların ve gençlerin unutmaması gereken önemli bir şey; bazı şeyler küçük bir takılma, oyun diye başlar, canavar bir mesele olur…

Hmm, bu arada size internet olaylarıyla ilgili ibret verici bir-iki film hatırlatalım:

· Lolipop (Hard Candy)

· Yabancı (The Boy She Met Online)

Dikkat edin, selamlar…

Özgür Radyo’dan Bir Editör, 14 .07.2011 Perşembe

       METAFİZİK HATIRA NOTU:

Bu gece, “Benimle ilgilenen ve seven yok, Ya Rabbi, bir iyilik perisi gönder de sevineyim…” diye dua ettim. Sabah namazından sonra uykuya dalmadan sağ tarafımdan gaipten adımı söyleyen hafif bir ses geldi: “Seni seviyorum!” dedi. Güzel bir müjdeydi. Allah’a şükür, biz doğru bildiğimiz yolumuza devam ediyoruz. İyi dilekler!..