Category: Haberler ve politika


                                                                                           KIRMIZI ALARM !

Euzü billâhi mine’ş şeytâni’r racîm,

Bismillâhi’r Rahmâni’r Rahîm

ZALİM DEREBEYLİKLERİ KONYA’DAN BAŞKA BATMAN’DA, BURSA’DA, HER YERDE….

                         
               
   
 
 
                       
Bu içeriği görüntülemek için Flash’ın en son sürümünü karşıdan yükleyin

                    bursalı ilköğretim öğrencisi gizem ve havva sınıf
                    by fikriyet
 

Acı bir gülümsemeyle sizi selamlıyoruz. Çünkü insanlığın kalmadığı, adaletin olmadığı bir dünyada ateş sadece az sayıdaki bazı yerlere değil, her yere düşüyor! Bu nedenle, bu, dünyanın âcil güvenlik sorunudur.

Sözü fazla uzatmadan halkımıza şu korkunç sonucu bildirelim. Orta düzey zalim bürokratlar, işçiyi,memuru,çiftçiyi,garibi ezen ve doğruların bile konuşulmasına izin verilmeyen zalim derebeylikleri kurmuşlar ! Halka göz açtırmıyorlar! Bunlara anayasa, kanun ve acıklı serzeniş filan tesir etmiyor! Bunların anladığı dili tahmin edersiniz!..

Ülkemizdeki 3 ayrı şehirde meydana gelen zulüm olaylarını şimşek mahiyetinde vicdanlarınıza sunuyoruz. Daha yıldırımlar düşmedi !

1- KONYA’DA 20’DEN FAZLA HAKSIZLIK,YOLSUZLUK OLAYI

Konya’da 2002-2009 arasında tespit edilen ve 5-6 kişinin yaşadığı 22 haksızlık, yolsuzluk olayının resmi ve adli makamlara bildirilmesi sonucunda hiçbir şey düzeltilmemiştir! Ne anladınız bundan? 15 yaşındaki akıllı bir lise öğrencisi bile şunu anlar: “Zalim baronlar konseyi toplantılarında şöyle karar alıyorlar; ‘Biz bir-iki tane bile haksızlığı kabul eder, düzeltirsek, herkes hakkını istemeye başlar, baş edemeyiz. En iyisi biz hepsini inkar edelim, yalanlayalım. (Lanetlenmiş) Mevki ve şöhretlerimizi koruyalım! Bunları şiddetle kontrol altında tutalım !

Bu olaylar emin yerlerde kayıtlıdır! Kuş beyinli zalim bürokratların asla anlamadıkları acı gerçek şu: “Yalan,hile,sahtekarlık,iftira vb. kâinatın tarihinde asla sürekli zafer, başarı ve huzur getirmez! Onların hissettiği uyuşturucu maddelerin verdiği yapay mutluluğa benziyor. Bunu hiçbir zaman anlayamamışlardır! Ancak musibetle veya Cehennemle karşılaşınca anlayacaklardır! Şimdi onların ayrıntısına burada girmeyeceğiz.

2- BATMAN TENHA DEĞİL

Hükümet “demokratikleşme”, “hukuk”, “değişim” diyor, ama onun göreve getirdiği pek çok bürokrat başka telden çalıyor.

Özellikle de kendisini gözden uzak hissettiği zaman.

Böyle zamanlarda, eski, Tek Parti Döneminden kalma ceberut bürokrat hortluyor ve kaldığı yerden tahakküme devam ediyor. Halkın hizmetçisi olmayı içine sindiremeyen ve “failimuhtar” günlerini özleyen bürokrat, vatandaşı tenhada yalnız yakaladığında affetmiyor. Hak, hukuk veya anayasal güvence tanımıyor.

***

Batman Valisi, öğrencileri üniversiteye hazırlamaya katkı amacıyla Hedef 15” projesi başlatır. Öğretmenler de bu kapsamda hafta sonu çalışıp, emek harcarlar.

Ama paraları tamamen ödenmez. Bunun üzerine Özgür Eğitim Sene bağlı öğretmenler, Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yaparak, kalan paralarının ödenmesini isterler.

Eylemden hemen sonra paralar ödenir, ama Müdürlük bu eylemden dolayı bir grup öğretmen hakkında soruşturma açar.

Hakkında soruşturma açılan öğretmenler, basın açıklamasının suç olmadığını ifade ederek, neyle suçlandıklarının yazılı olarak bildirilmesini isterler. Sendika’nın Batman İl Başkanı Mustafa Sevinçer, 5 Ocak 2010’da, soruşturma gerekçesinin kendilerine tebliğ edilmesini ister. Ama bu yapılmaz. Kendilerine “bir nedenden dolayı” soruşturma açıldığı ve ifade vermeye gelmeleri söylenir.

İlginç olan, söz konusu eylemde bulunmayan sendika üyesi bazı öğretmenlere soruşturma açılırken, orada olduğunu açıkça belirten diğer bazılarının dışta tutulmasıdır.

İşte bu dışta tutulan öğretmenlerden Murat Kurhan, soruşturma komisyonuna başvurarak, kendisinin de söz konusu basın açıklaması yapanlar arasında olduğunu söyler; eylemdeki fotoğrafları gösterir ve ortada bir suç varsa, kendisi hakkında da soruşturma açılmasını ister. Talebi sözlü olarak reddedilince, 8 Ocak’ta bir dilekçeyle başvurup, soruşturma kapsamına alınmasını ister. Ancak İl Milli Eğitim Müdürü, cevabi yazıda, Kurhan’a “soruşturma kapsamına dahil edilmesinin mümkün olmadığını” belirtir.

***

Şimdi Özgür Eğitim Sen, Batman Cumhuriyet Savcılığına başvurarak, İl Milli Eğitim Müdürü hakkında, hiçbir hukuki mesnede dayanmaksızın ve yetkilerini kötüye kullanarak sendikal faaliyetleri engellediği” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Özgür Eğitim Sen Başkanı Yusuf Tanrıverdi de, Cumhurbaşkanına, Başbakana, TBMM İnsan hakları Komisyonuna, Çalışma Bakanına ve Milli Eğitim Bakanına başvurarak, soruşturmanın kaldırılması ve İl Milli Eğitim Müdürü hakkında işlem yapılması için girişimlerde bulunuyor.

Tanrıverdi, yeni Batman Valisine de hangi gerekçeyle soruşturma izni verdiğini soruyor. Ben de soruyorum.

Aynı soruyu, hukuka bağlı ve demokrat bir bakan olarak tanıdığım Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçuya da soruyorum.

Bilgi edinme hakkını kullanan bir vatandaş ve Özgür Eğitim Sen üyesi bir akademisyen olarak, bürokratlarının yanıltma riskini ihmal etmeden, bu işlemi incelemesini ve gereğini yapmasını talep ediyorum.

***

Yapılan onca reforma rağmen, bürokratik mekanizma eski alışkanlığını sürdürmek istiyor.

Ama artık Batman tenha değil; Özgür-Eğitim Sen de yalnız değil.

Artık hiçbir baskı veya keyfi işlem gizli kalmıyor.

Geriye, hukukun gereklerini yapmak kalıyor; ki bizim de talebimiz o.


