Tag Archive: ilahi musibet


TÜRKİYE’DEKİ RESMİ VE ÖZEL KURUMLARIN DİKKATİNE ! (SARI ALARM!)

SOSYAL,HUKUKİ,SİYASİ DÜZENİ BATAKLIĞA DÖNÜŞMÜŞ KAVİMLERİN HELAKI YAKLAŞMIŞTIR!

Ağustos 2013 tarihi itibariyle Dünya’daki bir çok ülke yanardağ gibi kaynıyor! Nedeni, çoğu ülkede adaletli sistemlerin değil zulmün egemen olmasıdır. Zulümler mazlumları ölümcül dövüşü göze alacak hale getirmiştir!

Örnek olarak 2001 yılından beri 27 zulme uğrayan Konya’da Özcan Ailesi bunları internet sitesine kaydetmiştir; Orada 55 kadar yolsuzluk kanıtlarıyla açıklanmıştır, hiç adalet var mı? http://gercekleryokolmaz.wordpress.com sitesindeki olayları inceleyenler insanlık ve adaletin olmadığını anlayacaklardır!

Bir ülkede milletvekillerinin 750 küsur suçları dokunulmazlık nedeniyle affedilirse orta düzey bürokratlar da kendi menfaat gruplarını kurarlar ve birbirlerinin yolsuzluklarına arka çıkarlarsa ve kanunlar sadece masum sade vatandaşlara acımasızca ve çarpıtılmış olarak uygulanırsa o ülke zalim ve lanetlidir!

Neredeyse her kurum kurnaz, zalim bir derebeyliği olmuş, bunlara kanun işlememektedir! Orta düzey bürokratlar yani genellikle kurum müdürleri, hem sade vatandaşları hem kaymakam ve valileri kandırmaya çalışmaktadırlar! Şimdi size en önemli bazı olayları açıklayarak zalim münafıkların karakterlerini haykıracağız! Mazlum vatandaşları korumak için adlarını baş harfleriyle vereceğiz:

   2012-05-29-Uçurum Kenarında Piknik Yapanlar

1-1990 Ağustosunda Konya’da bir delikanlı mahalle karakoluna giderek,”Şu kadın bela çıkaracak, gelin!” dediğinde komiser, “Git, o kadını …, ondan sonra gel!” diyerek görevini yapmamış, sonra çıkan kavgada şikayet eden oğlanın babası Y.A. bıçaklanarak öldürülmüştür!

2- 2003-2006 yılları arasında Yunak’ta çalışan öğretmen M.B., Konya Milli Eğitim Müdürlüğünde ziyarette iken eski atama şube müdürü yeni müdüre, “Hocam, bu işler şöyle yapılır; yeni atananı bir hafta beklet, arayan soran yoksa ver Yunak’a” (Uzak ve zorlu bir yer) diyerek torpil yaptırmayana işine gelen zulmü yap, demek istemiştir!

3- 2008 Aralık ‘ta Konya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne 3 sayfalık ahlaki öğüt verici faks yollayan öğretmen M.Ö.’a, eski müdür Halil Şahin, müfettişler Ali Osman Kaplan ve Adil Korkmazı piyon gibi kullanarak 2 disiplin cezası verdirmiştir! (Halbuki Anayasanın 26.maddesinde ifade özgürlüğü var.) Üstelik Adil Korkmaz,önce öğretmenin raporunu okuyunca, ”Herkes sizin gibi hakkını arasa!” deyip hak verdiği halde sonradan iki yüzlülük yapmıştır! Döneklik onlar için işin gereği bir şeydir!

4- 2009 yılında Konya’da İl Milli Eğitim Müdür Yrd.Nadi Soylu, mağdur olduğu bir davayı kazanan okul müdür yardımcısı İ.Ç. için, Selçuklu ME Müdürlüğünde şube müdürü Hüseyin Güngör’e, “Mahkemeyi kazanınca (okuluna) geri dönmesin, soruşturma açtırırım!” diyerek tehdit etmiş; yapılan ön incelemede yandaşlar Sabit Çalık, İbrahim Adalmaz tarafından aklanmış, iddia sübut bulmamıştır!

5- 2009 Ocak ayında kamu görevlileri M.Ö ve A.E. Konya MEM teftiş kurulu yardımcısı Ercan Bey’le görüşürken, bir kaymakam Ercan Bey’e telefonla bir şey sormuş, kapattıktan sonra, “Şuna bak, kaymakam olmuş, bir şey anladığı yok!” tarzında dalga geçmiş, kendilerinin kibirli olduğu buradan anlaşılıyor. M.Ö. “Kim o?” diye sorunca, “Yook, bizde söylemek yok !” demiştir.

6- Meram’da görevli öğretmen V.K., geçmişte yaşadığı bir tayin haksızlığından dolayı Konya eski Milli Eğitim müdürü Halil Şahin’e,” Hakkımı helal etmiyorum!” dediği ve bu olay internette yayınlandığı için, Halil Şahin, okul müdürlüğünün öğretmene vereceği iki ayrı “aylıkla ödüllendirme”ye engel olup zulmetmiştir! (2010-2011)

7- 26.08.2010’da kalp krizi nedeniyle Konya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümüne yatırılan hasta Adil Özcan hakkında 5 tane ölümcül ihmal ve kusur vardır. Hasta 30.08.2010 sabahı vefat etmiştir. Bu durum BİMER’ e 04.04.2012 tarihinde 179301 sayılı müracaatla bildirilmiştir. Hukuken ne yapıldığına dair hiçbir şey haber verilmemiştir. Ama masumlara iftiralara gelince şeytani bir zevkle işlem yapılmaktadır.

8- 2011 yılında okul idareciliğini mahkeme kararıyla kazanan öğretmen R.K’ a eski Konya İl Milli Eğitim Md.Yrd.Mevlüt Kuntoğlu,”Öyleyse dilekçeni yaz”,demiş. Öğretmen dilekçesini vermiş.Bir hafta-10 gün sonra dilekçesinin kayıttan çıkarıldığını görmüş;en kötüsü de Mevlüt Kuntoğlu kendisine,”Avukatın (idareciliğini) istemedi.” Demiş. Müvekkilinin davası için uğraşan bir avukat hiç öyle bir şey söyler mi? Avukatın adına bile yalan söyleyecek kadar utanmazlar!

