Category: Sağlık


THE CONNECTION BETWEEN
CIGARETTE AND GENIES:

ENGLISH SUMMARY OF ARTICLE: There is
connection between smoke of cigarette and genies. Therefore if someone
doesn’t
smoke , He/she doesn’t go into the influence of genies !  The
more people smoke, the more they captivate
humans ! The smoke of cigarette is nutrient for genies. In other words,
the
life without cigarette, is release from spiritual  troubles!

(SİGARA DUMANI İLE CİNLERİN
BAĞLANTISI !..)

SİGARA VE İÇKİNİN BEYNE
ZARARI

İçki
ve sigara
hakkında da bir kaç hususu açıklamaya çalışalım:İnsanın ölüm ötesi ebedî
hayattaki mertebesi, derecesi, şu andaki, dünyadaki beyin kapasitesine
bağlıdır
dedik. Ne kadar yüksek kapasitede, beyin hücrelerini çalıştırır, ne
kadar bu
yolla «ruhuna» yâni «dalga bedenine» enerji ve ilim depo ederse, ölüm
ötesi
yaşamda sermayesi o kadardır, dedik.

Peki…
İçki
ve sigara beyinde ne tesir oluşturuyor?..

Beyin
hücrelerini
uyuşturuyor!..

Beyin
hücreleri
arasındaki bağlantıları (snapsları) tıkıyor!.. Bunlar arasındaki
bioelektrik akışını engelliyor!..

Neticede
siz,
kendi elinizle, hapsolduğunuz hücreden çıkmak için verilmiş olan
anahtarın
dişlerini günden güne mahvederek, kendi kendinize en büyük kötülüğü
yapmış
oluyorsunuz.

Tam
bir
noktaya geliyorsunuz, işin püf noktasını kavramak ve ona göre kendinize
yön
vermek durumundasınız. Pat diyor kafanız duruyor!.. Ne yapsanız boş!..
Çünkü o
olayı çözümlemek için beyninizin ilgili hücrelerini devreye sokacak
snapslar
içtiğiniz sigaranın içindeki bir takım maddeler yüzünden tıkanmış!..

Ya
da o
hücreler aldığınız alkol dolayısıyla iş göremez hale gelmiş!.. Üstelik
beyin
hücreleri yenilenmez de!..

Çok
kısa
süreli zevkler için, milyarlarca sene sürecek yaşantınızın sermayesi
olan
beyninizi harcayıp durmak!..

Eline
geçen
bir torba altını, çıkardığı ses hoşuna gittiği için denize atan kişi
gibi
yaşamak!..

Şayet
akıllılık
bu ise buyurun devam edin!.. Ama unutmayın ki, bunun zararını
gelecekte asla telâfi edemiyeceğiniz bir biçimde çekeceksiniz.

KAYNAK: İnsan ve Sırları, Ahmed
Hulusi, Ferşat Yayınevi,

İstanbul 1988

      Kitabın Web Adresi: http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/insan/

      

  “ RUH İNSAN CİN” ADLI
ESERDEN SİGARA VE CİNLERİN ETKİSİ BÖLÜMÜ

       Tasavvuf
önce
"nefis mücahedesidir"
!..
Bu da Hz Rasûlullah`ın "Küçük cihaddan büyük cihada
dönüyoruz"
ifadesinde açıklanmıştır…

     GERÇEK
böyleyken; tasavvuf ehli olduğunu
söyleyen sayısız insan ve onların süper mürşidleri SİGARA içmeden
duramamaktadırlar
!..

         Bir
SİGARAya karşı nefis mücahedesi
olmayan kişi, nerede kaldı, daha hassas konularda mücahede yapacak ve
veli
olacaktır…

 

       CİNlerle
ilgili pek
çok eserde yazılı olduğu gibi CİNlerin
gıdası kokudur!.. CİNlerin en çok sevdikleri koku da SİGARA kokusudur

       Sigara
içen bir kişiyi buldukları zaman,
artık kolay kolay onun yanından ayrılmazlar ve onun peşini de
bırakmazlar.
Kişinin sigara bağımlılığının artmasında en büyük faktör CİNlerdir.

       CİNler,
sigaraya yönelik bir kişi buldularmı, hemen onun
içine sıkıntı verecek şekilde beynine bir sinyal yollarlar… Kişi bu
sıkıntı
ile hemen bir SİGARA yakar!..

       Dumanlarını
üflemeye başladıktan kısa bir süre sonra
içindeki sıkıntı kesilir!.. Çünkü, yanındaki CİN, o dumandan
gıdalanmaya
başlamış ve onun içine sıkıntı veren etkileri göndermeyi kesmiştir…
Böylece o
kişi sigarasını bitirir ve bir süre rahatlar…

         Sonra
yanındaki CİN tekrar SİGARA kokusu istedi mi gene
beynine içinde sıkıntı oluşturacak bir impuls yollar ve o kişi de elinde
olmayarak tekrar bir sigara yakar… Ve bu durum böylece devam edip
gider…

         Eğer,
böyle devamlı SİGARA içen bir hoca
veya mürşit … yanına giderseniz, hemen Kur`ân-ı Kerim`in Sâd sûresinin
41, Mü`minun
sûresinin 98, 99 ve Saffat sûresinin 7`inci âyetlerindeki dualara devam
ediniz…

       Göreceksiniz
ki, bu duaya devam suretiyle beyninizin
yayacağı belli dalgalar o kişinin ilişkide olduğu CİN ile
ilişkisinde
kopukluk oluşturacak ve bu yüzden karşınızdaki kişide bazı dengesiz söz
ve
davranışlar ortaya çıkacaktır.

