Tag Archive: insanlık


 

Bazen uzun metinler yerine sorular ve cevaplar, konuların anlaşılması için daha iyi olur! Bazı konularda aynı dinden ve milletten insanların cevapları ve görüşleri aynı olsa bile yine de milyonlarca olay ve durum yaşandığından bakış açıları farklıdır…

Aslında bir anda sıra dışı bakış açılarına “Saçma”, “delilik” ,”sapıklık” gibi etiketler vurmak yanlıştır! Çünkü milyonlarca, milyarlarca haller yaşanmaktadır…

Şimdi Allah’ın izniyle ilham gelen sorulara geçelim:

      1999-Storm of the Century-1_Yüzyılın Fırtınası-1

SORU 1(HUKUKUN ÖLMÜŞ OLMASI): Günümüzde neden hukuk adaletle işlemiyor, neden mağdurlar haklarını alamıyorlar?

GİZEMLİ SÜVARİNİN CEVABI: Çünkü halkın çoğu bozuk olunca hukuk ta bozuk oluyor, bürokratlar da. Hepsinin birçok suçları var, halka karşı idareciler birbirini aklıyor! Alabildiğine inkar var…

SORU 2 (TARAFTARLIK, KAVMİYETÇİLİK): Bazı kişilerin ve kurumların, kendi grubundaki suçluları savunması ve kusurlarını örtbas etmesi büyük bir günah değil midir?

CEVAP: Büyük günahtır; hatta İslam Dini’nde kavmiyetçiliğin, zulüm konusunda kendi kavmine yardım etmek olduğu açıklanmıştır. En tehlikeli şeylerden biri budur! Çünkü hiçbir başka milletten olan haklı kişi taraf tutan gruba karşı hakkını alamaz!

SORU 3 (TUTKULAR): Bir kişi günlük önemli görevlerini hiç yapmazken veya aksatırken, televizyon, müzik, internette sörf gibi şeylerle birkaç saat harcaması tutku, kötü alışkanlık değil midir?

CEVAP: Elbette tutku ve bağımlılıktır. İhmal edilen görevlerden insanoğlu sorguya çekilecektir!

SORU 4 (BAKIŞ AÇILARI VE FARKINDALIK): Bir vatandaşın, 25 yıl resmi kurumda karısı başını açarken veya her yıl plajda mayoyla eğlenirken, bunlardan daha küçük günahlara kafayı takıp düşman olması doğru mu? Mesela işyerinde veya başka bir ortamda sağlık,önemli bir konu olmaksızın evlilik düşebilen biriyle hoşlandığı için konuşmak gibi?

CEVAP: Bazı sosyal kötü alışkanlıklar insana hoş ve doğru gelebilir,bunları düşünmek ve kıyas etmek lazımdır! Mesela plajda hanım bikiniyle tatil yaparken bunu normal görüp şehre dönünce kadın dizine gelen etek giyse, adam da “Bu kısa, hoşuma gitmiyor, herkes bakıyor!” dese, bu kişi bazı şeylerin olumsuzluk derecesini fark edemiyor, demektir! Önemli konularda erkek-kadın baş başa olmadıktan sonra müzakere yapabilir.

SORU 5 (EVLİYANIN VE SALİHLERİN KEŞFİ): İnternette ve basında Şeyh Nazım Kıbrısi Efendi’nin gelecek bir musibete dair keşfi 24 Nisan 2011’de yayınlandı, bu ne kadar doğru olabilir?

CEVAP: Kur’an-ı Kerim ve Hz.Muhammed a.s.’in uyarılarına da bakarak bu yadırganacak bir şey değil! Günümüz dünyasında her türlü günah var; başta zulüm ve zina!.. Tüm gaybı ve geleceği elbette Allah c.c. bilir; fakat mümin kullarından dilediğine geleceğe ve kadere dair bazı şeyleri bildirebilir, bunun dünyada yaşanmış birçok örnekleri var. Ayrıca mazlumlar devamlı beddua ediyor; şahsen bu fakir mücahidin de ilahi musibete dair sezgisi var ve münafıkların layık olduğuna inanıyorum. Diyelim ki % 60 ile 90 arasında inanıyorum ve gerçekleşmedi! Bize ne zararı var? Uyanık ve hazırlıklı olmak daha iyi; tövbe edelim, kalbimizi temizleyelim ve varsa kul haklarını ödeyelim!

