Category: Psikoloji


                                   satanic child 

HAYATTA DIŞ GÖRÜNÜŞE ALDANMAYIP TEHLİKELERE DÜŞMEK İSTEMİYORSANIZ ŞU HAYAT HİKAYELERİNİ KESİNLİKLE İZLEYİN…

              Dolly Dearest with a bad attitude   

1- AMERİKA’DA 1965’TE YAŞANMIŞ GERÇEK BİR ÖYKÜ:

      BİR AMERİKAN SUÇU (AN AMERICAN CRIME)

      2007 ABD YAPIMI,

Oyuncular: James Franco, Ellen Page, Jeremy Sumpter, Catherine Keener, Ari Graynor,

                          2007-Bİr Amerikan Suçu_An American Crime.jpg

1965 yılında yaşanan gerçek olaylardan alınmış bu yapımda Sylvia isimli genç bir kızın inanılmaz dramı anlatılmaktadır. Davaya bakan savcı Lorey New bu cinayetin ‘Indiana eyaletinde bugüne kadar işlenmiş olan en korkunç cinayet’ olarak yorumluyor. Sylvia’nın annesi ve babası panayırlarda çalışmaktadır ve şehir şehir gezmektedirler. Bu yüzden Sylvia ve küçük kız kardeşini bir ev hanımı olan ama maddi sıkıntıda da bulunan Gertrude Baniszewski’ ye bırakırlar. Bundan sonra olaylar başlar. Gertrude ayrıca psikolojik sorunları da olan bir bayandır ve ilaçlar almaktadır. Sylvia’yı bodrum katına kapatarak çeşitli işkenceler yapar bu işkencelere kendi çocukları ve mahallesindeki çocukları da katar. Sylvia’a işkence yapmak onlar için eğlence kaynağı olmuştur. Film mahkeme salonundaki tanıklar ve sanıkların ifadeleri ile olaylar arasında gidip gelerek işlenmiştir.

YORUM: Çocuklar bozuk bir toplumda yaşıyorsa, masum büyümez; yetişkinlerin maymunu olur veya vampir yardımcısı !

 

  2- İYİ EVLAT (THE GOOD SON); 1993 ABD YAPIMI

    Logosu: Kötülüğün Birçok Yüzü Vardır (Evil has many faces)

          Evil has many faces_Kötülüğün Birçok Yüzü Vardır

Oynayanlar: Macaulay Culkin, Elijah Wood, Wendy Crewson

Şeytan hiç beklenmedik yerlerde saklanmaktadır. Macaulay Culkin, Henry adında melek yüzlü ailesi ve kardeşlerine sevgi dolu, iyi kalbli bir insanı canlandırır. Oysaki kuzeni Mark (Elijah Wood) onun gülüşünün arkasındaki sırları bilmektedir. Alıştığımız iyi çocuk rollerinin dışında bu filmde Macaulay Culkin, kendinde çeşitli gizleri barındıran, çevresine korku saçan birini canlandırıyor.

12 yaşındaki Mark Evans, annesinin kanserden ölümünden bir zaman sonra babası tarafından amcasının yanına bırakılır. 2 haftalık bir İş gezisine giden babasının yokluğunda mark’ın canı pek sıkılmayacaktır çünkü kendisiyle aynı yaşlardaki kuzeni Henry çok eğlenceli bir çocuğa benzemektedir.
İlk başlarda yeni tanışma fırsatı bulduğu kuzeniyle çok eğlenen Mark, bir zaman sonra çocuğun yaptığı şeytanlıkları ileride yapacaklarını keşfeder. Etrafındaki yetişkinleri Henry’ nin yaptıklarına inandıramayan mark, Henry’i tek başına durdurmaya kararladır. fakat Henry’ nin tüm suçu kendisi üzerine atmayı planladığı tuzaklara düşecektir.

    3-  39.DOSYA (CASE 39 ); 2009 ABD YAPIMI

     39.Case_39.Dosya

Oyuncular: Renée Zellweger, Jodelle Ferland, Bradley Cooper, Ian McShane,Adrian Lester

Emily aile hizmetlerinde memur olarak çalışmaktadır.Çocuklarına kötü davranan bir çok aile görmüştür.Ama 10 yaşındaki Lilith in dosyasıyla karşılaştığında dehşete düşer..Lilith ailesi tarafından öldürülmek istenmekdedir. Emily canavar görünen ailenin elinden Lilith i son anda polis arkadaşı ile kurtarır. Geçici bir aile bulunana kadar Lilith’ e bakma kararı bile alır.. Buraya kadar herşey normal gözükse de asıl olaylar şimdi başlamaktadır..

Diğer adıyla Lily, masum bir görüntü altında şeytani düşünceleri olan ve kötülük saçan Şeytanın insan görünümündeki şeklidir…Bayan Emily, halkın normal ötesi olaylara pek inanmadığı dünyamızda kötülüğü yok etmek için ölümüne savaşır. En sonunda otomobiliyle denize uçarak kötülüğü denizin derinliklerine gömer, kendisi kurtulur…Bir ibret dersi…

     morgul33f@yahoo.com

Reklamlar

               (PSİKOLOJİ, TIP) Ağlayan surat Kara Koyun Fırtına bulutu

        2006-05-16-You Have Got Mail_Tom Hanks_Meg Ryan 

Ey helak oluşu yaklaşan Türkiye! En büyük iki salgın hastalıktan biri olan münafıklık hakkında daha önce yeteri kadar bilgi verilip açıklama yapılmıştı. Bu nedenle bu 2011 yılında “Korku” konusunu haykıracağız! Aslında devletin halktan, halkın devletten karakter açısından farkı yok!

                                

TÜRKİYE'DE MARMARA BÖLGESİNE DİKKAT! İSTANBUL DEPREMİ...

· Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan korkaksın demektir. (Konfüçyüs)

· “Benim ümmetimin fertleri haksıza ‘Sen haksızsın!’ demekten korktuğu, çekindiği zaman onlardan ayrıl! (Hz.Muhammed a.s.) Bu yüzden bir süre önce korkak halktan ayrıldık! İlahi adalet, hak ettiğini verecek! Korkunun ecele faydası olmayacak!

· Dünyada birçok kabiliyetli kişi, küçük bir cesaret sahibi olmadığı için kaybolur. (Sdney Smith)

· Aslında haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytanlık ile kalp gözünün kör olması, birbirlerine bağlı zincirleme hastalıklardır. “Kör adam, ayna hediye ettiğin için sana teşekkür etmez!”

· 2001-2011 yılları arasında birkaç kişi tarafından sadece Türkiye’deki kişi ve kurumlarla değil, başka ülkelerden kişiler de dahil haberleşilen, ilgi gösterilip bilgi verilen, soru sorulan, destek veya yardım istenen 100 kurum ve kişinin yaptıkları incelendiğinde bu dünyada insanlık ve adalet diye bir şeyin olmadığı açıkça tespit edilmiştir! 10 yıllık bu incelemeyi internet kayıtlarında “100 Kurum ve Kişiye Müracaat Sonuçları, Bu Dünya’da İnsanlığın ve Adaletin Olmadığını İspatlıyor!” başlığıyla inşaallah bulacaksınız! Lanet olsun bu dünyaya! ,Gerçekleri inkarcı, nankör, garipleri ve mazlumları umursamayan, zalimlere ise hizmetkarlık yapan böyle insanlık Tanrı’nın bunca nimeti ve şefkatine layık değil!

· Kutsal Kitap Kur’an’da A’raf Süresi 179. Ayette aşağılanan kör, sağır ve dilsiz kişilerden değilseniz, onurlu ve cesur iseniz, bunu yayınlayın, haykırın bakalım !

· Dikkat! Yüce Alemden bu gezegene indim fakat evliya hariç duyarlı, dürüst, cesur ve iyiliksever kişilere rastlayamadım. Görünen canlıların çoğu aslında ölü. Bu nedenle İyilik Perisini ve azizleri arıyorum…

· Sen beni algıladın mı? Algılamayanlar, öğütten kaçanlar ve haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan ayrıldım !.. İlahi adalet te böyledir! Kevin Carter gibi olmayın !

      3 monkeys_I havent heard-I havent seen-I dont know

· Türkiye’de 3 maymun adeti salgın hastalık olmuş: Duymadım,Görmedim, Bilmiyorum. Yerin dibine geçince duymayacaklar, görmeyecekler, nasıl olduğunu bilemeyecekler !

· Ne ekersen onu biçersin !

7 Haziran 2011’den bir gün önce ,

Özgür Zülkarneyn, Gizemli Süvari

(TÜRKİYE’YE İLAHİ MUSİBET GELMEDEN ÖNCE SARI ALARM !; BİRÇOK KURUMA “MUSİBETLER GELMEDEN BORCUNUZU ÖDEYEREK KUL HAKKINDAN KURTULABİLİRSİNİZ” KIRMIZI ALARMI 4 ŞUBAT 2011’ DE VERİLMİŞTİ; GERİ SAYIM DEVAM EDİYOR! )

                  Çığlığı duyuyor musunuz

Merhaba, ey kurtuluşa ermek isteyen yolcu! Dünyadaki en yaygın ve tehlikeli hastalıklardan biri, kötü işler yapan insanların yaptıklarını ve hayat tarzını iyi olarak görmesidir veya zenginlik, başarı ve mutluluk için kirli işleri yapmaya kendini zorunlu hissetmesidir.Kutsal Kuran’da Yüce Yaratıcı, zalimler ve münafıkların bu hastalıklarına dair gerçeği bildirmektedir. Felaketler gelmeden ve öldükten sonra pişman olmadan önce uyanmak akıllıca bir iştir! İyi dilekler…

· Kaf Süresi, 50/22: Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir. (Öldükten sonra uyanış)

· Bakara Süresi, 2/ 8-12: * İnsanlardan bir kısmı vardır ki, biz Allah’a ve kıyamet gününe inandık, derler. Halbuki onlar, iman edenler değillerdir.

* Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.

* Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır.

* Kendilerine, ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın,’ denildiğinde ‘Bizler sadece düzeltenleriz,’ derler.

* İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

· Bakara Süresi, 2/ 14-15: * (Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.

* Gerçekte Allah onlarla alay eder; azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

· Enbiya Süresi, 21/14-15:“Bize yazıklar olsun, biz gerçekten zalimlermişiz!” Dediler.

“ Biz onları, sönmüş kül yığını olarak biçilmiş bir ekin haline getirinceye kadar, hep sözleri bu feryat olmuştur.”

· Enbiya Süresi, 21/ 45-46: (Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur’an’la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler.

* Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir şey onlara dokunursa, muhakkak şöyle diyecekler: “- Vay bizlere! Biz gerçekten zalimlerdik.”

· Enbiya Süresi, 21/ 96-97: Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün seddi açılıp da her tepeden saldırdıkları;

“Ve hak olan vaad (Kıyamet) yaklaştığı vakit, işte o zaman, kafir olanların gözleri hemen dikilecek: “Vah bizlere ! Biz bundan gaflet ettik, doğrusu kendimize zulmetmiş olduk.” Diyecekler.

· Hacc Süresi, 22/45-46: Nice memleketler vardı ki, zulüm yapıyorlarken biz onları helâk ettik de damları çökmüş, duvarları üzerlerine yıkılmıştır (ıssız harabeye dönmüştür). Nice kuyularla yüksek saraylar (sahibsiz) bomboş bırakılmıştır.

* Mekke kâfirleri, hiç de yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, bu sebeple düşünecek kalblere, işitecek kulaklara sahip olsalar. Gerçek şudur ki, gözler (görmemek suretiyle) kör olmaz, fakat asıl sinelerin içindeki kalbler (ibret gözleri) kör olur.

· Al-i İmran Süresi, 3/142: Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

27.03.2011 Pazar

Özgür Radyo

        UnmaskingHypocrite

DİĞERLERİNİ KÖPEK OLARAK GÖRENLER 
VE GERÇEK KÖPEKLER…

 
      


           
         Köpek, tarih boyunca insana hizmet etmiş evcil bir hayvan
olduğundan ve insanlarla birlikte yaşadığından belli ve önemli anlamları olan
bir hayvan olmuştur !