      Ayrıca,
Ruh çağırma celselerinde, CİNci,
falcı hocaların yanında da bu duayı okursanız, bunun böyle olduğunu
görerek
söylediklerimize kesinlikle inanabilirsiniz. Evet bu âyetleri okunuşu
gibi
yazıyorum:

       "Rabbiy
enniy messeniyeş şeytânu
binusbin ve azâb. Rabbi euzübike min hemazâtiş şeyâtıyni ve eûzübike
rabbi en
yahdurun… Ve hifzan min külli şeytanin marid."

       "Evliyaullah`ın asla SİGARA
içmediğini"
asırlar
önce
yazmış olduğu "EL İBRİZ" (saf altın) isimli kitabında
anlatan Seyyid Abdulaziz Ed Debbağ; mânevi yöneticiler
topluluğu
olan "DİVAN ehlinin" de kesinlikle SİGARA
içmediklerini
açıklamaktadır.

        "RİCAL-İ
GAYB"
denen evliyaullah`ın asla  SİGARA
içmemesine
karşın, CİNNİ olan kişilerin hemen tamamının SİGARA
müptelâsı oldukları, gözlemlerimiz arasındadır.

Bu
sebepledir ki, "CİN" adıyla anılan bu
görünmez varlıklardan uzak kalmanın en başta gelen tedbiri SİGARAdan
uzak
durmaktır…

KAYNAK: Ruh İnsan Cin, Ahmed Hulusi,
Kit-San Yayınları, İstanbul 1991

  *Kitabın Web Adresi: http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/ruh

   KARDELEN KÜTÜPHANE
LEVHASI

·       
Gerçeğin yolu geniş
bir caddeye benzer, bulunması güç değildir; güçlük, insanların onu
aramamasından kaynaklanır. (Konfüçyüs)

     
(The
way of truth resembles a broadway ;
it is not difficult to find it! The  

     
difficulty arises from that people don’t look for it !  (Confuchius)

·       
Sonra biz Allah’tan
sakınanları kurtarırız
; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada
bırakırız.
(Kur’an:Meryem S.,72)

·       
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah
azizdir,
hakimdir. (Kur’an, Fetih S.,7)

  ·       
Yoksa siz Allah içinizden cihad edenleri
belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan Cennete gireceğinizi mi
sandınız?

(Kur’an,
Âl-i İmran S. 142)

  ·       
Ve “Şâyet biz (gerçeği) dinleseydik ve
düşünseydik,
elbette bu alevli cehenneme girenlerden olmazdık!” diye ilave ederler. (Kur’an: 67/10)

  And they say: ‘If only we had listened and
understood, we should not now be among the people of Hell.’
(Koran:
67/10)

Reklamlar
  KIRMIZI
ALARM: NEFSİ EMMARE VE ŞEYTANIN HİZMETKARLIĞI VİRÜSÜ

 

         VİRÜS VE HASTALIK: Nefs-i Emmarenin (Kötülüğü Emreden Nefs) ve
Şeytanın hizmetkarı olan başta çoğu politikacılar olmak üzere hilekarların,
zalimlerin tedavi edilmeyen yönü, kendilerini iyi ve yeryüzünde ıslah ediciler
olarak görmeleridir !

         Bu virüsün bulaştığı kimseler doğru ile
yanlışı ayırt edememekte veya Hz.Musa (a.s.) gibi salihlerin aleyhine dünyevi
çıkar, mevki, şöhretin etkisiyle sapıtan âlim Bel’am gibi  zalimlere hizmetkarlık yapmaktadırlar ve
böylece lanetlenmişlerdir !

* Yüzyıllardır çoğu kimsenin anlamadığı tıbbi ve
ruhsal bir tedavi formülü vardır: Gerçekleri akıl değil, kalp anlar! Bunu Yüce
Rabb, açıklamıştır. “Kalpleri olup ta anlamayan…” şeklinde. Kalp te ancak
temizlendikçe gerçekleri, hikmetleri ve sırları anlamaya başlar… Mühürlenmiş
kalplerin, kulakların, gözlerin üzerinde perde vardır, işi bitmiştir !

 

GERÇEKLERİ KİM KABUL EDER VE SALİH İNSAN
OLMAYA NASIL BAŞLAR?

Makam ve mevkisi ne olursa olsun bir insan ancak
ikinci nefs derecesi olan ‘Nefs-i Levvâme (Suç işlediğinde kendini kınayan
nefs)’ derecesinde veya üst derecede ise doğru ile yanlışı ayırt edip kabul
edebilir! Kul hakkı yemez, bunu yalanlamaz, yalancı şahitlik ve hile yapmaz! İftiradan
şiddetle sakınır !       

 

ÇÖZÜM: Kobra (Sylvester Stallone)’nın belirttiği gibi, “Suç bir hastalıktır, tedaviyle yüzleş!” “Kanunların
bittiği (adaleti sağlayamadığı yerde) biz başlarız !”
Allah’ın lütfuyla
ve kerametle mazlum ceylanlar aslanlara dönüşüyor!