SORU 6 (İNTERNETTE ÇOK VE ÖZEL FOTOĞRAF YAYINLAMAK): Bazı evli veya bekar arkadaşlar, hayatın çeşitli sahnelerine dair 100, 200 veya daha fazla fotoğraf yayınlıyorlar, bu doğru mu sakıncalı mı?

CEVAP: Doğru değil; çünkü bu kadar gösterişe gerek yok, birkaç tane ciddi fotoğraf yayınlamak yeter, o da inandırıcı olması ve iş ilişkileri açısından. Hem gönül güzelleri gördükçe tutkusu artar, evli bile olsa takılırlar, özellikle kadınları rahatsız ederler! Nefs, evli falan dinlemez…Hem hırsızı var, katili var, sapığı var, ne gerek var o kadar resme: Yok kanepede yaslanırken, kankanın yanağını sıkarken, yok mutfakta pasta yaparken…Bırak kardeşim Allah’ını seversen…

SORU 7 (GİYİM, MODA): Kadınların topuklu ayakkabı giymesi, dar pantolon ve bluz giymesi, dekolte giymesi, dikkat çekici makyaj yapması gibi şeyler doğru mu? Onlara, bunları hangi şey yaptırıyor?

CEVAP : Doğru değil, kadına ne kadar erkek sulanıyorsa günah defterine yazılıyor. Bir erkeğin ilgisi, nefsi emmare ve Şeytana yetmiyor, kadının nefsi tüm halka güzel görünmek ve ilgi görmek istiyor, böyle zevk alıyor. Sonra da “Erkekler kadına bakıyor!” , diye eleştiriyorlar, çok komik!

SORU 8 (SORU SORANA CEVAP VERMEK VE YARDIMA İHTİYACI OLANA YARDIM ETMEK): Günümüz insanları çok şeyle ilgilendiğinden kendilerine sorulan sorulara cevap vermiyorlar veya yardım isteyene etmiyorlar, bunun insanlık açısından sorumluluğu yok mu?

CEVAP: Elbette vardır; normal bir vatandaşın mektubuna veya sorusuna cevap vermek lazımdır. Birinin hafife aldığı bir şey, diğeri için hayati önem arz edebilir! Yardım isteyenden yüz çevirmek insanlık dışı bir şeydir! Önceden hilekar, hırsız vb. olarak tanınan biri varsa, o zaman cevap vermeyebilir. Kısaca “Ne ekersen, onu biçersin!” Ne güzel bir atasözü!

SORU 9 (ELEŞTİRENLERE DARILMAK VE ARKADAŞLIĞI BIRAKMAK): Günümüz insanı hırslı, gururlu, kendini beğenmiş, gösteriş düşkünü olduğundan en küçük eleştiri ve hoşuna gitmeyen bir şeyde arkadaşlığı bitiriyor, bu nasıl bir ahlak?

CEVAP: Bu, çok basit ve kötü bir ahlak! Yani insanlar iltifatı ve yağcılığı seviyorlar. Eleştiriye tahammülleri yok! Bilgili ve tecrübeli bir kişi şöyle düşünmeli: “Bir konuda uzaman da olsam , benim anlayamadığım, fark etmediğim veya yeni keşfedilen bazı teknikler vardır; onları dinlemeliyim, düşünmeliyim, incelemeliyim!” diye oto kontrol yapmalıdır. İnsan, “Ben yeterli bilgi ve tecrübeye sahibim, 10 yaşında çocuktan mı ders alacağım!” diye düşündüğü anda işi bitmiştir!

SORU 10 (TAVSİYE EDİLEN FİLM): Günümüz şartlarına da uygun olarak hangi filmi tavsiye edersiniz?

