Category: Hukuk Adalet


TÜRKİYE’DEKİ RESMİ VE ÖZEL KURUMLARIN DİKKATİNE ! (SARI ALARM!)

SOSYAL,HUKUKİ,SİYASİ DÜZENİ BATAKLIĞA DÖNÜŞMÜŞ KAVİMLERİN HELAKI YAKLAŞMIŞTIR!

Ağustos 2013 tarihi itibariyle Dünya’daki bir çok ülke yanardağ gibi kaynıyor! Nedeni, çoğu ülkede adaletli sistemlerin değil zulmün egemen olmasıdır. Zulümler mazlumları ölümcül dövüşü göze alacak hale getirmiştir!

Örnek olarak 2001 yılından beri 27 zulme uğrayan Konya’da Özcan Ailesi bunları internet sitesine kaydetmiştir; Orada 55 kadar yolsuzluk kanıtlarıyla açıklanmıştır, hiç adalet var mı? http://gercekleryokolmaz.wordpress.com sitesindeki olayları inceleyenler insanlık ve adaletin olmadığını anlayacaklardır!

Bir ülkede milletvekillerinin 750 küsur suçları dokunulmazlık nedeniyle affedilirse orta düzey bürokratlar da kendi menfaat gruplarını kurarlar ve birbirlerinin yolsuzluklarına arka çıkarlarsa ve kanunlar sadece masum sade vatandaşlara acımasızca ve çarpıtılmış olarak uygulanırsa o ülke zalim ve lanetlidir!

Neredeyse her kurum kurnaz, zalim bir derebeyliği olmuş, bunlara kanun işlememektedir! Orta düzey bürokratlar yani genellikle kurum müdürleri, hem sade vatandaşları hem kaymakam ve valileri kandırmaya çalışmaktadırlar! Şimdi size en önemli bazı olayları açıklayarak zalim münafıkların karakterlerini haykıracağız! Mazlum vatandaşları korumak için adlarını baş harfleriyle vereceğiz:

   2012-05-29-Uçurum Kenarında Piknik Yapanlar

1-1990 Ağustosunda Konya’da bir delikanlı mahalle karakoluna giderek,”Şu kadın bela çıkaracak, gelin!” dediğinde komiser, “Git, o kadını …, ondan sonra gel!” diyerek görevini yapmamış, sonra çıkan kavgada şikayet eden oğlanın babası Y.A. bıçaklanarak öldürülmüştür!

2- 2003-2006 yılları arasında Yunak’ta çalışan öğretmen M.B., Konya Milli Eğitim Müdürlüğünde ziyarette iken eski atama şube müdürü yeni müdüre, “Hocam, bu işler şöyle yapılır; yeni atananı bir hafta beklet, arayan soran yoksa ver Yunak’a” (Uzak ve zorlu bir yer) diyerek torpil yaptırmayana işine gelen zulmü yap, demek istemiştir!

3- 2008 Aralık ‘ta Konya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne 3 sayfalık ahlaki öğüt verici faks yollayan öğretmen M.Ö.’a, eski müdür Halil Şahin, müfettişler Ali Osman Kaplan ve Adil Korkmazı piyon gibi kullanarak 2 disiplin cezası verdirmiştir! (Halbuki Anayasanın 26.maddesinde ifade özgürlüğü var.) Üstelik Adil Korkmaz,önce öğretmenin raporunu okuyunca, ”Herkes sizin gibi hakkını arasa!” deyip hak verdiği halde sonradan iki yüzlülük yapmıştır! Döneklik onlar için işin gereği bir şeydir!

4- 2009 yılında Konya’da İl Milli Eğitim Müdür Yrd.Nadi Soylu, mağdur olduğu bir davayı kazanan okul müdür yardımcısı İ.Ç. için, Selçuklu ME Müdürlüğünde şube müdürü Hüseyin Güngör’e, “Mahkemeyi kazanınca (okuluna) geri dönmesin, soruşturma açtırırım!” diyerek tehdit etmiş; yapılan ön incelemede yandaşlar Sabit Çalık, İbrahim Adalmaz tarafından aklanmış, iddia sübut bulmamıştır!

5- 2009 Ocak ayında kamu görevlileri M.Ö ve A.E. Konya MEM teftiş kurulu yardımcısı Ercan Bey’le görüşürken, bir kaymakam Ercan Bey’e telefonla bir şey sormuş, kapattıktan sonra, “Şuna bak, kaymakam olmuş, bir şey anladığı yok!” tarzında dalga geçmiş, kendilerinin kibirli olduğu buradan anlaşılıyor. M.Ö. “Kim o?” diye sorunca, “Yook, bizde söylemek yok !” demiştir.

6- Meram’da görevli öğretmen V.K., geçmişte yaşadığı bir tayin haksızlığından dolayı Konya eski Milli Eğitim müdürü Halil Şahin’e,” Hakkımı helal etmiyorum!” dediği ve bu olay internette yayınlandığı için, Halil Şahin, okul müdürlüğünün öğretmene vereceği iki ayrı “aylıkla ödüllendirme”ye engel olup zulmetmiştir! (2010-2011)

7- 26.08.2010’da kalp krizi nedeniyle Konya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümüne yatırılan hasta Adil Özcan hakkında 5 tane ölümcül ihmal ve kusur vardır. Hasta 30.08.2010 sabahı vefat etmiştir. Bu durum BİMER’ e 04.04.2012 tarihinde 179301 sayılı müracaatla bildirilmiştir. Hukuken ne yapıldığına dair hiçbir şey haber verilmemiştir. Ama masumlara iftiralara gelince şeytani bir zevkle işlem yapılmaktadır.