Berat Özipek; Star Gazetesi; 26.01.2010

3- BURSA ORHANGAZİ’DE (TÜRKİYE) ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU 3/F SINIFINDAKİ 2 ÖĞRENCİNİN DRAMATİK OLAYLARI CANLANDIRDIĞI VİDEO YAYININA SORUŞTURMA (OCAK 2010)

Bursa’nın Orhangazi İlçesi’nde Atatürk İlköğretim Okulu’nda ,hayatın acı gerçeklerini 2 öğrenci çok güzel dile getirmiş. Öğretmen Cemal Aykaç ta dram açısından iyi bir örnek diye halkın kültürel hizmetine sunmuş. Bir edepsizlik veya ahlaken yanlış bir şey mi var ? Peki bu beyefendiler bundan neden rahatsız; çünkü hayatın kış mevsimini ve hüzünlü tarafını gösteriyor. Acı gerçekler şöhretlerini zedeliyor ! Orta düzey bürokratların kirli işlerini destekleyici yalan konuşursanız, yalakalık, dalkavukluk yaparsanız bol bol ödül alırsınız! Tam tersi bir örneği düşündüğünüzde; yetkili zalim bir bürokratın veya ailesinin bir gün 30 lira sadaka vermesiyle (Pek vermezler de, verdiğini varsayalım) sevinç gözyaşlarıyla o gün mutlu olan ve aile yemeği yiyen fakir bir ailenin hatırasını ve minnettarlığını gösteren bir haber veya videodan dolayı memura “takdir belgesi” veya “ödül” verirler! Ama doğruları veya yaşanan haksızlıkları bildirirseniz size disiplin cezası verirler! Böyle uygarlığınıza lanet olsun ! Siz ona buna yalan ve iftirayla 10 lanetli altın madalya mı almak istiyorsunuz, yoksa acıklı doğruları söyleyerek, yaparak disiplin cezası mı? İsterseniz 100 tane disiplin cezası verin, onlarca kul hakkı hırsızlığıyla ve iftirayla gideceğiniz yer Cehennemdir !

Haberle ilgili bazı ayrıntılar:

*Bursa Orhangazi’de ilköğretim 3. sınıf öğrencisi olan Gizem Bera Yüksel ve Havva Mutlu’nun yoksulluğu Facebook sayesinde görülebildi. Beyaz’ın programına konuk olan minik öğrenciler, öğretmenlerine soruşturma başlatan ve programa izin vermeyen Vali’ye kızdı. (1)

Atatürk İlköğretim Okulu 3-F sınıfında, sınıf öğretmeni Cemal Aykaç’ın karne dağıtım gününde hatıra olsun diye çektiği sınıf başkanı Havva Mutlu ve yardımcısı Gizem Bera Yüksel’in video görüntüleri önce sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta ardından televizyonlarda yayınlandı. İzlenme rekorları kıran video görüntülerinde öğretmeninin kendisini fakir bir öğrenci olduğu için değil, diğer arkadaşlarının başkanlığı sırasında başkanlık görevini merak ettiği için başkan seçtiğini söylemesi videoyu izleyen milyonlarca insanın yüreğini burktu. (2)

Anne Ayla Yüksel, "Kış şartları ağır geçiyor. Bir torba kömür alabilmek için kaymakamlığa başvurduk ancak kimse bize bir torba kömür dahi vermedi. Kaymakamla görüşmeye çalıştık görüşemedik. Kimseyi tanımıyoruz. 19 yıldır Orhangazi’deyiz, Belediye Başkanı İsmail Tartar’la görüşmek istedik. Ancak onunla da bizi kimse görüştürmedi. Tüm görüşme tekliflerimiz geri çevrildi" diye konuştu. Başbakanın sözlerini hatırlatan anne Ayla Yüksel başbakan ‘kömür girmeyen ev kalmayacak, sobası tütmeyen ev kalmayacak’ diye seslenirken biz Orhangazi’de bir torba kömür dahi alamadık. Orhangazi bizim feryadımızı duymadı bir video sayesinde Türkiye bize yardıma koştu. Bu durum bizi çok üzdü" diye konuştu.” (Milliyet) (3)

Kanal D televizyonunda Beyaz’ın programına konuk olan öğrenciler ise bu durumu şu sözlerle anlatıyor:

"Öğretmenime neden izin vermediler. O valilerin kalıplarına tüküreyim. Sıcacık koltuklarında oturuyorlar. Öğretmenimden ne istediniz” (4)

SONUÇLAR: PÜF NOKTA 1:

HER ZAMANKİ GİBİ HALKA VE BELLİ MEVKİLERE YALAKALIK POLİTİKALARI

KÜÇÜK KIZIN EVİNE YARDIM YAĞIYOR !

Bursa Valisi Şahabettin Harput, bugün düzenlediği basın toplantısında Gizem Bera Yüksel ve Havva Mutlu’nun içlerinden gelen saf, samimi duyguları aktardığını onlara sahip çıkılacağını söyledi. Gizem ve Havva’nın çok akıllı ve kendini ifade edebilen çocuklar olduğunu vurgulayan Vali Harput, İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar’a talimat verdiğini yatılı veya başka bir okulda okumaları için elinden geleni yapacağını kaydetti. "Fakiriz biz" sözleriyle bir anda Türkiye’nin gündemine oturan ve çıktığı Beyaz Şov Programı’nda Bursa Valisi’ne yaptığı sitemle milyonların kalbinde taht kuran minik sınıf başkanı kıza ve ailesine Türkiye sahip çıktı. Bursa’nın Orhangazi İlçesi’nde öğretmeni tarafından videoya alınıp sosyal paylaşım sitelerinde yayınlandıktan sonra ilgi odağı olan Gizem Bera Yüksel’in babası Salih Yüksel konuşma yayınlanmadan önce evindi 1 çuval kömür bulunurken şimdi 80 çuvala ulaştığını söyledi. Haber: HASAN BOZBEY / ORHANGAZI/ BURSA DHA (5)

Dikkat ettiniz mi, daha önce Ayla Yüksel Hanım, yardım için kaymakamlığa, belediye başkanlığına müracaat etmiş, bırakın yardım almayı görüşememiş bile, yüzlerine bakmamışlar! Olay videoyla duyulunca hepsi yardımsever oluyor! İyi görünme politikası, zalim bürokratları ne hale getiriyor!

Şimdi vali bey de çocuklara kızsa, tenkit etse ülkede adları kötüye çıkacak! Bunlar gerçekten iyilik mi sizce? Sahte müslümanlar, sizin dininizde ameller niyetlere göre değil miydi?

PÜF NOKTA 2:

Madem önceden yardım etmeyen, ilgilenmeyen sonra fikir değiştirerek iyiliksever olan bürokratlar, yoksul kızlara yardım etmeye karar verdiniz ve affettiniz, neden bu gerçeklerin ortaya çıkmasına sebep olan öğretmenlerine soruşturmadan vazgeçip ona da ödül vermiyorsunuz ?

Bütün bu olanlar koyun postuna bürünen kurt politikacıların dünyayı aldatmacalarından başka nedir ki? Aile maddi yardımdan faydalanır, ama politikacılar Allah katında sevap kazanamaz!

PÜF NOKTA 3:

Gizem Bera Yüksel’in 3 Şubatta basında çıkan açıklamasına ve yorumlara dikkat edin!

Videoyu izleyen herkesin sevgisini kazanan minik Gizem ise, "Vali amcadan özür dilerim. Öğretmenimin hiçbir suçu yok. Öğretmenim hakkında soruşturma açtılar ki? Ben onu demek istemedim. Ağzımdan çıkıverdi. Vali amcadan özür diliyorum. Beyaz amca da ağzımı kapattı, ama çok geç oldu" diye konuştu.” (6)

Dikkat edilirse 29 Ocak 2010 Cuma günü öğretmene soruşturma başlayınca, o akşam TV’ye çıkartılmıyor ve Gizem adlı öğrenci bu duruma kızarak soruşturma izni veren başta Vali olmak üzere yetkilileri tenkit ederek hakaret ediyor! Yani anlaşılan soruşturma küçük kız valileri tenkit ettikten sonra değil ondan önce başlamış! Sonra ne oluyor? Her zamanki gibi baskı ve menfaat galip gelerek gerçekleri kahramanca söyleyen kıza özür dilettiriyorlar!

