KERBELA’DA BİR YİĞİT HZ. HÜSEYİN-EMEVİLERİN YIKILIŞI VE TÜRKLER- 1
Bismillahirrahmanirrahim


Hz. Ebû Bekir’den sonra halife seçilen Hz. Ömer’in on yıllık halifeliği zamanında İslâm orduları, tarihte ender görülen zaferlere sahip olmuşlar; Suriye, Filistin ve İran imparatorluğunun geniş toprakları Müslümanların eline geçmiş idi. Böylece tarihte Araplar ilk defa büyük bir devlet kurmuşlardı. Hz. Ömer’in hilafetinin onuncu yılında şehit edilmesi üzerine bu yayılma ve genişleme yavaşlamıştır. Hz. Ömer’in ardından Hz. Osman ve Hz. Ali’nin de şehit edilmesi üzerine Muaviye halife olmuştur. Muaviye’nin hilafetinin başladığı 661 yılı Emevi Devleti’nin kuruluş yılı olarak kabul edilir.
Muaviye Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan’ı zor kullanarak hilafetten uzaklaştırarak soyunun adı olan “Ümeyye” ye nispet olarak Emevi Devletini Hicretin 41. Milâdi 661 yılında kurmuş oldu.

       Praying
Emevi Halifeleri (Ömer b. Abdülaziz hariç) peygamberimizin sülalesi.”Ehli Beyt”e karşı çok insafsızca davranmışlar; çok katı bir asabiyete dayanan ırkçı bir politika takip ederek; İslâm’la şereflenen Türkleri, Arapları “mevâli” yani azadlı köle olarak kabul edip, hor ve hakir görmüşlerdir. Araplar içerisinde bile sülale asabiyetini takip ederek Ehli Beyt’i ortadan kaldırmak için her türlü çabayı göstermişlerdir. Devlet kademelerine atamalar da ehliyet ve liyakat unsuruna hiç bakılmamış, Ümeyye Oğulları’ndan olmak yeterli sayılmıştır. Emevilerin en büyük suçları hilafete son vererek, Halifenin seçimle ve biatla iş başına gelme usulüne ortadan kaldırarak Hilafetten saltanata geçmiş olmalarıdır. Bu bakımdan Hz. Ali’den sonra iş başına gelenler “Halife” değil hepsi birer “Sultan”dırlar.

Muaviye, oğlu Yezid’in kendinden sonraki halife olarak kabul edilmesini daha hayattayken garantiye almaya çalıştı ve Yezid’i veliahd olarak tayin etti. Taraftarlarına Yezid’e bağlılık yemini ettirdi. Yezid başa geçince ilk iş olarak Medine valisine bir mektup yazarak Hüseyin bin Ali’ye değil, kendisine itaat etmesini, aksi takdirde bunu canıyla ödeyeceğini bildirdi. Bu arada Hüseyin Küfe’lilerden kendisine bağlılıklarını sunan mektuplar alıyordu. Halife olduğunu ilan ederse Hüseyin’i destekleyeceklerini söylüyorlardı. Hüseyin bu teklifleri ciddiye aldı ve Küfe’deki taraftarlarının gerçekte olduğundan çok daha fazla olduğunu zannetti. Yaklaşık 70 taraftarı ve ailesi ile Küfe’ye doğru yola çıktı.
”Eğer bu bedenler ölmek için yaratılmışsa, yiğidin Allah yolunda kılıçla öldürülmesi daha faziletlidir“ (HZ. HÜSEYİN (r.a.) İslam tarihinin en acı faciası şüphesiz Kerbela faciasıdır. 10 Ekim 680 (10 Muharrem 61) Üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen hiç unutulmamış, kalplerden sökülememiş ve zihinlerden silinmemiştir. Bir tarafta tarihe altın harflerle, yiğitlik, fedakârlık, iman, cihat ve hak uğruna her şeyinden geçmenin vefalı örneğini oluşturmak için cennet gençlerinin efendisi, Resulullah’ın gözünün nuru, Fatımatüzzehra’nın yadigarı Hz. Hüseyin’in komutanlığında toplanan az ama salih, ama vefalı, ama sadık, ama fedakar bir gurup, diğer tarafta ise Bedir’de ölen atalarının intikamını almaya yemin etmiş bir haramzadenin komutasında, dünya ve makam sevgisi, zalimlerden korkmak, çeşitli batıl taassuplar, kinler, cehaletler, ihanetler gibi batıllarla hareket eden ve zulüm ve fesat güçlerinin hedeflerini amelen simgeleyen iki ordu karşı karşıya gelmişti.Bu facianin neden bu kadar önemli olduğunu ve insanlara verdiği mesajı anlayabilmek için önce İmam Hüseyin’in kıyamının-başkaldırısının mahiyetini bilmek gerekir. Halife Muaviye ibni Ebu Süfyan ölmeden önce oğlu Yezidi halife tayin ederek Müslümanlardan oğluna biat etmelerini ister. Yani İslam tarihinin ilk saltanatını kurma çabasındadır.