8- 2011 yılında okul idareciliğini mahkeme kararıyla kazanan öğretmen R.K’ a eski Konya İl Milli Eğitim Md.Yrd.Mevlüt Kuntoğlu,”Öyleyse dilekçeni yaz”,demiş. Öğretmen dilekçesini vermiş.Bir hafta-10 gün sonra dilekçesinin kayıttan çıkarıldığını görmüş;en kötüsü de Mevlüt Kuntoğlu kendisine,”Avukatın (idareciliğini) istemedi.” Demiş. Müvekkilinin davası için uğraşan bir avukat hiç öyle bir şey söyler mi? Avukatın adına bile yalan söyleyecek kadar utanmazlar!

9- 2012 Eylül ayında Konya MEM müfettişleri Zafer Özer ve Nadir Öztaş, öğretmen M.Ö. hakkında, müdür Savaş Varlık’ın tuzağını kurduğu iddiaların (güya sınıfta kaba sözler kullanmak,şiddet uygulamak, 20 dk. dua okutmak) ön incelemesinde, öğretmene “Biz seni biliyoruz,bunlardan bir şey çıkmaz!” deyip tasdikledikleri halde sonra sözünden dönerek ,münafıklık yaparak arkadan 10.12.2012 tarihli ve 260 sayılı raporda 2 iftira cezaya onay vermişlerdir! Öğretmen iftiraları en az 10 maddeyle ispatlamıştır ama onlar A’raf Süresi 179.ayetteki gibiler!..Münafık Savaş Varlık,2012 ilkbaharında öğretmene uzaktan laf çarptırarak BİMER ve Cumhurbaşkanlığının gücüyle de dalga geçmiştir!

10- Müslüman değil Şeytanın hizmetkarı ve görünüşte Gülen Cemaatinden olan acemi müdür Savaş Varlık’ın planını kendi kurduğu, masum velileri Haziran 2012’de alet ederek attığı iftiraların (güya 6 öğrencinin e-okulda notları öğretmen gitmeden 1 gün önce 31.05.2013’te değiştirilmiş) 1 yıl sonra işleme konulması sonucundaki ön incelemede bütün milli eğitim camiasının nasıl tuzak kurucu olduğunu öğretmen M.Ö.nın ispatladığı delillerden sadece 10.madde yüzlerine çarpıyor! Meram Milli Eğitim Müdürlüğü 15 Temmuz 2013 tarihli savunma istemi yazısında müfettişler Bahattin Çıtak ve Erdal Ayar’ın hazırladığı raporun 24 Haziran 2013 tarihli ve 23 sayılı olduğunu bildirmişti, kanıtı var! Halbuki müfettişler, rapor geçen ay bittiği halde üstelik mübarek Ramazan ayında öğretmeni 17 Temmuz 2013’te tekrar bir ifadeye çağırmışlar; herhalde yeni bilgi veya belgeler var mı, diye! Bu iş kanunsuz; onların oyun oynadığını gösteriyor! Öğretmen 07.08.2013’te Meram Milli Eğitim Müdürlüğüne bu hilekarlığı savunma yazısında bildirince, hemen Konya MEM Eğitim Denetmenleri Başkanlığı raporun tarihini değiştirmiş 31.07.2013 tarihli yapmışlar ! Buyrun, münafıklıklara ve tuzaklara bakın! Meram Kaymakamlığını bile kötü emellerine nasıl alet ediyorlar! Üstelik hile üstüne bir hile de, Meram Kaymakamlığı Hukuk İşleri Şefliği’nin 2013/24 sayılı kararında Konya Milli Eğitim Müdürlüğünün ön inceleme raporunun sayısı yok!!! Eee, 13 Ağustos 2013’te postaya verilen, geçmiş tarih içinde ise 37 gün ileriye götürülen bir rapora sayı vermek te zor olur, yani rapor da münafıktır! 55.Yolsuzluğun 10.Kanıtının dalavereleri bitmiyor; öğretmen M.Ö., Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’ne savunmayı 7 Ağustos 2013’te yazmış; ama Konya Milli Eğitim Müdürlüğü 2 Ağustos 2013’te Meram Kaymakamlığı’na rapor bildirmiş! Yani bunlar öğretmenin işlerine gelmeyen insan haklarından olan savunmasını da yok etmişler !!!

İşte insanlık ve adaletin bittiği dönemdeyiz! Bakalım alemlerin Rabbi Allahü Teala, böyle halklara hangi musibeti verecek !? Arz ederiz. 02.09.2013

ONAYLAYANLAR: Çetin Özcan, Aynur Özdemir, Hatice Özcan, Muhammet Özdemir, Esmehan Özcan, Memduh Özcan, Hilmi Serin, Yusuf Öz, Seçkin Sevensoy, Gülşen Yılmaz

P.K. 269 Devri Cedid Mah. Vatan Cad. 42001 Nalçacı, KONYA

EK VE KANIT 1: Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 15 Temmuz 2013 tarihli savunma istemi yazısı (Burada ön inceleme raporunun tarihi 24.06.2013 ve 23 sayılı olarak açıkça bildirilmiş; dolayısıyla öğretmen Memduh Özcan’ın 17.07.2013 tarihinde müfettişlere verdiği üçüncü ifade işlerine gelmediği için yok edilmiş !)