Çin’deki deprem için “İlâhi ikaz!” diyen Sharon Stone’a da böyle yaptırmışlardı! Ey zâlim politikacılar! Siz ne cesur ve kahraman adamlarsınız (!) Küçücük kıza özür dilettirip fakir aileye karşı zafer kazanıyorsunuz! Türkiye’de devamlı kötü bilinen hangi zalim Yahudi veya Yunan subaya karşı zafer kazandınız? 3.Dünya Savaşı’nda kaçacağınız delikleri merak ediyoruz !

PÜF NOKTA 4:

Orhangazi Kaymakamı’nın devamlı yardım yaptıklarına dair açıklama:

"AİLEYE 2006 YILINDAN BU YANA GEREKLİ YARDIM YAPILDI"

Orhangazi Kaymakamı Ertan Peynircioğlu, 2006 yılından bu yana Yüksel ailesinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın her türlü imkanlarından yararlandığını açıkladı. Öğrenim gören 4 çocuk için her ay düzenli eğitim yardımları kapsamında ‘şartlı nakit transferi’ yapıldığını anlatan Peynircioğlu, yardımların hala sürdüğünü dile getirdi. Ailenin bu güne kadar yaptığı hiçbir yardım talebinin reddedilmediğini vurgulayan Peynircioğlu, "Salih Yüksel’in veya ailesinin 2009 yılı içerisinde kömür yardımı için geçen haftaya kadar herhangi bir talebi olmadı. Biz kömürleri zaten yerimiz olmadığı için ağustos ayından itibaren dağıtıyoruz. Daha sonra ise nakdi yardımlar yapıyoruz. Salih Yüksel başvuru dilekçesini de kaymakamlık yerine 10 metre ilerideki postaneye atarak bize göndermiş. Kamera kayıtlarında yaptığımız incelemede de, Salih Yüksel’in o gün bize uğramadığını tespit ettik. Ancak biz gerekli yardımları yapmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. (7)

Şimdi kime inanacağınızı şaşırmışsınızdır! Öncelikle ve acil olarak şunu belirtelim ki 20 yıllık tecrübelere göre politikacıların % 90’ı yalan söyler ve hile yapar! Hiçbir kusur ve şikayet dilekçesinin altında kalmıyorlar, bu dünyada geçici bir süre sahte zafer kazanıyorlar! Kaymakamlık geçmişte yardım yapmıştır ama anne Ayla Yüksel, kömür talebi için görüştürmediklerini ifade ediyor! Hatta belediye başkanlığına görüşme için ‘tüm görüşme tekliflerimiz geri çevrildi.’ Diyor. Görüşmek istememişlerse bunu saklarlar! Gerçeği itiraf etmezler! Çünkü bu politika gereği şöhretlerini zedeler!

Eğer kadın yalan söylüyorsa o zaman niye yardım ediyorsunuz, değil mi? Yetkililerin şöyle açıklaması daha mertçedir: “Biz yalan söyleyen, bize iftira atan aileye yardım etmeyiz. Fakat çocukların hatırına onlara yardım ediyoruz!” Karşılıklı yalakalıklar ve dalkavukluklar tiyatrosu izliyorsunuz!

Öyle konuşan çocuğa da yardım etmezler, hepsi politika gereği ! Allah hepinizin hak ettiğini versin!

Bu haftaki duamız, “Yüce Rabbimiz, saf mü’minlere münafıkları tanıma yeteneği ver! Onları bizden, bizi onlardan uzak eyle, onları zelil edici, utandırıcı karakterlerine uygun köpek virüsü gibi hastalıklar ver, âmin ! ”

İyilik Perisi (Fairy of Favour)

6 Şubat 2010 15:00

Dramatik video ve ilgili videoların internetteki adresleri:

 

  1. http://www.dailymotion.com/video/xc2g0e_bursaly-ilkoyretim-oyrencisi-gizem_news

  2. http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=570

  3. http://www.dha.com.tr/n.php?n=42144c62-2010_01_30

  4. http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=3&vid=3792&bid=1&hid=13651519

 

KAYNAKLAR:

(1),(2),(3),(4): http://www.fikriyet.com/anasayfa/haber_detay.asp?haberID=570

01 Şubat 201

(5) http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=3&vid=3792&bid=1&hid=13651519

01 Şubat 2010

(6) http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=22600 ; 3 Şubat 2010

(7) http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=22600 ; 3 Şubat 2010

  •  MÜTHİŞ SÖZLER:

  • Ahlakın olmadığı yerde kanun bir şey yapamaz!” (Napolyon)

  • Zalimlere isyan etmek, Tanrı’ya itaat etmektir. (Jefferson)

  • Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir. (Kur’an, Maide Süresi: 54.)

KARAR: İnsanlık ve adalet savaşında 2 seçenek vardır: 1- Ya zalimlere ve Şeytana hizmetkar olmak 2- Ya da Allah yolunda cesur kardelen süvarisi (mücahid) olmak. Kararınızı verin ! Yapacağınız iş sizin aynanız olacaktır ! Selamlar.

                                 


Reklamlar

            DEVLET İÇİNDE, KÖTÜLÜK VİRÜSÜ BULAŞMIŞ POLİTİKACILARA KARŞI ALLAH’IN HİMAYESİNDE SAVAŞ !            

                             

       

              Akıl,kanun,vicdan ve ahlakın işlemediği bataklık gibi toplumlarda, kurumlarda, geçerli olan şeyler: Para, güç, taraftarlık, Şeytani hizmetkarlık…

            Yalancı, hilekar, sahtekar, kalpleri mühürlü gafil politikacılar,bürokratlar, ne kadar kanıtlı gerçekler anlatılırsa anlatılsın, kanun maddesi gösterilirse gösterilsin, “Bize bir şey tesir etmez!” anlamında zulüm ve hilekarlıklarına devam ediyorlar!

            Onlara şu tesir eder: Allah’ın musibeti ve köpek virüsü !

            Gerçekleri ve yaşadığı haksızlıkları bildirip tazminat istediği için öğretmen, yazar arkadaşa, ahlaki ve sosyal tespitler ve tavsiyeler içeren makale gönderdiği için Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından iftira nitelikli iddiaların soruşturması süresince tam 10 kuruma 78 sayfalık 38 kanıtlayıcı belgelerle müracaat edildi. Sonuç, Mayıs 2009 itibariyle beşeri adaletin fiyaskosu! Zır cahillik ve sapıklığın geçici zaferi! Şimdi dava, İlahi Adalete de duayla havale edilmekle beraber haziranda hukuk savaşının 5. aşamasına geçip 3.operasyona başladık. “Yarası olan gocunur.” Atasözü, bunların hasta olduğunu ispatlıyor !

            Bütün münafıklara ve zalimlere lanet olsun!

            Eğer dürüst, haklı ve cesur olduğunuzdan eminseniz, açık meydanda, halkın önünde karşılıklı lanet okuyalım! Her zaman varız! Allah zalime mühlet verir ama asla ihmal etmez! Zalimlerin hiç anlamadığı şey, ilahi emirlerde bildirilen musibetin ne zaman geleceği konusuyla ilgilidir. Allah (c.c.), azgınlaşanı kısa sürede kahredicidir, bazı zalimlerin cezasını da uzun zaman sonrasına bırakır. Bu Kur’an’da şöyle bildirilir: (Resulüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. (Kur’an: 14/42)

            Önemli bir husus da şu: Ülkemizde bazı disiplin cezaları, doğru da olsa iftira da olsa, daha sonraki 5-10 yıl memurun iyi hali devam etmişse, müracaatla sicilden siliniyor. İftira ise niye 5-10 yıl kalsın ki! Birkaç yüzyıl önceki insanların bile  ölüp her şeyiyle silindiği bir gezegende yalan ve iftira olan şeylerin silinmemesi, akla da vicdana da ters ve yanlış !

Halkımız için KIRMIZI ALARM DURUMU nedir fark etmediniz mi?

Gerçeklerin bilinmemesi veya kanıtların yokluğu, azlığı değildir! İnsanların kalbini salgın bir hastalık olarak kaplamış olan ‘KORKU’ dur; KORKU, KORKU, KORKU !..