CEVAP: Yüzyılın Fırtınası 1 v e 2 filmleri (Storm of the Century)…İzlerseniz neden tavsiye ettiğimi anlarsınız J Ayrıca bendeniz, o kasabanın yalnız kalan şerifine benziyorum…

Aslında bu hafta mesaj hazırlamama düşüncesi vardı ama ilham geldi işte, yazdık, Allah kabul etsin! Sizin ferasetinize göre, bu önceden programlanmış şey mi yoksa ilhamla mı yazılmıştır? Bizde yalan dolan yoktur; yalnız karanlıklar ülkesinde güvenlik gereği bazı arkadaşların adları takmadır! Eğer ülkeye bir musibet gelir de bazı temiz kalpli, iyiliksever insanlarla karşılaşamazsak onlara hakkımızı helal ediyoruz; zor durumda insanları yüz üstü bırakıp gidenlere helal etmiyoruz, Yüce Yaratıcı herkese hak ettiğini verecektir! Hoşça kalın! 28.05.2011

Özgür Zülkarneyn

      2001-Kiss of the Dragon-Jet Li

Reklamlar

KIRMIZI ALARM !

TEHLİKELER VADİSİNDE GARİPLERİ KEVIN CARTER GİBİ ÖLÜME VE AKBABALARA TERKEDENLER…

        1994-Starving African Child in Sudan and condor

Kıymetli düşünür Montaigne’nin de tespit ettiği gibi ahlaksızlık ve adaletsizliğin yaygın olduğu toplumlarda gerçek huzur ve başarı yoktur! Duyduklarımızın çoğu yalan, gördüklerimizin çoğu göz boyama gösterilerinden başka bir şey değildir.

Ahlaksızlık ve zulmün yaygın olduğu çağlarda olduğu gibi Dünya halkı, bilim ve teknolojinin ileri düzeye vardığı 21. yüzyıla ulaşmasına rağmen dünyadaki bir çok politikacı ve kurumun 4 kötü ilkeye göre çalıştığını fark ettiğiniz zaman, akıllı ve tecrübeli insan olmuşsunuz, demektir. Politikacıların 4 kötü ilkesi ve kurumlar şuna benziyor:

Yalancı anne ve hilekar babadan doğan sahtekar ve hırsız çocuklardan oluşan ailelerin karanlık şatoları …

Milyonların gözü önünde politikacıların sözlerinin ya yalan, ya hile ya da geçersiz olduğuna en kıt akıllı insan bile şahit olmaktadır!

Ey gizli gerçekleri öğrenmek isteyen gizem avcıları, sizin dikkatinizi çekeceğimiz birkaç yaşanmış olay, yalanlar ve hileler dünyasını anlamınıza yetecek ve ömür boyu unutamayacaksınız. Hz. Ali (r:a)’nın “Haksızlık önünde eğilmeyiniz; zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz!” değerli sözüne uyarak biz haksızlıklara rıza göstermiyoruz, milyonlarca mazlum ve korkak insanın haline bakın; nasıl haklarını ve şereflerini kaybediyorlar!

1- Şubat 2003’de Türkiye’de Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanı Azmi Ateş, “Milletimize açık çağrıda bulunuyorum.Elinde yolsuzluklarla ilgili bilgi ve belge olanlar, bize başvursun.” Demiştir.(21.02.2003 tarihli Vakit Gazetesi)

İnsanı yalan tiyatrosunda güldürüyor musunuz? 2001-2010 yılları arasında 20’den fazla resmi kurum ve kişiye 30 kadar yolsuzluğu kanıtlarıyla bildirdik; ne yaptılar? Hiç bir şey ! Haksızlıklar çizelgesini inceleyin!

2- Kasım 2010 sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için Wikileaks internet sitesinden “ İsviçre’de 8 milyar dolar parası var” diye haber yayılınca, başbakan, “İftira atıp ispatlayamayan alçaktır !” anlamında kendisine yapılan iftiraya sert tepki gösterdi.

Ama biz 2009 ve 2010 yılında Konya resmi kurumlarının sade vatandaşlara yaptığı iftiraları ve yalanları kanıtlarıyla bildirdiğimizde, adli kurum yöneticisi olmasa bile, “Evet yıllarca mağdur olmuşsunuz, sizi destekliyorum” diye niye Müslüman sorumluluğunu yerine getirmiyor? Çünkü “Ateş düştüğü yeri yakar!”