EK VE KANIT 2 : Öğretmen Memduh Özcan’ın Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’ne hitaben verdiği 07.08.2013 tarihli savunma yazısı (Bu yok sayılmış, yok edilmiş ! )

EK VE KANIT 3 : Meram Kaymakamlığı Hukuk İşleri Şefliği’nin, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 02.08.2013 tarihli yazısına istinaden 02.08.2013 tarihli ve 2013/24 sayılı soruşturma izni verilmesine dair kararı; Meram Kaymakamlığı ve vatandaş tuzağa düşürülüyor! )

Reklamlar

TÜRK DEVLETİ  VE BÜTÜN DÜNYA! GERÇEK ADALETİ SAĞLAMAK İÇİN YALANCI ŞAHİTLERE VE İFTİRA ATANLARA 25 YIL HAPİS VERMELİSİNİZ Kİ 2 KERE İFTİRA ATAN, YALANCI ŞAHİTLİK YAPAN 50 YIL HAPİSTE ÇÜRÜSÜN; BAK ÜLKE NASIL DÜZELİYOR! BİR ALLAH’IN SİSTEMİNE BAKIN, BİR DE ÜLKELERİN BATIL KANUNLARINA BAKIN!

   2013-03-PNG_Hansel-and-gretel-witch-hunters-Adları Yazılı-01

YALAN VE YALANCI ŞAHİTLİK HAKKINDA AYET VE HADİSLER

Yalan, doğru olanın veya doğru bildiğinin aksini söylemektir. Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Yalancılık, insanlar arasında da sevilmeyen çok çirkin bir huydur.

İnsanlar topluluk halinde yaşayabilmek için birbirlerinin yardımlarına ve doğru sözlerine muhtaçtırlar. Yalancı olan insanlar arasında yardımlaşma, geçim ve itimat olmaz. Aile fertleri yalancı olunca, ailede sevgi, saygı ve birbirlerine karşı itimat kalmaz. Böyle bir ailede ne iyi bir geçim, ne de huzurlu bir hayat mümkün olur. Aileleri böyle olan cemiyet de yıkılmaya mahkûm olur.

1- Yalan, aynı zamanda kalblerin kararmasına sebep olur. Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde (Yalandan çok sakınınız! O, fücurla (kötülükle) beraber bulunur. Bu ikisi ise Cehennemdedir.) buyurdu. Buradan anlaşılıyor ki, günah ve kötülüğün esası yalandır. Bunun için yalan, Allahü teâlânın ve Peygamber Efendimizin sevmediği bir huy oldu.

 2- Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Yalan, nifak kapılarından bir azaptır).

3- (Allahü teâlâ kıyamette üç kişi ile konuşmaz ve onlara bakmaz: Verdiğini başa kakan, tacirin yemini ile<I> </I>mal veren, kibirli elbisesi giyen).

 4- Bir defasında Sevgili Peygamberimize şöyle soruldu.

– Yâ Resûlallah, mü’min korkak olur mu?

– Evet olabilir.

– Mü’min, cimri olabilir mi?

– Evet, olabilir.

– Mü’min yalancı olur mu?

– Hayır olamaz, buyurdu.

 5- Yalanın en kötü ve çirkin olanı, yalan yere yemin ve şahitlik etmektedir. Yalan yere yemin eden dünyada ve âhırette felâkete uğrar. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Âli İmran sûresi 77. âyetinde buyuruyor ki: (Allahın ahdini (kitaplarındaki Peygamberlere îmân sözünü) ve kendi yeminlerini birkaç paraya satan kimseler (var ya), işte onların âhırette hiçbir nasibi yoktur. Allah, onlara kelâmıyla hitap etmeyecek ve kıyamet günü onlara merhamet nazarıyla bakmayacak ve kendilerini temize çıkarmayacaktır. Onlar için çok acıklı bir azap vardır). Yalan yere yemin edenin malının bereketi kalkar, ömrünün saadeti yok olur, evi barkı viran olur. Hayatı zindan olur. Kısaca maddeten ve manen büyük belâlara duçar olur.

6- Yalancı şahitlik de çok büyük günahlardandır. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki: (Müslümanlara yalan yere şahitlik yapanı kıyamet günü dilinden asarlar. Sonra onu, münafıklarla beraber, Cehennemin en dibine sürerler. Bildiği, gördüğü halde şahitlik yapmayan veya söylemeyen için Allahü teâlâ kıyamette vücudunun etlerini parça parça edilip halkın önünde ona yedirilmesini ve Cehenneme atılmasını buyurur. O dili yer, kemirir ve parça parça eder.)

7- Resûlullah   Efendimiz   buyurdu   ki,   (Tüccarın, pazarcıların çoğu fâcirdir). Sebebini sorduklarında, (Alış-verişleri helâl olmaz. Çünkü çok yemin ederek günaha girerler ve yalan söylerler) buyurdu.

8- Bir hadîs-i şerifte, (Yalan yere yemin ederek, birinin malını alan kimse, kıyamet günü, Allahü teâlâyı gazaplı görecektir.) Bir hadîs-i şerifte (İmân sahibi, her kabahati yapabilir. Fakat, hiyanet yapamaz ve yalan söyleyemez) ve

9- Bir hadîs-i şerifte de, (Yalan, üç yerde caiz olur; Birincisi, Harpte (ve Her zaman din düşmanlarının zararından korunmakveya müslümanları korumak için), ikincisi, iki müslümanı barıştırmak için, birinden diğerine iyi laf getirmek. Üçüncüsü, zevcelerini idare etmek için) buyuruldu. Zalimden, bir müslümanın bulunduğu yeri, malını, günahını saklamak caizdir. İki müslümanın, kadın ile erkeğin arası açılmasını önlemek için, malını korumak için, müslümanın sırrı, aybı meydana çıkmamak için ve bunlar gibi haramları önlemek için, yalan söylenebilir. Ölmemek için leş yemeye benzer.