         Ve bir de mürşid-i kamil bir veliye
samimiyetle bağlananlar, nefs-i levvame derecesine geçerek anlayışlı bir kişi
olarak İlâhi  sırra yolculuğa devam
ederler…

 

CEHALET,İNAT, KİBİR VE ZULÜMDE ISRARIN
SONUCU:     

İspatlanan gerçekleri bile inkar eden, yalanı,
hileyi, sahtekarlığı, iftirayı,sözünden dönmeyi prensip edinmiş hiçbir münafık
veya zalimlere gerçekler kabul ettirilememektedir ! İsterse 100 tane delil
sunulsun ! Peygamberlerin bile açık deliller ve mucizelerine inanmayıp yüz
çeviren, alay eden kafirlerin ve çok yüzlü münafıkların pislikleri ancak ilâhi
musibetin helak etmesiyle temizlenecek veya Yüce Rabbin izniyle mazlumlar ile
zalimlerin savaşıyla takdir edilen sona ulaşacaktır !!!

 

DUA  :

         Bismillâhi’r
Rahmâni’r Rahim ,

         Ya kahhârü
entellezi kahhertel cebâbirete vel firâanete bil ihâneti vel ezlâli ve
entellezî mehavte esrehüm fissâhireti ve radedtehüm ilennâri lekel kuvvete vel
kudrete’l ğâlibete ve’l ızzete’ş şâmihate kaadirün alâ mâ türiydü filhâli ve’l
mâli lâ mevcûde illâ ente ve küllemâ ebdeytehü minel mahlûkati dâhilün tahte
kahrike es’elüke bidekaaikı lütfike’l hafiyyi ve ihsânike’l veffe en
tec’ale  nefsî bienvâ’ıl ımâreti
ma’mureten ve rûhî biesrâril meârifi menşûreten ve kalbî bihakaaikı revâikı
esmâike ve sıfâtike  vâhıden leke
şâhiden. Allahümme inni es’elüke letâife berrike ve tevâtüri ihsânike
litekemmüli bihâ nefsî fil if’âli ve tekemmüli lisânî fil’akvâli ve ente’l muhallilü
limâ harremtehü fil’edvâri ya kahhârü.

 

         TÜRKÇE DUA: Ya
Rabbi, hamd ve şükür sanadır. Bizi en şerefli bir varlık insan olarak
yarattığın ve bunca nimetleri verdiğin için sonsuz teşekkürler ! Sana olan
görevimizi elimizden geldiği kadar en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.
Kusurlarımızı bağışla! Dünyanın 5. Hakimi ortaya çıkmadan önce çoğu yanmakta
olan insanlığın hidayetine vesile eyle ! Sana inanmak, seni hissetmek, sana
yönelmek en büyük nimettir! Aramızda bir yakınlık ve iletişim olduğu için sana
hamd ediyoruz, ne Yücesin ! Göklerin ve yerin
orduları senindir, aziz ve hikmet sahibisin ! Sen Kâinatın en büyük hâkimisin.
Hüküm senindir.

         Münafıklara
ve zalimlere karşı olan cihadımızda zafer nasib eyle! Adalet ve insan hakları
için yapılması gereken hemen hemen tüm dünyevi işleri yaptık, nefsimizle de
cihada devam ediyoruz. Zalimler, kendilerinin yanlışları, zulümleri  düzeltme imkanları varken, senin gücünü ve
hâkimiyetini hafife aldıklarından olsa gerek ve inanmayarak sana havale
etmemizi söylediler ! Münafıklara ve zalimlere öyle bir hastalık ver ki asla
sağlık ve huzur yüzü görmesinler, işleri hiç bitmesin! Çünkü onlar dürüst ve
mazlum vatandaşlarla  ıstırap
labirentinde oynamayı seviyorlar. Kendilerinin güçlü ve yenilmez olduklarını
zannediyorlar ! 1999’dan 2009’a 10 yıl geçti. Sapıtan çoğu kimse tekrar İlahi
azabı görmek istiyor! Eğer Son Peygamber Efendimiz, ara sıra namaz kılan zalim
ve münafıklara karşı savaş izni verseydi, şehir meydanında veya tören alanında
o pisliklerin kafalarında şişeler kırmaktan daha zevkli bir savaş olmazdı ! Her türlü yalanı, iftirayı ve benzerlerini masumlara
yamamaktan zevk alan bu zalim ve münafıklara lanet olsun !!!

         İlâhi adaletin kusursuzdur ve
muhteşemdir ! Bize nimetin tamamını, devamlı afiyet ve güzel bir son nasib
eyle! Son peygamber Hz.Muhammed (a.s.) ile Livâü’l Hamd sancağının altında ,
Havz-ı Kevserin  başında buluşmayı nasib
eyle ! Âmin !

Ve
selamün ale’l mürselin ve’l hamdü lillâhi Rabbi’l âlemin.

                            *       *       *       *       *       *       *

Mazlumların Sözcüsü, Editör İyilik
Perisi (Fairy of Favour)

Aralık 2009 (December 2009)

                                     

                    

SAĞLIK İÇİN ŞİFALI GIDALAR,UYGULAMALAR VE KIYAMET ALAMETLERİ

(NEFS-İ MULHİME VE ÜST DERECEDEKİLERDEN ALLAH İÇİN 40 LİRA YARDIM İSTENİYOR !…)

                 

                                           

            

    

Hem bilimsel hem dini bilgilere göre ve yaşanan tecrübelere göre hastalıkların başlıca sebepleri, şifalı ve etkili gıdalar aşağıdadır. Kim şartlara uyup hayatına tatbik ederse faydasını görür.