9- 2012 Eylül ayında Konya MEM müfettişleri Zafer Özer ve Nadir Öztaş, öğretmen M.Ö. hakkında, müdür Savaş Varlık’ın tuzağını kurduğu iddiaların (güya sınıfta kaba sözler kullanmak,şiddet uygulamak, 20 dk. dua okutmak) ön incelemesinde, öğretmene “Biz seni biliyoruz,bunlardan bir şey çıkmaz!” deyip tasdikledikleri halde sonra sözünden dönerek ,münafıklık yaparak arkadan 10.12.2012 tarihli ve 260 sayılı raporda 2 iftira cezaya onay vermişlerdir! Öğretmen iftiraları en az 10 maddeyle ispatlamıştır ama onlar A’raf Süresi 179.ayetteki gibiler!..Münafık Savaş Varlık,2012 ilkbaharında öğretmene uzaktan laf çarptırarak BİMER ve Cumhurbaşkanlığının gücüyle de dalga geçmiştir!

10- Müslüman değil Şeytanın hizmetkarı ve görünüşte Gülen Cemaatinden olan acemi müdür Savaş Varlık’ın planını kendi kurduğu, masum velileri Haziran 2012’de alet ederek attığı iftiraların (güya 6 öğrencinin e-okulda notları öğretmen gitmeden 1 gün önce 31.05.2013’te değiştirilmiş) 1 yıl sonra işleme konulması sonucundaki ön incelemede bütün milli eğitim camiasının nasıl tuzak kurucu olduğunu öğretmen M.Ö.nın ispatladığı delillerden sadece 10.madde yüzlerine çarpıyor! Meram Milli Eğitim Müdürlüğü 15 Temmuz 2013 tarihli savunma istemi yazısında müfettişler Bahattin Çıtak ve Erdal Ayar’ın hazırladığı raporun 24 Haziran 2013 tarihli ve 23 sayılı olduğunu bildirmişti, kanıtı var! Halbuki müfettişler, rapor geçen ay bittiği halde üstelik mübarek Ramazan ayında öğretmeni 17 Temmuz 2013’te tekrar bir ifadeye çağırmışlar; herhalde yeni bilgi veya belgeler var mı, diye! Bu iş kanunsuz; onların oyun oynadığını gösteriyor! Öğretmen 07.08.2013’te Meram Milli Eğitim Müdürlüğüne bu hilekarlığı savunma yazısında bildirince, hemen Konya MEM Eğitim Denetmenleri Başkanlığı raporun tarihini değiştirmiş 31.07.2013 tarihli yapmışlar ! Buyrun, münafıklıklara ve tuzaklara bakın! Meram Kaymakamlığını bile kötü emellerine nasıl alet ediyorlar! Üstelik hile üstüne bir hile de, Meram Kaymakamlığı Hukuk İşleri Şefliği’nin 2013/24 sayılı kararında Konya Milli Eğitim Müdürlüğünün ön inceleme raporunun sayısı yok!!! Eee, 13 Ağustos 2013’te postaya verilen, geçmiş tarih içinde ise 37 gün ileriye götürülen bir rapora sayı vermek te zor olur, yani rapor da münafıktır! 55.Yolsuzluğun 10.Kanıtının dalavereleri bitmiyor; öğretmen M.Ö., Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’ne savunmayı 7 Ağustos 2013’te yazmış; ama Konya Milli Eğitim Müdürlüğü 2 Ağustos 2013’te Meram Kaymakamlığı’na rapor bildirmiş! Yani bunlar öğretmenin işlerine gelmeyen insan haklarından olan savunmasını da yok etmişler !!!

İşte insanlık ve adaletin bittiği dönemdeyiz! Bakalım alemlerin Rabbi Allahü Teala, böyle halklara hangi musibeti verecek !? Arz ederiz. 02.09.2013

ONAYLAYANLAR: Çetin Özcan, Aynur Özdemir, Hatice Özcan, Muhammet Özdemir, Esmehan Özcan, Memduh Özcan, Hilmi Serin, Yusuf Öz, Seçkin Sevensoy, Gülşen Yılmaz

P.K. 269 Devri Cedid Mah. Vatan Cad. 42001 Nalçacı, KONYA

EK VE KANIT 1: Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 15 Temmuz 2013 tarihli savunma istemi yazısı (Burada ön inceleme raporunun tarihi 24.06.2013 ve 23 sayılı olarak açıkça bildirilmiş; dolayısıyla öğretmen Memduh Özcan’ın 17.07.2013 tarihinde müfettişlere verdiği üçüncü ifade işlerine gelmediği için yok edilmiş !)

EK VE KANIT 2 : Öğretmen Memduh Özcan’ın Meram Milli Eğitim Müdürlüğü’ne hitaben verdiği 07.08.2013 tarihli savunma yazısı (Bu yok sayılmış, yok edilmiş ! )

EK VE KANIT 3 : Meram Kaymakamlığı Hukuk İşleri Şefliği’nin, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 02.08.2013 tarihli yazısına istinaden 02.08.2013 tarihli ve 2013/24 sayılı soruşturma izni verilmesine dair kararı; Meram Kaymakamlığı ve vatandaş tuzağa düşürülüyor! )

Reklamlar

                         b_travesti3

Bir ülkenin, halkın ahlaksız ve sapık olduğunun işaretlerinden biri şudur: Ülkede bekar olsun, evli olsun alan memnun veren memnunsa ve devlet eliyle zina serbestse, fakat gazetelerinde ve basında güya kibar ayaklarıyla, filan kişi falana “O… ç….!” Dedi, gibi laflarla kendini kibar gösteren halk, maskeli ve sapık bir halktır! Her türlü pisliği yapmaya utanmazlar, uluslar arası toplantılarda filan edepten, etikten bahsederler! Halbuki münafık bir politikacı fahişe kadından daha beter olarak inancını, şerefini çıkar için, makam için satmıştır! Neredeyse hiçbir gerçeği kabul etmezler! Lakin Şeytan ve Nefsi emmare ona , “İşin gereği böyle, bu iş böyle idare edilir…” gibi vesveselerle bunları tam bir orospu veya ibne yapmıştır…Bu kelimelere bakıp sakın başkalarının feryatlarını abartma sanma! Senin de başına musibet gelmeyeceğinden emin misin?