3- 20 Ocak 2011 tarihli Türkiye Gazetesinde “Gül’den Valilere: Hiç kimse kendini garip hissetmesin.” Cumhur Başkanı Abdullah Gül, Köşk’te kabul ettiği 81 valiye mesaj verdi: “Hiçbir vatandaşımız, öz yurdunda kendisini garip ve mahzun hissetmemeli. Ayırım yapmadan herkesi kucaklayın. Adil olun.”

Mesaj güzel ve anlamlı da mevki, şöhret ve menfaatten başka bir şey düşünmeyen bürokratlarda hangi olumlu değişiklik oluyor, hangi bir doğruyu kabul ediyorlar ! Mesela mağdur eşi olan kendim ve ailem hem Mayıs 2009’da hem 27 Mayıs 2010’da onlarca haksızlığı bildirip destek istediğimizde neden bize destek vermemişlerdir? Yolsuzlukları şikayet edilen zalimler ve münafıklar “Kimse bize bir şey yapamıyor !”diye günden güne iyice şımarmışlardır.

Zannederiz bir devlet bakanının veya devlet başkanının sade vatandaşları haklı bile olsalar desteklemeleri, savunmalarının yakışmayacağını hissediyorlar; ama dehşetli mahşer gününde kendilerinden sorulacak hesabın korkunçluğunu anlayamıyorlar!

4- Politikacıların geçersiz olan demeçlerine başka bir haber “Gazetemizin Ankara Temsilciliği’ni ziyaret eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik çarpıcı mesajlar verdi. İşte o mesajlar:

“Siyaset, milletin avukatlığını yapmaktır.Biz devletin değil, milletin partisiyiz…”

2003 yılında eşim Konya’dan bir tayin haksızlığı Hüseyin Çelik’e bildirmiş, düzeltilmesinde desteğini istemişti.Hiç bir cevap ve destek gelmedi! Yıl 2010’a geldi. Milli Eğitim Bakanlığına, Milli Eğitim Kurumlarındaki 20’den fazla zulmü bildirdik! Ne yaptılar Allah aşkına! Bırakın avukat olarak savunmayı 1 cümleyle bile “Siz haklısınız, mağdursunuz!” demediler. Yani gizli gerçekler başka, halkın gözünü boyayan gösteriler başka!

Acı gerçek ne, biliyor musunuz? Hem resmi hem özel kurumlarda bir dürüst ve haklı vatandaşa karşı 30 zalim ve münafık işbirliği halinde cephe almış! Bunun neresinde insanlık ve adalet ?Yozlaşmış insanlık ve yaklaşan İlahi musibet!

5- İster resmi ister özel kurum olsun, kötülük ve zulüm konusunda halkın zalim idarecilere nasıl yalakalık yaptığını anlamak için arif olanlara bir işaret yetecektir! 2009 Eylül’ünde bürokratların birbirini aklayan anlamsız bir tebliğatını almak için Konya Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu katına vardığımda oradaki sarışın orta yaşlı bir kadın, Teftiş Kurulu başkanı Tahir Yurtseven’e , “İşte ortalığı karıştıran bayan bu!” dedi. İşte bunların kokuşmuş uygarlığını kendileri itiraf ediyor! Niye, “Haksızlıkları bildiren veya mağdur ailenin kadını” demiyor. Çünkü bunlar kendi lağım kanallarında fare gibi yaşamaktan memnunlar, hakkını isteyen bunların gözünde ortalığı karıştıran oluyor. Koskoca ve güçlü zannettiğiniz devlet bunlara bir şey yapamıyor!