         Köpeğin sadakati bazen övülmekle
beraber bilginler, köpek iyi kişiye de kötü kişiye de yemek karşılığında hizmet
ettiğinden köpeğin sürekli sadakati doğru bulunmamıştır, bu yüzden köpek
sadakati makbul değildir!

         * Türk şairi Ziya Paşa’nın bütün insanlığa sözü: “Zalimlere hizmetten zevk alan ancak köpeklerdir!”

         * ACI TATLI HAYAT (A BITTER SWEET)
FİLMİNDE, Fedai Sunwoo kendisini bir hatadan dolayı öldürtmek isteyen patrona:
“Sana 7 yıl sadık bir köpek gibi hizmet ettim,neden?” Sonra intikamını alıyor. Zalimlere hizmetin sonu daima
hüsrandır.

         * TIGER SQUAD (EJDER TAKIMI) FİLMİNDE;
Polis Şefi Ko Long:
“Sen kızı
getir, ben bu köpekleri (çete liderlerini) oraya (eski bir elektrik santrali)
hapsedeceğim!”

         * THE BOONDOCK SAINTS (ŞEHRİN AZİZLERİ) FİLMİNDE, Polis müdürü
arkadaşına, binanın önünde toplanan basın mensupları için):
“Köpekleri yemleme zamanı !  

      * INTO THE SUN (YAKUZAYLA HESAPLAŞMA) FİLMİNDE,

(Japon mafya patronu Kuroda adamlarına); “Çinlilere neden yalakalık yaptığımı sanıyorsunuz?
Yaklaşıyorum,istediğim her şeyi elde etmeye çok yaklaştım. Şimdi bir Amerikalı
çıkmış, işleri kurcalıyor ha?

         Maceranın sonunda Japon mafya lideri
Kuroda, Amerikalı Travis’e (Steven Seagal) öldürdükleri FBI ajanının rozetini
göstererek:

                            ― Arkadaşını mı arıyorsun?

         (Travis)     ―Niye burada saklanıyorsun?

         (Kuroda)   ― Beni güldürüyorsun Amerikan iti !

         (Travis)     ― Defol !

         (Kuroda)   ― Bir Amerikalının kılıçla ne işi olur ?

         (Travis)     ― Seni rezil herif.

         (Kuroda)   ― Çek git buradan. Geçmişte yaşıyorsun sen. Zaman

değişti!  Hadi
yapalım.

         (Kuroda)   ― Canın Cehenneme! (Az sonra) Bana bulaşma !

SONUÇ:     Mafya lideri
Kuroda kılıçla dövüşte öldü.

 * 1972 YAPIMI, BRUCE LEE’NİN THE CHINESE CONNECTION (ÇİN
BAĞLANTISI) ADLI JAPONLARIN 1937’DEKİ ÇİN’İN ŞANGHAY ŞEHRİNE SALDIRI VE
İŞGALİNDE YAŞANAN ZORLUKLARI ANLATAN FİLMDE:

Bir parkın girişinde tabelada: “No Dogs and Chinese”
(Köpekler ve Çinliler Giremez) yazıyor. Yani köpeklerle Çinlileri aynı kefeye
koyuyor; hatta batılı bir kadın köpeğiyle içeri giriyor. Kapıdaki bekçi ise
Hintli. Çinli Bruce Lee’ye izin vermiyor. Bruce Lee, nedenini sorduğunda,
Hintli bekçi: “Üzgünüm, rengin yanlış!” diye cevaplıyor.

* 2008; TÜRKİYE KONYA SELÇUKLU’DA BİR İLKÖĞRETİM OKULU’NDA
:

         Kapalı
binalarda sigara içme yasağının uygulandığı bir zamanda bir öğretmen
arkadaşımız, çoğu sigara içen milliyetçi görüşe sahip öğretmenleri kasdederek,
“Arkadaşlar dışarıda sigara içmeye bayağı zorlanacaklar!” dediğinde, milliyetçi
Türk-Eğitim Sen’den menfaat ve mevki için dindar Eğitim Bir-Sen’e geçen idareci
,”Kervan yürür!” demiş, yani “it ürür.” kısmını söylememiş. Diğer bir deyişle,
bu halk homurdansa da havlasa da “Güç” egemen olur! Demek istemiş. İşin daha da
garibi şimdi gelecek! Bir zaman gelip kurumda başka kişilerin uğradığı haksızlık
olayları olduğunda, milliyetçi bilinenler gaflet, çıkar veya korku nedeniyle
okul idaresi lehine yalakalık ve mazlumlar aleyhine yalancı şahitlik
yapmışlardır!  

Okul idaresi de hakikaten kemik için karakterini değiştiren
bazılarının sadık köpekliklerine karşılık bol bol “teşekkür” belgesi vermiştir
! Kemik için köpeklik; ne kadar yapay mutluluk veren zehirli bir iş değil mi ! İnsanlar
köpeklik yaptıklarını kendileri ispatlıyorlar, başkası size kötülük yapmıyor !

         “Al birini, vur ötekine!” diye
anlatılan tipler işte bunlardır !

          * MATERYALİSTLER,MÜNAFIKLAR VE ZALİMLERİN ÇOĞUNA  GÖRE DE İLAHİ DİNLERİ TEBLİĞ EDENLER MUHALİF
KÖPEK OLARAK GÖRÜNÜYORDUR !

         Kur’an Yasin süresinde ilahi gerçekleri inkar edenler, elçilere
şöyle diyorlar: “Eğer (tebliğden) vazgeçmezseniz, elbette sizi taşlarız
(günümüzde cezalar verilmesi) ve bizden size acıklı bir azap dokunur!

         Ne çarpıcı gerçektir ki, çağlar boyu
aynı zulüm ve metotlar tekrar etmektedir!

         Bir sözden, bir davranıştan insanların
siretleri suretlerine yansımakta, ruh yapıları anlaşılmaktadır!  

 

         DANNY THE DOG (KÖPEK DANNY); TÜRKİYE’DE “KIR ZİNCİRLERİNİ” FİLMİNDE
(Jet Lee’nin başrol oynadığı)

         *Tefeci mafya patronu Barth’ın bir fedaisi Danny’e kafese girmesi
için: “Hadi gel köpek, gir!”

         * (Barth Amca): Sahibi emir verir,
köpek itaat eder!

         …..

         Mafya Patronu Barth, Danny’e: Çünkü sen
böyle bir hayata (iyi bir hayat) lâyık değilsin Danny! Sen bir köpeksin, benim
köpeğim. Seni besledim, eğittim, senin sahibinim. Ve şimdi de öldürmeliyim;
eğittiği köpek vahşice kıyım yapan her sorumlu sahip gibi. Acıya neden oldun
sen! Ama kalp işte! Eve gel Danny, bağışlandın. Güvende olursun, bildiğin
dünyaya dönersin Danny! Anlayabileceğin tek dünyaya. Ne dersin? Bağışlayıp
unutalım mı? Dünyanın ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu iyi bilirim. Tekrar
basitleştirelim; sen ve ben,rahat hayatımıza dönelim. Hadi Danyy hadi, gel
buraya, aferin oğlum,gel !Evet, hadi gel! Gel,gel, evine hoş geldin Danny!

(Danny)― Ben (zaten) evimdeyim.

Sonra kavga başlıyor!..

         SONUÇ: Köpek Danny
(Jet Lee), zalimlere ve kötülüğe hizmetten uyandı, zincirlerini kırarak Barth
Amca’nın köpeği olmak istemedi. Ağır hakaretler eden Barth Amca’yı
parçalamaktan kız arkadaşı ve onun üvey babası kurtardı.

         *  2010; TÜRKİYE: SANIK
BİR BAŞSAVCININ AVUKATININ EŞİNİN, EVİ ARAMAYA GELEN POLİSLERİ KÖPEK OLARAK
GÖRMESİ

         Ergenekon sanığı Erzincan Başsavcısı
İlhan Cihaner’ in eski avukatı Hamit Sekman’ın eşi Sevgi Sekman’ın, Ergenekon
soruşturması kapsamında geçtiğimiz hafta mahkeme kararı ile evlerinin arandığı
sırada eşini aradığı ve “Hamit evde arama yapıyorlar. On tane köpek geldi,evi
arıyor. Her yeri dağıttılar.” Dediği ortaya çıktı. (07.07.2010)

 * MÜSLÜMAN TÜRK ŞAİRİ YUNUS EMRE’NİN ŞİMŞEK ÇAKAN CANDAN
DİZELERİYLE KONUYU BİTİRELİM:

         Gerçek köpeklerin kim olduğunu Allah’ın veli kulu Hz. Yunus Emre
açıklamış!

“Bu dünya benzer bir murdar gövdeye, itler murdara üşüştü;
Hak dostu kodu kaçtı! “

SONUÇ: SOSYAL HAYATTA ADALET VEYA ZULMÜN EGEMEN OLMASINDA
İNSAN TİPLERİ ŞÖYLEDİR:

1. Adaletin gerçekleşmesi için az veya çok mücadele eden aslanlar.

2. Kötülük yolunda çalışan ve Şeytana hizmetkarlık yapan köpekler;
kirli işler yaptıkları halde Şeytan’ın vesvesesiyle ve gafletle kendini aslan
zanneden zalim köpekler de var.  

3. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olan insanlar.

4. Ceylan gibi masum olup bir şey yapamayan bebekler,çocuklar,
bakıma muhtaç hastalar ile suçlu olmadığı halde yeteneksiz, korkak insanlar.

Yalnız bunlar yakınında şahit olduğu bir zulme engel olmuyorsa, mazlumu
yüzüstü felakete veya ölüme bırakıyorsa, yukarıdaki “dilsiz şeytanlar” grubuna
girerler !

         Selam, yalandan, hileden,
sahtekarlıktan, kul hakkı yemekten sakınanlara ve Allah yolunda gayret
gösterenlere olsun! 

 Özgür Radyo,

        bismillah@radiostar.com

                                  

İLÂHİ
MESAJ RÜZGARI:

·       
Sonra biz Allah’tan
sakınanları kurtarırız
; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada
bırakırız. (Kur’an:Meryem S.,72)

·       
Kendilerine hidayet geldiğinde insanları,
iman etmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey sadece,
öncekilerin başına gelenlerin  kendi
başlarına da gelmesini yahut azabın ansızın kendilerini enselemesini
beklemeleridir! (Kur’an:Kehf S.,55 )

·       
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah azizdir,
hakimdir. (Kur’an, Fetih S.,7)
       

  MASKESİNİN DÜŞME ZAMANI GELEN ŞEYTANIN HİZMETKARI,KONYA
M.E.MÜDÜRÜ HALİL ŞAHİN;


MÜNAFIKLIK VE HALKI SALAK ZANNETME TİYATROSU NE ZAMAN BİTECEK ?!

 
        
                                                                   _________________________________________
           * Bu
adam dış görünüşe ve güzel sözlere kanan halka sürekli pembe tablo sunan, 17
Eylül 2010’da Konya’daki SUN TV’nin programında olduğu gibi, yaklaşık 2 saat
boyunca hiç durmadan başarı lafları anlatan laf makinesi bir adam. Aynı zamanda
riya yani gösteriş için yapılan işlerin ve kul hakkı hırsızlıklarını örtbas
etmenin, yapılan iyi işlerin sevabını yok ettiğini anlayamayan bir adam!..

*
Sözünü tutmayan; sade vatandaşı ve garipleri baştan savan, münafıklık alameti
olan bir adam.

*
Uğradığı tayin haksızlığını belirten öğretmene verilmek istenmiş ödüllere engel
olan bir zalim.

* Kendi
kurumundakilerin beyanıyla, garipleri ve arkasında kimsesi olmayanları uzak ve
zorlu yerlere tayin ettirmiş, gariplere karşı acımasız, güçlü zalimlere karşı
ise korkak esir ruhlu, Şeytan’ın hizmetkarı.