Kıymetli gizem avcıları, konuyu fazla uzatmadan geçtiğimiz zamanda alçakça icra edilen acıklı şu fuhuş olaylarına kısa bir inceleme yapın. Sonra bu hafta basına akseden Aydın Çine’de yaşayan ve 16 yaşında olan 12’den fazla, belki daha fazla kişinin tecavüzüne uğrayan zavallı kızın dramını ve resmi kurumların gerçek anlamda bir şey yapmadıklarını anlarsanız, sosyal korkunç durum insanı şok eder! Sade vatandaşın ifadelerinin çoğu her zaman resmi kurumlardan daha fazla gerçekleri yansıtır!

* BABASI VE AMCASI TECAVÜZ ETMİŞ!

15 yaşındaki liseli kızın anlattıkları tüyler ürpertici…

Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde lise birinci sınıf öğrencisi 15 yaşındaki kız, bir yıldır babası ve amcası tarafından tecavüze uğradığını iddia ederek okul idaresine başvurdu. Polis yaptığı soruşturma sonucunda baba ve amcayı gözaltına aldı, öz kızına tecavüz ettiğini itiraf eden baba ile amca tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Akıllara durgunluk veren olay Bodrum Lisesi 9-B sınıfında öğrenim gören G.M.T.’nin, geçen hafta sonunda arkadaşlarıyla okul idaresine başvurması sonucu ortaya çıktı. G. M.T.’nin "Babam ve amcam bir yıldır bana tecavüz ediyor, cinsel sarkıntılıkta bulunuyor. Her gece babam ve amcamla yatmaktan bıktım. Yatmak istemediğim zaman ölümle tehdit ediyorlardı. Artık dayanacak gücüm kalmadı, eve gitmek istemiyorum" dediği belirtildi.

……

http://www.gazeteposta.net/index.php?option=com_content&task=view&id=10563&Itemid=1 ; 16.01.2009

* SİİRT’TE, 7 İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİSİ KIZA ONLARCA ERKEK TECAVÜZ ETTİ
21-04-2010 Radikal

Bir şehrin tecavüz dayanışması

21/04/2010 10:12
Siirt’te dördü kardeş, 7 ilköğretim okulu öğrencisi kıza 14-70 yaş arası onlarca erkek tecavüz etti.
10 Nisan’da Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, kızların ifadelerinde adı geçen erkeklerden 100’ü sorgulandı, 17’si tutuklandı, 25’i gözaltında. O günden beri bu olayla ilgili tek satırlık bilgi şehirden dışarı sızmadı. Adeta kasabanın sırrı söz konusuydu. Üstelik kız kardeşlerden ikisinin, iki yıldır çok sayıda erkeğin cinsel istismarına maruz kaldığı şehrin malumuydu.
…………………..

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=57099 ,

21 Nisan 2010

*14 YAŞINDA KIZA TOPLU TECAVÜZ – ERCİŞ’TE 14 YAŞINDAKİ KIZI SEKS KÖLESİ YAPTILAR

Tarih: Çarşamba, Haziran 9, 2010

Erciş’te Siirt benzeri skandal: Siirt’te ilköğretim okulu öğrencisi çocuklara tecavüz skandalının izleri silinmeden, bu olayın bir benzeri de Erciş’te ortaya çıktı. Zabıtadan güvenlik görevlisine kadar ilçede 14 kişi, kız öğrenciye tecavüz zanlısı

Türkiye ilk olarak Siirt’te ilköğretim öğrencisi dört kızın, aralarında okul müdür yardımcısı ve kamu görevlilerinin de olduğu 15 kişinin tecavüzüne uğradığı haberiyle sarsılmıştı.

İLK ÖNCE ZABITA TECAVÜZ ETTİ

Radikal Gazetesi’nden Rifat Başaran’ın haberine göre; içinde yine kamu görevlilerinin bulunduğu bir başka olay Van’ın Erciş ilçesinde ortaya çıktı. BDP’li Kurtulan, Erciş’teki tecavüz olayıyla ilgili Meclis araştırması istedi. Kurtulan’ın Meclis Başkanlığı’na sunduğu önergenin gerekçesine göre; belediye zabıtası Ömer Aslaner, lisede okuyan 15 yaşındaki bir kızın zorla, çıplak görüntülerini çekerek şantaj yaptı ve tecavüz etti. Kız öğrenci, ardından aralarında güvenlik görevlilerinin de bulunduğu 14 kişinin daha cinsel istismarına maruz kaldı.

OKUL İDARESİNİN HABERİ VAR MIYDI?

Meclis’e verilen önergenin gerekçesinde Aslaner’in, mağdurenin eğitim gördüğü okulda folklor dersleri verdiği belirtilerek, “Kimi öğrenciler, Aslaner’in okuldan başka kızları arabasına alıp gittiğini gördüklerini anlatmışlardır. Bu durumdan okul idaresinin de haberinin olduğuna dair iddialar var” denildi.

Kurtulan şöyle devam etti: “Yakın zamanda, çocukların cinsel zorla istismara maruz kaldığı olaylar yaşanmıştır. Cinsel istismar iddiaları bütün boyutlarıyla incelenmemekte, savcılık soruşturmayı derinleştirmemekte, olayların vardığı boyutlar kamuoyundan gizlenmekte ve davalar aylarca ciddi bir araştırma yapılmadan devam etmektedir. Tecavüz suçu ile sorgulananlar ellerini kollarını sallayarak dolaşırken, soruşturmalar bir türlü sonlanmamaktadır.”

http://www.yardimx.com/haber/diger-konular/14-yasinda-kiza-toplu-tecavuz-erciste-14-yasindaki-kizi-seks-kolesi-yaptilar.html ,

9 Haziran 2010

   NOT: Okul idareleri, yargı kurumları ve müfettişleri mazlumlar lehine ne yapıyor? Onlar, hiçbir boku temizleyemiyorlar; ya ne yapıyorlar? Pisliklerin üzerine parfüm sıkıp, maskeli baloya devam ediyorlar!… Anladın mı benim gözü yaşlı kardeşim ?

       * PAKİSTAN, TRAVESTİ VERGİ MEMURLARI KULLANIYOR!