            Zalimler, halkın korkusuyla besleniyor ve gittikçe canavarlaşıyor!

            Ey halkımız, içinizdeki  korkuyla yüzleşme ve savaşma zamanı. En büyük düşman insanın içindeki nefs ve korkudur !

Size korkuyu yenebilmeniz için ‘Tılsımlı lazer kılıcı ‘5 Kaf Ayeti’ ni veriyoruz. 5 Kaf Ayeti’ni inkarcılar okusalar Allah dilerse mü’min olurlar, günahkar Müslümanlar okusalar salih ve cesur bir savaşçı olurlar ! Yâni her iki yönden de Müslümanlar kazançlılar!

Haydi aslanlar, kardelen savaşçıları ! Allah’ın adını yüceltmek, özgürlük ve aşk için, zulme, şeytanların gizli egemenliğine, yalana, hilekarlığa, sahtekarlığa karşı çekin lazer kılıçlarınızı, gazanız mübarek olsun !

En Büyük Hakim, Adil, Cebbar,Kahhar olan Yüce Allah, “Yürü ya kulum!” anlamında, “Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir. (Ankebut Süresi; 69) buyurmuş. Zümer Süresi 36. Ayette de, “Allah kuluna kâfi değil mi?…” buyurarak teşvik ettiğinden kimseden bir şey beklemeden, Allah’ın ismini yüceltmek için, O’nun aşkı için, O’nun himayesinde kendi başımıza savaşıyoruz.

İftira ile ilgili, insanlığa da ilahi ikaz içeren âyette Yüce Rabb şöyle buyuruyor :  “Allah’a yalan uydurmayın. Sonra bir azap ile kökünüzü keser ! (Taha Süresi: 61)

İnanır ve güvenirseniz, Allah (c.c.) yâr ve yardımcınız olur!

13.06.2009; Kardelen Kütüphane Mesaj Grubu

 

Not: 5 Kaf Ayeti web alanımızda “Sosyoloji Yardımlaşma” kategorisinde vardır.

http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com 

      
                                              
 
                                

Bismillahi’r Rahmani’r Rahim

Bismillahillezi La Yedurru mea İsmihi şeyün fi’l ardı vela fi’s semai ve Hüve’s Semiul Alim ! (3)

 

Kahharun limen tağa ! (3) 

ÇAĞLAR BOYU MÜNAFIKLAR VE ÇETELER !

 

BAŞSAVCI AK PARTİ’YE ACIMADI

03 Temmuz 2008 Perşembe 09:13

Yalçınkaya sözlü ifadesinde, AK Parti’ye ağır ithamlarda bulundu. İşte Başsavcı Yalçınkaya’nın sözlü savunması;

 

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, önceki gün Anayasa Mahkemesi’nde AK Parti hakkında açtığı kapatma davasıyla ilgili son sözlü açıklamasını yaptı.

AK Parti’nin kapatılması ve 71 isim hakkında siyasi yasak talebini tekrarlayan Yalçınkaya’nın gerekçelerini tuhaf değerlendirmelere dayandırdığı ortaya çıktı. 16 sayfalık açıklamada Başsavcı, yüz öğrenciden sadece birinin sorunu olduğunu öne sürdüğü başörtüsüyle ilgili ağır bir ithamda bulundu: "AK Parti’nin türban için bu kadar mücadeleyi göze almasının nedeni, türbanın siyasi simge, Cumhuriyet’e karşı açılmış karşı devrimin (yeşil devrimin) sancağı olmasıdır."

Yalçınkaya, Ergenekon terör örgütüyle ilişkisi ortaya çıkan Danıştay saldırısı hakkında da ilginç bir değerlendirme yaptı. Çelişkili ifadelerde bulunan saldırgan Alparslan Arslan’ın sözlerini delil göstererek kanlı eylemi AK Parti’ye fatura etti: "Danıştay saldırısı, davalı partinin yarattığı gerginlik, nefret ve şiddet ortamının ürünüdür." Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın, "Ölüm en büyük gerçek. Hepimiz faniyiz. Bunu Başsavcı da, tüm siyasetçiler de görmeli." sözlerine atıfta bulunan Başsavcı, "Danıştay saldırısı gözetildiğinde davalı partinin şiddet çağrısı niteliğindeki beyanlarını sürdürdüğünü göstermektedir." dedi.

Başsavcı, başörtüsü takan insanlarla ilgili ağır benzetme ve yakıştırmalar yaptı. Bu konudaki sözleri şöyle: "İşsizlik, ekonomik kriz, kuraklık, çevre sorunları, katlanan dış borçlar ve büyüyen cari açık, tıkanan AB süreci, etnik ve bölücü terör gibi çözüm bekleyen onlarca temel sorun artarak büyürken, üniversiteye gidemeyen yüz öğrenciden sadece birisinin sorunu olduğu bilimsel araştırma ve istatistiklerle kanıtlanmış olan türban, son altı yılın en önemli sorunu olarak sunulabilmiş, bu uğurda Anayasa’nın 10 ve 42’nci maddeleri bütün sağduyulu çağrılara karşın değiştirilmiştir. Ülkenin bu kadar temel sorunu varken, zihniyetleri ve birikimleri Humeyni sevgisi ve Atatürk düşmanlığından öte gidemeyen, dünyevi kurtuluşu Kanada hükümetine ilticada, ilahi kurtuluşu İngiliz mandasına teslimiyette bulmuş, depremde ölen on binlerin acısı bütün insanlarımızın kalbinde çok taze iken açtıkları, ‘7,4 yetmedi mi?’ gibi pankartlarla havsalaya sığmayacak acımasızlık örnekleri sergileyebilen, bu uğurda üç-beş yaşındaki kız çocuklarını bile kara çarşaflara büründürüp meydanlara sürmekten çekinmeyen, kendilerini ezen ailelerine, babalarına, tarikat baskısına direnemeyen, ancak onları birey haline getirip özgürleştiren Cumhuriyet devrimlerine karşı çıkmayı akıl ve mantığa sığmayacak bir özgürlük zanneden, kadını eve kapatmaktan, köleleştirmekten başka bir zihniyeti olmayan bir siyasetin aracı olarak kullanılan kişilerin (mütedeyyin şahıslar hariç olmak üzere) sorunları nasıl bu kadar önemli olabilir?"

Başsavcı’nın iddianamesine, hakkında siyasi yasak istenen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’la ilgili ilginç bir ayrıntı yansımıştı.
Yıldırım’ın bir konuşmasında aslında kullanmadığı ‘kanlı’ kelimesi bir internet sitesinde yer aldığı için iddianameye girmişti. Oysa söz konusu site hatasını düzelterek ‘kanlı’ ifadesini çıkarmıştı. Buna rağmen Başsavcı, açıklamasında bu ifadeye yine yer verdi. Bakan Yıldırım’ın, "Reformlar sancılı olur. Güle oynaya yapılmaz. Tarihte de reformlar gerçekleştirilirken birçoğu kanlı oldu." diyerek şiddet çağrısı yaptığı iddiasında bulundu.

Yalçınkaya, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın bir süre önce dile getirdiği, "Türkiye’de Müslümanların da sıkıntısı var." şeklindeki sözlerini kapatma gerekçesi saydı. Bunu açıklamasında şöyle dile getirdi: "Dışişleri Bakanı, laik bir Cumhuriyet’in bakanı olduğunu unutup, ‘Türkiye’de azınlıklar gibi Müslümanlar da dini özgürlüklerini yaşayamıyor’ diyerek ülkesini dışarıda şikayet etmektedir. Partinin Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, ‘Dini her alandan kovan bir felsefi laikçi anlayışın temsilcisi değiliz’ diyerek dini kuralları yaşamın her alanına yaymakta ısrarlı ve kararlı olduklarını göstermektedir."