HASTALIKLARIN BAŞLICA SEBEPLERİ:

1. Baş ağrısı, romatizma, sinüzit, grip, ishal vb. birçok hastalığın sebebi üşümek ve soğuk almaktır. Her zaman soğuk almamak için tedbirli dışarı çıkmak lazımdır. Aç karnına soğuk meşrubat içmemeli veya soğuk gıdalar yememelidir.

2. Sürekli dert, üzüntü, stres, evham, kâbus, kafayı bir şeye takmak gibi ruhsal kederlerin kanser gibi bir çok hastalığa sebep olduğu bildirilmiştir. Bu sebeple hoşa giden meraklar, çiçek yetiştiriciliği, parka gitmek, müzik dinlemek, karikatür gibi komik şeyler okumak gibi faaliyetler ruhu rahatlatır.

3. Havada,suda, elbisede,vücutta, eşyalarda, çevrede kirlilik.

4. Gıdalarda zararlı, zehirli maddelerin bulunması.

5. Spor yapmamak.

6. Bazı kişisel hastalıklar ferdi günahlara keffâret; toplumda yaygın olarak çıkan salgın hastalıklar ve musibetler ise her tarafı kaplayan ahlaki bozulma, zina ve zulümlere karşı ilahi cezadır!

Mutasyona (değişime) uğrayarak insanları aldatan savaşçı virüsler, günden güne zehirli mantarlar gibi çoğalarak yalancı şahitlik yapan,hilekar,sahtekar ve nankör insanlığa musallat olmuş uygun bir ilahi cezadır ! ! !

7. Diğer sebepler…

                                  

ŞİFALI GIDALAR,İÇECEKLER VE UYGULAMALAR:

  1. Haftada birkaç tatlı kaşığı hakiki bal yemek.

  2. Haftada 3-4 kez bir çay kaşığı mümkünse ezilmiş çörek otu yemek.

  3. Haftada 3-4 kez bir-iki diş kıyılmış sarımsak yutmak. Çocuklar için yoğurtla balla karıştırılıp verilebilir.

  4. Haftada birkaç kez bir çay kaşığı siyah kuru üzüm çekirdeği yutmak.

  5. C vitamini yönünden zengin,bağışıklığı güçlendirici, hastalıklara karşı koruyucu gıdalar: Ekinezya, nane, kekiği kaynatmadan demleyip içmek; kuşburnu biraz kaynatılıp içilebilir; maydanoz, soğan gibi gıdalar yemek.

  6. Süt,yoğurt, balık gibi gıdaları mümkün olduğu kadar çoğu zaman almak.

  7. Kur’an-ı Kerim’deki şifa âyetlerini suya okuyup içmek.

Hastalık zamanında yukarıdaki gıdalar her gün alınmalıdır!

NOT: Bunları bizzat kendimiz yıllardır yapıyoruz, Allah’a şükür faydasını görüyoruz. Ecel gelince bir şey sebep olur insan ruhu teslim eder; “Biz bunları yaptık, yine de hasta şu hastalıktan öldü!” demek yanlış olur. Bir çok hastalıktan korunur insan. Selamlar. 21 Kasım 2009

Gönderen: Mimoza33

İLÂHİ MESAJ RÜZGARI…

  • Sonra biz Allah’tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. (Kur’an:Meryem S.,72)

  • Kendilerine hidayet geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey sadece, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini yahut azabın ansızın kendilerini enselemesini beklemeleridir! (Kur’an:Kehf S.,55 )

  • Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah azizdir, hakimdir. (Kur’an, Fetih S.,7)

   

KIYAMET ALAMETLERİ

Bugünkü şaşkın hâlleri; eylemişti, Resûl beyan,

Demişti: Birgün gelecek; garip olur bana uyan.

Her evde çalgı çalınır;işitilmez olur ezan,

Âlim bulunmaz bir yerde; cahillere kalır meydan!

Müminler, olur zavallı; kâfirler sanki Süleyman,

Kadına uyar her erkek; olur evde hakim, zenan,

Yüksek binalar yapılır; kelb dişi gibi apartman,,

Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan.

Zekâ, çok şey bulursa da ; gaflet, gitmez insanlardan,

Birgivî kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:

Kıyamet alâmetleri, çıkar, birbiri ardından,

Alâmetlerin meşhuru, sarhoş olur, pek çok kesan.

Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan,

Zalime ikram olunur, kurtulmak için her belâdan.

Hayasızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan,

İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman.

Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan,

Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan,

Çok medh edilen kimsede, bir zerre bulunmaz îman,

Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan.

Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan,

Kadınlar dar libas giyip, hep açılır baldır, gerdan.

Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan,

Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan.

Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar, binbir yalan,

Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan.

Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan,

Emr-i maruf unutulur, fısk emreder şaklaban.

İslâmiyet kötülenir, haram işlenir her yandan,

Müslümanlık lafta kalır, ses için dinlenir Kur’an.

Mümine gerici denir, kayırılır mürted olan,

Bunların hepsi muhakkak, olur Kıyâmet kopmadan…

                                      (Ehl-i Sünnet Kasîdesi’nden)

       

NOT: Son pişmanlık fayda vermez !