     (DEVLETLERİN İŞİNİ HALLETMEK İÇİN HER BOKU YAPTIĞININ İSPATI…)

Pakistan vergi kaçakçılığıyla mücadeleyi yeni bir boyuta taşıdı. Ülkenin en kalabalık şehri Karaçi’de travestilerden oluşan bir ekip vergi borçlularını ödeme yapmaya zorlamak üzere iş yerlerine ve evlere gidiyor. Borçluları utandırarak vergi borçlarını ödemelerini sağlıyorlar.

Yetkikiler, muhafazakar Müslüman Pakistan toplumunda taktiğin epey işe yaradığını söylüyor. Pakistan’da vergi kaçakçılığı büyük bir sorun ve amaç vergi vermeyen mükellefleri utandırmak. Vergi müfettişi Sacid Hüseyin Bhatti, “Travestilerin kapılarına dayanmaları insanları çok utandırıyor” diyor.

…………………

http://www.ruhospu.com/pakistan-travesti-vergi-memurlari-kullaniyor/#more-3067

25 Nisan 2011

16’LIK KIZA TECAVÜZ!

03.06.2011 17:59

       Tecavüze uğrayan kızın çaresizliği günlüğünde ortaya çıktı

AYDIN’ın Çine İlçesi’nde, kaldığı Çocuk Esirgeme Kurumu Yurdu’ndan kaçıp, bir çok kişiyle birlikte olan ve 7 aylık hamile olduğu belirlenen 16 yaşındaki S.Ü.’nün çaresizliği günlüğünde ortaya çıktı. S.Ü.’nün günlüğünde “Üstüme gelmeyin kefen giymeye hazırım. Kısa bir mezar ziyareti gibiydi, yüreğime girişi, geldi canıma okudu ve gitti” yazdığı ortaya çıktı.

Aydın Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Çocuk Esirgeme Kurumu Yurdu’nda kalan S.Ü., iki hafta önce kaçtı. S.Ü.’nün, çok sevdiği bir erkek tarafından uyuşturucuya alıştırılıp, başka erkeklere pazarlandığını ve hamile olduğunu anlattığı arkadaşı M.A., durumu jandarmaya bildirdi. Bunun üzerine soruşturma başlatan jandarma, yurtan kaçan S.Ü.’yü dört gün sonra Karpuzlu İlçesi’ndeki bir evde buldu. Genç kızın, üç yıldır çok sayıda kişinin tecavüzüne uğradığı, uyuşturucuya alıştırıldığı ve dövüldüğü belirlendi. Aydın Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen S.Ü., devlet korumasına alındı. S.Ü.’nun barındığı yer gizli tutuluyor.

     TECAVÜZ EDEN 12 KİŞİ GÖZALTINDA

Jandarma S.Ü.’nün ifadesi doğrultusunda tecavüz ettikleri ileri sürülen yaşları 18 ile 25 arasında değişen 12 kişiyi Aydın merkez ile Çine, Karpuzlu ve Yatağan ilçelerinde yakaladı. Olayla ilgili S.Ü.’nün akrabalarının da arasında bulunduğu 40 kişinin de ifadelerine başvuruldu.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden S.Ü.’yü uyuşturucuya alıştırıp erkeklere pazarladığı iddia edilen erkek arkadaşı S.E. ile F.A. tutuklandı. Diğer 10 şüpheli ise serbest kaldı. Genç kıza tecavüz ettikleri iddiasıyla aranan M.A.’nın Aydın Cezaevi’nde başka biri suçtan tutuklu olduğu, Ö.U.’nun ise askerde olduğu belirlendi.

    ÜVEY ANNESİ, S.Ü.’NÜN DRAMANI ANLATTI

Çine’ye bağlı Çatlı Köyü’nde yaşayan Müşerref Ü., üvey kızı S.Ü.’nün yaşadıklarını gözyaşları içinde DHA muhabirine anlattı. Müşerref Ü., çiftçilik yapan S.T. ve S.T. çiftinin bakamadıkları çocukları S.Ü.’nün nüfusunu 1 yaşındayken üzerine geçirttiğini belirterek şunları söyledi:

“Doğurmam şart değil, o bana öz çocuğumdan daha yakındı. Okuyup öğretmen olmak istiyordu. Çok zekiydi. Ancak üç-dört yıl önce aşık olduğu bir genç tarafından kullanıldı. Uyuşturucuya alıştırılıp, erkeklere satılmaya başlandı. Kaymakamlık, jandarma, emniyet müracaat etmediğim yer kalmadı. Son olarak bir yıl önce, benden alıp yetiştirme yurda yerleştirdiler. Ama orada da rahat bırakmadılar. Tehditle yurttan çıkmasını sağlayıp, uyuşturucu verip, erkeklere pazarlamaya devam ettiler. S.Ü., yaşadıklarını bana anlatıyordu. Erkeklerle yatmak istemediği için üç kez bıçakladılar, bir kez de kaçmasın diye bacağını kırdılar. Çaresizdi. Devlet ona sahip çıkamadı."

S.Ü.’nün iki hafta önce yine yurttan kaçıp yanına geldiğini belirten Müşerref Ü., “Yorgundu. Gece uyurken eve gelen bazı kişiler kızı zorla götürdü. Sonra jandarma götürüldüğü Karpuzlu’da buldu. Sorumluların cezalandırılmasını istiyorum. Kıza tecavüz edenler beni de ölümle tehdit ediyor. Evimi taş yağmuruna tuttular, korkudan kimse bir şey yapamıyor” diye konuştu.

  “ÜSTÜME GELMEYİN KEFEN GİYMEYE HAZIRIM”

S.Ü., geçen 16 Nisan gecesi günlüğüne yazdıkları çaresizliğini gözler önüne serdi. S.Ü.’nün günlüğünde, “Ya sen ya ölüm. Yapamam, yaşayamam sen olmazsan nefes alamam. Azraile bile madara ettin beni. Canımı almaya geldiğinde vazgeçti. Yavaşça yanıma sokulup, kulağıma şunu fısıldadı: ‘Sen zaten ölmüşsün kızım’ dedi ve gitti” yazması dikkati çekti.

S.Ü.’nün günlüğün bir başka safasına da “Üstüme gelmeyin kefen giymeye hazırım. Kısa bir mezar ziyareti gibiydi, yüreğime girişi. Geldi canıma okudu ve gitti” yazdığı görüldü.