10- Sevgili Peygamberimiz (Yalan yere yemin, büyük günahtır) buyurdu. Bir hadîs-i şerifte de, (Yalan yemin ederek bir müslümanın hakkını alan kimsenin gideceği yer, Cehennemdir) buyurdu. Doğru olarak çok yemin etmek, Allahü teâlânın ismine ve yemine kıymet vermemek olur. Bunlara kıymet vermiyerek yemin etmek çok çirkindir. Şarkılarda, temsillerde, eğlencelerde yemin etmek böyledir.

http://www.bizimsahife.org/Rehberilmihali/Rehberilmihali/04-Ahlak/rehil_yalan_ve_yalanci_sahitlik.htm ,

11- Yalancı şahit kıyamet gününde dili ateş yalar vaziyette diriltilir. (Hadis)

KAYNAK: http://www.islamkent.org/showthread.php?t=8149

   2013-PNG_Hansel-and-gretel-witch-hunters-Adları Yazılı-03

İFTİRA HAKKINDA KURANDAN AYETLER               

12

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.

(Kur’an: 24/23)

        13- Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

  (Kur’an: 33/58)

ADALET KOMİSYONU KARARI: Yalancı şahitlik yapan ve iftira atanlardan (ve münafıklardan)  intikam alınacaktır! 

26.04.2013

bismillah@radiostar.com

HANSEL VE GRETEL: CADI AVCILARI FİLMİNİN

FRAGMANI:

ÇOĞU, GERÇEKLERİ İNKARCI VE MÜNAFIK OLAN, İNSANLIK VE ADALETİN OLMADIĞI BİR DÜNYADA BAYRAM SEVİNCİ Mİ OLACAK ?

* * * * *

İŞTE ÇOCUK TECAVÜZCÜSÜ ‘İYİ HALLİ’ 28 KİŞİ
13 yaşındaki kız çocuğuyla “kendi rızası” dahilinde fuhuş yaptıkları için mahkûm olan ama 13 yaşındaki kız çocuğu “ne yaptığını bilince” “indirimden” yararlanan ve “iyi halleri nedeniyle” cezaları daha da düşürülen 28 kişi kim biliyor musunuz?    

     real-men-dont-rape_gercek adamlar tecavüz etmez
Yazayım da öğrenin.
Aslında sanık sayısı 32. Ceza alanlar ise ikisi kadın 28 kişi. Kadınlar ırza geçmeye iştirak suçundan ceza aldı.
Bakın kimler bu “sübyan tecavüzcüleri”.
Ersun Erdemir: Jandarma Yüzbaşı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Şeyhmus Cansin: Bayındırlık Müdürlüğü’nde işçi. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Hamit Abdulsemetoğlu: Matbaacı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Mehmet Seyitoğlu: Ziraat Bankası’nda memur. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Şeyhdavut Oruç: Derik Belediyesi’nde memur. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Ümit Ergin: İlköğretim okulu müdür başyardımcısı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi. Ömür boyu kamu hizmetinden men edildi.

Sabri Ajak: Traktör bayii. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Silahattin Kuray: Beyaz eşya bayii. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Mehmet Gatgar: TEDAŞ teknisyeni. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Ali Atasoy: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi. Ömür boyu kamu hizmetinden men edildi.
Burhan Ertaş: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Nizam Denli: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

Sadettin Deniz: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.
Recep Sakız: Kızıltepe Kaymakamlığı’nda yazı işleri müdürü. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.
Ahmet Günay: TEDAŞ vinç operatörü. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Kerem Aykaç: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.
Şemsettin Aslan: Nakliyatçı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi. (Fuhşiyata tahrik suçundan 7.5 yıllık zamanaşımı dolduğundan dava düşürüldü.)
Hamit Aydın: Ziraat Bankası’nda veznedar. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Harun Uras: Muhtar. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi. (Fuhşiyata tahrik suçundan 7.5 yıllık zamanaşımı dolduğundan dava düşürüldü.)
Mahmut Telli: Derik Ziraat Odası Başkanı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.
Teyyar Salman: Orman İşletme Şefliği’nde şoför. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Enver Adanç: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Kamu hizmetinden ömür boyu men edildi.
Şeyhdavut Dora: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.
Cüma Uraş: Mardin Vakıflar İmareti’nde çalışıyor. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

Rıdvan Bayraktar: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis verildi, ancak iyi hal ve yaşının olay tarihinde küçük olmasından dolayı cezası 3 yıl 10 ay 20 güne indirildi.
Abdulaziz Sarıoğlu: Dava açıldı, ancak eylem teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle ve iyi hal indirimleriyle 1 yıl 4 ay 20 gün hapis verildi.
Emine Akyol: Gündelikçi. Irza geçmeye iştirak ve fuhşiyata tahrik suçlarından 9 yıl hapis.

Türkan Temel: Irza geçmeye iştirak ve fuhşiyata tahrik suçlarından 9 yıl hapis.

İçlerinde yok yok. Yüzbaşı da var, Ziraat Odası Başkanı da, imarette hayır işleriyle uğraşan da, muhtar da. Ve hepsinden beteri ilköğretim okulu öğretmeni, daha doğrusu müdür yardımcısı da.