YÜZ BİN İMZALI MEKTUPLA
GÖREVE ÇAĞRILDI
Yezid ilk baştan gayr-i İslami yolla hilafet koltuğuna oturmuş, hemen biat toplamaya başlamıştı. Silah zoruyla ya da beyt-ül maldan para vererek. Hz. Hüseyin’i de unutmamıştı bu arada. Bir haberci göndererek biat istemişti. Ama İmam Hüseyin (a.s) Yezidin kim olduğunu biliyordu. Bu haksızlığa karşı tavrını şöyle dile getirmiştir; “Ben Peygamberin ehlibeytindenim, Allah insanları yönetmeği bizimle başlattı ve bizimle bitirecek. Ama Yezid şarap içen, facir ve suçsuz insanları öldüren birisidir. Benim gibisi O’nun gibisine biat etmez. İslam ümmeti Yezid gibi bir idareciye kaldıysa İslamla vedalaşmak gerekir.” Bu sırada Yezidin eline düşmemek için toplanan Kufeliler, bizim Hüseyin gibi bir öncümüz var, Hak İmam O’dur, O’nu Kufe’ye davet etmeliyiz, diyerek İmam Hüseyin’i bir değil, bin değil, 18 bine yakın imzalı mektupla çağırmışlardı.

http://www.kocatepegazetesi.com/kosedetay.asp?id=2808&islem=tr&lg=tr

KERBELA’DA BİR YİĞİT HZ. HÜSEYİN-EMEVİLERİN YIKILIŞI VE TÜRKLER- 2

Bazı mektuplarda birkaç, bazılarında hemen hemen 100 kişinin imzası bulunmakta, toplamda 100 bine yakın kişinin imzası ile Kufe’ye çağrılmıştı Hz. Hüseyin.Hüseyin ise bu kadar ısrara karşı olumlu cevap vermişti, yola çıkmadan önce dedesinin Medine’deki kabrine gitti; uzun bir veda konuşması yaparak şöyle dedi:

“Ey Dedem! Bir Yezid türedi atalarının putları gibi, bir halk var ki koyun sürüsü gibi korkak. Ben ki, biat etmediğim için başı vurulmak üzere olan torunun Hüseyinim. Dininin bekçiliğini, fedailiğini yapmak üzere Kufe yolunu tutacağım.”Haccını yarıda bırakarak, hakkı haykırmak için bütün aile efradıyla, yeryüzünün en şerefli ailesinin yine yeryüzünün en kanlı akibetine uğrayacağı yere yönelmişti. Bunu kendisi de kesin olarak biliyordu.