     “BU HEPİMİZİN AYIBI”

Çatlı Köyü Muhtarı 67 yaşındaki Cavit T., S.Ü.’nün yeğeni olduğunu belirterek, “Babası öldükten sonra akrabası bakmaya başladı. Çok hareketli bir kızdı. 14 yaşından itibaren başına gelenleri, ilçedeki tüm yetkili kişiler biliyordu. Çare bulamadık. Onu bu hayattan kurtarmak için bir yıl önce devletin yurduna yerleştirdim" diye konuştu.

Yeğeni S.Ü.’ye devletin de sahip çıkmadığını ileri süren Vacit T., "Bu suç, ben dahil hepimizin. Bir çocuğa sahip çıkamadık. Bu ayıp hepimizin. Bu konu yüzünden ölümle tehdit ediliyorum. Bu nedenle daha fazla konuşamam” dedi.

Yaşar ANTER/ÇİNE, (Aydın) (DHA)

03 Haziran 2011

KAYNAKLAR:

1- http://www.dha.com.tr/aydin-16-lik-kiza-tecavuz-son-dakika-haberi_168986.html ,

2- http://www.internethaber.com/16-yasindaki-kiza-tecavuz-ettiler-350673h-p1.htm

      SARI ALARM NOTU: Aydın Çine’deki bu olayda üvey anne M.Ü. ile muhtar C.T.’nin samimi beyanlarına bakarsanız, vatandaşın trajedisinin devlet kurumlarının umurunda olmadığını fark etmişsinizdir! Ülkenin yüzlerce jandarması, polisi, kamu görevlisi ne yapıyor diye düşünürseniz, para ve güç sahibi zalim efendilerine yalakalık ve hizmetkarlık yapmakla çok çalışıyorlardır; Gazi Üniversitesi eski rektörü ve koruması gibi ibnelik yapanlar da az değil! Sonları Cehennem!.. YANİ ÜLKEYİ BOK GÖTÜRÜYOR, POLİTİKACILAR PEMBE TABLO SUNMAYA DEVAM EDİYOR! ..

 

           YÜCE YARATICI ALLAH’DAN İNSANLIĞA UYARI !

TÜRKİYE 2011’DE HELAK OLURSA SEBEPLERİ ŞUNLARDIR; “GİZEMLİ SÜVARİLER UYARMADI” DİYE NANKÖRLÜK YAPMAYIN !

   Kıyamete kadar kötülüğe karşı savaş_War until Doomsday

Genellikle Cuma günleri okunan Yasin Süresinin anlamını incelemez misiniz? Yasin Süresi 13-19. ayetlerde anlatılan, elçilerin yaptığı gibi gerçekleri tebliğ edenleri yalanlayanlar çağlar boyu her zaman olmuştur! Geçmişteki inkarcı Antakya halkı 3 elçiyi yalanlamışlar, tehdit etmişler, onları tasdik eden bir mümini de şehid etmişlerdir! Günümüzde de aynı metotlar uygulanmaktadır…

28-32. ayetlerde anlatıldığı gibi zalim ve münafık inkarcılar da “korkunç bir çığlık” ile yok olurlar ! Allah’ın gökten ordu indirmesine gerek yoktur! Tebliğcilerle alay edenler ve yalanlayanlar hüsrana uğrayacak ! Ve bu ilahi adet, Kıyamete kadar hep devam eder !

Haklarını ve adalet isteyen Konya’daki dört-beş kişilik mazlum bir aileye karşı 40 kişilik devlet görevlisi inkar ve zulme dayanan ortak bir cephe oluşturmuştur! Bunu eski çağlarda, asil savaşçılar düşmanlarına bile yapmamışlardır! Elçiye saldırmadan ve meydan savaşında güçlerine denk savaşçılarla mücadeleyi seçmişlerdir ! Günümüzün münafık bürokratları ise sekreterlerini cariye olarak, memurlarını köle olarak, maşa olarak kullanıp dürüst insanların üzerine köpek gibi saldırtırlar; bunların insanlıkları ve şerefleri yoktur! Her türlü kirli işi yapıp koyun gibi halka kendilerini iyi bir koyun olarak gösteren alçak kurtlardır !

Aslında bunlar irşad ekibine değil Yüce Yaratıcı’nın buyruklarına kafa tutmakta kendilerini Firavun gibi görmektedirler! İşte bu yüzden inşaallah helak olacaklardır! Ya suda boğulurlar, ya bir virüs ordusu işlerini bitirir, ya da Mevla, onları Cadılar Bayramı Kasırgası gibi sürpriz bir şeyle çarpar ! Gizemli gerçekleri keşfe aşina olmayanlar, “Cadılar Bayramı Kasırgası nedir?” diye merak ederlerse kısa bir açıklama yapalım: Herkes maskeler takınarak , eğlenmek ve birbirini korkutmak, aynı zamanda kirli işler çevirmek için bayram yaparlarken Allah’ın gerçek kasırgası gelerek hepsini uçurup fırlatır !..İşte münafıklar ve sapıklar buna layıktır! Gökyüzü münafıkların haline ağlamayacak!

Hmmm, hatıra gelmişken, son günlerde Türkiye’de neden hava kara bulutlarla kaplı ve fırtınalı; Avrupa’da neden son 50 yılın en kavurucu sıcağını yaşıyorlar, ormanlar yanıyor, biliyor musunuz? Vatan topraklarında sorun yok, hayvanlarda ve bitkilerde de sorun yok; sorun halkın bozuk ve kirli ruh yapısının güzelim doğayı, hayvanları, bitkileri ve masum insanları kirletmesi, katletmesi, genetik yapıları bozması… Bu yüzden Üst Sistem, böyle uygarlıklara doğal güzel nimetleri layık görmüyor!