İşe bakın ki, mahkeme 13 yaşındaki kızın "ne yaptığının farkında" olduğuna karar vermiş, bu 28 çocuk tecavüzcünün ise "iyi halleri olduğuna".
Ve cezaları düşürmüş.
Sadece iki kişinin iyi hali yok. Onlar da aracılık edenler. İki kadın.
Yine "erkek egemen" bir kanaat oluşmuş.
Erkekler haklı, tecavüze uğrayan dahil kadınlar haksız.
Erkek iyi halli, kadınlar kötü halli.

Ve Yargıtay, mahkemenin bu utanç verici, bu vicdan ve hatta ahlak dışı kararını onaylamış.
Bakıyorum da bu pisliğe Ömer Çelik dışında pek tepki gösteren de yok siyaset kanadından.
En iyisi herkes kendisini kollasın.
Adaletten medet ummayın.

http://www.fatihaltayli.com.tr/content.cfm?content_id=7793 , 3 Kasım 2011

NE ZAMAN ADAM OLURUZ? 28 kişinin sadece bir genç kızın değil "adalet"in de ırzına geçtiğini anladığımız zaman.

* * * * *

KARDELENLERİN DİPNOTU: Kainatın Yaratıcısı Allah’ın kanununda zaman aşımından suç, günah düşmesi diye bir şey var mı? Beşeri kanunların batıl olduğu buradan da belli. Bir kimse, yaptığı günahlara içtenlikle tövbe edip haksızlık yaptığı kimseye de hakkını ödeyinceye kadar hiçbir günah, suç zaman aşımından düşmez ! Biz de asla kabul etmiyoruz, Kıyamete kadar savaşacağız! 05 Kasım 2011

Mail from Anna Emirov

 

2010-07-30_600x876_2001-2010 Arası Haksızlıklar İçin Müracaat Edilen 22 Kurum-Kişi

ÖZCAN AİLESİ’NİN 10 YIL BOYUNCA 20 HAKSIZLIK İÇİN YAPTIĞI  73 MÜRACAATA SAĞIR VE KÖR GİBİ DAVRANAN SUÇLU-GÜNAHKARLAR YAPTIKLARININ BOŞA GİTTİĞİNİ CEHENNEM KARŞISINDA ANLAYACAKLAR!

 

* Hâlâ Dünyada İken Doğru İşler ve İyilik Yapmaya, Kul Hakkı Ödemeye Fırsat Var

          Azabı hak eden insan, pişmanlığını ahiret gününde dile getirecektir. Kuran’da cehennem halkının pişmanlıklarını içeren konuşmalar bildirilerek insanlar uyarılmaktadırlar. Bu ayetlerden biri de şöyledir:

Ya da azabı gördüğü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden (iyi iş yapanlardan) olsaydım" (diyeceği günden sakının). (Kur’an-ı Kerim, Zümer Suresi, 58)

* Dünyada İyi İşler Yaptıklarını Zannettikleri Halde, Çabaları Boşa Gidenler

De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. (Kehf Süresi: 103-104.Ayetler)

* Suçlu-Günahkarlar, Cehennem Karşısında Bütün Dünyayı Feda Etmek İsteyecek, Hiçbiri Kabul Edilmeyecek!

      Kuran’da bildirildiği gibi, inkar edenlerin canları acı içinde alınacaktır. Hayatı boyunca en çok değer verdiği ailesi, arkadaşları, akrabaları, çok sevdiği işi, arabası, evi, malı-mülkü hepsi tamamen değerini yitirir. Artık çaresiz ve yalnız kalmış, korkusu daha da artmıştır. Bu durumda inkar eden kişi tüm hayatını boşa geçirdiğini ve Allah’ın rızasına yönelik hiçbir şey yapmadığını fark ederek derin bir pişmanlık duyar. Korku ve pişmanlık içinde azaptan kurtulabilmek için çareler arar ve bütün sevdiklerini feda etmek ister:

 

         (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz. Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; kendi eşini ve kardeşini, ve onu barındıran aşiretini de; yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir. (Mearic Suresi, 10-15)

26.07.2011, Değişiklik:11.08.2011

E.Özcan

Adres: Sanal Kardelen Kütüphane Evrensel Keşifler

P.K. 269,Nalçacı 42001 KONYA

         NOT: http://kardelenx2012.wordpress.com sitesinde açıklanan, 2001 yılından itibaren resmi kurumların yaklaşık 10 kişiye yaptığı 30’dan fazla haksızlıkta kul hakkı olarak manevi tazminat ödemesi gerekiyor! Kıyamete kadar kul hakkı yok olmaz ! İlgililer, ölümcül iki ihmal olayının her biri için 50.000 TL;iftira,tayin haksızlığı,sınıf ayrımcılığı vb. zulümlerde 3000’er TL.tazminatı arkadaşımız/akrabamız M.Özcan’ın T.İş Bankası,Konya Şube, Iban No: TR130006400000145001742451 hesabına yatırırlarsa İlahi Adalet’in cezasından kurtulurlar!

Birçok uygarlık ve kurum,bir süvarinin atının nalındaki çiviyi çalan hırsızı savunmakla helak olur!

İSTANBUL VALİLİĞİ’NE CEVAP:

(KIRMIZI ALARM)

Sizin ilgi ve duyarlılığınız sebebiyle teşekkür ediyoruz ve bu sebeple bu mesaj , % 5 kişi olan duyarlı ve vicdanlı azınlık grubu içindir. Biz bazen yolsuzlukları kaynakları ve delilleriyle beraber yayınlıyoruz.