*
Yolsuzlukları ve çeteleri ortaya çıkaran emniyet görevlisinin öğretmen hanımını
hileyle kadro fazlası durumuna düşürerek ve valileri kandırarak sürgün
görevleri veren bürokratik oligarşinin derebeyi. (2006)

*
Yıllar boyunca uğradığı haksızlıkları belirtip adalet isteyen bir öğretmene
iftira olan iki disiplin cezası verdiren bir iftiracı.

*
Tayinlerde zengin ve mevki sahiplerinin isteklerini yerine getirmiş bir zalim
hizmetkarı.

*
Evrakta sahtecilik yaparak raporlar değiştiren Konya MEM Müfettişler Kurulu’nun
işbirlikçisi.

* Bu
Halil Şahin, 17 Eylül 2010’da SUN TV’deki programda Türkiye saatiyle 22:37’de
sol eliyle su içen bir dindar(!) Bu adam güya din kültürü ve ahlak bilgisi
öğretmeni.İşte ahir zamanda “Müslümanların alim olanlarının da fâsık olacağı”
na dair hadisin canlı bir örneği.  Eğitimsiz bir işçi, çiftçi halkın gözü
önünde günah işlediğinde bu yadırganmayabilir fakat din kültürü ve ahlak
bilgisi öğretmeni ve 4 milyonluk vilayetin milli eğitim müdürü olan bir adamın,
her gün yemek yenilip, içilen bir dünyada “sol elle yeyip içmeyi yasaklayan
peygamber hadisine uymaması onun gizli günahlarından başka sahte dindar müdür
olduğuna Allah’ın takdir ettiği açık bir işarettir! 

* 17
Eylül 2010 günü Konya’da yayın yapan SUN TV’de saat 23:28 sularında “..bir
haksızlık varsa biz düzeltmeye hazırız(!) “ diyerek yalan söyleyen; halbuki Haziran
2010’da bir öğretmen babası Konya Milli Eğitim Müdürlüğü’nce oğluna atılan iki
iftirayı 7 maddeyle açıkça ispatlayıp düzeltmelerini istemesine rağmen hiçbir
şey düzeltmedikleri halde güya öz eleştiriye açık görüntüsü sunan aslında bir
yalancı !

* Eğer
dürüst, doğru sözlü ve kul hakkı yemeyen adaletli biriyse, halkın önünde veya
televizyonda Allah’ın adıyla “Büyük yemin”e davet edilmektedir. Onurlu 
ve cesur bir erkekse ve makama layıksa şöyle yemin etsin: “Ya Rabbi, Yüce Allah
isminle yemin ederim ki, ben din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak eğer
yalan söylüyor, hile veya kul hakkı hırsızlığı yapıyorsam en kısa sürede hak
ettiğim felaketi ver !”
 “Bu yemini yapmadığı zaman İlahi Sistem
zalimlerin yaptıklarının farkında değil mi, cezasını vermez mi?” gibi merak
edilen bir sorunun cevabı; Elbette Yüce Hakim, er ya da geç zalimlerin cezasını
verir, Kıyamet sonrası Hesap Günü’nde hiçbir şey karşılıksız kalmayacak! Fakat
bir yalancı ve hilekar halkın önünde böyle yemin ederse, Allah-ü Teala daha çabuk
cezasını verir, bu yüzden böyle bir şeye cesaret edemezler ! İsterlerse hilekar
zihniyetleriyle Allah’ı denemek için böyle bir şey yapmaya kalkışsınlar !..

* Peki
bunca kusurları ve kötülükleri olan bir adama üst düzey devlet yöneticileri
neden arka çıkmaktadır ve yerinde tutmaktadır?

Gizli
gerçeğin sırrı Hz.Mevlana’nın şu sözünde yansımaktadır: “Eğer doğru olsam, ok
gibi uzağa atarlar beni; eğer eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni!”

İşte
zalim bürokratların ve münafıkların gerçek yapısını şimdi daha iyi anladınız,
değil mi halkım !

İnşaallah
Yüce Yaratan, Konya’daki münafık ve zalimlerin oynadığı münafıklık tiyatrosuna
bugünden sonra 1 mevsimlik süreden fazlasını nasip etmesin!
Amin!     18 Eylül 2010

Aliye
Taşer,

aliye_taser@presidency.com


     
DİPNOT: TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET
GÖREVLİLERİ, BU MASKELİ ZALİME NE KADAR ÇOK AŞIK OLMUŞSUNUZ VE ARKA
ÇIKIYORSUNUZ ! BUNLARIN MELEKUT ALEMİNDE GERÇEK KARAKTERİ DOMUZ ! BU TİP
ADAMLAR YÜZÜNDEN ÜLKENİZİN HELAK OLDUĞUNU ANLAYAMAYACAK KADAR FERASETİNİZ Mİ
UYUŞTURULDU, ZEKANIZ VE RUHUNUZ BÜYÜYLE Mİ  BAĞLANDI ? ABDEST ALARAK
GAFLETTEN UYANIN, UYANIN ! BİR GÜN SON DUANIZA ZAMAN KALMAYABALİR !

1001 ÇEŞİT YALAN VE HİLE İLE ŞEYTANA HİZMETKAR POLİTİKACILAR VE
BÜROKRATLAR;
          06 AĞUSTOS 2010

MONİKA’NIN AŞK MEKTUBU;

HÜZEYİN ÜZMEZ VE KIZINA FUHUS YAPTIRAN AİLE

 VE DENİZ BAYKAL-NESRİN BAYTOK
SKANDALI

Love Letter from Monica Lewinsky to
Bill Clinton

A letter from Monica S. Lewinsky to
President Clinton, dated June 29, 1997, which was part of the evidence gathered
by Kenneth W. Starr.

                         

29 June 1997
Dear Handsome,
I really need to discuss my situation with you. We have not had any contact for
over five weeks. You leave on Sat. and I leave for Madrid with the SecDef on
Monday returning the 14th of July. I am then heading out to Los Angeles for a
few days. If I do not speak to you before I leave, when I return it will have
been two months since we last spoke. Please do not do this. I feel disposable,
used and insignificant. I understand your hands are tied but I want to talk to
you and look at some options. I am begging you one last time to please let me
visit briefly Tuesday evening. I will call Betty Tuesday afternoon to see if it
is o.k. – M

 

*          *          *          *          *          *

MONICA LEWINSKY’DEN BILL CLINTON’A AŞK MEKTUBU,YAKLAŞIK TERCÜMESİ
ŞÖYLE

 

29
Haziran 1997,

Sevgili
Yakışıklı,

Gerçekten seninle durumumu tartışmaya ihtiyacım
var. Beş haftadan fazla zamandır hiç bağlantı kuramadık. Sen cumartesi ayr
ılıyorsun
ve ben

14
Temmuzda geri dönmek üzere pazartesi SecDef ile (Muhtemelen Savunma Sekreteri
olabilir veya bir başkası)  Madrid’e
gidiyorum. Ondan sonra da birkaç günlüğüne Los Angeles’a yöneliyorum.

Yola
çıkmadan önce seninle konuşamazsam, geri döndüğüm zaman son konuşmamızdan
itibaren 2 ay geçmiş olacak. Lütfen bunu yapma. Elden çıkarılması mümkün, kullanılmış
ve önemsiz hissediyorum.
Ellerinin bağlı olduğunu biliyorum fakat seninle
konuşmak ve bazı seçeneklere göz atmak istiyorum. Memnun edici olmak için sana
son bir kez yalvarıyorum, Salı akşamı kısaca ziyaret edeyim. Eğer evetse,
görüşmek için Betty’yi Salı öğleden sonra arayacağım. M. 

          

*          *          *          *          *          *         

YORUM; KADINLARIN DÜŞTÜĞÜ TUZAKLAR…

Monika’nın mektubunda altı çizili
yerde açıkladığı, evlilerin ikinci veya üçüncü sevgili edinmelerindeki kadının
zararına olan yaygın gerçek şu: 2. eş, Monika’nın hissettiği gibi kayıtlı bir
evlilik olmadığı sürece ki o da İslami Hukukta var, beşeri hukukta gördüğünüz
gibi dışardan ve gizli hallediyorlar, 
elden çıkarılması kolayca mümkün görülüyor.

            Kadınların kıskançlıkla ikinci eşe
her zaman karşı çıkmaları yaygın olmakla beraber, karısı hasta olan, yarı
deli/uçuk , çok huysuz veya özel bir hastalığı olanlar ikinci eşe ihtiyaç duyarlar.
Bir de buna  yıllardır aranan sevgiliye
kavuştuğunda yaşanan kuvvetli aşkları ekleyebiliriz. Evli olan Mısır  Vezirinin karısı Züleyha, dedikodu yapan
kadınlara Yusuf a.s. için “Onu bir görün, ondan sonra halimi anlayın!” demek
istemiştir.Kadınlar onu gördüklerinde,” Haşa, bu insan değil, bir melek!” diye hayranlıklarını
belirtmişlerdir! Bir kadın, “Eskiyi boşasın, ondan sonra alsın!” diyebilir.
Bekara karı boşamak kolay, diye bir laf var. Demek ki boşamak ta çok zor!
Şaşırmayın; 3.Dünya Savaşı yıllarında bir erkeğe birçok kadın düşecek,
bakabilirse ve korkunç hayata tahammül edebilirlerse…

            Kadınların zayıf yönü şu: Uzun
boylu, yakışıklı, sempatik ve sevgi sözlerle dolu çoğu erkeğe, zengine, mevki
sahibine çabuk aldanıyorlar! Kadınların düştüğü tuzak, yakışıklı ve sempatik görünen,
biraz da gösterişli ve zengin olursa erkek… İstanbul’da iken üniversite
öğrencisi komşumuz yakışıklı delikanlı vardı. 7. sevgilisiyle çıkıyordu fakat
kız kardeşi bir erkeğe ilgi gösterip konuşsa kızıyordu. Bir gün bana Tarkan
için, “Uff ya, çok yakışıklı, kız olsam bir kere verirdim!” dedi.

            Başka bir canlı örnek verelim:
Konya’da bir üniversite kız öğrenci yurdunda kızlar geçtiğimiz yıl
Eurovision’da 1. olan Danimarkalı (Editörün düzeltmesi:Bir sohbetimizde Norveçli Alexander demişti.) genç adama bayılmışlar! Aralarında yaşayandan
haberi aldık. Nedeni çok sempatik ve tatlı olması, sesi de güzel. Erkek olarak
ben de anlıyorum da, ‘Kızlar, siz bu adamın ne gibi huyları var, gizli kötü
alışkanlıkları var mı, biliyor musunuz? 
“Yok!” Sadece  dış görünüşe göre
çok beğeniyorsunuz, tamam sadece dış görünüşe biraz bayılın bakalım, daha ileri
gitmeyin ! Her vidalarınızın gevşediği tatlı kişiye hemen pencereleri, kapıyı
açmayın!

            *          *          *          *          *          *          *

           

2- HÜSEYİN ÜZMEZ’İN FUHUŞ
OLAYINDA HUKUKÇULAR SAPITTI, TARAFTAR DAVRANMIŞLAR !

Lafı uzatmayalım, ayrıntısını da
vermeye gerek yok! İsteyen basından inceleyebilir! Benim iki çift lafım olacak.
Gazeteci Hüseyin Üzmez, bu kıza zorla tecavüz etmemiş. Annesi, babası menfaat
için, para için kızlarını taciz ettirmişler. Mahkemede anne ile baba serbest
bırakılmıştır. Yaşlı Hüseyin Bey suçlu olmakla beraber komploya uğramıştır.

Bu ülkede artık hukuk ipleri elinde
bulunduranın keyfine göre işliyor. Niye o ahlaksız anne dışarıda fink atıyor;  ona ve böyle düzene lanet ediyoruz !  

           

            3- DENİZ BAYKAL-NESRIN BAYTOK FUHUŞ SKANDALI ! … SONUÇTA NE OLDU?