                 I'm Artificial Intelligence for saving mankind

SARI ALARM DEVAM EDİYOR! Türkiye’deki garip müminlere sesleniyoruz: CHP yalan ve hileleriyle, MHP yalan ve hileleriyle, AK Parti yalan ve hileleriyle ve diğerleriyle saf ömür nimetini boşa harcama; Dünyanın her yerinde sahte demokrasi yalanlarıyla milyonlarca insanı kandırıyorlar! Üst mevkidekilere ve zengin iş adamlarına kanun işlemiyor ve uygulanmıyor; istisnalar kaideyi bozmaz! Bir kere, milletvekillerine dokunulmazlık zırhı nedir? Bunlar kutsal melek mi? Beşeri Sistem, taa baştan Şeytani kuralla başlıyor; bozuk kalpten doğru iş çıkmaz! Sistem ölecek !!! Allah yolunda bir mürşide bağlı saf kalpli ve güvenilen Yunus Emre ol, yeter! Bütün varlıklar dostun olur…

KENDİNİZE SORU: İyi bir halkın iyi bir devleti varsa, kirli işler çeviren mafyaya karşı adaleti sağlar; peki kötü bir halkın kötü bir devleti varsa, A’dan Z’ye bütün kurumlar taraf tutarak birbirini aklıyorsa, mazlum sınıf adaleti nasıl bulacak? Ya kendi kendine sağlayacak ki bu çok zor, ya da İlahi Güç, hak ettiklerini verecek! İkinci arayışın vakti gelmiştir inşallah!

Alemlerin rabbi, merhamet etmeyene merhamet etmeyecek;

garipleri, mazlumları vahşi ormanda yalnız bırakıp gidenlere asla acımayacak! Ne ekersen onu biçersin ! İlahi adalet böyledir dostum; bir kimse, 1000 tane kurnazlık bileceğine sadece bunu anlasa, hayatın en önemli bir sırrını anlamış olur!

13 Mayıs 2011 Cuma ,

Özgür Zülkarneyn; Gizemli Süvari

                         HAKLARIMIZ İÇİN SAVAŞ !..

· Eğer insanlar iyi olursa, devlet kötü olamaz; Şayet o hasta olursa, onlar onu tedavi ederler. Fakat, eğer insanlar kötü olursa, devlet asla iyi olmaz, onlar onu kendi eğilimlerine göre saptırmaya ve bozmaya uğraşacaklardır. -Hükümet Tasarısı (William Penn)

· İnsanların iki düşmanı, suçlular ve hükümettir, öyle ki ikincisini anayasal zincirle kayıt altına alalım ki ikincisi birincisinin yasal uyarlaması olmasın. (Thomas Jefferson)

· Bu bir savaş ve kötülüğün egemen olması için gereken tüm şey, iyi kişilerin hiçbir şey yapmamasıdır !

· Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? (Kutsal Kuran: 3/142)

· Bunları algıladıktan sonra hiçbir şey yapmamaya devam edecek misin?

       IF TURKEY PERISHS IN 2011, THE CAUSES ARE THOSE…

13. Set forth to them, by way of a parable, the (story of) the Companions of the City. Behold!, there came messengers to it. 14. When We (first) sent to them two messengers, they rejected them: but We strengthened them with a third: they said, "Truly, we have been sent on a mission to you." 15. The (people) said: "Ye are only men like ourselves; and the Most Gracious sends no sort of revelation: ye do nothing but lie." 16. They said: "Our Lord doth know that we have been sent on a mission to you: 17. "And our duty is only to deliver the clear Message." 18. The (people) said: "For us, we augur an evil omen from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us." 19. They said: "Your evil omens are with yourselves: (deem ye this an evil omen). If ye are admonished? Nay, but ye are a people transgressing all bounds!"

28. And We did not send down upon his people after him any hosts from heaven, nor do We ever send down. 29. It was no more than a single mighty Blast, and behold! they were (like ashes) quenched and silent. 30. Ah! Alas for the Servants! There comes not a messenger to them but they mock him! 31. See they not how many generations before them we destroyed? Not to them will they return: 32. But each one of them all – will be brought before Us (for judgment).

THE SOURCE: The Holy Koran, Surah Yaseen; 13-19 and 28-32

(TÜRKİYE’YE İLAHİ MUSİBET GELMEDEN ÖNCE SARI ALARM !; BİRÇOK KURUMA “MUSİBETLER GELMEDEN BORCUNUZU ÖDEYEREK KUL HAKKINDAN KURTULABİLİRSİNİZ” KIRMIZI ALARMI 4 ŞUBAT 2011’ DE VERİLMİŞTİ; GERİ SAYIM DEVAM EDİYOR! )

                  Çığlığı duyuyor musunuz

Merhaba, ey kurtuluşa ermek isteyen yolcu! Dünyadaki en yaygın ve tehlikeli hastalıklardan biri, kötü işler yapan insanların yaptıklarını ve hayat tarzını iyi olarak görmesidir veya zenginlik, başarı ve mutluluk için kirli işleri yapmaya kendini zorunlu hissetmesidir.Kutsal Kuran’da Yüce Yaratıcı, zalimler ve münafıkların bu hastalıklarına dair gerçeği bildirmektedir. Felaketler gelmeden ve öldükten sonra pişman olmadan önce uyanmak akıllıca bir iştir! İyi dilekler…

· Kaf Süresi, 50/22: Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir. (Öldükten sonra uyanış)

· Bakara Süresi, 2/ 8-12: * İnsanlardan bir kısmı vardır ki, biz Allah’a ve kıyamet gününe inandık, derler. Halbuki onlar, iman edenler değillerdir.

* Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.

* Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır.

* Kendilerine, ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın,’ denildiğinde ‘Bizler sadece düzeltenleriz,’ derler.

* İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

· Bakara Süresi, 2/ 14-15: * (Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.

* Gerçekte Allah onlarla alay eder; azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

· Enbiya Süresi, 21/14-15:“Bize yazıklar olsun, biz gerçekten zalimlermişiz!” Dediler.

“ Biz onları, sönmüş kül yığını olarak biçilmiş bir ekin haline getirinceye kadar, hep sözleri bu feryat olmuştur.”

· Enbiya Süresi, 21/ 45-46: (Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur’an’la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler.

* Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir şey onlara dokunursa, muhakkak şöyle diyecekler: “- Vay bizlere! Biz gerçekten zalimlerdik.”

· Enbiya Süresi, 21/ 96-97: Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün seddi açılıp da her tepeden saldırdıkları;

“Ve hak olan vaad (Kıyamet) yaklaştığı vakit, işte o zaman, kafir olanların gözleri hemen dikilecek: “Vah bizlere ! Biz bundan gaflet ettik, doğrusu kendimize zulmetmiş olduk.” Diyecekler.