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=147579 ;03.07.2008

 

SAÇMA, YALAN VE İFTİRA DOLU PARTİ KAPATMA İDDİASINA MÜSLÜMAN TÜRK CEVABI ! ! !

 

Öncelikle şunu açıklamak gerekir ki her sağduyulu, geniş görüşlü, önyargısız bir insan parti kapatma konusundaki başsavcının şu iddianamesini okuyunca, ne kadar gerçeklerden uzak ve anne-babaları fanatik partizan olan bir ortaokul ve lise öğrencisinin suçlamalarına benzediğini anlar!

Haksız bir suçlama ve yargılamaya, bir partinin taraftarı olarak değil Türkiye Cumhuriyeti’nde 90 yıldır “başörtülüler, imam-hatip mezunları, namaz kılanlar”a tahammül edemeyip yalan ve iftirayla devamlı hile ve oyun kurarak düşmanlık edenlere bir adalet savaşçısı gözüyle cevap hazırlandı. Kalbinde en ufak bir iman olan gerçekleri ve doğruları anlayacaktır. Basiret nasip olmayanlara elden ne gelir !?

            Çağlar boyunca olduğu gibi dar görüşlü ve kalpleri kılıflı olup anlamayan, küfür ehline göre sayıları az olan dindarları ve dini değerleri hoş göremeyenler “Oo, çok güzel, yerinde tespitler, bunlara layık!; yılanları küçükken ezmek lazım! ” mantığıyla her zamanki papağan sözü gibi lafları tekrarlayacaktır ! Kafir ve münafığın bakışı şöyledir; Bir gözü gerçekleri ve doğruları görmez ve anlamaz; Öbür gözü her türlü Şeytani işi hoş görür ! Çünkü Kur’an’da belirtildiği gibi Şeytan onlara yaptıkları işleri süslü göstermektedir. Şu garip kızcağızlara yaptıkları zulümden dolayı yılanlar soksun inşallah !

            Birincisi; koca ülkenin Yargıtay başsavcısı bir internet sitesindeki yanlışlıkla eklenmiş ve sonradan yetkililer tarafından düzeltilmiş ulaştırma bakanına ait olmayan bir sözü “delil” olarak gösterip büyük bir partiyi suçlaması ne kadar çocukça suçlama olduğunu gösteriyor !

            İkincisi; ünlü Türk yazarımız Cenap Şehabettin’in, “İnanmak istemeyeni hiçbir mantık inandıramaz!” sözünü ezberleseler, kendilerini yansıtan güzel bir ayna olur !

Üçüncüsü; yalan yanlış olduğu Güneş gibi aşikar olan, “Başörtüsünün yüz öğrenciden birinin sorunu” olduğunu ifade eden iddiasının da yalan ve küçümseyici olduğu sırıtıyor!

Dördüncüsü; 1400 yıldır Müslümanların taktığı, hatta dindar Hıristiyanların da taktığı başörtüsünü kötülemek için hemen adı “türban” oldu, gizli bir siyasi simge oldu! Tipik bir inkarcı suçlaması! Sanki başörtüsüne saygı duyuyorlar da, izin vereceklermiş gibi! Dünya tarihi incelendiğinde özellikle cahil-zalim-inatçı halk kitlelerinin böyle saçmalıklarla tartıştığı ve kavga ettiğinin örnekleriyle doludur! Esas sebebi şu; şık, güzel örtülü, yetenekli ve eğitimli Müslüman kadını içine sindiremiyor bunlar! Dünyadaki örtülü Müslüman kadını 500 milyon kabul etsek, Dünya nüfusunun % 7’si yapıyor; yani buna tahammül edemiyorlar! Milyonlarca manken, çıplak yıldız bunların göz zevkini doyurmamış Müslüman kadının örtüsüne kafayı takmış! Fazla uzatmayayım, sinir basıyor! Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün annesi, hanımı da başörtülü hatta şıklık ve biçim olarak türbanlı gibi   göründüğüne göre “yeşil devrim”in ilk adımlarını Atatürk atmış ! O iddiadan bu anlam çıkıyor!

Beşincisi; Bakın, bakın, saçmalığa bakın! Olayları şeyinden yani edebe uygunu tersinden anlamaya bakın! Danıştaya saldırı düzenleyen Alparslan Aslan, Ergenekon Çetesiyle bağlantılı çıkmıştı! Hükümet zaten Ergenekon Çetesine karşı operasyon düzenliyor, adamların ne Müslümanlıkla ne dürüst Türklükle ilgisi yok; provokatif, kasıtlı olduğu anlaşılan “şeriat” sözünü söyleyen bu kişinin de yaptığı saldırı, muhafazakar, dini değerlere eğilimli hükümetin suçuymuş gibi tam tersi bir oyunu oynuyorlar! Buradan şu anlaşılıyor; başsavcıya da bu kapatma eylemini “Ergenekon Çetesi” yaptırmış olmasın ?!  Eee, yönetim kurulundan, emekli tuğgeneral Levent Ersöz işi biliyormuş, baktı plan tutmadı; 29 Haziran’da Rusya’ya gitmiş!

            Altıncısı; “Zihniyetleri ve birikimleri Humeyni sevgisinden öteye gidememiş…” diye anlatılan küçümseme dolu iftira iddiası da kasıtlı ! Onu söyleyen kişinin de CHP’li belediyeden burs aldığı ortaya çıktı! Haberin ayrıntısını alıntı haberde inceleyebilirsiniz! Ne kadar çelişki! CHP kurumundan burs alan Humeyni’yi ne kadar seviyormuş ! Kaç yıldır kim Humeyni’den bahsediyor ki, herkesin kendine yeter derdi var zaten ! 

            Yedincisi; “Üç-beş yaşındaki kız çocuklarını bile kara çarşaflara büründüren…” suçlamasında, onların hoşuna giden deyimiyle “Tanrı aşkına, insanlık adına” şu İstanbul,Ankara, İzmir vd. şehirlerin caddelerinde ,sokaklarında ‘Gel, gezelim!’ , bırak yüz kişide, bin kişide kaç kız çocuk  kara çarşaf giyiyor ?! Yılda birkaç gösteride örtünün önemi anlatılmak için bazı çocuklar başörtüsü takmıştır. Tersini düşündüğünde plajda oynaşan bikinili çocuklar nasıl koşup yakalamaca vesaire oynuyorsa bazen de örtünmüştür ! Yok, ona tahammül edemezler ! Hayatın dindar yönü kabul edilemez; ateistlik, günahkarlık veya münafıklık yönü hoştur onlara göre!

            Sekizincisi; “…kadını eve kapatmaktan, köleleştirmekten başka bir zihniyeti olmayan bir siyasetin aracı olarak kullanılan kişilerin (mütedeyyin şahıslar hariç olmak üzere) sorunları nasıl bu kadar önemli olabilir. “ iddiası.

            Şu İslam düşmanı gayri müslim ve münafıkların kötüledikleri, alay ettikleri bütün değerlendirme laflarını toplasanız, 100 değil 50 tane ancak çıkar, hep aynı lafları hiç incelemeden anlamadan sayar dururlar!

            Bir kere, kabileciliğin, gelenekçiliğin hakim olduğu bazı yerler hariç birçok Müslüman kadın işlerde çalışmaktadır. İslam Dini, “Kadın çalışamaz!” demiş mi? “Hayır!” Kadını köleleştiren kim? İsterlerse onların listesini başka zaman gösteririz! Müslümanlıkta iyi bir anne olmak, kocaya güzelce yardımcı olmak ve hizmet etmek övülmüş. Tabi bu çok özgür olmak isteyen; hiç çocuk bakma zahmeti istemeyen, çocukları hep başka dadılara özellikle başörtülü köylü tiplere baktıran; yemeği hep dışarıda yiyen, çamaşırı çamaşırcıda yıkatan, evini temizlikçiye temizleten, kocasından ziyade işyeri arkadaşlarına ve davetlerde başkasına süslenen kadınlara göre kölelik olarak görülür ! Özgür olduğunu zanneden, hep yolculuklarda, işyerlerinde yıpranan, başına buyruk yaşamayı kraliçelik olarak gören, aslında çok açıldıkça ve süslendikçe cinsel obje olarak görülen, tırnakları cadı gibi uzatıp yemeği ve özel yer temizliği yapamayan fakat mutlu olduğunu zanneden, yaratılış mizaç ve görevlerinin tersine hareket eden kadınlar ! Münafıkların istediği bu!