                 

     

SİYASİ SEKS
SKANDALI VE EN TEHLİKELİ 2 HASTALIK

                                                                
                                                                 Bazı Politikacıların Sosyal Eylemleri
                                                               
                                                                 Kardelenlerin Sosyal ve Sportif Eylemleri
 
  

SİYASİ SEKS
SKANDALI VE EN TEHLİKELİ 2 HASTALIK

*      *      *      *      *

ERZURUM’DA SİYASİ
SEKS SKANDALI

Erzurum’da görevden alınan Vali Sami Bulut ile İl Genel Meclisi’nin
AKP’li Başkanı S.K.’nın uygunsuz basıldığı iddiasının ardından bir skandal daha
ortaya çıktı

ERZURUM – MHP İl Başkanı Zekai Kaya’nın ‘fuhuştan
yargılanıyor’ iddiasına, ‘tanığım’ karşılığını veren İl Genel Meclisi’nin AKP
Grup Başkanvekili Mustafa Macit’in davada ‘sanık’ olarak yargılandığı
belirlendi. Macit evli olmasına rağmen 22 yaşındaki C.K. ile sevgili oldukları
ve bürosunda cinsel birliktelik yaşadıklarını da ‘sanık ifadesi’nde doğruladı.

Habertürk gazetesinden Orkun Çizmeli’nin haberine göre  MHP
Erzurum İl Başkanı Zekai Kaya’nın "Fuhuşa aracılık etmek" ve
"Fuhuş yapmak" suçlamalarıyla yargılandığını iddiasına, "Ben o
davada sanık değil, tanığım" cevabı veren İl Genel Meclisi AKP Grup
Başkanvekili Mustafa Macit’in Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen
davada, tanık değil sanık olduğu belirlendi. Evli olan Mustafa Macit, mahkemede
‘sanık’ olarak verdiği ifadede, 22 yaşındaki C.K. ile sevgili olduklarını ve
baskın yapılan bürosunda defalarca cinsel ilişkiye girdiklerini söyledi.

İKİ GENÇ KIZIN İHBARI ORTAYA ÇIKARMIŞ
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Emniyet Müdürlüğü’ne
17 Nisan 2009 tarihinde "Bizi fuhuşa sürüklemek istiyorlar"
iddiasıyla müracaat eden Ş.K. (21) S.A’nın verdiği bilgiler doğrultusunda,
Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Masası ekipleri, Aşağı Mumcu İş Merkezi’nin
aralarında İl Genel Meclisi AKP Grup Başkanvekili Mustafa Macit’in kiraladığı
20-31 ve 33 numaraları bürolarına baskın düzenlediğine dikkat çekildi.

BÜROLARDAN NELER ÇIKMIŞ NELER…
Bürolarda yapılan aramalarda, çok sayıda çıplak kadın fotoğrafları,
prezervatifler, geciktirici spreyler, kadın iç çamaşırları ele geçirildiği de
iddianamede yeraldı.
Cumhuriyet Savcısı Yakup Özdemir tarafından hazırlanan iddianamede,
"Burasının bir iş merkezi olmasına rağmen, oturma ve yatak odası
bölümlerinin oluşturulduğuna" dikkat çekildi. İddianamede, 31 numaralı
büronun sahibi olan AKP’li Macit’in istirahat etmek amacıyla kiraladığı büroda
zaman zaman C.K. adlı arkadaşıyla görüştüklerini ancak fuhuşa teşvik
iddialarını da kabul etmediği belirtildi.

SANIK OLARAK İFADE VERDİ
Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davada, ‘tanık’
olduğunu iddia eden ancak ‘sanık’ sıfatıyla ifade verdiği belirlenen Macit, söz
konusu büroyu AKP’nin eski Uzundere İl Genel Meclis üyesi Kenan Yazıcı ile
ortak olarak tuttuğunu belirterek, evli olmasına rağmen 22 yaşındaki C.K. ile
ilişki olduğunu söyledi. Macit, ifadesinde, "Odada bulunan materyaller,
ilaç bulunan oda bana aittir, kombinezon bulunan oda bana ait değildir. Evliyim
ancak kız arkadaşım olan C.K ile bir birlikteliğim söz konusudur. Onunla burada
cinsel birlikteliğimiz oluyordu. El konular eşyalar bu nedenle kullandığımız
eşyalardır. Ancak kimseye fuhuş için aracılık etmedik. Ben halen C.K. ile
görüşüyorum. Nişanlanma süreci geçirdiğinden biraz soğuktur. Sanıklardan
M.G.’yi iş merkezinin kapıcısı olması nedeniyle tanırım" dediği öğrenildi.

KAYNAK: www.aksam.com.tr
; 09.10.2009

                            BEN DE
BAŞBAKANIM
J

Erzurum
Valisi(Korumasına ayakkabı bağlatan vali) Sami
Bulut
’un, Ak Partili Selcen Karagöl’le bir otomobilde ‘uygunsuz’
yakalandığı öne sürüldü. İddiayı reddeden Vali Bulut, skandal olayın ardından
İçişleri Bakanı Beşir
Atalay
’la görüştü ve Vali’nin merkeze alınması uygun görüldü.

Trafiğin yoğun olduğu
bölgede ihbar üzerine otomobilin yanına gelen ekip iddiaya göre Vali ve Karagöl’ü
uygunsuz vaziyette gördü. Bulut’u tanımayan bir polis, kimlik istedi. Bulut,
“Ben valiyim” deyince, polis memuru da “Ben de başbakanım” 🙂 karşılığını verdi
ve üzerinde kimlik bulunmayan Bulut’u karakola davet etti. Karagöl, kente
dönerken Bulut da Dadaşkent Polis Merkezi’ne gitti.