        Bu olayı da fazla incelemeyeceğiz. Türk basınında çoğu
kurumun bu olayda korkak davrandığını şu adresteki analizde inceleyebilirsiniz.

BAYKAL
OLAYININ KOMPLE MEDYA ANALİZİ
; http://www.habervakti.com/news_details?id=26938
,  08.05.2010

 Bazı dikkatli okurlarımız, Kardelen
Kütüphanesi bu olaya niye değinmedi diye merak etmiş olabilirler ! Hikmeti Hüda
gereği bazen bekliyoruz işte. Bina yapımındaki sıra gibi bazı konular da zamanı
gelince işleniyor! Sadece önemli noktaları belirtelim. Türkiye’nin de aynı
Fransa gibi, lezbiyen başkanlı İzlanda 
gibi gittikçe sapıklaştığını açıkça görebiliyoruz! Kimler göremiyor?
Kalpleri, kulakları mühürlü olan ve gözlerinde perde olanlar göremiyor,
anlayamıyor …

         40 yıllık ahlaktan, dürüstlükten
bahseden bir politikacı aynı partiden evli kadın milletvekiliyle fuhuş yapıyor,
kısa bir süre sonra utanmadan halkın içine çıkıp milletvekili görevine devam
edebiliyor! İşte zulüm karanlığında olan bir ülkenin acınacak hali ! 

            Bakın biz, zina yaptılar, demiyoruz; o olaya bizzat gören 4
şahit lazım! Çıplak olarak eğlenmek, çirkin iş yapmaya fuhuş diyoruz. Baykal,
olaydan sonra inkar etmeyerek istifa etmiştir. Videodakinin de Baykal olduğu
görülüyor. İnkar ederek günahını ikiye katlamamıştır. Zaten olayı yakından
bilenler vardır. Nesrin Hanım’ın kocasının bilmemesi için geri zekalı olması
lazımdır; veya daha korkunç şeyler de vardır. Koca olayı biliyordur, bunların
işini bitirip intikam almak için bu taktiği uygulayanlar arasındadır. 

         Daha korkunç bir ihtimal daha vardır ki
onu söylemeyeyim. “Samuray’ın Gözyaşları” filminde Japon mafya
patronunun karısının menfaat için yaptığı şantajın metoduna bakın! Aynı metot
olabilir, karanlık mahzenin kapısını açan anahtar şatonun neresinde bilebilir
misin? Gerçeği Allah bilir!

         Deniz Baykal ile Nesrin Baytok, siz  bence bavulunuzu toplayın, yeterli paranız
vardır, uzakta bir adaya kaçın ,gidin, görünmeyin,doğru olan budur! Ya diğer
yakınlar da alandan memnun, verenden memnunsa! İşte o zaman Türkiye yanacak


         4-ZENGİNLERİN, MEŞHURLARIN VE GÜÇLÜLERİN AKLANDIĞI, GARİPLERİN
SUÇLANDIĞI DÜNYA….

ESKİ MODEL BAŞ YARDIMCI KAYDEN NGUYEN’İN, NİSAN
2010’DA DÜNYACA ÜNLÜ AMERİKAN FİLİM YILDIZI STEVEN SEAGAL’IN ALEYHİNE AÇTIĞI
“CİNSEL TACİZ VE SEKS OYUNCAĞI MUAMELESİ DAVASI, TEMMUZ 2010’DA DÜŞTÜ. HİÇBİR
SEBEP BELİRTİLMEMİŞ.

          Fazla uzamasın diye bu olaya kısaca
değinmek gerek. Olayın çekirdeğini anladınız mı iş bitmiştir! Eski model Kayden
Nguyen gibi kişiler zengin ve meşhurlara hizmet ederler. Fakat gözden
kaçırdıkları şudur: Eğlenceye düşkün zengin ve ünlülerin çoğu zamanla yoldan
çıkıp sapıtırlar. Bu bilinen bir gerçektir. Bir kadın orta derece ilgi ve
sevgiye de tahammül edebilir. Bazı hatalara göz yumabilir. Ama Nguyen’in
bildirdiğine göre, Steven Seagal iki bayan Rus seks kölesi tutmuş, haftanın 7
günü, günde 24 saat hizmete hazır olmasını istemiş. İşte Nguyen’i çileden
çıkaran bu! Gerçekten kendisi de dahil oyuncak olarak görülüyorlar!

         Bu dünyada aklanan zalimler,
münafıklar, bakalım dehşetli Kıyamet’te kaçacak delik bulabilecek misiniz?

 !!! BİR
SORUM VAR SAYIN BAŞKAN, SAYIN BAKANLIK:

Bir
politikacı veya bürokratın iyi yönde değişme ihtimali yüzde veya binde kaçtır?

*      Bence, en iyimser tahminle % 5’i geçmez, ama
kaç, bilemem!  Belki % 1- 2’ dir. Savaşçılar
ve gazeteciler niye politikacılarla savaşır, biliyor musunuz? Çünkü
politikacıların % 95’i kendi zararlarına olacak gerçekleri kabul etmezler ve
doğru olan işleri yapmazlar, bu yüzden! 

*     
Türkiye’de yalan söyleyen, hile yapan, hırsızlık
yapanlara “iyi” diyorlar, ödül veriyorlar; doğru söyleyeni, dürüst çalışanı
suçlayıp cezalandırıyorlar !!! Kanıt mı istiyorsun, bugün Cuma günü Zaman Gazetesi’nde
şöyle başlık vardı, geçerken gazete bayiinde gördüm:  
“Heron’a açıklama yok, evlere baskın var.”  Yani
terörist dediklerine yardım eden subaylara ceza yok, arka çıkma var; haberi
veren vatandaşa düşmanlık ve zulüm var! Türkiye kafayı yemiş de halkın bir şey
değiştirmeye gücü yokmuş! Benim dünyayı değiştirmeye gücüm var ey Türkiye !!!
İddia ediyorum ve Allah’ın izin verdiği kadar değiştiriyorum!

*     “Göklerin ve yerin
orduları Allah’ındır. Allah azizdir, hakimdir.” Üst Sistem, sadece sizi
izliyor, kaydediyor ve deniyor !

          Esen kalın! Mücahit Tekin, 6.08.2010 Cuma

                                   En Büyük Hakim Allah’ın Adıyla              
                                                                                  

3.LANET VE BEDDUA BAŞLADI TEMMUZ 2010’DA ; YEZİD KARAKTERLİ
ZALİM VE MÜNAFIKLAR…

                                          
                                                                                            *     *     *     *     *     *     *

HÜSEYİN değil o bir YEZİD

20 Aralık 2008 Cumartesi 16:09

Gençlik yıllarında
Akıncılar Derneği’nde görev almış. M.T.T.B.’de kendi kimliğini şekillendirmiş.
Afganistan Cihadı’na katılmak için yollara düşmüş. Pakistan’da gezmiş dolaşmış,
Türkiye’ye dönmüş. Mahallesine ilk kez çarşaflı bir gelin indirmiş. Aradan
yıllar geçmiş, Konya Ticaret Odası’na başkan seçilmiş. Başkanlık kazanımı, Milli
Görüşçü yapının zaferi olarak, büyük bir coşkuyla kutlanmış.

Bu kadar geçmiş
bilgisi yeterli sanırım. Kendisini başkanlığa taşıyan da bu kimliğidir. Bütün
inançlı kesimin gayret ve çabalarıyla kazanılan Konya Ticaret Odası Başkanlığı,
bir süre sonra siyasi denetimden de kendini koparan bir saltanat haline
dönüşmüştür.

 

Mekke’nin zengin ve
etkin insanlarına dini anlatan Hz. Muhammed (s.a.v), yanına gelen âmâ Ümmü
Mektum’a garibanlığından dolayı yüz çevirmiştir. Hemen kendisini uyaran ayet
nazil olmuştur. Bilal-i Habeşi’ye siyah kadının oğlu diyen Ebu Zerr Gıffari,
Peygemberimiz tarafından -hem de hâlâ sende cahiliye adetleri var diye-
uyarılmıştır.

Konya
Ticaret Odasın’da Hüseyin Üzülmez’in 26 personele yaşattığı ne küçük görmedir,
ne de sadece kendini üstün kılmasıdır. Apaçık bir zulüm vardır. Bu zulme
seyirci kalanların fetva mı isteniyor, ben o fetvayı veriyorum: İmanından şüphe
ederim. Sadece bir siyah kadının oğlu denilmesine karşılık Peygamber
Efendimiz’in gösterdiği tavra karşılık, bu zulme gösterilmesi gereken tavır
daha sert olmalıdır. Kendi ellerimizle zalimler seçmek zorunda değiliz.
Bizlerin görevi, görevini şahsi hırs ve emelleri için kullananları seçim
tarihini dahi beklemeden alaşağı etmektir. 10 Ocak’ta yapılacak, Ticaret Odası
seçimlerine girmeye yüzü olmaması gereken şahıs, yeniden başkan seçilmenin
eşiğine gelmiştir.

Konya,
inançlı olan insanların en fazla yaşadığı şehirdir. Bu şehirde onca talan, onca
zimmete geçirme, onca zulüm yaşanabiliyorsa, bütün Türkiye Konya gibi olsa ne
değişir? Kendimizden utanacak bir durumdayız. Hatta bu utancın bile farkında
olmayacak kadar utanmazlaştık. Ne oldu da bu hale geldik? Nasıl bu kadar
hayvanlaşabildik? Nasıl bu kadar vicdansızlaştık? Nasıl bu kadar dini, imanı;
siyasi ya da mesleki hırslarımıza kurban verdik? Allah’ı diyorum Allah’ı;
Peygamberi diyorum Peygamberi; Kur’an’ı diyorum Kur’an’ı; nasıl bu kadar
şerefsizce, kendi hırs ve emellerimizin aleti edebildik?  

Konya’da
bütün siyasi partilerin il başkanlıkları var. Konya’da 50’ye yakın sivil toplum
örgütü var. Konya’nın 16 tane milletvekili var. Konya’da 5-6 tane günlük gazete,
5 tane televizyon var. Konya’da ulusal gazetelerin temsilcilikleri, bir o kadar
da haber ajansları var. Gözünüzün önünde bir zulüm yaşanıyor. Konya’da demek
ki, hiçbir şey yok. Merhaba Gazetesi ve Yeni Meram Gazetesi’ni sadece bu konuda
ayrı tutuyorum. Bir çok konuda onlar da sessiz kalıyor.

4857
sayılı İş Kanunu
statüsüne geçmelerini
zorlamak için Oda Yönetimi, izin ve ücret hakları üzerinde tesis ettiği hukuka
aykırı idari işlem ve eylemleriyle yaklaşık 4 yıldır kadrolu personele baskı
yapmaktadır. Bu yolla netice alamayacağını anlayan Oda Yönetimi, 3 yeni Servis
(Birim) kurarak tüm kadrolu personeli, bu yeni kurulan Servislerde toplamayı,
Oda’dan ve Oda Hizmet Binasından tecrit etmeyi amaçlamıştır. Bununla da
yetinmemiş, 11 personeli Konya’nın ilçelerine sürgüne göndermişlerdir. Sadece
suçlu Hüseyin Üzülmez değil, Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis
Üyeleri’dir. Bu zulme hepsi ortaktır. Hepsi de zalimdir. Zulme seyirci kalanlar
da zalimdir. Zulüm olduğunu seslendirmekle yetinen yönetim kurulu üyeleri ve
meclis üyeleri adamlıklarından utanmalıdır. Hiçbir ayrım yapmadan hepsine
yazıklar olsun. Hiç mi şahsiyetine, onuruna, haysiyetine düşkün bir adam çıkmaz
içinizden? Bu nasıl bir imtiyaz hevesliliğidir ki, sessiz kalabiliyorsunuz?
Ayrıca o adamı başkan seçtiren de sizlersiniz. Hiç biriniz, adaletli ol başkan
diyecek kadar onurlu değil misiniz? Hüseyin Üzülmez’in ilk işi, bu yazıdan
dolayı hepinizi kışkırtmak olacaktır, onu da biliyorum. Size hakaret etti,
hepiniz tazminat davası açın da diyecektir. Kendi onurunu ayaklar altına alan
adamlara ne dememi bekliyorsunuz?!    