            Uygar zannedilen ülkeler kölelere  acımasızca davranıp ticaretini yaparken, İslam  Dini köleliği kaldırmayı teşvik eden uygulamalarıyla insanca ve merhametlice yaşama tarzı göstermiş !

            Müslüman kadınları tam kullanamayıp sömüremeyenler, tam tersini söylüyor olmasınlar! Çünkü gerçeklerin hep tersini söylemek de ahlaken berbat bir huy!

            Dokuzuncusu; Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın, "Ölüm en büyük gerçek. Hepimiz faniyiz. Bunu Başsavcı da, tüm siyasetçiler de görmeli." İfadesinin suç sayılması. Yani şu hukuki ve politik olaylara bakarsanız, bir atasözü, bir Müslüman alimin bir sözünü aktarmak, “ölümden bahsetmek”, “Ahiret” ,”Hesap Günü”, “Kıyamet”, “Allah” her türlü hoşlarına gitmeyen dini ve gelecek dünyayla ilgili her söz suç! Ee, bu olayları gözdağı vererek yeni yetişen gençleri ve çekingen insanları tam bir materyalist, itaatkar köle olarak yetiştirmek ve kullanmak istiyorlar! İslam Peygamberi, “Haksızlık karşısında susan dilsiz Şeytan’dır!” buyurmamış mıydı ?! . O halde Müslümanlar korkmayın! Allah’ın rızası ve Cennet, romantik bir tebrik kartıyla, aşk şiiriyle, sadece 3 liralık sadaka vermekle kazanılmıyor ! Terleyeceksiniz, çalışacaksınız, bazen hakaret göreceksiniz, haksızlıklara karşı mücadele edeceksiniz, cömert ve yardımsever olacaksınız, “taş değil toprak gibi olacaksınız!”, merhametli olacaksınız! “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!” hadisini hatırlayın! En önemlisi de hukuken ceza gerektiren büyük suçlar hariç kusurları örtmekte gece gibi olacaksınız. Birkaç hatadan dolayı kardeşlerinizi ve arkadaşlarınızı defterden silmeyeceksiniz!

            Onuncusu; Yalçınkaya, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın bir süre önce dile getirdiği, "Türkiye’de Müslümanların da sıkıntısı var." şeklindeki sözlerini kapatma gerekçesi saydı.

            Artık bu onuncu saçma suçlamadan sonra ne diyeyim ! Hayatta bazı kimseler, hatta çoğu kimse içki içen, kumar oynayan, fuhuş yapan, ufak tefek sahtekarlıklar yapan ve benzeri suçları işleyen kimseyi şikayet etmemiştir. Fakat böyle Müslümanlara yaşama fırsatı vermek istemeyen, milyonlarca insanı hakir gören, zarara uğratan, ülkeyi kaosa sürükleyen  inançsız bir zalimi KAİNATIN EN BÜYÜK HAKİMİNE ŞİKAYET EDİYORUZ ! Müslüman Türkiye’nin çilesi dolmuşsa İNŞAALLAH 40 GÜN İÇİNDE HAK ETTİĞİNİ BULUR !

            Allah c.c. dışında her şey bir gölge ve resim gibidir! Her şeyi elinde tutan, bütün güç ve kuvvet sahibi O’dur ! O, İlk ve Son olan, Görünen ve Görünmeyendir! Azgınlaşanı kahredicidir! En büyük Hakim, Allah’tır. Dünya, her birinde 200 milyar yıldız bulunan 200 milyar galaksiden birinin içinde küçük bir kum tanesidir! Zavallı materyalistler de kendi aklını ve bilimi Tanrı edinmiş, böylelikle büyük bir güce ve ölümsüzlüğe ulaşacaklarını zanneden zavallılardır!

            Allah’a emanet olun mü’minler!

Kardelen Grup; 04.07.2008

 

                            

 

WEB SİTESİ:

·         http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com

·         Kardelen Mesaj Grubu Üyeliğine Katılmak İsteyen Diğer kişiler; kardelenkutuphane_library-subscribe@yahoogroups.com  adresine;

·         Kardelen Kütüphanesi e-posta listesinden çıkmak isteyenler ise kardelenkutuphane_library-unsubscribe@yahoogroups.com  adresine boş e-posta göndermeleri gerekir.

·         Mesaj Grubundan âcil durumlar hariç ayda ortalama 1-8 mesaj gönderilmektedir. Esen kalın !

 

*          *          *          *          *         

·         Sonra biz Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. (Kur’an; Meryem Süresi:72)

·         Gelmiş geçmiş en büyük keşif, insanın düşünce biçimini değiştirerek yaşamını değiştirebilmesidir! (Albert Schweitzer)

·         Gerçeğe inanmak için 5 adım gerekir: 1-Önyargısız geniş görüş 2-Cesaret 3-Yaklaşım 4-Dinlemek/ Düşünmek 5- Anlamak (Mimoza33)

·         Bir zencinin rengini değiştirebilmenin tek yolu, beyaz adama beyaz yürekler vermektir!

·         Ölümsüz çiçekler, ‘kardelen’ ruhlu, veli insanların kalpleridir !

·         Anahtar gibi bir bilgi veya haber, hayat kurtarabilir!

 

 
                                                                                               

Bismillahi’r Rahmani’r Rahim,

 

Bismillahillezi La Yedurru mea İsmihi şeyün fi’l ardı vela fi’s semai ve Hüve’s Semiul Alim ! (3)

 

Kahharun limen tağa ! (3)

 

ERGENEKON ÇETESİ’NİN KARANLIK MACERA KRONOLOJİSİ

*       *       *       *       *

ERGENEKONCULAR (GÖZALTINA ALINANLAR) LİSTESİ

                                     

(10:55:51 2008-07-02)

        

Türkiye dün sabah saat 07 den beri sarsılıyor. Gözaltılar gece de devam etti. Yeni isimler eklendi. İşte tam liste

 

Türkiye Ergenekon operasyonu ile sarsılıyor. Ankara’da gözaltına alınan 7 kişi dün gece İstanbul’a getirildi. Operasyon Erzurum ve Trabzon’a kadar uzandı.

Gözaltındakiler şunlar;

ANKARA

-Şener Eruygur – Emekli Orgeneral(Eski Jandarma Genel Komutanı)

-Hurşit Tolon – Emekli Orgeneral (Eski 1. Ordu komutanı)

-Mustafa Balbay-Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi

-Sinan Aygün -Ankara Ticaret Odası başkanı

-Hamza Demir-Toplumsal haber adlı sitenin yazarı

-Kemal Aydın

-Neriman Aydın-Toplumsal haber sitenin yazarı

İSTANBUL

-Levent Ersöz-Emekli Tuğgeneral-Eski Jandarma İstihbarat Başkanı

-İlker Güven – Emekli Tuğgeneral

-Ufuk Büyükçelebi-Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

-Birol Başaran-Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy ilçe başk.