Bu arada bazı siyasilerin devreye
girdiği ve valinin polis merkezinden ayrılmasından sonra tutanak tutturulup
İçişleri Bakanlığı’na gönderildiği öne sürüldü. (Milliyet)

KAYNAK: http://www.bloxoo.com/blogyazi/4youwithyou/ben-de-ba%C5%9Fbakan%C4%B1m/506525
,

03.10.2009

2.NEFS DERECESİ
NEFSİ LEVVAME’DEN  AŞAĞIDA OLANLAR
ANLAYAMAZ !

İNSANLIK İÇİN EN
TEHLİKELİ HASTALIKLAR:  GAFLET VE
ZALİMLERE KÖPEKLİK YAPMAKTIR !  

        Merhaba! Bizim halkımız genelde hep üst mevkideki insanlardan
korkar! Kaymakam, vali, general vb. gibi… Halbuki her şehirde hangi kurumlarda
hangi yolsuzluklar yapılıyor yakından korkunç gerçeklere bir şahit olsa veya
bizzat bela ve hastalık ateşi kendisini yaksa feryadı basardı ! Ama başka
kardeşine zulüm yapıldığında yüz çevirip kaçıyor; şairin, “medeniyet dediğin,
tek dişi kalmış canavar” diye açıkladığı bugünler olsa gerek !..

        Dürüst ve
mazlum  bir vatandaş, haksızlıkları kanıtlarıyla
bildirdiğinde gerek halk gerek resmi kurumlar bir şey yapmıyorsa, yüz çeviriyor
ve acı gerçekleri örtbas ediyorsa, o halk belasını, musibetini beklesin! Allah-ü
Teala, insanoğlunun dürüst, adil savaşçıları hep yalnız bırakacağını
bildiğinden ne buyurmuş
:”Eğer yüz çevirirlerse de ki,
“Allah bana yeter! O’ndan başka ilah yoktur; O’na güvendim; Ve O, arşın azim
Rabbidir!”
Yani Yüce Rabb, suç ve günah
konusunda birbirinin tarafını tutarak haklı mazlumlara karşı yaban köpekliği
yapan topluluğa hak ettiği musibeti verecek !

Erzurum’daki skandallar sadece su
yüzüne çıkan kirli çamaşırlar !…Her şehirde birçok kurumda bulanık nehirler
içinde neler var, neler var!..
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar ile mazlumlara karşı
kuduz köpekliği yapanlar için olağanüstü olaylar olacak!.. “Nasıl yani?”
diyenlere, “İt, iti ısırmaz!” atasözü tersine dönerek Yüce Yaratan, “İti, ite
ısırtacak !” Yani bu sitede birkaç ay önce bir mesajda zalimler için “Köpek
virüsü!” nden bahsedilmemiş miydi?   Allah
aşkına, kaç kişi inandı? “Ben inanmıştım!” diyen insaniyet namına bize
bildirirse, gerçek kardelenleri tanımış olacağız ! Bekliyoruz !..

        Demek ki halkın çoğu yaşayan ölüler yani zombiler haline gelmiş
ki kimse kimsenin umurunda olmuyor! Hızla gelişen teknoloji ve binlerce yeni
ürünlerin reklamlarının etkisiyle artık insanoğlu önemli felaketleri bile
sıradan bir haber satırı gibi algılamaya başlamış! Ne yazık!

        Hani halk
arasında bir söz var: “Anamı şey eden kadı (hakim) ise kime gideyim? “ diye…
İşte aynen öyle; acı gerçeklerin yaşandığına inanmayana “Allah size de
yaşatsın!” diye dilekte bulunalım. Sadece Türkiye’de değil herhalde Dünyanın
çoğu yerinde bu kanunlar garip vatandaşlara, çiftçilere, işçilere, memurlara
zulmetmek, onları baskıyla gütmek için kullanılıyor ! Zulümde ortak hareket
eden zenginlere, mevki sahiplerine  kanunlar
pek işlemiyor !
Halkın içinden 10 kişi adalet ve
insanlık için bir araya gelmediğinde 1 zalim, zengin iş adamı veya yönetici
bürokrat, 1000 kişiyi kukla gibi oynatıyor! Yani halk kendine bu durumu layık
görüyor! Salih yöneticilere de destek olmuyor!

        Gerçek bir kardelen savaşçısı, çevresinde kimse desteklemese
bile, Alemlerin Rabbine güvenerek, Hz.Muhammed (a.s.) ,Hz.Hızır (a.s.),Mürşidi
Kamil (K.S.)’ın ilhamıyla ve himmetiyle halk arasında yalnız da olsa yoluna
devam eder! Yalan söyleyen,hile yapan,sahtekarlık yapan, iftira atan kim olursa
olsun; ister kaymakam, ister vali, ister general hepsine karşı cesurca savaşır
!..
Sizin en yakın sevdiğiniz birine,
üst düzey yetkili bir bürokratın, şurada bir büroda tecavüz ettiğine şahit
olsanız veya vampirlerin kan emdiğine, korkup kaçtığınızda kendinizde ne kadar
insanlık olduğunu bir düşünün!…

        Bu yüzden gafletten ne kadar erken uyanırsa halk, Yüce Allah ve
melekleri de o kadar erken mü’min ve iyilik edici kullarını korumaya hazırdır; her
yerde her zaman dost ve yardımcıdır !

        Ey dürüst ve asil savaşçılar !.. En büyük düşmanınız önce
kalbinizdeki yalan dünyanın aşkı ve korkudur! Önce onları yenin sonra savaş
durumuna geçin ! Ziya Paşa’nın şimşek çaktığı gibi, “Zalim efendilere
hizmetten zevk alan ancak köpeklerdir!” zillet haline düşmeyin, yaralı bir
aslan olmayı göze alarak cesurca savaşın ! Allahü ekber !!!