Ben
sizleri onursuzlaştıran yapıyı açıkça söylüyorum, bunun suçlusu ben değilim.
Sizi bu hale düşüren önce kendi istekleriniz, sonra da Üzülmez’in bu istekleri
keşfetmesidir. Kendi ellerinizle seçtiğiniz zalimin hesabını nasıl
vereceksiniz? Aynı masada oturmaktan utanç duyacağınız yere, seçim
çalışmalarını yürüttüğünüz Bera Otel’de ceketlerinizi düğmeleyerek, Üzülmez’e
tekmil vermek hiç mi ağırınıza gitmiyor?

26
personel ve bazı oda yöneticilerinin tanıklığında Hüseyin Üzülmez’in söylediği
sözlerden sadece bir bölümü aktaracağım:

 “Ben
bunu tarafıma savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Sizin bu işiniz, yumurtanın
kayayla çarpışmasına benzer. Ben, 30 yıldır savaşan bir insanım, hiç
yenilmedim, bu mücadeleden ben değil siz zararlı çıkarsınız. Neler
yapabileceğimi biliyor musunuz. Sizi her türlü yola sokar, süründürürüm.
Aranıza fitne fesat sokarım, birbirinize düşürürüm kanlı bıçaklı olursunuz.
Telefonlarınızı dinletirim. İstersem bunu yapabilirim. Sizin bu hareketiniz,
açık başkaldırı olarak anlaşılır, ne yaptığınızı biliyor musunuz, bu
hareketiniz açıkça bir bayrak kaldırmadır. İstediğim takdirde, her
hareketinizden suç unsuru çıkarabilirim. Sicilinizi bozabilirim. Mesela, geriye
dönük bir yıllık mesaiye geç gelmenizden dolayı, ki bu bir dakika bile olsa
savunmalarınızı alır ve ceza vererek işlem yaparım. İstersem, bu şekilde de
işten atabilirim. Ben istersem, matbaadaki (Mustafa Öcal ve Fatih Mehmet Öcal’ı
kastederek) arkadaşlarınızı bir dakika bile Oda’da tutmam… Sizler, aldığınız 10
liranın 5 lirasını avukata cebinizden vereceksiniz, oysa ben, 3-5 tane avukat
tutar, gerekirse 500 milyar para harcar ve bunu Oda’ya ödettiririm. Mesela
bugün, TOBB’dan 2 tane avukat getirttim. Onlar da bu dilekçelerden hiçbir şey
çıkmayacağını söylediler. Mesela; maaşlarınızı zamanında ödemem, üç taksitte
öderim, ayın 20’sinde, 25’inde, 27’sinde öderim. Kredi kartlarınız faize girer,
çok zor durumda kalırsınız.’’

Adam
dediğini de hemen uygulamaya koydu. Konya Ticaret Odası’nın bu zamana kadar
uygulamadığı bir sürgün kararı aldı. 11 personeli Konya ilçelerine sürgüne
gönderdi. Sabahtan akşama kadar sürgüne gönderilen personel boş boş oturuyor.
Başlarında sorumlu oldukları bir amirleri yok. Konya Ticaret Odası Fuar
alanındaki hizmet binasına gönderdiği personelin bulunduğu odaya da kamera
sistemi kurdurttu. Bilgisayar üzerinden personel takibi yapıyor. Bu nasıl bir
kin ve düşmanlıktır ki; maaşlarını düşürdüğü personele yeni masraflar
çıkartıyor. İlçelere günlük gidip gelenler de var, orada ev tutanlar da.
Ailelerini taşıyanlar olduğunda başka bir ilçeye görevlendirme zevki de hazırda
bekliyor. Kim evini sürgüne gönderildiği ilçeye taşıyacak olsa, yeni bir
görevlendirilmeyle başka bir ilçeye gönderilecek.

Gülseren
Erceylan Hadim’e sürüldü, görev yeri olarak da belediyeden bir yer ayarlandı.
Mustafa Öcal Kadınhanı’na sürüldü, görev yeri belediye binası. Naci Tekin
Sarayönü’ne sürüldü, görev yeri Ticaret Borsası binası. Ömer Çetin Altınekin’e
sürüldü, görev yeri belediye binası. Mehmet Elma, Zekeriya Demir, Saffet
Sarışen Cihanbeyli’ye sürüldü, görev yerleri belediye binası. Fatih Mehmet
Öcal, Hasan Yalçın, Safinaz Güldest Kulu’ya sürüldü, görev yerleri Ziraat Odası
binası. Geçen hafta göreve giderken kaza geçirdiler, arabaları takla attı,
ölümden döndüler. Ali Usta Bozkır’a sürüldü, görev yeri bir belediye çalışanının
kendi özel iş yeri. Mehmet Gökyer, Abdullah Uyanık, Hasan Çiftçi Tekstil
Pazarı’na sürüldü; Hasan Güneş, Mustafa Özdemir Ayakkabı Sektörüne İş
Yetiştirme Merkezi’ne sürüldü. Mustafa Akgöl, Mehmet Altıparmak, İsmail Coşkun
Fuar Alanı Hizmet Binası’na sürüldü, denetimleri kamerayla yapılıyor. Sabit
Sayılır Arşiv ve Dökümantasyon memuru olarak bodrum kata sürüldü. İbrahim
Çakır, Mehmet Daban, Mustafa Yılmaz görev yerleri değiştirilerek tecrit edildi.
Sözleşmeli personel statüsüne geçmeyen ama Hüseyin Üzülmez hakkında suç
duyurusunda bulunmayan Abdurrahim Özdemir, Fatih Rastgeldi ve Fatih Özsoy odada
bırakıldı.

Personeli
ailesinden, çocuklarından ayıran bu zalimliğin faturası bununla da bitmiyor.
Sürgüne gönderdiği personelin işlerini yaptırmak üzere 40 tane yeni personel
almak zorunda kaldı. Sadece odaya yeni personelin maaş zararı 40 bin YTL. Kimin
kin ve nefretine karşılık, oda üyelerinin paraları kullanılabiliyor?

Hüseyin
Üzülmez hakkında suç duyurusunda bulunan personelin hastane sevk işlemleri ve
izinleri de durduruldu.

Hüseyin
Üzülmez, Hilton Otel’de bir kadınla yakalansa Konya ayağa kalkar. Allah zinayı
dahi affedebileceğini, kul hakkını affetmeyeceğini söylüyor. Üzülmez’in zulmü
tescillidir, daha nasıl başkanlık yapmasına yönetim kurulu üyeleri ve meclis
üyeleri müsaade edebiliyor?

Bera
Otel’de batmalara
devam mı diyeceksiniz, yoksa vicdanlarınız hesap mı sordurtacak? Karar
zamanı!… Yeni bir başkan adayı çıkarmalısınız. Size yakışanı yapma zamanı
geldi de geçiyor. Kendinizi yanına yakıştırdığınız hiç mi bir isim yok
içinizde?

Çocuğun
adını Hüseyin koymakla kimse Hz. Hüseyin olmuyor. Hüseyin değil, o bir
Yezid! 

Kaynak: Siyasetin Sesi

 http://www.kononline.com/haber.php?id=2198  ,20 Aralık 2008

 *        *        *        *        *        *        *


!!! TEMMUZ 2010’DA KONYA TİCARET ODASI VE
SOSYAL HAYATTAKİ ACI GERÇEKLERDE SON DURUM NEDİR !!!

1. Konya Ticaret Odası Başkanlığına 10 ocak
2009’da tekrar Hüseyin Üzülmez seçilmiştir. Hani 2-3 mahkemenin kararı yanlış
olabilir fakat 24 mahkeme kararını hiçe sayıp takmayan bir adam yeniden başkan
seçiliyorsa, halk yığınlarının “PARA VE GÜCE TAPMA” adetine sarıldıklarını
göstermektedir!

        Aşağıdaki alıntı söz de yalandır. Kimse
asrımızda düşüncelerini özgürce söyleyememektedir ! Halkın gözü önünde öyle
söylerler, sonra sinsi ve yıldırma planlarını yaparlar!

                                

BİRLİK BERABERLİK
İÇİNDE OLACAĞIZ

         KTO Yönetim Kurulu
Başkanı Hüseyin Üzülmez, “…Oda’mızın bu meclisi 4 yıl süreyle birlik,
beraberlik içerisinde çalışmalarını sürdürecek. Üyelerimiz düşüncelerini
özgürce bu kürsüden ifade edebilecek.”dedi. 

 KAYNAK:  www.huseyinuzulmez.com
, Temmuz 2010

          Hüseyin
Üzülmez yeniden” BAŞLIKLI HABERDEN

11 ocak 2009

 Selçuklu İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının nezaretinde
gerçekleştirilen seçimlerde 75 meslek komitesinde 397 meslek komitesi üyesi ile
161 kişiden oluşacak KTO Meclisi üyesi belirlendi. 75 meslek komitesinden
69’unu Hüseyin Üzülmez’in gurubu kazandı. 4 komitede Ali Sarı’nın gurubu galip
gelirken, 2 komitede ise bağımsızlar seçildi. Bu sonuçlara göre Konya Ticaret
Odası’nın 161 meclis üyesinden 148’i Hüseyin Üzülmez’in ekibinden oluştu. 13
üyelik ise Doğru Adım Hareketi Başkan Adayı Ali Sarı’nın grubu ve
bağımsızlardan oluştu.

 http://www.kononline.com/Huseyin_Uzulmez_yeniden_haber2229.html

          2. Yaklaşık 30 kişinin tanıklığında zalim
politikacıların gerçek yüzünü yansıtan şu konuşmayı Yüce Allah, Hüseyin Üzülmez
kuluna söyletmiş. İşte asıl acı gerçek bu ! Yeterli yetenek ve savaşçı ruha
sahip olmayan bir grup mücadele etse de zalimler geçici bir süre galip geliyor
! Güçlü münafıkları yenilmez ve ölümsüzlük vesvesesine iten de zaten halkın
korkuya esir olup, paraya tapmasıdır…

          “Ben bunu tarafıma savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Sizin
bu işiniz, yumurtanın kayayla çarpışmasına benzer. Ben, 30 yıldır savaşan bir
insanım, hiç yenilmedim, bu mücadeleden ben değil siz zararlı çıkarsınız. Neler
yapabileceğimi biliyor musunuz. Sizi her türlü yola sokar, süründürürüm.
Aranıza fitne fesat sokarım, birbirinize düşürürüm kanlı bıçaklı olursunuz.
Telefonlarınızı dinletirim. İstersem bunu  yapabilirim……

             NOT: Ey halkım,
kullanmadığınızda cep telefonlarının bataryasını çıkarın ve mafya babalarının
yaptığı gibi siz de önceden hazırladığınız şifreli cümleler kullanın !  

 3.
Mazlumlara Önemli Taktik:
Bir bürokrat, politikacı hakkını arayan birine, “Boşver,
bırak mücadeleyi, bu işi uzatma, bu işten siz zararlı çıkarsınız,boşuna
uğraşmış olursun! Gibi laflar ediyorsa ya bozuk düzenin köpeğidir ya da korkak
ruhlu birisidir! Ey halkım! Hakkınız ve onurunuz için ölümüne savaşacaksınız!
Yoksa hakkınızı alamadığınız gibi şerefinizi, ailenizi, insanlığınızı, her
şeyinizi kaybedersiniz !

            
Erdem savaşçıları, Allah’ın ayetlerinden, peygamber hadislerinden,
atasözlerinden, merhamet ve kul hakkından anlamayan köpek ve domuz karakterli
münafıklara ve zalimlere anladığı metotları uygulamalıdır ! Başta Konyalı zalim
ve münafıklar olmak üzere bütün zalimler korkun çünkü Mehdi a.s.’ın erdem
savaşçıları geliyor !!!