BİMER’ e müraacatı tavsiye etmişsiniz. Bizden BİMER de dahil, kurum müdürlükleri, kaymakamlıklar,valilikler,bakanlıklar, başbakanlık, adli kurumlar hepsine müracaat eden arkadaşlarımız oldu; sonuçta ne oldu, hepsi ya zalim idarecilerin tarafını tutarak ya da haksızlık karşısında susarak kötülüğün egemen olmasına hizmet ettiler ! Bir ülkede eğer İnsan Hakları Başkanlığı, haklarını isteyen ve yolsuzlukları bildiren kişinin özel dilekçesini yolsuzlukları yapan şehre ve kuruma gönderiyorsa, o toplumda insanlık ve adalet ölmüştür ! “Bu kadar saçmalık oluyor mu?” diye hayret edenler, uyanın artık! Yani bir kabile lideri genç kızlara tecavüz ediyorsa, devlet, onların feryat ettiği müracaatını sapık kabile liderine “Meseleyi halledin!” diye sevk ediyor! Durumun korkunçluğunu anlıyorsunuz değil mi?

Bu yüzden artık insanlık ve adaletin öldüğü kesinlikle ispatlanmıştır.

Zaten manevi keşiflere göre Kasım 2011 (Hicri 1432)’de Kıyametin ilk büyük alameti Mehdi (a.s.)’ın (Kurtarıcı, doğru yola iletici) çıkacağı bildirilmiştir. Türkiye’de ve Dünyada sistem değecektir.

Kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını görecektir. Siz iyi niyetle bir girişimde bulunuyorsanız, hiç ummadığınız yerde ve zamanda inşaallah karşılığını bulursunuz. Münafık ve geri zekalı politikacıların anlamadığı şudur: Dünya küçüktür, derler. Yani hiç beklenmedik yerde ve zamanda, büyük felaketlerde, savaşlarda kimin hayat kurtaracağı, kimin bir düğmeye basarak ölüme göndereceği bilinmez! Hilekarlar ve insan haklarını yiyen hırsızlar bunu anlasalardı doğru işler yaparlardı.

Kaymakamları, valileri, bakanları ve başkentteki hükümeti kandıranlar, tehlikeye atanlar orta düzey bürokratlardır. Bir haksızlığı,yolsuzluğu resmi kurumlarda alt birim hazırlıyor,imzayı kaymakama, valiye attırıyor, onların başını belaya sokuyor. Madem eğitimli, vasıflı adamlar kurum müdürü oluyorlar, işi hazırlayan onlar; kendileri sorumlu olsun! Orta düzey münafık bürokratlar üst düzey yöneticileri kandırıp, kukla gibi ellerinde oynatıyorlar.

Canlı bir örnek te verebiliriz (vali yardımcısının adı gizli kalsın): Konya’da 2011’den önceki yıllarda çalışmış bir vali yardımcısı mağdur bir bürokrata, “Yamukları biliyorum ama elim kolu bağlı, bir şey yapamıyorum.” Demiş. Bir vali yardımcısı ekip kurup bir şey yapamıyorsa,garip işçi,memur, esnaf 2-3 arkadaşıyla zalim çetelere karşı ne yapsın!

Hiçbir televizyon, radyo, gazetenin açıkça ifade edemeyeceği acı gerçek şudur: Bozuk toplumlarda bilinen mafya ‘küçük mafya’dır; bürokratik oligarşiyi sürdüren ve halka zulmeden devletler de ‘büyük mafya’dır. Tabii hiçbir insan gibi hiçbir kurum ve bina da ölümsüz değildir.

İnsanların haklarını yiyen bu vampir yarasalar, ancak güneş ve ateşler çoğaldığı zaman kaybolacaklardır! Bu haber grubu da vahşi ormanda bir meşaledir…

Allah’a emanet olun, kurtuluş dileği ve selamlarla.

Özgür Radyo,

24.06.2011 Cuma

DİP NOT: Hatırlatılması gereken bir şey vardır: İnternet haber gruplarında, “Yanıtla” tuşuna basılarak gönderilen mesajlar, bütün moderatörlere gider. Sadece ilgili kişiye gönderilecek mesaj için o kişinin e-posta adresine göndermek gerekir.

                             the labyrinth of Satan

ÇIKIŞ YOLU OLMAYAN, BİRÇOK YOLLARIN OLDUĞU ŞEYTANIN LABİRENTİ… SADECE ALLAH’IN LÜTFEDECEĞİ MUCİZE KURTARIR !

KIRMIZI ALARM !

TEHLİKELER VADİSİNDE GARİPLERİ KEVIN CARTER GİBİ ÖLÜME VE AKBABALARA TERKEDENLER…

        1994-Starving African Child in Sudan and condor

Kıymetli düşünür Montaigne’nin de tespit ettiği gibi ahlaksızlık ve adaletsizliğin yaygın olduğu toplumlarda gerçek huzur ve başarı yoktur! Duyduklarımızın çoğu yalan, gördüklerimizin çoğu göz boyama gösterilerinden başka bir şey değildir.