                                                       Alacakaranlıkta Kardelenler

                                                       11.10.2009 Pazar

ŞOK TEDAVİLİ AYETLER;
Kur’an-ı Kerim, A’raf Süresi: 179

“Andolsun
biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup
da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını
Cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da
aşağılıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”

         VERSES OF ELECTROSHOCK THERAPHY:

         “Already
have we urged unto hell many of the jinn and humankind, having hearts wherewith
they understand not, and having eyes wherewith they see not, and having ears
wherewith they hear not. These are as the cattle-nay, but they are worse !
These are the neglectful. “ (Koran; Surah A’raf: 179)

                                     

 ! ÖNCE HAFTANIN ÖZLÜ SÖZÜ: “Kötülüğün (Şeytan’ın) zaferi için gerekli olan tüm şey, iyi kişilerin hiçbir şey yapmamasıdır !”

FIRSTLY MAXIM OF THE WEEK:All that is necessary for triumph of evil is  that good men do nothing! “

(SAĞLIK/ TIP)

KANSERE YAKALANMAMAK İÇİN…

                 

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlatıp herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.

·         Eve sokak ayakkabısıyla girmeyelim. Ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden biridir.

(Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasal, eksozdan çıkan gazlar…)

·         Hamileler çok vitamin almamalı.

·         Gökkuşağının yedi rengindeki meyve ve sebzelerden günde en azından üç-beş tane yesinler.

·         Hamileler, haftada iki defa kırmızı et veya balıkla beslensin!

·         En tehlikeli yer halıdır. Bütün pestisitleri tutar. Kesinlikle deterjan değil sirkeli su ile silin.

·         Her türlü deterjandan kaçınınız! Temizlik için zeytinyağlı ve defne sabununu seçin!

·         Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın! Plastik eldivenin içine izci (pamuk) eldiveni giyin!

·         Bulaşık makinesi deterjanları da petrol ürünüdür, kanserojendir. Yıkanan bulaşıkları sirkeli yahut limonlu su ile silin!

·         Yeni alınan beyaz iç çamaşırları, kullanmadan önce muhakkak kaynatın!

·         Oda spreyleri muhakkak petrol menşelidir, zehir soluyoruz.

·         Dondurulmuş sebzeler çözülünce onu muhakkak pişirin!

·         Televizyondan uzakta durun!

·         …….., fındıkyağı kızartma için en uygun yağdır.

·         Fast Food türü yiyecekleri haftada üç defa yiyenin beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde üç kat artış olur.

·         Meyve ve yoğurdu bol yiyin! Evde yapmaya çalışın! Keçi peyniri çok faydalıdır.

·         Çocukları beyaz un ,şeker ve tuzdan uzak tutun! Amerika’daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır.

·         Kaya tuzunu tercih edin!

·         En faydalı gıdalar ceviz, fındık, bademdir…Bunları kabuklu alın!

·         Elma dünyanın en faydalı gıdalarından biridir.

·         Meyveleri yıkarken suyun içine beş-altı çorba kaşığı elma sirkesi atın! Yarım saat bekletin. Tekrar yıkamayın, mikrop alır.

·         Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor.

·         Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın!

·         Satın alınan sulara az olsa da kanserojen dozlar  karışabilir.

·         Plastik, bakır ,alüminyum kap kullanmayın! Plastik her yerde zehirdir. Bardaklar, kaplar…Onların zararına girmiyorum, söylersem yer yerinden oynar.

·         Meyveyi, suyu yerine posasıyla tüketin.

*          *          *          *          *          *          *

NOT: Kaybedilen sağlık ve giden zaman geri getirilemez; o yüzden herkes kendine 

            iyi bakmalı ve zamanı iyi değerlendirmeli !

11 Nisan 2009

                        KANSERE KARŞI MOR DOMATES !..

       

 

DİKKAT ! ! ! !

GİZLİ, ÜLKESEL FELAKETLER !!!!


                                          

                                                 

                                                           

                                                            

          Alacakaranlıkta tekrar merhaba! Neden böyle selamlıyorum; çünkü artık tehlike ve felaketlerle dolu bir dünyada yaşıyoruz! Ve insanlar nasıl zehirlendiklerini, nasıl aldatıldıklarının farkına bile varamıyor !..

         Bundan sonra alarm, felaket haberlerine derece verelim, diyorum:

* 1 kişiyi ilgilendiren tehlike ve felaket haberlerinde 1 alarm/  ünlem;

         * Aile, kurum, mahalleyi ilgilendiren tehlikelerde 2 alarm;

         * Şehri ilgilendiren tehlike haberlerinde 3 alarm;

         * Bir ülkeyi ilgilendiren felaket haberlerinde 4 alarm;

         * Dünya’yı ilgilendiren felaket haberlerinde 5 alarm.

         Bu açıklamadan sonra kimse kimsenin başına gelenlere aldırmazlık etmesin, küçümsemesin ! Çünkü herkesin başına her şey gelebiliyor!

         Şu geçenlerde Filipinler’de batıp ta 800 kişinin öldüğü feribot kazasını  hatırlayalım! “Fırtınalı havada yolculuk edilmesin, batar!” demişler. Ama dinleyen kim !? Şu insanoğlunun gaflet ve inadı bir çok kimseyi felakete götürüyor! Kimse de helak olan bir şeyi geri getiremiyor! Ceza verilse bile, kimse yok olan güzel varlıkları ve canlıları  geri getiremiyor! Bunca bilgi, teknoloji ve acı olaylara rağmen; aptalca inat eden kimselere ne yaparsın!