        4. Gerçek ve onurlu bir gazeteci ölümü
pahasına bile olsa gerçekleri savunur; dansöz gibi kıvırmaz !
 
Gafil ve korkak Müslümanlar, Rus gazeteci Anna Politkovskaya’ dan ibret alın !
Cesur ve aslan gibi kadınlara  bir örnektir !

        5. Konya Milli Eğitim Müdürü Halil ŞAHİN gibi mecazi
ibneleri, zalimlere hizmetkarları, kendi binasından bir MONİ, fırıldak gibi
adam diye belirttiği halde, onlarca kişi bakanlığa zulümlerini bildirdiği halde
devlet hala orada tutuyorsa yazıklar olsun, bu ülke elbette lanetlenir !

        
 İnşaallah Yüce Mevla size 40 günden fazla süre vermez ! İl Milli Eğitim
Müdürü seçecekseniz , Selçuklu’daki Mustafa ARICI dürüst ve mert biridir !
Doğru yolda olduğu sürece Allah c.c. ve azizler ona yardım eder. Politikanın
yalan ve hilelerine bulaşmadığı sürece, kul hakkı günahı boynuna yüklenmez!
Onun bu önerimizden haberi yoktur, kimse bağlantı kurmasın !

            
6. En büyük Hakim Yüce Allah’tan, Mürşidi Kamil’den ilham gelirse biz münafık
ve zalimlerden bazılarını halkın önünde ölümcül dövüşe davet edeceğiz !

        
Çünkü ey halkım bu adamlara kanun işlemiyor !  1 dakikada işi biteceği
halde, vatandaşlarımız aylarca,yıllarca çıkmaz sokakta deli tiyatrosu olan
bürokratik ve hukuki işlerle uğraşıyorlar ! Sonuç ancak % 5-10  başarı !

         
7. Az önce evliyadan himmet istedim; “Bu zalim ve münafıkların işi ne zaman
bitecek ?” diye. “Onların işini biz bitireceğiz!” diye ilham geldi.

İnşaallah En Büyük Hakim mazlumların dileğini kısa sürede kabul eder !

         
8. Ey halkım, Allah’ı şahit tutarak söylüyorum, zerre
kadar endişe den değil; teke teke bir münafıkla dövüşün zararı da şu: “Sen
yensen de yenilsen de, mücadele sürecin o anda biteceği ve çembere alınacağın
için, o akşam diğer zalim köpekler, “Ohh ya, şu iş bitti de, kurtulduk! Bizden
hırpalanan şu politikacı da acemiydi, zaten ondan da pek hoşlanmıyorduk, hadi
kadehlerimizi tokuşturalım!” diye pis eğlenceyi onlara yaşatmamak için
sabırlı  ve planlı olacağız !

         
DÜNYA CENNETİ VE GÜZEL SANATLAR

        
Hava  bugün açık, az bulutlu, beyaz bulutlar bazen ne güzel şekiller
oluşturuyor! Güneş hala bizi aydınlatıyor ve ısıtıyor. Mevla’ nın sanatından
harika eserler olan ağaçların yaprakları dans ediyor, aslında zikrediyorlar !
Aldığımız havaya, ışığa, sağlığımıza, bunca nimetlere şükredelim! Günde 5 vakit
namazı kılmaz ve hep dünya işleriyle uğraşırsak biz kurtuluşa eremeyiz ! Zaten
dünya işi bitmez, öldüğün günde dünya işleri devam edecek. İnsanlar bizi kabre koyup
birkaç gün sonra eğlence ve kahkahalarına devam edecekler! Bizim diğer Kainata
yolculuğumuzda namazlarımız ve okuduğumuz Kur’an arkadaşlık edecek! Bendeniz ne
yöne baksam Allah’ın muhteşem nimetlerini ve  güzel sanatını görüyorum.
İnsan olmak ve sağlık, yaşama sevinci ne güzel nimetler!

        
Derler ki bir insan Allah  katındaki değerini öğrenmek istiyorsa, kendinin
Allah’a ne kadar yöneldiğine, değer verdiğine baksın! Günlük yaptığın işlerde
Allah için ne yapıyorsun; para,mal,mevki,şöhret için ne yapıyorsun! Hepimiz
kabul ederiz ki işlerin % 90’ı para, mal, eğlence ve kısaca dünya içindir! Bil
ki hepsini burada bırakacaksın! Sadece ruhumuz yaptığımız işlerin karşılığı ile
gidecek!

        
Ne en küçük bir iyilik ne en küçük bir kötülük asla yok olmaz! Hepsi Korunan
bir Kitap’tadır. Nimetlerden sorguya çekileceğiz. Şu yaptığım iş Allah içindir.
Övgüye layık olan Kral  ve Evrenin sahibi  Allah’tır, halimizden
haberdardır ! Allah’ı seviyorum ve şu güzel varlıklar gökkuşağının renkleri gibi
!

        
Dertli, borçlu, hasta, zahmet vb. şeylerden kaçanlar aslında Allah ve O’nun
emrinden kaçıyor ! Engelli koşu gibi! Engelleri ve tuzakları geçemezsen
Cennet’e kavuşamazsın! Haydi gel, Sinbad gibi sevgi kervanında maceraya devam
edelim! Hoşça kalın !

        
Mücahid Tekin, 17 Temmuz 2010

 NEYİ ÖZLEDİM: Ekteki Power
Point Dosyasındaki gibi saf kalpli yiğit erkekleri, resimdeki gibi nur yüzlü ve
giyimli Müslüman kadınları özledim!

                           

KURABİYE HIRSIZI

                  

 
   
                             KURABİYE HIRSIZI

       Bir gece, kadının biri havaalanında bekliyordu.Uçağının kalkmasına daha epeyce zaman vardı. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp kendisine oturacak bir yer buldu. Kendisini kitabına kaptırmış olmasına rağmen, yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran paketten birer kurabiye aldığını fark etti; ne kadar görmezden gelse de.

       Bir taraftan kitabını okuyup kurabiyesini yerken, bir taraftan da gözü saatteydi. Kurabiye hırsızı kurabiyeleri yavaş tüketirken, kadının kulağı da saat tiktaklarındaydı; ama tiktaklar sinirlenmesini yine de engellemiyordu. Kendi kendine düşünüyordu; Kibar bir insan olmasaydım, şu adamın gözünü morartırdım!

       Her kurabiyeye uzandığında, adam da elini uzatıyordu. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca, Bakalım şimdi ne yapacak? dedi kendi kendine.
       Adam yüzünden asabi bir gülümsemeyle son kurabiyeye uzandı ve kurabiyeyi ikiye böldü. Kadın kurabiyeyi adamın elinden kapar gibi aldı ve, Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba adam; üstelik bir teşekkür bile etmiyor! diye düşündü.
       Hayatında bu kadar sinirlendiğini anımsamıyordu. Uçağın kalkacağı anons edilince, derin bir nefes aldı ve rahatladı. Eşyalarını topladı ve çıkış kapısına yürüdü. Kurabiye hırsızına dönüp bakmadı bile. Uçağa bindi ve rahat koltuğuna oturdu.

       Daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı. Birden gözleri şaşkınlıkla açıldı. Gözlerinin önünde bir paket kurabiye duruyordu! Çaresizlik içinde inledi;Bunlar benim kurabiyelerimse eğer; ötekiler de onundu ve benimle her bir kurabiyesini paylaştı! Üzüntüyle, özür dilemek için çok geç kaldığını anladı.
       Kaba ve cüretkar olan kurabiye hırsızı kendisiydi.

                                          SON 
       

              CANİLER VE SAPIKLAR DÜNYASIYLA YÜZLEŞME !!!

                   (DİKKAT ! 16 Yaşından küçükler için uygun değildir!)

   

            

        Şöyle güzel ve güneşli bir ilkbahar gününde parkta gezerken veya yeşil bir ormanda piknik yaparken dünyanın ne kadar korkunç ve tüyler ürpertici,  beklenmedik olaylarla dolu olduğu çoğu kimsenin aklına gelmez veya onları düşünmek istemez!

Geçen yıl önemli ve ilginç olayları araştıran kendim bile mahallemize bakarak içimden, “Sakin bir mahalle, pek şiddet olayı olmuyor veya görünmüyor!” diye düşündükten birkaç gün sonra abim ile yengem gündüzlerin uzun olduğu bir sabah, saat 6 sularında spor yürüyüşüne çıktıklarında, kar maskeli çevik kuvvet polislerinin bir apartmana çete üyelerini yakalamak için baskın düzenlediklerini görmüşler. Yani insan aklından, “Dünyanın 1001 çeşit hali var!” fikri hiç çıkmamalıdır. Alışkanlıklardan kaynaklanan sabit fikir yanılgısına düşmemek gerek!

Çağlar öncesinde insanların kurban edildiği, kocası ölen kadınların yakıldığı, kölelerin mal gibi alınıp satıldığı dönemlerden bugüne vahşilik açısından pek bir şey değişmemiştir! Günümüzde de başta Avrupa olmak üzere ölüm cezasını, aslında Allah’ın “cana can, dişe diş, göze göz…” ilahi hükmünü beğenmeyen veya uygulayamayan hukuk sistemine sahip ülkeler, seri katillerin ve sapıkların artmasına neden olmuştur!

“Ed Gein” gibi anormal derecede ürkütücü seri katilleri ve sapıkların hikayelerini anlayınca ABD gibi ülkeler elektrikli sandalyeye oturtmasın da ne yapsın! Orta yaş kuşağında olanlar hatırlayabilirler; yıllar önce müfettiş Kruzo’nun maceralarını konu edinen dizi yayınlanırdı. Onun Çinli bir hizmetkarı vardı. Ona demişti ki, “Ben eve gelince, saklandığın çeşitli yerlerden bana saldır, reflekslerim gelişerek duyarlılığım artsın!” Böyle bir dünyada faydalı bir metot! İnsanlar nazlı ve tecrübesiz yetişmemeli ! Korkak ve mıymıntı evlatlar ve arkadaşlarla hayatta neyi başarabilirsiniz !?

Size gerçek hayat hikayelerini anlatan korkunç 3 sinema filminin konusunu incelemenizi tavsiye eder, hafızanızda unutulmaz tecrübe olarak kalması için de mümkünse izleyebilirsiniz !!! Zararlı yönü de olabilmekle beraber hayati önem açısından faydası, zararından çoktur ! Şarabın ise zararı faydasından çoktur! Bu yüzden haramdır !

Hayatta hep ilkbahar ve yaz mevsimini yaşamak isteyenler, romantizm düşkünleri, böyle savaş, cinayet, felaket ve korkunç şeyleri duymak istemezler ! Yaşam, iyi ve kötü olaylardan oluşan bir mozaiktir. Acı gerçeklere kulak tıkayıp yüz çevirenler, Dünya yuvarlak olduğundan ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, isterse zikzak şeklinde, başladığı noktaya bir gün döner ! İnsanoğlunun öğrenmesi gereken gerçekler vardır; bir de öğrenip te yapması gereken iyilik ve yardımlar vardır !

Müslümanlıkta her gün okunan dualar vardır. Bir Müslüman bazı günahları olsa bile, kötülüklerine pişmanlık duyar ve kendini kontrol etmeye çalışarak dua ederse, böyle kullarına Yüce Yaratan hafif cezalar verir veya affeder!

Allah’ın hükümleri hep insanlığın faydası içindir; fakat dinleyen ve uygulayan insanlık nerede?