-Güral Başaran-Ulusal Sanayici işadamları derneği genel sekreteri

-Adnan Türkkan-Türkiye gençlik birliği kurucu başkanı

-Tunç Akkoç-İşçi Partisi gençlik kolları genel başkan yardımcısı

-Dursun Ali Toroman-ADD Maltepe başkanı

-Erol Mütercimler-Emekli binbaşı, gazeteci-yazar

-İbrahim Özcan-Emekli astsubay

-Kadir Ali Esenler: Emekli asker

ANTALYA

-Hasan Atilla Uğur-Emekli albay

-Osman Gürbüz-Serbest meslek

TRABZON

-Prof.Dr.Ercüment Ovalı-K.T.Ü. Hemotoloji eski Anabilim dalı başkanı ve ünlü bir genetik uzmanı

ERZURUM

-Murat Avar-TRT muhabiri

-Siyami Yalçın-Müteahhit 

 

www.habergunluk.com ; 02.07.2008

 

*          *          *          *          *         

 

ERGENEKON’UN KİLİT İSMİ BULUNDU

03 Temmuz 2008 Perşembe 09:08

Ergenekon ve bazı operasyonların kilit ismi olduğu düşünülen Ersöz Paşa bulundu. Ersöz, karar çıktığı gün bakın nereye gitmiş!

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında aranan eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün yurtdışına çıktığı öğrenildi. Ersöz’ün, savcının mahkemeden gözaltı kararı çıkardığı gün olan 29 Haziran’da Rusya’ya gittiği belirlendi.

Ersöz’ün yakın çevresi, emekli Tuğgeneral’in bir iş gezisi için Rusya’ya gittiğini, 10 gün sonra Türkiye’ye döneceğini söylüyor. Aynı soruşturma sebebiyle aranan eski milletvekili Turhan Çömez’in de kısa bir süre önce yurtdışına çıktığı belirlenmişti. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı’nın Turhan Çömez ile Levent Ersöz’ün yakalanması için İnterpol’ü devreye sokmaya hazırlandığı belirtilirken, iki zanlının yurda girdiği anda yakalanması amacıyla tüm sınır kapıları uyarıldığı bildirildi.

AK Parti’yi yıpratma projesi Ersöz’e ait
Operasyon kapsamında aranan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, ilginç bir geçmişe sahip. Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde Jandarma İstihbarat başkanı olarak görev yapan Ersöz’ün ismi eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait darbe günlüklerinde de geçiyor. Örnek, 19 Aralık 2003 tarihli notta Ersöz için şu tabirleri kullanıyor: "Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı, general, yaptığı faaliyetlerle ilgili olarak sadece bana özel bir brifing verdiler. AKP hükümetine karşı, bu hükümeti demokratik kurallar içerisinde zayıflatmak için neler yapılması gerekiyorsa hepsi düşünülmüş ve uygulamaya geçmişler. Hayranlıkla dinledim. Kendilerine birkaç konuda görüşlerimi söyledim."

Eruygur döneminde Jandarma İstihbarat başkanı olan Ersöz, Urfa Alay Komutanı Erdal Sarızeybek’ten mahkeme kararı olmaksızın dokuz telefon görüşmesinin kaydını istemiş, numaraları araştıran Sarızeybek gizli bir operasyon yürütüldüğünü fark edince soruşturmalarla boğuşmak zorunda kalmıştı. Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, 2001 yılında teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın hapis yattığı İmralı’da komutanlık yapmıştı.

Haber Kaynağı:

Bu haber toplam 67513 defa okunmuştur

 

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=147575

 

4 AŞAMALI KAOS PLANI

03 Temmuz 2008 Perşembe 08:02

Herşey hazırdı. Tarih bile belirlenmişti. Düğmeye bu ay basılacaktı. Ele geçirilen belgelere göre 4 aşamalı plan!

Ergenekon kapsamında Ankara’da askeri lojmanda gözaltına alınan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’un Fenerbahçe Orduevi’nde basılan gizli ofisinden, Türkiye’yi sarsacak belgeler çıktı.

İddiaya göre aramalarda ele geçirilen belgelerde, "yaz döneminde" darbe için kaos ortamı yaratma hazırlığını ortaya çıkarıldı.

Sabah gazetesinden Ferit Zengin’in haberine göre planda, Ergenekon örgütünün 7 Temmuz’da başlatmayı hedeflediği 4 aşamada yaratılacak kalkışmanın ayrıntıları yer alıyor

– Buna göre, 7 Temmuz pazartesi sabahı eşzamanlı olarak 40 kentte, izinsiz mitingler düzenlenecek. Böylece gerilim tırmandırılacaktı

– 30 tetikçi önemli isimlere suikastlar düzenleyecek, kaosu derinleştirmek için "Ekonomi batıyor" havası yaratılıp hükümet düşürülecekti

POLİS ADD’YE MUHBİR YERLEŞTİRDİ

Veli Küçük’ün gözaltına alınmasının ardından yeni bir darbe planı içine girdiği öne sürülen Ergenekon yapılanması, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne yerleştirilen muhbirlerle çözüldü. Muhbirler eylem planını ayrıntılarıyla polise aktardı.. Ergenekon örgütünün 7 Temmuz’da start vereceği darbe senaryosunu polis bu sayede, haziran ayı başında öğrendi.

1- 40 ilde izinsiz miting yapılacak
7 Temmuz günü 40 ayrı ilde Atatürkçü Düşünce Derneği’nin şubeleri aracılığıyla "Yargıya Sahip Çık" adıyla izinsiz mitingler düzenlenecekti. Böylelikle polis ve halk karşı karşıya getirilerek, arbede ile silahlı çatışma ortamları yaratılacak. Bu olaylar halk isyanına dönüştürülecekti.

2- 30 kişilik ekip provokasyon için topluluğa ateş edecekti
Emekli tuğgeneral Küçük’ün tutuklanmasının ardından polis, emekli orgeneral Şener Eruygur’u teknik takibe aldı. Eruygur’un halen görevde olan bir komutana söylediği, "Ya yenilgiyi kabul edeceğiz. Ya da gereğini kabul edip sonuna gideceğiz" sözleri takıldı. Takip genişletilince, yeni bir darbeye zemin için "kaos planı"yla karşılaşıldı. Cinayet ve gasp gibi çok sayıda suçtan sabıkası bulunan "sahte Yeşil" Osman Gürbüz liderliğinde, JİTEM ve itirafçılardan oluşan 30 kişilik özel bir ekip oluşturulacak. Silahlı grup, 7 Temmuz’da başlayacak gösterilerde topluluk üzerine ateş ederek provokasyon yapacak. Bu ekip, ünlü isimlere faili meçhul suikastlar da düzenleyecek.

3- ‘Ekonomi kötüye gidiyor’ anketleri
Orduevi’nde ele geçirilen planlara göre; Tercüman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın liderliğindeki medya oluşumu, yapacakları yayınlarla toplum üzerinde buhran ortamı yaratacak. Halen aranan yönetmen Halis Yavuz Işıklar ise örgütün politikasına uygun film, dizi ve klipler çekecek ve yine kendilerine yakın televizyon kanallarında yayınlayacak. Darbe hazırlığı yapanların bir başka planı da olayın ekonomik boyutuyla ilgiliydi. Buna göre, ATO Başkanı Sinan Aygün de darbe senaryosunda "aktif rol" aldı. Aygün, sık sık anketler düzenleyip, daha sonra "ülke ekonomisinin bittiği" yönünde açıklamalar yapacak. Ayrıca AKP’ye alternatif bir parti oluşumuna gidecek.

4- YAŞ’ı da ertelemek gündemde
7 Temmuz’da kanlı bir kaos için yapılan planların bir boyutu da askeri kanattaydı. Ağustos ayında yapılacak Yüksek Askeri Şura’nın tarihini de ertelemeyi amaçladılar. Ergenekon örgütü içerisinde "Ergun" olarak isimlendirilen gruba dahil olan darbe yanlısı emekli generaller, böylelikle TSK içerisinde "NATO’cular" olarak isimlendirilen grupta yer alan askerlerin YAŞ’ta rütbe almasını engellemeyi planladılar.