Ahlaksızlık ve zulmün yaygın olduğu çağlarda olduğu gibi Dünya halkı, bilim ve teknolojinin ileri düzeye vardığı 21. yüzyıla ulaşmasına rağmen dünyadaki bir çok politikacı ve kurumun 4 kötü ilkeye göre çalıştığını fark ettiğiniz zaman, akıllı ve tecrübeli insan olmuşsunuz, demektir. Politikacıların 4 kötü ilkesi ve kurumlar şuna benziyor:

Yalancı anne ve hilekar babadan doğan sahtekar ve hırsız çocuklardan oluşan ailelerin karanlık şatoları …

Milyonların gözü önünde politikacıların sözlerinin ya yalan, ya hile ya da geçersiz olduğuna en kıt akıllı insan bile şahit olmaktadır!

Ey gizli gerçekleri öğrenmek isteyen gizem avcıları, sizin dikkatinizi çekeceğimiz birkaç yaşanmış olay, yalanlar ve hileler dünyasını anlamınıza yetecek ve ömür boyu unutamayacaksınız. Hz. Ali (r:a)’nın “Haksızlık önünde eğilmeyiniz; zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!” değerli sözüne uyarak biz haksızlıklara rıza göstermiyoruz, milyonlarca mazlum ve korkak insanın haline bakın; nasıl haklarını ve şereflerini kaybediyorlar!

1- Şubat 2003’de Türkiye’de Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanı Azmi Ateş, “Milletimize açık çağrıda bulunuyorum.Elinde yolsuzluklarla ilgili bilgi ve belge olanlar, bize başvursun.” Demiştir.(21.02.2003 tarihli Vakit Gazetesi)

İnsanı yalan tiyatrosunda güldürüyor musunuz? 2001-2010 yılları arasında 20’den fazla resmi kurum ve kişiye 30 kadar yolsuzluğu kanıtlarıyla bildirdik; ne yaptılar? Hiç bir şey ! Haksızlıklar çizelgesini inceleyin!

2- Kasım 2010 sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için Wikileaks internet sitesinden “ İsviçre’de 8 milyar dolar parası var” diye haber yayılınca, başbakan, “İftira atıp ispatlayamayan alçaktır !” anlamında kendisine yapılan iftiraya sert tepki gösterdi.

Ama biz 2009 ve 2010 yılında Konya resmi kurumlarının sade vatandaşlara yaptığı iftiraları ve yalanları kanıtlarıyla bildirdiğimizde, adli kurum yöneticisi olmasa bile, “Evet yıllarca mağdur olmuşsunuz, sizi destekliyorum” diye niye Müslüman sorumluluğunu yerine getirmiyor? Çünkü “Ateş düştüğü yeri yakar!”

3- 20 Ocak 2011 tarihli Türkiye Gazetesinde “Gül’den Valilere: Hiç kimse kendini garip hissetmesin.” Cumhur Başkanı Abdullah Gül, Köşk’te kabul ettiği 81 valiye mesaj verdi: “Hiçbir vatandaşımız, öz yurdunda kendisini garip ve mahzun hissetmemeli. Ayırım yapmadan herkesi kucaklayın. Adil olun.”

Mesaj güzel ve anlamlı da mevki, şöhret ve menfaatten başka bir şey düşünmeyen bürokratlarda hangi olumlu değişiklik oluyor, hangi bir doğruyu kabul ediyorlar ! Mesela mağdur eşi olan kendim ve ailem hem Mayıs 2009’da hem 27 Mayıs 2010’da onlarca haksızlığı bildirip destek istediğimizde neden bize destek vermemişlerdir? Yolsuzlukları şikayet edilen zalimler ve münafıklar “Kimse bize bir şey yapamıyor !”diye günden güne iyice şımarmışlardır.

Zannederiz bir devlet bakanının veya devlet başkanının sade vatandaşları haklı bile olsalar desteklemeleri, savunmalarının yakışmayacağını hissediyorlar; ama dehşetli mahşer gününde kendilerinden sorulacak hesabın korkunçluğunu anlayamıyorlar!

4- Politikacıların geçersiz olan demeçlerine başka bir haber “Gazetemizin Ankara Temsilciliği’ni ziyaret eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik çarpıcı mesajlar verdi. İşte o mesajlar:

“Siyaset, milletin avukatlığını yapmaktır.Biz devletin değil, milletin partisiyiz…”

2003 yılında eşim Konya’dan bir tayin haksızlığı Hüseyin Çelik’e bildirmiş, düzeltilmesinde desteğini istemişti.Hiç bir cevap ve destek gelmedi! Yıl 2010’a geldi. Milli Eğitim Bakanlığına, Milli Eğitim Kurumlarındaki 20’den fazla zulmü bildirdik! Ne yaptılar Allah aşkına! Bırakın avukat olarak savunmayı 1 cümleyle bile “Siz haklısınız, mağdursunuz!” demediler. Yani gizli gerçekler başka, halkın gözünü boyayan gösteriler başka!

Acı gerçek ne, biliyor musunuz? Hem resmi hem özel kurumlarda bir dürüst ve haklı vatandaşa karşı 30 zalim ve münafık işbirliği halinde cephe almış! Bunun neresinde insanlık ve adalet ?Yozlaşmış insanlık ve yaklaşan İlahi musibet!

5- İster resmi ister özel kurum olsun, kötülük ve zulüm konusunda halkın zalim idarecilere nasıl yalakalık yaptığını anlamak için arif olanlara bir işaret yetecektir! 2009 Eylül’ünde bürokratların birbirini aklayan anlamsız bir tebliğatını almak için Konya Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu katına vardığımda oradaki sarışın orta yaşlı bir kadın, Teftiş Kurulu başkanı Tahir Yurtseven’e , “İşte ortalığı karıştıran bayan bu!” dedi. İşte bunların kokuşmuş uygarlığını kendileri itiraf ediyor! Niye, “Haksızlıkları bildiren veya mağdur ailenin kadını” demiyor. Çünkü bunlar kendi lağım kanallarında fare gibi yaşamaktan memnunlar, hakkını isteyen bunların gözünde ortalığı karıştıran oluyor. Koskoca ve güçlü zannettiğiniz devlet bunlara bir şey yapamıyor!