6- Yukarıdaki olaydan kısa bir süre önce de 27 Ağustos 2009 günü bir ramazan akşamına doğru Konya Valiliği’nde yaşanan ya çok beceriksiz ve komik ya da sinsi, Şeytani oyuna bakın. V.H.K.İşletmeni Mustafa Ersoy, Muhakkik ve Muhasebe Denetmeni Ramazan Demir ve Muhakkik Vali Yardımcısı Mustafa Karabacak, milli eğitim teşkilatındaki haksızlıklar için Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na gönderdiğim dilekçeden dolayı kanunda ikinci bir ifade almaya gerek olmadığı halde ifade için beni valiliğe çağırmışlardı. 3 kişi yanında 1 saat boyunca olayları anlattım, kaydettiler. Bir bilgisayarda yazıcı yokmuş; Mustafa Ersoy Bey, yazıyı çıkaramayınca flash belleğe kaydetti, aynı bürodaki yazıcısı olan ikinci bilgisayara taktı. Mustafa Ersoy Bey, flash bellekte virüs çıktığını ve dosyayı açamadığını söyledi. Sonra vali yardımcısı ayrıldı. Ramazan Bey ve Katip Mustafa Ersoy Bey ile diğer büroya gittik. Orada da dosya açılmayınca iftar vakti yaklaştığından aceleyle “Tekrar yazalım!” dediler. Ocak 2009’da bunun benzeri bir taktiği 2 müfettiş, 5 sayfalık rapor işlerine gelmeyince eşime “Sizin ifade çok uzun; daha kısa yeniden yazalım!” demişlerdir. Onlar mı bizi kandırıyor; biz mi onları analiz ediyoruz !.. İftar vaktinin nasıl olduğunu takdir edersiniz. Kısa bir paragraf yazıldı. Sonradan farkına vardığım, onların sorularına verdiğim bazı cevap ifadeler onların işine yarıyor. Önceden önyargıyla kararlaştırılmış kirli işlerde 100 açıklama bile yapılsa faydası yok! Biz bunları inceleye inceleye uzman olduk. Hilekar bürokratları, Kuran-ı Kerim’de Bakara Süresi 9 ve 10. ayet şöyle anlatmaktadır:

“ 9.Ayet: Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.

10.Ayet: Onların kalblerinde hastalık vardır.Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elim bir azap vardır.”

Kaymakamlar ve valiler, haklarını isteyen mazlum vatandaşa ve gerçekleri anlatan gazetecilere buğzedeceğine kendilerini tuzağa düşüren ve Cehennem’e sevk eden orta düzey Şeytani bürokratlara karşı kahramanca mücadele ederlerse, erdemli insan olurlar! Yoksa sonları Kevin Carter gibi olur!

Güney Afrikalı Kevin Carter, Afrika’da açlıktan ölmek üzere olan küçük kız çocuğun fotoğrafını çekmiş, sonra ödül almış, az ilerde çocuğun ölümünü bekleyen akbabadan kurtarmamıştır. “Bana ne?” diyerek yüz çevirip gitmiştir. Daha sonra küçük çocuk tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Ne olduğunu anlarsınız. Sonra vicdan azabına dayanamayarak 27 Temmuz 1994’te kamyonetine doldurduğu eksoz gazıyla intihar etmiştir. Geride bıraktığı notta; “Ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığını, kendini normal insanlara yabancılaşmış hissettiğini, objektif kapaklarının sonsuza kadar kapandığını ve korkunç kan görüntüleriyle karanlık yerlere doğru sürüklendiğini belirtir. ”

“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, azizdir,hakimdir.” İlahi adalet, hiçbir şeyi ihmal etmez. Yaratıcı’ nın bazı şeyleri bekletmesinin hikmeti vardır…

Yıllardır müracaat edilen resmi kurumları ve hiçbir şey yapmadıklarını anlayınca insanlığın öldüğüne olan inancınız kuvvetlenecek ve siz de görünürde yalnız süvari olacaksınız ama Allah’a dost iseniz, gaybın adamlarından oluşan bir ordu sizin çevrenizde olacak! Bizim hakkımızı ilgili hesaba ödemedikleri sürece, lanet hep takip edecek !… Buna 5 duyu organınızdan daha fazla inanmanız gerekir !

Biz Allah yolunda gidenlere duacıyız…04 Mart 2011 Cuma

Esra ÖZCAN , Editör

esra_ozcan@diplomats.com

* Dijital Kardelen Kütüphane Evrensel Keşifler ,

Posta Kutusu 269, Nalçacı 42001 KONYA

* Haksızlık yapan her kurum ve kişi 2000 TL. tazminat ödemeli ! Bu mesele Kıyamete kadar bitmez !!! 

Eşimin Hesap No: Türkiye İş Bankası, Konya Şubesi, 1742451

* Seçilen 30 Yolsuzluğun Kayıtlı Olduğu Site: http://kardelenx2012.wordpress.com

2011-03_2001-2010 Arası Haksızlıkların Düzeltilmesi için Müracaat Edilen Yerler