NE YEZİDİN ASKERLERİ KATLİAMDAN VAZGEÇTİ, NE DE HÜSEYİN ÖLÜM YOLCULUĞUNDAN.
Hz. Fatıma’nın (s.a) acısından sonra Hz. Ali şehid edildi, ardından büyük oğlu Hz. Hasan zehirlendi ve şimdi ise sıra Hüseyin ve kardeşlerindeydi.Bir vasiyet yazdı ve üvey kardeşi Muhammed Hanefiye bıraktı. Ne para, ne şöhret, ne hilafet, ne de kahramanlık yalnız ve yalnız Allah’ın dinini yüceltmek için yola çıkmıştı.Acı Veren Zorluklar Değil, Acı Olan Vefasızlıktı, İhanetti.Başlangıçta 30-40 bin yandaş topladı Hüseyin’in Kufe elçisi Müslim ibni Akil, daha sonra Ubeydullah vali olarak atandığı Kufe’de halka hitaben tehditvari bir konuşma ile Hüseyin’e destek veren herkesi öldüreceğini söyledi. Paniğe kapılan halk evlerine kapandı. Durumun vahim olduğunu gören Müslim hemen 4 bin yandaşıyla hükümet konağını kuşattıysa da Yezid ordusunun Şam’ dan geldiği söylentileri ile çekildiler. Müslimle saf tutan 300 kişi, yatsı namazında 30’a, bitiminde ise 3 serdengeçtiye indi. Başlangıçta 100 bin davetçiden arda kalan sadece 3 kişiydi. 3 salih insan, 3 fedakar, 3 yiğit.Eğer imam Kufe halkının davetini önemsememiş olsaydı ve bu facia farklı bir şekilde gerçekleşseydi, o zaman 100 bin kişi “İmam neden bize sığınmadı, biz onun yanında olurduk” diyecekti.Dolayısı ile onların “biz kıyama hazırız” demeleri karşısında, İmam’ın konumu ve vazifesi gereği “Ben de hazırım” demeliydi. Yani İmam Hüseyin’in vazifesi, davet eden kişiler davetlerinde sadık oldukları müddetçe onlara olumlu cevap vermekti.
Eğer Hz. Hüseyin davete icabet etmese idi hem tarih önünde ham de Allah önünde sorumlu olur ve tarih onu suçlu bulur ve korkak diye kayda geçerdi.

KUFELİLERİN GÖNLÜ SENDEN, KILIÇLARI YEZİD’DEN YANA
“İnsanlar dünya kuludur, din ise sadece dillerinde dolaşır; dininin sayesinde geçimleri iyi olduğu müddetçe onun etrafında dolaşır (dindar görünürler) zorluk ve belayla karşılaştıklarında ise dindarlar azalır.” (Tuhef-ül Ukul, s.174)
Henüz yoldayken, karşılaştığı şair Ferezdek, “Ey Hüseyin! Gel vazgeç! Kufelilerin gönlü senden yana, kılıçları ise Yezidden yanadır” diyerek uyarmıştı İmamı.Ama cevabı açıktı Imam’ın; “Ölüm ar’ı kabul etmekten evladır, ar’da ateşe girmekten evladır.”"Ey Allah’ım; sen biliyorsun ki, bizim kıyamımız saltanat için yarışmak ve dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir; bizim kıyamımız senin dininin gerçek nişanelerini ortaya koymak, beldelerinde ıslahat yapmak, mazlum kullarını kurtarmak ve senin farz, sünnet ahkamına amel edilmesi için yapılan bir harekettir." (Tuhef-ul Ukul, s.239) Hz. Hüseyin bundan sonra Kufe’de olup biteni öğrenir ve akıbetini göre yola devam eder. Zalimlere karşı bir kıyam başlatmıştır ve bunu sürdürmeye de kararlıdır, canı pahasına olsa da.. Çünkü Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Âl-i imran suresi 104. âyette:
“Siz, Ey Müslümanlar, insanların faydası için yeryüzüne çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder e Allah’a inanısınız” buyurmuştur.


Lokman suresi 17. âyette ise:
“Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emir ve tavsiye et, kötülükten sakındır. Bu yüzden maruz kalacağın şeylere katlan” buyurulmaktadır.
Peygamber Efendimiz ise:
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”, “ Benim ümmetimin fertleri, haksıza, “Sen haksızsın!” demekten korktuğu ve çekindiği zaman onlardan ayrıl” buyurmuştur.
Hz. Hüseyin Kufe yakınlarında Ibni Ziyad ordusuyla karşılaşır. Ordu komutanı Hürr ibni Riyahi, Hz. Hüseyini Kufe’ ye götürüp Yezide biat ettirmekle ayrıca Hz. Hüseyin ve kafilesinin su ve otlardan yararlanmasını önlemekle görevlendirilmiştir. Ancak Hürr, hür bir insan gibi davranarak Hüseyin’den etkilenir ve hakkın yanında yer alarak zalimin verdiği görevini yerine getirmez.

Muharrem Günay,

http://www.kocatepegazetesi.com/kosedetay.asp?id=2811

     2010-10-Camda Yagmur Damlaları ve yüz