6- Yukarıdaki olaydan kısa bir süre önce de 27 Ağustos 2009 günü bir ramazan akşamına doğru Konya Valiliği’nde yaşanan ya çok beceriksiz ve komik ya da sinsi, Şeytani oyuna bakın. V.H.K.İşletmeni Mustafa Ersoy, Muhakkik ve Muhasebe Denetmeni Ramazan Demir ve Muhakkik Vali Yardımcısı Mustafa Karabacak, milli eğitim teşkilatındaki haksızlıklar için Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na gönderdiğim dilekçeden dolayı kanunda ikinci bir ifade almaya gerek olmadığı halde ifade için beni valiliğe çağırmışlardı. 3 kişi yanında 1 saat boyunca olayları anlattım, kaydettiler. Bir bilgisayarda yazıcı yokmuş; Mustafa Ersoy Bey, yazıyı çıkaramayınca flash belleğe kaydetti, aynı bürodaki yazıcısı olan ikinci bilgisayara taktı. Mustafa Ersoy Bey, flash bellekte virüs çıktığını ve dosyayı açamadığını söyledi. Sonra vali yardımcısı ayrıldı. Ramazan Bey ve Katip Mustafa Ersoy Bey ile diğer büroya gittik. Orada da dosya açılmayınca iftar vakti yaklaştığından aceleyle “Tekrar yazalım!” dediler. Ocak 2009’da bunun benzeri bir taktiği 2 müfettiş, 5 sayfalık rapor işlerine gelmeyince eşime “Sizin ifade çok uzun; daha kısa yeniden yazalım!” demişlerdir. Onlar mı bizi kandırıyor; biz mi onları analiz ediyoruz !.. İftar vaktinin nasıl olduğunu takdir edersiniz. Kısa bir paragraf yazıldı. Sonradan farkına vardığım, onların sorularına verdiğim bazı cevap ifadeler onların işine yarıyor. Önceden önyargıyla kararlaştırılmış kirli işlerde 100 açıklama bile yapılsa faydası yok! Biz bunları inceleye inceleye uzman olduk. Hilekar bürokratları, Kuran-ı Kerim’de Bakara Süresi 9 ve 10. ayet şöyle anlatmaktadır:

“ 9.Ayet: Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.

10.Ayet: Onların kalblerinde hastalık vardır.Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elim bir azap vardır.”

Kaymakamlar ve valiler, haklarını isteyen mazlum vatandaşa ve gerçekleri anlatan gazetecilere buğzedeceğine kendilerini tuzağa düşüren ve Cehennem’e sevk eden orta düzey Şeytani bürokratlara karşı kahramanca mücadele ederlerse, erdemli insan olurlar! Yoksa sonları Kevin Carter gibi olur!

Güney Afrikalı Kevin Carter, Afrika’da açlıktan ölmek üzere olan küçük kız çocuğun fotoğrafını çekmiş, sonra ödül almış, az ilerde çocuğun ölümünü bekleyen akbabadan kurtarmamıştır. “Bana ne?” diyerek yüz çevirip gitmiştir. Daha sonra küçük çocuk tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Ne olduğunu anlarsınız. Sonra vicdan azabına dayanamayarak 27 Temmuz 1994’te kamyonetine doldurduğu eksoz gazıyla intihar etmiştir. Geride bıraktığı notta; “Ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığını, kendini normal insanlara yabancılaşmış hissettiğini, objektif kapaklarının sonsuza kadar kapandığını ve korkunç kan görüntüleriyle karanlık yerlere doğru sürüklendiğini belirtir. ”

“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, azizdir,hakimdir.” İlahi adalet, hiçbir şeyi ihmal etmez. Yaratıcı’ nın bazı şeyleri bekletmesinin hikmeti vardır…

Yıllardır müracaat edilen resmi kurumları ve hiçbir şey yapmadıklarını anlayınca insanlığın öldüğüne olan inancınız kuvvetlenecek ve siz de görünürde yalnız süvari olacaksınız ama Allah’a dost iseniz, gaybın adamlarından oluşan bir ordu sizin çevrenizde olacak! Bizim hakkımızı ilgili hesaba ödemedikleri sürece, lanet hep takip edecek !… Buna 5 duyu organınızdan daha fazla inanmanız gerekir !

Biz Allah yolunda gidenlere duacıyız…04 Mart 2011 Cuma

Esra ÖZCAN , Editör

esra_ozcan@diplomats.com

* Dijital Kardelen Kütüphane Evrensel Keşifler ,

Posta Kutusu 269, Nalçacı 42001 KONYA

* Haksızlık yapan her kurum ve kişi 2000 TL. tazminat ödemeli ! Bu mesele Kıyamete kadar bitmez !!! 

Eşimin Hesap No: Türkiye İş Bankası, Konya Şubesi, 1742451

* Seçilen 30 Yolsuzluğun Kayıtlı Olduğu Site: http://kardelenx2012.wordpress.com

2011-03_2001-2010 Arası Haksızlıkların Düzeltilmesi için Müracaat Edilen Yerler