Belki de yakın bir gelecekte Dünya sularla ve ateşlerle kirlerinden, sapıklardan, yoldan çıkmışlardan ve gazaba uğramışlardan temizlenecek ! Esenlik ve dualarla…24 Ocak 2009

 

1-ED GEIN… (AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ)

 

AMERİKA’NIN İLK SERİ KATİLİNİN TÜYLER ÜRPERTİCİ GERÇEK HİKAYESİ

1907 doğumlu en az 15 kişinin ölümünden sorumlu bir seri katil: Ed Gein..1957 yılında seri katil olduğu ortaya çıktığında bütün ulusu sarsacak bir şekilde şoka uğratmıştır. Ed Gein, 1950’li yıllarda Wisconsin’in Plainfield kasabasında yalnız yaşayan utangaç bir çiftçidir. Gençlik yıllarını seksin büyük bir günah olduğuna inanan dindar annesiyle geçirmiş, onun ölümünden sonra kadın vücuduna merak sararak, anatomi konusunda araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalardan öğrendiklerini mezarlıklardan çaldığı cesetler üzerinde uygulamaya başlamıştır.bir süre sonra daha büyük merakla ve kana susamış bir şekilde canlı kadın bedenleri isteyen Ed Gein, kurbanlarını genellikle annesinin öldüğü yaştan (55) seçmiştir. Cesetlerle cinsel ilişki ve yamyamlığın dışında derilerinden elbise dikme, duvarları bu derilerle kaplama gibi sapıklıklar da gösteren katil,1957 yılında yakalandığında evinde bir ayakkabı kutusu dolusu üreme organı, duvarlara asılmış kadın kafaları yenmek için ayrılmış iç organlar bulunmuştur. Yaşamının son yıllarını akıl hastanesinde geçiren Ed Gein, 77 yaşında kalp yetmezliğinden ölmüştür.

KAYNAK 1: http://urun.gittigidiyor.com/ED-GEIN-URPERTICI-GERCEK-DEHSET-VERICI_W0QQidZZ4919776

KAYNAK 2: http://www.korku.org/index.php?news=ed-gein

*        *        *        *        *

* “Öteki sinema” ile ilgilenip de Ed Gein’in hikayesini herhalde bilmeyen yoktur. Hastalıklı derecede zorba bir annenin demir yumruğu altında kişiliği bozuk bir insan müsveddesine dönen Ed Gein, annesinin ölümüyle beraber 50 yaşında antisosyal ve tek başına, yapayalnız, zavallı bir insancık olarak kalakalır. Yavaş yavaş yalnızlıktan ve anne özleminden iyice delirir ve 1 sene sonra annesini mezardan çıkarıp evinde saklamaya karar verir. Bir dizi sapkınlık, ölü sevicilik ve katilliğe kadar giden korkunç yanlış bir oyun başlamıştır artık…

Oedipus Kompleksi ve “çocuklarını demir bir yumrukla kendi emirleri altında tutan anne babaların dehşeti”ni yansıtan bu hikaye, insanoğlunun sosyal yapısının çekirdeğindeki aile kavramının içinde saklı korkunç bir hastalığı su yüzüne çıkardığı için herkesi derinden etkilemiştir. Bu sebeptendir ki üzerine türlü sinema başyapıtları yapılmış, bu korkunç hikaye adeta mitoslaştırılmıştır.

http://www.otekisinema.com/?tag=ed-gein

 

Yönetmen: Chuck Parella


Oyuncular: Steve Railsback,Carrie Snodgress

Film Yapım Yılı: 2000

Yapım: 2004 ANS Uluslar arası Yapım Yayın Reklamcılık A.Ş.

 

Ve 2004 Palermo Film Ltd. Şti.

*        *        *        *        *

2-A

Teksas Katliamı (The Texas Chainsaw Massacre)

(AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ)

            20 Ağustos 1973 günü güvenlik güçleri, Teksas Travis Country’deki mezbahalardan birisinde çalışan Thomas Hewitt’in çiftlik evine bir baskın düzenlediler.
            Polisler bu meşum çiftlik evinde 33 kişinin doğranmış cesedi ile karşılaştılar. Kurbanlarının yüzülmüş derilerinden bir maske takan, ve “Deriyüz” olarak bilinen testereli katilin yarattığı dehşet gazetelere “Teksas Katliamı” olarak yansıdı. Bugün bile üzerindeki esrar perdesi tam olarak aralanamamış bu korkunç olay tüm zamanların bilinen en korkunç seri cinayeti olarak biliniyor. Yetkililer ölü olarak ele geçirdikleri deri maskeli bir adamı cinayetlerden sorumlu tutarak davayı kapattılar. İlerleyen yıllarda meydana gelen olaylar, polisin tüm soruşturmayı büyük bir beceriksizlikle yürüttüğü ve gerçek katilin asla yakalanamadığı şüphesini doğurdu.
            Bu korkunç cinayetlerin bilinen tek tanığı ilk kez sessizliğini bozdu ve ıssız Teksas otobanında beş gencin yaşadığı kabusun iç yüzünü anlattı.

Sinema tarihinde benzeri görülmemiş bir başarı kazanan ilk filmin ardından Teksas Katili bir kez daha iş başında.
            Teksas Katliamı’nın 1974’te çekilen orijinal versiyonu, kanı donduran gerçekçi sahneleri sayesinde izleyenleri şok etmiş ve inanılmaz bir başarı elde etmişti. Gerçek olaylara dayanan bu korku hikayesi, türünde bir çok filme öncülük etmiş, tüm zamanların en iyi korkularında sayılıyor. İlk film 150.000 dolar gibi mütevazı bir bütçe ile kotarılmış olmasına karşın benzeri görülmemiş bir başarı kazanmış ve 100 milyon doların üzerinde hasılat yaparak sinema tarihinin en önemli kült filmlerinden birisine dönüşmüştü.
            “Deri Surat” şeytanı ifade eden bir ikon olarak popüler kültürde yerini alırken, ilk film yapım bütçesinin yüzlerce kat üzerinde gişe yaparak sinema tarihinin ticari açıdan da en başarılı filmlerinden birisi olmuştu. Armageddon, Ada, Pearl Harbour filmlerinin yönetmeni Michael Bay’in yapımcı koltuğuna oturduğu bu yeniden çevrim de ilk film gibi büyük beğeni ile karşılanmış ve Amerika’da onbinlerce seyirciyi sinema salonlarına çekmişti.

            Filmin Künyesi
Yönetmen: Marcus Nispel
Senaryo: Kim Henkel, Tobe Hooper
Yapım: ABD
Dil: İngilizce
Süre: 98 dak.
Dağıtım: Bir Film

Yapım Yılı: 2003
            Oyuncular:
Jessica Biel, Jonathan Tucker, Erica Leerhsen, Mike Vogel

http://www.ntvmsnbc.com/news/377811.asp ;

Ocak 2009

2-B:

Teksas Katliamı

The Texas Chainsaw Massacre

Sene 1969. Vietnam Savaşı başlar. ABD’nin ölü sayısı felaket boyutlarında, kayıpları ölçülemez niteliktedir; askeri mekanizmayı beslemek için gençlere askere çağrı belgeleri yağmaktadır. Sıra 18 yaşındaki Dean Hill’e gelir. Ama Dean henüz yoklamaya gidemeden, Vietnam’daki görevinden yeni dönmüş olan ağabeyi Eric, Dean’e bir sürpriz yapmaya karar verir. Kendisini çok seven nişanlısı Chrissie’nin tüm endişelerine rağmen, Eric çok sevdiği Deniz Kuvvetleri’ne tekrar kaydolarak ne yapacağını bilemeyen erkek kardeşine göz kulak olmayı planlar.

Ne yazık ki, Dean’in planları Eric’inkiyle uyuşmamaktadır. Dean’in niyeti basittir: Askere çağrı belgesini bir kenara bırakıp, kararlı kız arkadaşı Bailey’yle Meksika’ya gidecektir. Ama her iki çift de karşılarına çıkacak gerçek savaşın ne olduğunu bilemeden, son bir büyük eğlence için Teksas’a giderler. 

Yolculuklarının başlamasından kısa bir süre sonra, dört genç, saldırgan motosikletçiler Holden ve kız arkadaşı Alex tarafından korkutulurlar. Alex grubun cipini takip ederken ciddi bir kaza yapmalarına yol açar ve Chrissie araçtan dışarı fırlar. Alex yaralı üçlüyü soymaya çalışırken, Şerif Hoyt olay yerine gelir ve her şeyi alt üst eder. Chrissie yakındaki bir çalılıkta saklanarak, şerifin bilinmez bir nedenle arkadaşlarını tartaklamasını ve ardından polis arabasının arkasına geçmelerini emredişini izler.

Chrissie’nin bilmediği şey, Hoyt’un onları Hewitt ailesinin evine götüreceğidir. Burada, gençleri, Hoyt’un sonradan Leatherface olarak tanınacak korkunç canavara dönüşmek üzere olan yeğeni Thomas ile Hewitt ailesinin diğer üyeleri beklemektedirler. Chrissie, ailenin sevdiği insanlara yaptıkları korkunç şeylere tanık olur ve yaşamaları için tek umutlarının kendisi olduğunu anlar.

http://sinema.milliyet.com.tr/Film.aspx?FilmNo=1365 ;

Ocak 2009

 

*          *          *          *          *

2-C

Teksas Katliamı

İki kardeş savaşa gitmeden önceki son hafta sonlarını geçirmek üzere kız arkadaşlarıyla birlikte plan yaparlar. Aynı zamanlarda Texsas’ın küçük bir kasabasında tek geçim kaynağı olan bir mezbaha çevreyi rahatsız ettiği için kapatılmak üzeredir. Bu mezbahada çalışanlardan biriside akli dengesi bozuk, psikopat Thomas Hewitt’dir (Leatherface). Hewitt’in ustabaşını öldürdüğü sıralarda bu iki kardeş ve kız arkadaşları ıssız otoyolda bir kaza yaparlar. Çok geçmeden kaza yerine gelen şerifin gerçek şerif olmadığını, gerçek şerifinse Leatherface tarafından öldürüldüğünü anlayacaklardır. Burası ıssız bir kasabadır ve ortada olanları fark edecek kimseler yoktur. Şimdi gençler öldürme yeteneğini geliştirmek üzere eğitilen Leatherface, kız kardeşi ve bunak amcaları Monty ile başbaşa kalmışlardır.

http://www.geyikhane.biz/forums/f216/teksas-katliami-izleee-12277/

Ocak 2009

*          *          *          *          *         

2-D

Teksas Katliamı

            1973’te Amerikan Tarihi’nin en korkutucu ve tüyler ürpertici olaylarından biri yaşanır. Beş genç arkadaş Texas’ın terkedilmiş, küçük bir şehrinde ortadan kaybolurlar. Onlardan hiç haber alınamaz. Bu korkunç olay, bugün bile çözülememiştir…

            Bir belgesel film yapımcısı, üzerinden yıllar geçmesine rağmen yaşanan bu katliamın izini sürmektedir. Çünkü o Teksas katliamının hayatta kalan tek kişisidir. Korku içinde yaşanan otuz yıldan sonra, bu kadın birdenbire ortaya çıkacak ve gerçekten neler yaşandığını anlatacaktır. Bu film yapımcısı üç yıl süren araştırmalarını bir filme kaydetmektedir. Bulunan bütün belgeler Şerif’in odasındaki dolapta kilitli durmaktadır. Bunlar 73’te yaşanan katliamın gerçek sahneleridir…

            Dedektifler kanıtların ardından iz sürerler. Bu onları katliamın yaşandığı evin bodrumuna götürür. Bu sırada korkunç bir görüntüye sahip ve insan derisinden yapılmış berbat bir maske taşıyan cani, iki araştırma görevlisini korkunç bir şekilde öldürür. Bütün bu cinayet işlenirken herşey filme alınmış ve bir kanıt olarak kalmıştır. Suçlar işlenmiş ancak cani yakalanamamıştır.

http://www.sinematurk.com/film.php?action=goToFilmKeywordsPage&filmid=15375&type=film#konu ;

Ocak 2009

         

3- Kurt Kapanı (Wolf Creek) (AVUSTRALYA)

“Wolf Creek – Kurt Kapanı” Avustralya’nın terk edilmiş bölgelerinde yaşanan gerçek olaylara dayanmaktadır.

Avustralya’da her yıl 30,000 kişi kayboluyor.

% 90’ı bir ay içinde bulundu.