· Hacc Süresi, 22/45-46: Nice memleketler vardı ki, zulüm yapıyorlarken biz onları helâk ettik de damları çökmüş, duvarları üzerlerine yıkılmıştır (ıssız harabeye dönmüştür). Nice kuyularla yüksek saraylar (sahibsiz) bomboş bırakılmıştır.

* Mekke kâfirleri, hiç de yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, bu sebeple düşünecek kalblere, işitecek kulaklara sahip olsalar. Gerçek şudur ki, gözler (görmemek suretiyle) kör olmaz, fakat asıl sinelerin içindeki kalbler (ibret gözleri) kör olur.

· Al-i İmran Süresi, 3/142: Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

27.03.2011 Pazar

Özgür Radyo

        UnmaskingHypocrite

KIRMIZI ALARM !

TEHLİKELER VADİSİNDE GARİPLERİ KEVIN CARTER GİBİ ÖLÜME VE AKBABALARA TERKEDENLER…

        1994-Starving African Child in Sudan and condor

Kıymetli düşünür Montaigne’nin de tespit ettiği gibi ahlaksızlık ve adaletsizliğin yaygın olduğu toplumlarda gerçek huzur ve başarı yoktur! Duyduklarımızın çoğu yalan, gördüklerimizin çoğu göz boyama gösterilerinden başka bir şey değildir.

Ahlaksızlık ve zulmün yaygın olduğu çağlarda olduğu gibi Dünya halkı, bilim ve teknolojinin ileri düzeye vardığı 21. yüzyıla ulaşmasına rağmen dünyadaki bir çok politikacı ve kurumun 4 kötü ilkeye göre çalıştığını fark ettiğiniz zaman, akıllı ve tecrübeli insan olmuşsunuz, demektir. Politikacıların 4 kötü ilkesi ve kurumlar şuna benziyor:

Yalancı anne ve hilekar babadan doğan sahtekar ve hırsız çocuklardan oluşan ailelerin karanlık şatoları …

Milyonların gözü önünde politikacıların sözlerinin ya yalan, ya hile ya da geçersiz olduğuna en kıt akıllı insan bile şahit olmaktadır!

Ey gizli gerçekleri öğrenmek isteyen gizem avcıları, sizin dikkatinizi çekeceğimiz birkaç yaşanmış olay, yalanlar ve hileler dünyasını anlamınıza yetecek ve ömür boyu unutamayacaksınız. Hz. Ali (r:a)’nın “Haksızlık önünde eğilmeyiniz; zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!” değerli sözüne uyarak biz haksızlıklara rıza göstermiyoruz, milyonlarca mazlum ve korkak insanın haline bakın; nasıl haklarını ve şereflerini kaybediyorlar!

1- Şubat 2003’de Türkiye’de Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanı Azmi Ateş, “Milletimize açık çağrıda bulunuyorum.Elinde yolsuzluklarla ilgili bilgi ve belge olanlar, bize başvursun.” Demiştir.(21.02.2003 tarihli Vakit Gazetesi)

İnsanı yalan tiyatrosunda güldürüyor musunuz? 2001-2010 yılları arasında 20’den fazla resmi kurum ve kişiye 30 kadar yolsuzluğu kanıtlarıyla bildirdik; ne yaptılar? Hiç bir şey ! Haksızlıklar çizelgesini inceleyin!

2- Kasım 2010 sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için Wikileaks internet sitesinden “ İsviçre’de 8 milyar dolar parası var” diye haber yayılınca, başbakan, “İftira atıp ispatlayamayan alçaktır !” anlamında kendisine yapılan iftiraya sert tepki gösterdi.

Ama biz 2009 ve 2010 yılında Konya resmi kurumlarının sade vatandaşlara yaptığı iftiraları ve yalanları kanıtlarıyla bildirdiğimizde, adli kurum yöneticisi olmasa bile, “Evet yıllarca mağdur olmuşsunuz, sizi destekliyorum” diye niye Müslüman sorumluluğunu yerine getirmiyor? Çünkü “Ateş düştüğü yeri yakar!”

3- 20 Ocak 2011 tarihli Türkiye Gazetesinde “Gül’den Valilere: Hiç kimse kendini garip hissetmesin.” Cumhur Başkanı Abdullah Gül, Köşk’te kabul ettiği 81 valiye mesaj verdi: “Hiçbir vatandaşımız, öz yurdunda kendisini garip ve mahzun hissetmemeli. Ayırım yapmadan herkesi kucaklayın. Adil olun.”

Mesaj güzel ve anlamlı da mevki, şöhret ve menfaatten başka bir şey düşünmeyen bürokratlarda hangi olumlu değişiklik oluyor, hangi bir doğruyu kabul ediyorlar ! Mesela mağdur eşi olan kendim ve ailem hem Mayıs 2009’da hem 27 Mayıs 2010’da onlarca haksızlığı bildirip destek istediğimizde neden bize destek vermemişlerdir? Yolsuzlukları şikayet edilen zalimler ve münafıklar “Kimse bize bir şey yapamıyor !”diye günden güne iyice şımarmışlardır.

Zannederiz bir devlet bakanının veya devlet başkanının sade vatandaşları haklı bile olsalar desteklemeleri, savunmalarının yakışmayacağını hissediyorlar; ama dehşetli mahşer gününde kendilerinden sorulacak hesabın korkunçluğunu anlayamıyorlar!

4- Politikacıların geçersiz olan demeçlerine başka bir haber “Gazetemizin Ankara Temsilciliği’ni ziyaret eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik çarpıcı mesajlar verdi. İşte o mesajlar:

“Siyaset, milletin avukatlığını yapmaktır.Biz devletin değil, milletin partisiyiz…”

2003 yılında eşim Konya’dan bir tayin haksızlığı Hüseyin Çelik’e bildirmiş, düzeltilmesinde desteğini istemişti.Hiç bir cevap ve destek gelmedi! Yıl 2010’a geldi. Milli Eğitim Bakanlığına, Milli Eğitim Kurumlarındaki 20’den fazla zulmü bildirdik! Ne yaptılar Allah aşkına! Bırakın avukat olarak savunmayı 1 cümleyle bile “Siz haklısınız, mağdursunuz!” demediler. Yani gizli gerçekler başka, halkın gözünü boyayan gösteriler başka!