Hz.İsa a.s. gibi ahmaklardan kaçmak lazım! Cahillerin yanında da Hz. Mevlana’nın dediği gibi kitap gibi sessiz olmak lazım!  Hz.İsa a.s., “İsmi a’zam duası” nı körlere ve hastalara  okuduğunda iyileştiklerini, ölülere okuduğunda canlandıklarını fakat ahmak bir adama defalarca okuduğu halde hiçbir tesir etmediğini söyleyerek adamdan kaçarak uzaklaşıyormuş, ders alalım!

*        *        *        *        *        *        *

      

TURKUAZ & AQUAFİNA Suları Hakkında

 

             Bu yazı Y.Doç.Dr. Cemalettin CAMCI tarafından hazırlanmıştır.
           
Dün gece eve dönerken su almak üzere markete uğradım, görevliye şöyle sordum:
           
1,5 lt. su var mı? Ama Turkuaz dışında lütfen ! Turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artik. Para verip kötü su içmeye hiç niyetim yok! Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:
           
– Abi, ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşterilerden onda dokuzu senin söylediğin şeyi söylüyor.
           
Peki, neden halen satıyorlar?’ diye sordum.
           
– Abi, Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor. Ama ben satmıyorum, çünkü alan yok.
           
Ayrıca Coca Cola satanın Turkuaz da satma zorunluluğu var, hatta Başka su sattırmamaya çalışıyorlar.
 
        Uzun söze gerek yok; hiç kimse almazsa, hiç kimseye satamazlar…
           
Lütfen okuyun, okutun! Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.
           
Türkiye’de bazı şişeli içme suları doğal kaynak suyu değil.
           
Doğal kaynak sularında devlete para ödemeniz gerekiyor, artı bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek.
           
Dolayısıyla Coca Cola ne yaptı; kaynak suyu araştırmalarının maliyetlerini çok yüksek bulduğu için Bursa/Kestel ovasındaki Coca Cola fabrikasında derin kuyu pompalarıyla ovanın suyunu çekerek bunu da termostan geçirip filtre ederek hem Coca Cola meşrubatını hem de Türkuaz’ı şişelemeye başladı.
           
Turkuaz’ın etiketinin üst ve altındaki Kahverengi şeritlere dikkat edin:
           
‘Sofra İçeceği’ yazar. Devlet, Coca Cola’nın uyanıklığını kanuna uydurmak ve uyanıklığa yapılacak itirazları bertaraf etmek için böyle bir kural çıkardı!
           
Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğu ve Coca Cola hariç hiçbir İşletmeye ‘derin kuyu pompası’ çakma izni verilmeyen Kestel ovasında, yeraltından çekilen su, filtre edilip daha sonra içine bazı mineraller katıldıktan sonra Türkiye’nin en ücra kasabalarına bile satılıyor ve lıkır lıkır içiliyor.
            
Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse Turkuaz harici içme suyu bulamazsınız çünkü dağıtım ağı çok güçlü. Bayilere baskı bile olduğu yolunda duyumlar aldım.
           
Turkuaz içmeye devam edecekseniz, unutmayın, yapay bir su içiyorsunuz.
           
Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim.
           
Her tarafı doğal kaynak sularıyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu zorla ve de üstüne para alarak içiriyorlar.
           
İçmeyin arkadaşlar!
           
Gönderenin Notu:
           
Kola’nın Ülkesi’nin 1960 lı yıllarda, Özellikle ilkokul Öğrencilerine Ücretsiz süt tozu, balık yağı ve peynir yardımı yaptığını, bu tarihlerden sonra Anadolu tarihinde ilk kez çocuk felci vakalarının görüldüğünü ve de sonraları Çocuk felci aşısının ‘rutin aşılar’ arasına sokulduğunu, bu aşıların bizlere büyük paralarla satıldığını HATIRLAYIN VE UNUTMAYIN..
            Küba gibi bir ülkenin ‘İnsan sağlığıyla ticaret olmaz’ diyerek, (ABD de bile patent aldığı) kanser aşısını, yoksul ülkelere ilacı, isteyen Ülkelere de patentini Ücretsiz verdiği, buna karşın tüm AB / ABD / İSRAİL’in yapay hastalıklarla hazinemizi ve sağlığımızı emdiklerini, BİLİN VE UNUTMAYIN..
           
Ücretsiz’ adını bile söylemeyen bu malum firmalar, ‘Ücretsiz su veriyorlarsa’ bunun nedenini DÜŞÜNÜN VE BULUN!!


           
Y.Doç. Dr. Cemalettin CAMCI
           
Fırat Üniversitesi, Elazığ-Türkiye
            *           *           *           *           *

COCA COLA’NIN SIRRI

                   Coca Cola’nın
içeriğinde ezilmiş “Cochineal” böceğinin ( bitinin) kanının kullanıldığını ve
işlem basamaklarını anlatan “power point” sunum dosyasını aşağıdaki adresten
izleyebilirsiniz,

         Arasıra
fabrikaya gelen meyan köklerinin arasına karışan farelerin ezilmiş kanı/ suyu
da extra baharatı oluyor ! Afiyet olsun (!)

         http://library.snowdrop.googlepages.com/2008-CocaCola.ppt