Diğerlerinin izine bir daha hiç rastlanmadı…

2005 Sundance Film Festivali’nde, film, cesur, hipnotize edici bir görsel gerilimle, dayanılamayacak ölçülere ulaşan bir korku filmini harmanlamış bir yapıt olarak yorumlandı.

FİLMİN ÖYKÜSÜ
Olaylar, üç üniversite arkadaşı olan, Liz, Kristy ve Ben’in, tatil için Wolf Creek Ulusal Parkı’ndaki gizemli meteor kraterini görmek üzere parka gitmeleriyle başlar. Geri döndüklerinde arabalarının çalışmadığını görürler. Hiç kimsenin olmadığı bu dev, boş alanda çaresizce kendilerini kurtaracak birilerini beklerler.

Hava kararmaya başladığında, oranın yerlisi olan bir adam (Mick) gençleri kamyonuyla kurtarır. Sabah olduğunda, Mick’in, arabalarını tamir etmek ve onların gitmelerine izin vermek gibi bir niyeti olmadığı gerçeği ortaya çıkar. Üç arkadaş bir kaçış yolu ararken, inanılmaz, vahşet dolu gerçekle yüz yüze gelirler.

YAPIM HAKKINDA…
Film, yazar ve yönetmen Greg McLean’in korku türünü tekrar kavramlaştırmak istemesiyle ortaya çıktı.

Düşünce tohumları büyüdükçe, sinemanın hayal edebileceği her şeyden çok daha soğuk bir gerçeklikten köklenmeye başladı. “Filmin tretmanını yazmaya başladığımdan bu yana altı yıl geçti” diyor McLean ve ekliyor “Gerilim kavramıyla ve Avustralya’da yaşayan bir karakter fikriyle başladım. “Crocodile Dundee” ‘deki klasik Avustralya yerlisi figürünü yerle bir edecek bir karakter yaratmak istedim. Seneler içinde Avustralya’da meydana gelen birkaç gerçek olay duydum. Bunlardan biri, Ivan Milat adlı otoyolda otostop yapanları alıp, onlara ormanda korkunç şeyler yapan bir seri katildi. Bu olay bir çok açıdan çok etkileyiciydi çünkü tüm gerilim ve korku unsurlarını, benim ele alabileceğim tüm diğer şeylerden daha iyi vurguluyordu. Bu dava, Mick Taylor karakterinin neler yaptığı, geçmişinin nasıl olduğu gibi konularda belirleyici oldu.

Son zamanlarda gene benzer bir olay olan Bradley Murdoch davasında katil, Batı Avustralya’da yaşayan oto yollarda bozulan arabaları çekmek bahanesiyle iki İngilizi kaçıran, adamı vuran ve kadına tecavüz eden benzer bir karakter.” [ 12/1/05 itibari ile, bu dava hala Avustralya’nın kuzeyinde sürüyor.]

Bu olaylar Avustralyalıları şaşırtırken, yabancıları da korkutuyor. Cinayetler şiddet, vahşet ve korku içeriyor ve soğuk kanlılıkla planlanıyor. Dünyanın en güzel plajlarına sahip olan Avustralya, bir anda ruh hastası, yalnız adamlarının akıllarında cinayet fikriyle otoyollarda dolaştığı ve evlerinden uzak turistler aradıkları bir yere dönüştü.

Filmin künyesi
Yönetmen : Greg McLean
Senaryo : Greg McLean
Süre: 99 dk.
Tür: Gerilim
Dağıtımcı: Medyavizyon

Oyuncular:
John Jarratt, Cassandra Magrath, Kestie Morassi, Nathan Phillips, Gordon Poole, Guy O’Donnell
Yapım : 2005 Avustralya

Web Sitesi: http://www.wolfcreekthemovie.com

 

KAYNAK: http://www.ntvmsnbc.com/news/368309.asp

*        *        *        *        *

4- SATANİSTLER 4 KİŞİYİ KESİP, YEDİLER!! (RUSYA)

Rusya’da 8 şüpheli satanist, bölge sakini 4 Rus gencini bıçakla öldürüp cesetlerini yedikleri gerekçesiyle tutuklandı.

 

Rusya polisinin açıklamasına göre, yaşları 16-17 arası olan 4 genç, ayrı ayrı tuzağa düşürülerek Volga Nehri yakınlarında kırsal bir kesimde bulunan kır evine getirildiler. Üçü kız, biri erkek olan kurbanlara, önce zorla içki içirildi.

Ardından satanistlerin ayini olarak her kurban 666 kez bıçaklandı. Satanistler, kır evinin yanındaki ağacın altında ateş yakarak kurbanların parçalarını pişirerek yediler.

 

http://www.habervakti.com/detay.asp?id=55576&kat=Toplum ;

 

9/12/2008

*      *      *      *      *

5- SERİ KATİLE İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULANDI ! (TÜRKİYE)

Anne ve babası çalıştığı için gündüzleri evde tek başına kalan Vedat Karabulak’ı (8) 6 Temmuz 2005’te Beylikdüzü’ndeki evlerinde öldürdüğü belirlenen Deniz Yağmur, Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde son kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, sanığı suçlu bularak ağırlaştırılmış ömür boyu hapse çarptırdı. Mahkeme, duruşmadaki iyi halini dikkate alarak sanığın cezasını ömür boyu hapse çevirdi. 2002 yılında işlediği bir cinayetten aldığı 10 yıl ağır hapis cezası 6 yıl 8 aya indirilen ve Şartlı Salıverme Yasası’ndan tahliye edilen Deniz Yağmur’un, Beylikdüzü’ndeki cinayetin ardından biri 15 yaşında çocuk olmak üzere 4 kişiyi daha öldürdüğü belirlenmişti.

 

KAYNAK: Hürriyet Gazetesi; 18.01.2008 

                                  

                     

             MİLYONLARCA KİŞİ TEBLİĞ YAPIYOR; DÜNYA, HÂLÂ AYNI BOZUK DÜNYA!

* Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama hiç kimse önce kendisini değiştirmeyi düşünmez. (Leo Tolstoy)

* Kötülükten kaçmayan âlim, ışık tutan bir kördür, doğru yolu gösterir, kendi göremez. (Şeyh Sadi-i Şirazî)

            DÜŞÜNCE SORUSU:

*Deniz suyu tuzlu olduğu halde, balıklar neden tuzsuz ve biz tuzsuz balıkları yediğimiz zaman neden çok susuyoruz?

     İşte kendimizi düşünmek ve nefs muhasebesi yapmak ta böyle zincirli  ve denklemli sorulardan oluşuyor ve biz kendimizi çözmeliyiz !

     İnsanların 2 yönü varmış: 1. Dünyaya göstermek istedikleri yönü. 2. Saklamak istedikleri yönü. Öğretmenler, imamlar, gazeteciler, yayıncılar, dedikoducular, hilekar politikacılar ! Tamam, bizim dinimizde günah çıkarmak, günahlarımızı papaza sayıp dökmek yoktur da, o halde niye başkalarının hukuki ceza gerektiren büyük suçlar hariç küçük ve orta hatalarını dedikodu yapıp etrafa yayıyor ve kendi günahlarınızı saklıyorsunuz !? O halde, Hz. Mevlananın buyurduğu gibi, Kusurları örtmekte gece gibi ol! Belki insanlar düzelir, ölmeden önce gerçekleri anlamak nasib olur !

     Bir mürşid buyurmuş ki, Güller de ahir zaman sufileri gibi, kokuları yok!

     Evet bize yalan ve hilelerden bulaşmış ! Faiz ve haram bulaşmış, bereket kalmamış; televizyonda, internette, plajda göz zinasına maruz kalmışız; kimimiz rüşvet vererek işlerini yapıyor; kimimiz torpil yaparak başkalarının hakkını yiyor; kimimiz para ve dünya sevgisinden gerçekleri ve haklıları savunamaz olmuşuz; zekat ve sadakayla yoksullara yardım edip gerçek sosyalist dayanışma yok olmuş, aptallık ve angarya olarak görülmüş; evimizde, kurumumuzda bin türlü bozukluk dururken âleme herkes öğüt ve nizam verir olmuş !!!

Var mı içinizde cesur yiğitler; adıyla, sanıyla, mesleği ve şehriyle bize inandığını ve desteklediğini gösteren ? Dediğimde, hayalet gibi yaşayan değil, canlı ve ışıl ışıl gözlerle insanca yaklaşan ve iletişim kuran? BEKLİYORUZ CEVAPLARINIZI !!!

Çok söz, ahmak işiymiş! Bunca öğretmen, gazeteciler ve televizyoncular sayfalarca, saatlerce anlatıyorlar da halk bir şey anlamıyorsa, halkta da ahmaklık vardır, anlatan yarı beyaz yarı siyah tebliğcilerde de ahmaklık vardır, bende de vardır ! Yani bir noksanlık var, bir yerlerde! Görüntüler güzel, diller güzel, sesler güzel de sanki Ruhun ışığı yok ! Öyleyse ruhun ışığını arayalım !

Hasan Karakayanın köşesi AYNA sadece topluma mı bakıyor, kendimize baktığımızda ve siyah nokta gördüğümüzde aynayı kırmak veya satmak mı istiyoruz ? Olgun insan, övüldüğü veya yerildiği zaman hâli değişmeyen kimsedir ! vecizesini yaşayan kaç kişi veya kurum var? Allah için bildirin. Burada bir esnaf arkadaşın kulağını çınlatalım. Bir gün, ara sıra sohbet edip uğradığımız esnaf arkadaşa: Ya usta, şu şehirde güvenilir esnaf ve tüccarların bir listesini çıkaralım! dediğimde, Valla, en iyi bildiğim kendim; bana bile güvenme! dedi. İşte öz eleştiri! Artık ne diyelim ! Biz ailede, kurumda, fabrikada muhalif görüş bildireni, farklı bakış açısına sahip olanı sürgüne mi göndermek istiyoruz? Aynada kendimize bir bakalım, orada yüzümüz nasıl görünüyor ! Her gün, her hafta , her ay nasıl değişiyor? Bazen çıkar için kötülerin  avukatlığını mı yapıyoruz ? Biz iyiliksever insanlık ve adalet istediğimizde; Yüzyılın Fırtınasında kasabadan ayrılan kasaba şerifi gibi mi oluyoruz ? Gazeteden dışlanan Selahaddin EŞ (ÇAKIRGİL), ve bendeniz kendi çevremde , Gerçek Evren varlıkları arasında değil, sadece görünen halk arasında yalnız süvariler olarak yolumuza devam ederiz ! Alemlerin Rabbi Allah c.c., vekil ve dost olarak yetmez mi? Elbette yeter !

Anlaşılan şu ki; Mevlanaların, Yunusların, Hacı Bektaşi Velilerin bulunmadığı yerlerde, kurumlarda bize huzur yok! Herkesin istediği, bir dalkavuk, iltifatlar yağdıran bir Evet,Efendim!ci ve sonra uçuruma yolculuk !

     Yani sonuç olarak, görünüşe göre, görünüşte yapılan işlere göre de insanları tanıyamazsınız! Gönül gözünden gerçekleri görmek ve anlamak lazım! İşte 22 yıl ABDde FBI ajanı olarak Rusya KGB hesabına çalışan casus Robert Hanssen ve çıkar amaçlı organize suç örgütü üyesi olmakla suçlanmış Selçuk Üniversitesi rektörü Prof.Dr.Süleyman Okutan; tanıyabilmişler mi? Görünüşte ne kadar kibar,çalışkan, iyi görünümlüler! Kısa sürede anlayabilmişler mi, hayır ! Nice insanlar gördüm, elbiseleri yoktu; nice elbiseler gördüm, içinde insan yoktu! (Hz.Mevlana)

Demek ki marifet lazım, azizim! Allaha emanet olunuz, Allah c.c., size nimetin tamamını, devamlı afiyet ve güzel bir son nasib etsin! Buğday (para ve mal) yerine, (önce) erenler himmeti istemek erdemdir ! Selamlarımla.

 

Mimoza33; 13.12.2008 Cumartesi

Web Sitemiz: http://kardelenkutuphanelibrary.spaces.live.com