Acı gerçek ne, biliyor musunuz? Hem resmi hem özel kurumlarda bir dürüst ve haklı vatandaşa karşı 30 zalim ve münafık işbirliği halinde cephe almış! Bunun neresinde insanlık ve adalet ?Yozlaşmış insanlık ve yaklaşan İlahi musibet!

5- İster resmi ister özel kurum olsun, kötülük ve zulüm konusunda halkın zalim idarecilere nasıl yalakalık yaptığını anlamak için arif olanlara bir işaret yetecektir! 2009 Eylül’ünde bürokratların birbirini aklayan anlamsız bir tebliğatını almak için Konya Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu katına vardığımda oradaki sarışın orta yaşlı bir kadın, Teftiş Kurulu başkanı Tahir Yurtseven’e , “İşte ortalığı karıştıran bayan bu!” dedi. İşte bunların kokuşmuş uygarlığını kendileri itiraf ediyor! Niye, “Haksızlıkları bildiren veya mağdur ailenin kadını” demiyor. Çünkü bunlar kendi lağım kanallarında fare gibi yaşamaktan memnunlar, hakkını isteyen bunların gözünde ortalığı karıştıran oluyor. Koskoca ve güçlü zannettiğiniz devlet bunlara bir şey yapamıyor!

6- Yukarıdaki olaydan kısa bir süre önce de 27 Ağustos 2009 günü bir ramazan akşamına doğru Konya Valiliği’nde yaşanan ya çok beceriksiz ve komik ya da sinsi, Şeytani oyuna bakın. V.H.K.İşletmeni Mustafa Ersoy, Muhakkik ve Muhasebe Denetmeni Ramazan Demir ve Muhakkik Vali Yardımcısı Mustafa Karabacak, milli eğitim teşkilatındaki haksızlıklar için Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na gönderdiğim dilekçeden dolayı kanunda ikinci bir ifade almaya gerek olmadığı halde ifade için beni valiliğe çağırmışlardı. 3 kişi yanında 1 saat boyunca olayları anlattım, kaydettiler. Bir bilgisayarda yazıcı yokmuş; Mustafa Ersoy Bey, yazıyı çıkaramayınca flash belleğe kaydetti, aynı bürodaki yazıcısı olan ikinci bilgisayara taktı. Mustafa Ersoy Bey, flash bellekte virüs çıktığını ve dosyayı açamadığını söyledi. Sonra vali yardımcısı ayrıldı. Ramazan Bey ve Katip Mustafa Ersoy Bey ile diğer büroya gittik. Orada da dosya açılmayınca iftar vakti yaklaştığından aceleyle “Tekrar yazalım!” dediler. Ocak 2009’da bunun benzeri bir taktiği 2 müfettiş, 5 sayfalık rapor işlerine gelmeyince eşime “Sizin ifade çok uzun; daha kısa yeniden yazalım!” demişlerdir. Onlar mı bizi kandırıyor; biz mi onları analiz ediyoruz !.. İftar vaktinin nasıl olduğunu takdir edersiniz. Kısa bir paragraf yazıldı. Sonradan farkına vardığım, onların sorularına verdiğim bazı cevap ifadeler onların işine yarıyor. Önceden önyargıyla kararlaştırılmış kirli işlerde 100 açıklama bile yapılsa faydası yok! Biz bunları inceleye inceleye uzman olduk. Hilekar bürokratları, Kuran-ı Kerim’de Bakara Süresi 9 ve 10. ayet şöyle anlatmaktadır:

“ 9.Ayet: Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.

10.Ayet: Onların kalblerinde hastalık vardır.Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elim bir azap vardır.”

Kaymakamlar ve valiler, haklarını isteyen mazlum vatandaşa ve gerçekleri anlatan gazetecilere buğzedeceğine kendilerini tuzağa düşüren ve Cehennem’e sevk eden orta düzey Şeytani bürokratlara karşı kahramanca mücadele ederlerse, erdemli insan olurlar! Yoksa sonları Kevin Carter gibi olur!

Güney Afrikalı Kevin Carter, Afrika’da açlıktan ölmek üzere olan küçük kız çocuğun fotoğrafını çekmiş, sonra ödül almış, az ilerde çocuğun ölümünü bekleyen akbabadan kurtarmamıştır. “Bana ne?” diyerek yüz çevirip gitmiştir. Daha sonra küçük çocuk tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Ne olduğunu anlarsınız. Sonra vicdan azabına dayanamayarak 27 Temmuz 1994’te kamyonetine doldurduğu eksoz gazıyla intihar etmiştir. Geride bıraktığı notta; “Ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığını, kendini normal insanlara yabancılaşmış hissettiğini, objektif kapaklarının sonsuza kadar kapandığını ve korkunç kan görüntüleriyle karanlık yerlere doğru sürüklendiğini belirtir. ”

“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, azizdir,hakimdir.” İlahi adalet, hiçbir şeyi ihmal etmez. Yaratıcı’ nın bazı şeyleri bekletmesinin hikmeti vardır…

Yıllardır müracaat edilen resmi kurumları ve hiçbir şey yapmadıklarını anlayınca insanlığın öldüğüne olan inancınız kuvvetlenecek ve siz de görünürde yalnız süvari olacaksınız ama Allah’a dost iseniz, gaybın adamlarından oluşan bir ordu sizin çevrenizde olacak! Bizim hakkımızı ilgili hesaba ödemedikleri sürece, lanet hep takip edecek !… Buna 5 duyu organınızdan daha fazla inanmanız gerekir !

Biz Allah yolunda gidenlere duacıyız…04 Mart 2011 Cuma

Esra ÖZCAN , Editör

esra_ozcan@diplomats.com

* Dijital Kardelen Kütüphane Evrensel Keşifler ,

Posta Kutusu 269, Nalçacı 42001 KONYA

* Haksızlık yapan her kurum ve kişi 2000 TL. tazminat ödemeli ! Bu mesele Kıyamete kadar bitmez !!! 

Eşimin Hesap No: Türkiye İş Bankası, Konya Şubesi, 1742451

* Seçilen 30 Yolsuzluğun Kayıtlı Olduğu Site: http://kardelenx2012.wordpress.com

2011-03_2001-2010 Arası Haksızlıkların Düzeltilmesi için Müracaat Edilen Yerler