 

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=147570

 

MEĞER CHP’DEN BURS ALMIŞ

Humeyni’yi sevdiğini söyleyen Kevser Çakır isimli öğrenciye CHP’li Belediye’nin düzenli olarak burs verdiği ortaya çıktı

04 Temmuz 2008 Cuma 21:03

Kevser Çakır"a Kadıköy belediyesince verilen burs düzenli olarak ödenmiş. Üstelik bursun birkaç aylık mazisi yok. 2007"nin başından beri CHP"li Kadıköy Belediyesi tarafında Humeyni"yi sevdiğini söyleyen Kevser Çakır"a burs verilmiş.

Kevser Çakır, açıklamalarıyla zaten gergin olan gündemin üzerine adeta benzin dökmüştü. Sağduyulu kamuoyu, programda sarf edilen sözlerin zamanlamasına dikkat çekmiş, bunu açık bir provokasyon olarak yorumlamıştı.

Kevser Çakır Türkiye"yi karıştıran sözleri söylerken rahat tavırlarıyla dikkat çekmişti. Çakır, konuşmalarının nereye varacağını ve konuşmaları üzerinden nasıl yeni suni gündemler oluşturulacağını bilmiyormuş gibi davranmıştı. Medyada Humeyni polemiği günlerce yer almış ve o sözler toplumun büyük bir kesimi üzerine mal edilmeye çalışılmıştı.

http://www.gazeteturka.com/news_detail.php?id=20252  ; 04.07.2008

YANLIŞ OKUMAYIN…

(Mehmet Altan; 04.07.2008)

Siyasetteki. Medyadaki ‘Ergenekoncular’ı bir yana koyun. Onlar bugünlerde çok telaşlılar. Çünkü yargı süreci ilerledikçe, muhtemelen Ergenekon’un zaten bilegeldiğimiz medya ve siyaset bacağı da daha inkar edilemez bir şekilde belgelenecek…

Laik cumhuriyet’ bahanesiyle ‘cunta darbelerine’ nasıl gönüllü kulluk kölelik yapıldığı saydamlaşacak… Ama bir de… Hem içerde… Ve dışarıda, özellikle dış basında… Olup biteni çözemeyen… Ve yazılıp, çizilenlere bakıncada ‘doğru’ okumayan hatırı sayılır büyüklükte bir kesim var…

***

Ne diyorlar?

Sanıyorlar ki ‘darbecilerin’ tutuklanması, parti kapatılmasına ‘karşı hamle’…

Dış basının sevdiği terminolojiyle söylenirse ‘Kemalistlerle’ ‘İslamcılar’ arasındaki kapışmanın yeni bir evresi…

Ergenekon’un medyatik alanı içindeki siyasetçi ve medya da bu gerginlik analizi üzerinden bilerek ‘davul’ çalıyor… Şimdilik iddia aşamasındaki ‘darbeciliğe’ tüm varlığıyla arka çıkıyor…

Ama acaba, durum gerçekten böyle mi?

***

Hemen şunu söyleyeyim…

Bu son gözaltılar ‘bir çatışma’ değil, ‘bir mutabakat’ operasyonu…

Biliyorum… Askeriye ‘özenle’ bunun hukuksal bir operasyon olduğunu vurguluyor…

Gerçekten de olup bitenin ‘hukuk devleti’ açısından hiç bir şaşırtıcı yanı yok…

İddialar var… Karineler var… Hatta çok ciddi deliller var… Ve savcı gereğini yapıyor…

Orgeneral, morgeneral kimsenin gözünün yaşına bakmadan da hükmünü icra ediyor…

Ama bu ‘hukuk devletinde’ olur…

Türkiye’de asla olmazdı…

O halde, ilk defa olarak, şimdi nasıl oluyor… Ona bakmak gerek…

***

Oraya bakınca… Sivil- askeriye…

İçerisi-dışarısı dengesinde…

Bu ‘gözaltılar’ tümünün mutabakatı ile gerçekleşmekte…

Askeriyenin tavrını daha iyi anlamak için Nokta’nın yayınladığı ‘darbe günlüklerini’ yeniden gözden geçirmek gerek… Yanlış yorumları anında tashih edecek en önemli açıklamalar orada…

Bu gözaltılar ağustos ertesinde yeniden şekillenecek askeri yönetimin şimdiden kurumun içine ve dışına verdiği bir mesaj olarak da algılanabilir…

Yoksa ‘hukuk’ geçerli olsa, olup bitenin şimdiye kadar bin defa olmuş olması gerekirdi…

Ama bundan böyle ‘hukuk’ işleyecek ise, ona da amenna… En azından ‘orgeneral’ gözaltısını bundan böyle yadırgama dönemi aşılıyor, yargı karşısında herkesin eşit olduğu iddiası gerçekleşme zemini buluyor…

Ardında ne olursa olsun, demokrasi gerçekleşiyor…

***

Dışarısı…

Ya da dış dinamiklere gelince…

Türkiye bir NATO ülkesi…

Miloseviç Sırbistan’da Kosova halkına ‘egemenlik’ paravanının ardına sığınarak zulüm ettiğinde, halkı yönetimin elinden NATO uçakları kurtardı…

Çünkü Soğuk Savaş döneminin en kanlı aygıtı olan NATO, Sovyetlerin çöküşü ardından ‘stratejisini’ değiştirmiş, ‘demokrasileri korumayı’ da temel ilkelerden biri haline getirmiş durumda…

Bu ahval ve şeriatta, anti-demokrasi, anti-batı bir girişime neden göz yumsun?

Orta-Doğu’nun kan ve gözyaşı içinde çırpındığı bir dönemde…

İçe kapanmacı… Bürokratik ve devletçi…

Halkın hiç bir desteğini alamayacak olan ‘kurum dışına düşmüşlerin’ bir macerasına kim neden ve nasıl ‘evet’ diyecek?

***

NATO’nun güçlü omurgası ABD’nin yönetiminde…

Bir iki ay içinde İran’a saldırmak…

İran’a saldırırken de Türkiye’de kendine daha yakın bürokratik odaklar bulma arzusu içinde gittikçe etkisini artıran bir eğilim var ama bu ‘gözaltılara’ onlar bile sahip çıkmaz…

Onlar bu aranışları en azından ‘emekli zevat’ ile pişirmez…

Daha uzatmaya gerek yok…

Kısacası saha dışına atılmış ‘darbecilerin’ güç alacağı, dayanacağı bir zemin yok… İçerde de kalmadı, dışarıda da…

***

Darbe günlükleri… Darbeci siyasetçiyi…

Darbeci medyacıyı da deşifre ediyor…

Onların yaygarasını anlıyorum…

Ama sözüm onlara değil, iyi niyetle olup biteni anlamaya çalışana…

Ortada ‘çatışma’ yok… Tersine tam bir mutabakat var…

‘Huysuz ve inatçı obsesif darbecileri’ saha dışına atıp, onların peşinden ve izinden gitmeye hevesli olanlara da ‘ihtar’ çekme konusunda geniş bir mutabakat…

Sivil-asker ve içerisi-dışarısının oluşturduğu mutabakat…

Olup biteni okurken, yanlış olmasın…

 

http://www.stargazete.com/gazete/yazar/yanlis-okumayin-111214.htm

 

WEB SİTESİ:

·         http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com

·         Kardelen Mesaj Grubu Üyeliğine Katılmak İsteyen Diğer kişiler; kardelenkutuphane_library-subscribe@yahoogroups.com  adresine;

·         Kardelen Kütüphanesi e-posta listesinden çıkmak isteyenler ise kardelenkutuphane_library-unsubscribe@yahoogroups.com  adresine boş e-posta göndermeleri gerekir.

·         Mesaj Grubundan âcil durumlar hariç ayda ortalama 1-8 mesaj gönderilmektedir. Esen kalın !

 

*          *          *          *          *         

·         Sonra biz Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. (Kur’an; Meryem Süresi:72)